efvan

Emre Yalçın
yazıyor

NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ



O DEDİ, BU KODU!

KNICKS TARİHİNDEN

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı...

TRANSITION
NBA'dan kısa kısa...


TÖRKİŞBASKETBOL

YUROBASKET


COURTSIDE

Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.







Aslının yerini tutar mı?

(4 Temmuz 2002, Perşembe)
Barrichello için tutmuş gibi görünüyordu. Bu durumda bize söyleyecek fazla bir şey kalmaz. Yine de çenemi tutamıyorum; Ferrari kendini tam anlamıyla sevenlerine affetirmek istiyorsa, bence Schumi'nin bir yarışı Rubens'e hediye etmesi gerekiyor. Şampiyonluk garantilendikten sonra bu olabilir belki…

Görüyorsunuz can sıkıntısı insana neler yaptırıyor. Süper Ferrari'yi tartışmaktan o kadar yorulduk ki, "hangi pilotu kazanmalı" muhabbeti yapıyoruz. Halbuki Avrupa GP'si, arada bir monotonlaştığı kısımlar hariç, Kanada'dan bile zevkli bir yarıştı. Yenilenmiş pistte bir sürü aksiyon vardı. Kıran kırana bir start ve de yarış izledik. Okay Karacan'ın çok güzel tespit ettiği gibi start-finiş düzlüğünün sonundaki ilk viraj, kendisini hafife alan bütün pilotlara cezayı kesti. Bu arada çok az yerde görebileceğiniz bir kıyağı sizlere geçiyor ve pistin geçen yılki haliyle bu yılki halini biraraya getiren bir şekil şemâl sunuyorum. Mavi çizgi pistin geçen yılki halini gösterirken, kırmızı çizgi bu sene yapılan ve uzunluğu 600 metre artıran değişikliği gösteriyor.

Ferrari, Cumartesi ve Pazar günü sabah antrenmanları hariç kendisini fazla gösterememişti. E hâl böyle olunca çift pit-stop stratejisine yönelerek sıralamalarda kaybettikleri avantajı bir an önce lehlerine çevirmek istediler. Belki de beklediklerinden bile hızlı oldu bu. Montoya'yı önce ilk turun içinde Barrichello, sonra da Schumacher geçti. Takım arkadaşına da geçilmekten kurtulamayan Kolombiyalı, dördüncü defa sollanmayı gururuna yediremezdi. Olan da Coulthard'a oldu.

Fazla oyalanmıyor ve takımlarımızı teker teker mercek altına alıyoruz. Bu hafta yazımızın ilginç tarafı, hiç bir takımın iki arabayla birden abandone olmaması ve ceza tahtamızdan kurtulması. Zaten yarışın kendisi de 16 gibi yüksek bir finiş sayısı gördü.

Ferrari: Sıralama turlarında Williamslara geçilseler de, biraz sıkıntıdan, biraz da kıskançlıktan parmak ısırtacak bir yarış daha geçirdiler. Daha üç tur bitmeden birinci ve ikinci olan Ferrariler, biraz da hafif olmalarının avantajıyla tur başına 1 saniyeden fazla fark attılar ve sadece kendileriyle yarıştılar. Takım patronu Jean Todt'a göre, sürücüler ikinci pit-stop'larına kadar birbirleriyle yarışmaya izinliymişler, sonra pozisyonlarını korumaları söylenmiş. İkinci pit-stop'tan önce Schumi'nin spinini buna bağlayabiliriz. Rubens Barrichello, Ferrari'nin hediyesi gibi görülse de, sonuna kadar hakettiği bir birincilik aldı. Cuma ve Cumartesi günü lastik seçiminde kararsızlık yaşayan Rubinho, Pazar günü ise arabasından çok memnun olduğunu söylemiş. Schumi ise ikinci pit-stopun sonuna kadar takım arkadaşının ensesinden ayrılmasa da daha sonra biraz daha duruldu ve puan farkını daha da açmanın keyfini çıkardı. Bu arada, Schumi'nin pek alışmadığımız bir şekilde spin attığı noktada Barrichello da sorun yaşıyormuş.

Bu iş böyle giderse, Ferrari hem pilotlarda, hem de takımlarda F1 tarihinin en erken ilan edilen şampiyonluklarından birisinin kahramanı olacak. Yalnız dikkat çeken bir nokta, araçların diğerlerine karşı her pistte aynı küçük düşürücülğü gösteremesi (biraz da pit-stop stratejilerinin farkından kaynaklanıyor) ve üstüste üçüncü defa pole position'ı kaptırması. Hatta bu defa ikinci sıra da yabancıya gitti.

McLaren: Bir iyi, bir kötü... Kimi Raikonnen yedi yarış sonra tekrar üçüncü olarak podyuma çıkmayı başardı. İlk turlarda hemen herkesin bir kere spin attığı ilk U virajına takılarak altıncılığını Jenson Button'a kaptıran genç Fin (umarım yaşlısı da döner), Button'un çift pit-stop stratejisi yapması ve Coulthard-Montoya çarpışmasının ardından dördüncülüğe yükseldi ve hızla Ralf'e yetişti. Tam peşpeşe geçiş denemelerine başlamıştı ki, Ralf Schumacher pite girdi ve Raikonnen de üçüncülüğünü sonuna kadar korudu. En son pite girmeyi sağlayan araç, McLaren'e, aynı sayıda pit-stop yapan takımlara karşı büyük bir avantaj sağlıyor. Bunu bu yarışta da bir kez daha gördük. DC ise Montoya'yı o kadar bunalttı ki, zaten geçilmeyi (hele ki Schumi'ye) çok zor hazmeden Kolombiyalı sağlıklı fren noktasını kaçırdı ve spin atarak Coulthard'ın ön tekerini götürdü. Cuma günü en iyi zamanı yapan Coulthard, bu kaza olmasaydı büyük ihtimalle takım arkadaşının yerinde podyumda olacaktı ve sürücüler şampiyonasında ikinciliğe yükselecekti.

McLaren'daki olumlu gelişmeler artık gözden kaçmayacak kadar belirginleşti. Sıralama turları hariç Williamsları aşırı derecede zorluyorlar ve sezon başında kendilerini geçmeyi hedefleyen Renaultlarla, daha ağır olmalarına rağmen çok rahat mücadele edebiliyorlar. Umarım böyle devam eder.

Williams: İlk iki sırada başlanan bir yarış için kötü bir sonuç diyebiliriz sanırım. Williams Cuma günü pek ortada görünmedikten sonra Cumartesi gününün tek hakimi oldu ama Pazar günü özellikle lastiklerden kaynaklanan yol tutuş problemleri nedeniyle daha beş tur tamamlanmadan yerlerini kaybettiler. İşin kötüsü, sezon başında ikincilik garanti görünürken, şu anda gümbür gümbür gelen bir McLaren var. Ralf, ikinci başlayıp dördüncü bitirdiği yarışta sürüşü çok zor olan arabasıyla bu sonuçtan memnun olduğunu söylemiş. Montoya ise üstüste üçüncü defa pole position'ı kazanıyor ve üçüncü defa yarışı bitiremiyor. Bu da meşhur bir F1 kuralını bir kez daha doğruluyor: "Sadece hızlı olmak yetmez, istikrarlı ve dayanıklı da olacaksın kardeşim."

JPM'nin yarış başında Schumi'ye, daha sonra da 27. turda Coulthard'a nasıl kafa tutmaya çalıştığını zevkle seyrettik ama sonunda olan yine kendisine oldu. Hatalı olduğu kaza sonrası bir de gidip özür dilemek zorunda kaldı.

Takım, sorunun kaynağının farkında olduğunu söylüyor; tekerlerin aşınma oranı. Bu sorun çözülene kadar her yarış farklı bir Williams seyredeceğiz demektir.

Renault: Sanırım yerlerinden memnunlardır. Jenson Button özellikle yarışın başında takım arkadaşı Trulli'yi geçtikten sonra Raikonnen'in McLaren'ını ciddi bir şekilde sıkıştırıp Kimi'yi hataya zorlayarak geçmeyi başarsa da, çift pit-stop stratejisinin ardından yeniden geride kaldı ve yarışı beçinci bitirdi. Yarış başında aşınmış arka lastik kullanması nedeniyle yol tutuşundan bir miktar kaybeden Button, arabanın genel performansından memnun olduğunu söylemiş. Jarno Trulli ise ilk virajdaki karmaşanın ardından birkaç sıra kaybetse de, yarışı sekizinci bitirmeyi başardı. Trulli, puan alamamasının arabanın değil, kendisinin hatası olduğunu söylemiş. Eh, sezon başından beri arabası bozulan bir pilot, aradaki farkı anlıyodur heralde!

Renault bu hafta Sauber'le arayı biraz açmış görünse de, hâlâ İsviçreli takımın baskısını hissediyor. Williams-McLaren çekişmesinin ardından en sıkı mücadelelerden birisi de bu iki takım arasında oluyor.

Sauber: Sezon başında bir miktar bocalayan Sauber, yarışlar ilerledikçe yavaş yavaş formunu buluyor. Sıralama turlarında 11. olan Felipe Massa, ilk virajın sonunda takım arkadaşı Hedifeld ve Salo'yu geçmeyi başardı ve daha sonra da altıncılığa kadar yükselerek 1 puan aldı. Massa ilk pit-stopunda takılan lastiklerin aşırı titremeye yol açarak arabayı hataya açık bir hale getirdiğini ama bu yüzden yaptığı bir kaç hatanın yerini kaybettirmediğini söylemiş. Daha önce de çeşitli defalar söylediğim gibi gerçekten yetenekli bir pilot ve büyük ihtimalle de büyük takımların yakın takibinde. Nick Heidfeld ise yarışın sonlarına doğru takım arkadaşını oldukça zorlasa da geçmeyi başaramadı ve puan tablosunun dışında kalan ilk sürücü olarak yedinci oldu.

Takım için iyi bir sonuç diyebiliriz, en azından dördüncülük için yakalamaya çalıştıkları Renault ile araları sadece 1 puan açıldı.

BAR: Uzunca bir süreden sonra yeniden iki araçla birden yarış bitirdiler ve bundan memnun görünüyorlar. Villenueve kariyerinin en kötü sıralama derecesini yapmış ama yarış bitirdiği için mutlu. Galiba fazla para aldığını söyleyenler haklı. Panis üstüste ikinci defa ilk 10'un içinde bitirmeyi başararak dokuzuncu oldu ve üstüste ikinci defa ilk 10'da olmayı başardığı için memnun olduğunu, bunun bir gelişme sayılacağını söylemiş. Villeneuve ise 19. başladığı yarışı 12. bitirdi.

Yarış içinde iyiydiniz de kardeşlerim, sıralamalarda nerdeydiniz? Farkında mısınız bilmem, puan almayan bir siz kaldınız. Bir tek Pazar günü sabah antremanlarında sekiz ve dokuzuncu olabilmişler. Aferin!

Arrows: Avusturya ve Monaco'dan sonra tekrar kabuklarına çekilir gibiler ama yine de aldıkları dereceler fena değil. Bernoldi en zevk aldığı yarışın bu olduğunu söylemiş. Hak vermek lazım; adam yarışa 21. sırada başladı, çok da iyi bir start aldı ve son tur içinde de de la Rosa'yı geçmeyi başararak 10. sırada yarışı bitirdi. Frentzen ise yarışa 15. başlamayı başarsa da, ancak 13. olabildi. O da yarış içinde oldukça iyi bir sürüş çıkardı ama üstüste üçüncü yarışında benzin pompası nedeniyle pit'te zaman kaybetti. dolayısıyla daha yukarıda olamadı. Her iki pilot da arabanın özellikle dengesinden memnun kaldıklarını söylemişler.

Sezonun sürpriz puanları için ciddi adaylardan birisi Arrows.

Jaguar: Biraz daha iyiler ama hâla puanlardan uzaklar. Sıralama turlarında yine beklediklerinden kötüydüler, yarışta da idare ettiler. Pedro de la Rosa 16. başlayıp 11. bitirdi. İlk virajda Jordanların çarpışmasından ustaca sıyrıldı ve son turda Bernoldi'ye geçilmeseydi, ilk 10'da bitirebilecekti. Ama yine de hedefin yarışı bitirmek olduğu bir haftasonu için başarılı diyebiliriz. Eddie Irvine ise hidrolik basıncını kaybetmesiyle 43. turda yarış dışı kaldı. Her iki pilot da yol tutuşun çok önemli olduğu bu pistte henüz aerodinamik olarak sorunları bulunan aracın elverdiği kadar yarışabildiklerini söylemişler.

Şu sorunu ne zaman çözeceklerse (Silverstone'a kadar olacağı söyleniyor) çözsünler de, Jaguar hakkında yazacak başka bir şeylerimiz olsun artık.

Toyota: Sonunda ilk sezon için olmayı beklediği yere döndü. Sezon başında oldukça sıradışı sonuçlar alabilmişlerdi halbuki. Alan McNish yarışa 13. başladıktan sonra ilk turlarda traction control sisteminde bir miktar sorunlar yaşamış. Ayrıca yeni kullanılmaya başlayan koltuklar nedeniyle özellikle ikinci pit-stoptan sonra oldukça acı çekmiş, yine de 14. olmayı başardı. Mika Salo ise tek pit-stop stratejisi nedeniyle ağır bir otomobile sahip oluşunun lastikleri üzerinde aşırı baskı uygulamasının yarattığı sorunlarla boğuştuktan (yanlış hatırlamıyorsam ilk virajda dışarı çıkanlardan birisi de oydu) sonra, vites kutusundaki problem nedeniyle, bitime dokuz tur kala yarış dışı kaldı. Bu arada Salo'nun yarışa 10. sırada başladığını da hatırlatalım.

Toyota için azımsanmayacak bir başarı.

Minardi: Bu hafta içinde mali sorunları çözülmüş görünen Minardi, Avrupa GP'sinde kalibresine göre iyi işler çıkarmayı başardı. Mark Webber yarışa 20. sırada başladıktan sonra 20. tura kadar denge problemleriyle uğraştı ama daha sonra ilk pit-stopta takılan yeni lastiklerinin sorunu çözmesiyle daha sorunsuz bir yarış çıkararak yarışı 15. sırada bitirdi. Bu arada Webber'in Cumartesi ve Pazar günkü antreman turlarında 13. ve 14. sıraları aldığını belirtelim. Sıralama turlarında da 19. Villeneuve'in sadece 0.028 saniye gerisindeydi. Alex Yoong'un ne işe yaradığını daha anlayamadım. Lunapark'taki çocuklar gibi, parası olduğu için oyuncaklara binebilen birisi. Sıralama turlarında takım arkadaşından yaklaşık 1.5, bir önündeki Bernoldi'den yaklaşık 1 saniye daha yavaştı. Hafta sonu boyunca tek başarısı (!) Cumartesi antremanlarında 22. değil 21. olabilmesi. Pit stop-sırasında benzin pompası sorunu yaşadıktan sonra 48. turda hidrolik pompasının kırılmasıyla hepimizi işkenceden kurtardı.

Jordan: Vallahi nazarımız değdi. Son üç yarışta 6 puan çıkararak bir anda dördüncülük mücadelesine dahil olan Jordan için yarış günü, daha ilk virajdan çıkılmadan bitmişti. Sıralama turlarında kendisi için kötü bir derece olan 18'inciliği elde eden Fisichella oldukça iyi bir start aldı ve üç aracı geride bıraktı. Ama bu arada güvenli fren noktasını da geride bıraktı ve takım arkadaşı Sato'ya arkadan çarparak ön kanadını kırdı. Oldukça uzun bir zorunlu pit-stopun ardından piste dönse de, araç artık araçlıktan çıkmıştı ve 26. turun sonunda garaja dönmek zorunda kalarak Giancarlo'ya kötü bir "dalya" yaşattı. Bu senenin bana göre yetenekli bir başka çaylağı Takuma Sato ise kazanın ardından yarışı bitirmek için çabaladı ve önündeki Mark Webber'den başka herkesten tur yese de bunu başardı.

Pazar sabahı her iki aracın da antremanlar sonucu ilk yedi içinde olması, takımın iyi şeyler yapabileceği bir yarışta felâketle karşılaştığını gösteriyor.

Bitti! Sonra görüşürüz.

emreyalcin55@hotmail.com