Takım
gibi oynayınca...
Büyük
umut ve beklentilerle gittiği Indianapolis'ten dokuzunculukla
döndü 12 Dev Adam. İkinci tur maçlarında ardarda İspanya ve
Yugoslavya hezimetlerinin yarattığı moral bozukluğunun etkisi
acaba klasman maçlarına da yansır mı diye tereddüt içerisindeydik
doğrusu. Neyse ki korktuğumuz başımıza gelmedi.
İlk maçta Çin karşısında başa baş bir mücadele yaşandı.
Pota altı savunmamız sürekli aksadı, Yao Ming'i bir türlü
durduramadık. Bateer de, oyunda olduğu zamanlarda savunmamızı
zorladı. Savunmada başarılı olamayan uzunlarımız, hücumda
ise son derece etkiliydiler. Özellikle Mehmet Okur, içeriden
ve dışarıdan bulduğu sayılarla kendini gösterdi. İlk periyodda
Yao Ming'in yanından dolaşıp vurduğu smaç zihinlerden kolay
silinmeyecektir tahminimce. Hüseyin Beşok da savunmada yok
gibiydi ancak hücumda kendini gösterdi.
Oyun kurucu
pozisyonunda Hakan'ın yerine Hidayet yer aldığında, sahada
skor gücü daha yüksek bir beş gördük. Hidayet de, yaptığı
asistlerle yerini yadırgamadığını gösterdi. Sevindirici olan
unsur, Hidayet'in gereksiz zorlamalardan kaçınıp takımı oynatmayı
düşündüğü zaman çok daha faydalı olacağının tescillenmesiydi.
Takım
olmanın sinyallerini veren bir oyun ortaya koyunca, savunmadaki
pota altı sorunlarımıza rağmen Çin'i devirdik.
Diğer
rakibimiz Rusya'da bizim gibi hayal kırıklığı yaşamaktaydı.
İlk periyodda takımımızdaki durgunluğu ve "âdet yerini
bulsun diye maç oynama" havasını görünce endişelendik.
İlk yarıda Rusların dış şutlardaki yüksek isabet yüzdesi,
skorun onların lehinde olmasını sağladı.
İkinci
yarıda ise sahada özlenen 12 Dev Adam vardı. Haluk Yıldırım
savunmayı derleyip toparladı, hücuma hareketlilik getirdi.
Hidayet oyun kurucu pozisyonunda takımı iyi organize etti.
Kaptan Harun'un son periyodda canını dişine takarak yaptığı
savunma ve kritik anlarda kazandırdığı sayılar takımımıza
hayat verdi. 17 sayı geriye düştüğümüz maçta öne geçmeyi ve
üstünlüğümüzü koruyarak galip gelmeyi başardık. Suskun silahımız
İbrahim Kutluay, 20 sayısıyla göze çarptı. Ancak savunmada
yine adamını sürekli kaçırdı. Mirsad, tamı tamına 19 ribaunt
alarak büyük katkı yaptı.
İlk defa
takımızı gerçek kimliği içerisinde gördük ve kendi kendimize
"neden son maça kadar beklediniz?" diye sormadan
edemedik. 12 Dev Adam'a yakışan mücadele sahaya yansıyınca
başarının gelmesi kaçınılmazdı.
Takım
gibi oynayınca oluyormuş demek ki... Keşke bunun bilincine
daha erken varabilseydik. Avrupa Şampiyonası'na diyelim artık…
Her iki
maçta da ortaya koyduğu özverili mücadele için Haluk Yıldırım'a
ayrıca teşekkürü borç biliyorum.
egollu@hotmail.com