VGM HOME PAGE
by Bedri Özgür...
powered by Sinan Sarıcı


NBA PANORAMA
by Alim Karasu

ROOKIEWATCH
by Ali Umut Yorulmaz...
powered by Emre Afşar & Ferhat Şoför.

BATUG.COM FORUM
by Murat Yüce... Gir, takıl.

2 RESİM arasındaki 7 FARK
by Ercan GÜLTEKİN

VOTW (visitor of the week)

POWER RANKINGS
by Mete ACAR... Haftalık.


NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

NBA WALLPAPERS

SALARY CAP

TRANSITION
NBA'den haberler...

O DEDİ, BU KODU!
Takas / transfer geyikleri...

WASSUP

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı... İlaveten, sürpriz yazılar!

KNICKS TARİHİNDEN
Son 10 yıldaki yanlış takaslar


COURTSIDE
Serkan GÖKMENER'den ABD-Yugoslavya maçı yorumu
İki günde iki şok!

Selam sevgili okuyucular yeni bir Indianapolis '02 yazısında daha berberiz. (batuğ'un notu: Bu imlâ hatasını bilerek düzeltmedim çünkü çok komik! Oğlum Serkan, berber değiliz, yorumcuyuz:)

Bugün ABD'nin Yugoslavya hezimetini anlatmak istiyorum.

Saat 4'ü gösterdiğinde, zevkli geçeceğine inandığım ve öyle de olan maçı izlemek için ekran başına dikildim. Maçın başında Yugolar Divac'ın tecrübesinin ve iyi oyununun yardımı ile pota altında sayılar bularak 9-0 öne geçti. Sonra ABD toparlansa bile, ilk periyod Yugoslavya'nın üstünlüğü ile sona erdi. Aynı şekilde 2. periyot da öyle geçti. Ama 3. periyodda sahada çok iyi bir ABD vardı... Pierce ve Baron Davis'in etkili oyunları ile bir anda öne geçip farkı açmaya başladılar. Ama Yugoslavlar oyunu bırakmadılar, yine de fark 10 sayılarda dolanıyordu. Son periyodun son 3 dakikasında Yugolar oyunun kontrolünü eline geçirdi ve Gurovic'in 56 saniye kala soktuğu üçlükle Yugoslavya'nın serisi 18-4 oldu. Andre Miller aynı şekilde cevap verdi ve Jaric de maçın kalanında atacağı dört serbest atışın ikisini soktu. Jaric, kalan ikisini Reggie Miller'ın basketinden sonra sayıya çevirdi ve Yugoslavya 3 sayılık farkı korudu. Molası kalmayan ve 13 saniye hücum süresi olan ABD'de son topu Andre Miller kullandı ve üçlük kısa düşünce Yugoslavya maçı kazandı.

Yugoslavya gerçekten buna inanmıştı ve pota altında kurt Divac'ı da çok iyi kullanınca sonuca ulaştılar. Bu şampiyonada Vujanic, ön plana çıkan ve dikkat çeken oyunculardan biri oldu. Ayrıca bu maçta Divac, Gurovic ve Stoajkovic de çok etkili oynadılar. Zaman zaman eleştirilen Jaric ise 3 top çalması ve en kritik dört serbest atışın hepsini sayıya çevirmesiyle, tarihi galibiyette ciddi pay sahibi oyunculardan biri oldu. Yugoslavya zaten, şampiyona başındaki sürpriz mağlubiyetlerden sonra Türk milli takımının düştüğü hataya düşmüş olduğunu farketmiş ve bireysel bakıldığında turnuvanın en güçlülerinden olarak görünen kadro, takım oyunu oynamaya başlamıştı. Yugolar istedikleri zaman bir takım olabiliyorlar, meselâ bir gün önce Bodiroga, Stojakovic'e ayakkabı atıyor, ertesi gün ise saha da en iyi dost oluyorlar.

ABD'de en büyük hata, George Karl'ın, çok iyi oynadığı zamanlarda Baron Davis'i oyundan almasıydı, bence bu, maçın dönüm noktası oldu. Dün A. Miller, Pierce ve Finley etkili oynadı. Ama sonuçta ABD de takım olamadığı için maçları kaybetti. Zaten bu yüzden, üç kişi dışında diğer oyuncuların sayı ortalamaları 10'un üzerinde değil. E bu durumda o üç kişinin 50 küsur sayı üretmesi yahut bireysel oynayan bir kişinin 35 atması lâzım ki ABD maç kazanabilsin. Bu da olmayınca, Team USA çöktü.

Son iki maçta gördük ki, ABD pota altında sorunlar yaşıyor. Ben Wallace, Jermaine O'Neal, Brand gibi oyuncular, yeterli süre alamayınca ve alışmadıkları gardlarla oynamak durumunda kalınca, NBA'deki performanslarını buraya yansıtamadılar.

Artık Avrupa, NBA basketboluna gittikçe yaklaşıyor. Son yıllarda NBA'e giden ve başarılı olan uluslararası oyuncular, son draftte seçilen 14 yabancı çaylak, bunun kanıtları. Ayrıca ABD buraya toplama bir takımla geldi. Meselâ kadrosunda önemli bir yabancı bulunmayan playoff takımlarından birini aynen getirseler, inanın ki daha başarılı olurlardı. Ama bu gidişle Avrupa basketbolu da batacak diye düşünüyorum çünkü bütün kabiliyetli iyi oyuncular NBA'i tercih ediyorlar. 10 yıl sonra bir baktığımızda belki de bir Yugoslvaya takımının tamamını NBA oyuncusu veya patentli olduğunu göreceğiz.

Bu yazının da sonuna geldik. Bir başka Indianapolis '02 yazısında görüşmek üzere hoşçakalın.

serkan2002tr2002@yahoo.com