VGM HOME PAGE
by Bedri Özgür...
powered by Sinan Sarıcı


NBA PANORAMA
by Alim Karasu

ROOKIEWATCH
by Ali Umut Yorulmaz...
powered by Emre Afşar & Ferhat Şoför.

BATUG.COM FORUM
by Murat Yüce... Gir, takıl.

2 RESİM arasındaki 7 FARK
by Ercan GÜLTEKİN

VOTW (visitor of the week)

POWER RANKINGS
by Mete ACAR... Haftalık.


NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

NBA WALLPAPERS

SALARY CAP

TRANSITION
NBA'den haberler...

O DEDİ, BU KODU!
Takas / transfer geyikleri...

WASSUP

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı... İlaveten, sürpriz yazılar!

KNICKS TARİHİNDEN
Son 10 yıldaki yanlış takaslar


COURTSIDE
Serkan GÖKMENER'den Yugoslavya maçı yorumu
Yerin dibine girdik!

Merhaba sevgili okuyucular, yeni bir Indianapolis '02 yazısına daha berbaeriz. Bu yazımda Yugoslavya maçını analiz etmek istiyorum.

Maça iyi başlayan taraf biz olduk, hatta "iyi başladık, haydi hayırlısı" diyorduk. 1. periyodda iyi hücuma ramen her zamanki gibi kötü savunma yapıyor ve 3 saniye koridorundan yapılmayacak hatalar ile sayı yiyorduk. Bu sayede baştaki 9-2'lik üstünlüğümüzü kısa süre içinde rakibe devrettik.

2. periyodun ortalarına doğru deneme atışları, pota altında yaptığımız top kayıpları ve yine pota altında neye benzediğini anlamadığım savunmamızla Yugoslavlara boyun eğmeye başladık, devreyi de 16 sayı geride (50-34) tamamladık.

2. yarıda daha da kötü idik. Hücum beşi çıkması gerekiyordu. Ama en kritik yerde hücum beşi yerine bir savunma beşi çıktı, tabii ki rakibi yakalayabilecek sayıları bulamadık, fark daha da açıldı. Karşılaşmanın sonlarına doğru ise adeta mahalle maçına döndü. Türkiye 30 üstü farkı kabullenmiş, artık oyunu bırakmıştı. "Aman elimden çıksın" dercesine acele ve yanlış şutlar attık, isabetsiz paslarla top kayıpları yaptık. Ve maçın bizi yerin dibine gömen sonucu: 110-78...

Maç öncesinde NTV'de yorumlar yapılır iken, "onları 70 sayıda tutmalıyız" dendi. Ama maalesef 3. periyod bittiğinde Yugoların skoru 80'i gösteriyordu bile.

Maçta oyuncuları incelersek: Mirsad ve Mehmet'te belirgin bir özgüvensizlik görüyorum. İkisi de boş olmalarına rağmen şut kullanmak yerine feyk atıp içeriye penetre ediyorlar ve sonuçta ya topu kaptırıyoruz, ya zor pozisyonda atılan şut girmiyor ve hücum ribaundu alınamıyor, ya da başkasına pas veriyorlar ve zaman kaybı olmuş oluyor. Hidayet 2. turda oynadığımız diğer iki maça göre iyi idi. Ama onun top getirmesi de takımda açıkçası problem yaratıyor. Kerem kötü idi. Oynadığı zamanlar Haluk etkisizdi, İbo ve Ömer de savunmada çok basit hatalar yaptılar.

Savunmada çok büyük bir eksiklik ve zaafımız var. Özellikle İbrahim'in savunmada yaptığı hatalar, adamları geç takip etme ve rakibe boş, rahat şut imkânı verme sonucunda çok üçlük yiyoruz. Bir diğer savunma zaafımız ise pota altında maalesef Hüseyin ve Asım'ı kullanamıyor olmamız... O kadar yükü de Mirsad ve Mehmet taşıyamıyor. Ama benim anlamadığım, tam bir savunmacı olduğunu düşündüğüm, üstelik bunu da şampiyonada kanıtlamış olan Kaya Peker'in oyuna alınmaması. Bir zaaf daha; takım olamıyoruz, bireysel yetenekler ile bir yere gelebileceğimizi sanıyoruz. Ama takım olmadan hiç bir şey yapamadığımız ortada, bunu dahi göremiyor, önceki maçlardan ders çıkaramıyoruz. Aynı problemin daha hafiflemiş hali yüzünden şampiyonada sürpriz mağlubiyetler alan Yugoslavya ise tam tersine, durumdan ders çıkarmıştı ve karşımızda tam bir takım olarak mücadele ettiler. Sonuçta ben, milli takımın iki aylık kampına acıyorum. Yazık o kadar emek, para gitti... Eğer 2 ay beraber kampta olup da hâlen ne takım gibi sahaya çıkamıyor, ne de doğru düzgün kollektif hücum ve savunma ortaya koyamıyorsak, hakikaten yazık!

Gelelim teknik ekibin hatalarına... Adın Örs yine aynı hataları yaptı. Geçen maçlar için de çoğu kimse "Kaya yeterli süre alamıyor" derken, bu maçta onu hiç kullanmadı... Üstüne üstelik pota altında dökülüyoruz. Hiçbir şey yapamıyoruz. Örs yine kadrosunun derinliğini kullanmadı ve Harun Erdenay gerçekten iyi bir performans sergilerken onu oyundan aldı. Çok geç mola alımaya dün de devam ettik. Oyuncular hata yapsa bile oyunda kalıyor yahut ısınmışken kenara alınıyor. Örs bunlara dün de göz yumdu.

Bu yazının da sonuna geldik. Bir başka Indianapolis '02 yazısında görüşmek üzere hoşçakalın.

serkan2002tr2002@yahoo.com