WBC:
World Basketball Comics!
Merhaba
sevgili batug.com takipçileri, basketbol şampiyonası devam
ederken aklıma bu şampiyonada gördüğüm komik, garip, eksantrik
olayları yazmak aklıma geldi. Yaradana sığınıp yazayım dedim.
Murat
Kosova & Mehmet Baturalp'den inciler
--
Ayuso, ismine benzer bir hareketle faul yapıyor. (Aşağıda
değineceğim bu olaya)
-- Batur abi sen de her maçı 100-0 alalım diyorsun...
-- Bak adamlar içeriye ne kadarrrr rahat giriyolla, ne
kadarr çabuk sayı buluyolla Murat... Hayret yani, hayret!
(Yazım hatası değil, Batur abi farkı)
-- Kerem topu arkadaşına aktarırken bana baktı, selam verdi,
arada asistini de verdi.
-- Çinli hakemin faul kararlarına şaşırmamak
elde değil, herşeye faul çalıyor, mola sırasında bana da çaldı.
-- Mirsad içeriye kıvrıldı ve muhteşem bir turnike...
(Bu esnada senkronize şekilde Baturalp'le "Ouuuv,
waaauuv" sesleri çıkarır.)
-- Amerika'da bu harekete cinayet
denir, Varajeo (o
idi sanırım) katil gibi sayın
seyirciler. (İdrak süreci başlar, 2 dakika
geçer...) Sevgili seyirciler
az önce yaptığım benzetmeden dolayı sizden özür diliyorum.
Tabii Varajeo'dan da özür diliyorum.
Not:
Murat abi en sevdiğim basketbol spikeridir, Murat Murathamoğlu'ndan
bile çok severim ama bu aşırı heyecanlı tepkileri nedeniyle
çok pot kırdı, Ayuso örneğinde de görüldüğü gibi...
Şampiyonanın
gülleri
--
Yeni Zelanda seyircisini ayakta alkışlamak gerek. Her hareketleri
jeneriklik, her davranışları takdir edilmesi gereken bir taraftar
türü. Bizim seyircimizin renkli olduğundan dem vurulur ama
Yeni Zelanda seyircisi çok daha ilgi çekici hareketlerde bulunuyor.
Örneğin Amerika maçında Amerika ilk 5'i anons edilirken gazeteleri
kaldırıp "İlgilenmiyoruz" havaları güzel
bi başlangıçtı. Maç esnasında da "USA" diye
bağıran Amerikan seyircisine inat "SA" (es
ey) diye bağırdılar. Olağan hale getirdikleri 3. periyot
veya 4. periyot başlangıcındaki "Haka Dansı"
da turnuvanın en renkli görüntüsüydü. Ayrıca Yeni Zelanda
takımı Haka Dansı'nı yaparken salonda tek ses bile
çıkmıyor. Aslında moral bozması gereken bir dans olsa da,
şampiyonada "tın" havasında oynayan Amerika
takımı bu dansı gülerek izledi, bitiminde de seyircilerle
beraber alkışladılar. Yeni Zelanda takımı, şampiyonanın en
renkli takımıdır benim gözümde.

-- Gruplar açıklandığında "Porto
Riko" takımıyla bayağı bir dalga geçmiştim. İnsan
cahil olmayagörsün işte, şu an bu rezilliği yaşıyorsak sorumlusu
Porto Riko'dur. İhtiyar delikanlıların muhteşem oynadığı bu
takımda Ayuso, Ortiz, ne kadar güçlü olduklarını bize ve benim
gibi dikkatsiz, tembel basketbolseverlere göstermiş oldu.
İspanya maçından bahsedip Gasol hayranlarını üzmek istemiyorum
bile... Otur, 10!
--
Amerika-Yeni Zelanda maçının ilk yarısını izledim ve yatağa
gömüldüm, mâlum ertesi gün iş var... İlk yarı 43-40 Amerika
lehine tamamlanmıştı ve Yeni Zelanda gayet güzel bir oyun
oynuyordu. Yatarken de "kaba hesap 90-80 Amerika alır"
demiştim. Halt etmişim! Yeni Zelanda'dan 20 alıp Amerika'ya
eklemem gerekiyormuş.
Şampiyonanın
dikenleri
--
Sert oyun stili ve yaptıkları çirkeflikle dikenliğe takım
halinde aday olan bir takım olacaksa eğer, bu elbet Brezilya
Milli Takımı olmalıdır. İyi oynayabilirsiniz, defansif
özellikleriniz sert de olabilir ama bu sertlik rakip oyuncuların
sağlığını tehlikeye sokacak bir hale geliyorsa, burada bir
sorun var demektir. İlginç olan, Brezilya'nın bu tutumunun
herhangi bir basketbol otoritesi, kişisi, severi tarafından
hiç vurgulanmamış olduğudur. Tamam, "katil"
demek spikerlik için çam devirmektir de, olayı görmezlikten
gelip "Türk Milli takımı kötü oynadı, yuh size be"
demek de abesle iştigâldir.
-- Diğer ülke taraftarlarını pek ilglendirmese de, Türk seyircisi
olarak NTV'nin reklam politikası beni ve arkadaşlarımı çileden
çıkardı. Hido sağdan kaptırmış gidiyor, bir bakıyorum Hido
yok, Hido'nun yerinde bir tüp var, "boşunu Türkiye'nin
her yerinden 2.000.000 (yazıyla 2 milyon) TL'ye
alabilirsiniz" gibi birşeyler yazıyor. Altında yazı
yazmasa, sahaya canlı bomba girdi diyecektim! (Canlı bomba
tüple dalıyor, süper hayal gücü varmış bende de!)
Şampiyonanın
safları
--
Şampiyonanın safı, kişisel istatistik özürlü yayıncı kuruluş.
Maç sırasında kim ne yapmış, takımların şut ortalamaları nedir,
kim kaç faul almış, sınırda olanlar kimler, hiçbirini göremedik.
Altı kaval üstü şişhane iki cızt bızt kayan resim, bilmem
kaç sayı, bilmem kaç ribaunt, o kadar. "Ya bu adamların
ortalamaları nedir, ne değildir, insanlar merak eder"
diye düşünmediniz mi hiç? Tek kelimeyle REZALET!
Şampiyonanın
gafları
--
Sanırım en büyük gafı Murat abi yaptı, o da yaptığı gafı farkedip
hatasını telafi ettirdi. Slow motion'larda yine yayıncı kuruluşun
yavaş kaldığını gözlemledim. Amerika'nın bloklarına yetişemediler
gariplerim... Ayrıca tribünlerin boş kalması, Amerika'ya yaz
aylarında organizasyon yaptırılmaması gerekliliğini de gösterdi.
Turnuva
devam ediyor... Yazının başında da belirttiğim gibi, şampiyon
mantık olarak Amerika olarak gözükse de, çoğu aslanın (sizlerin)
gönlünde Arjantin yatıyor. Türkiye'nin de kağıt üzerinde şansı
olsa dahi, ben pek ihtimal veremiyorum. Yine de kalbimiz 12
Dev Adam'la... (Detroit News bizimkilere "Team
Eminem" demiş. Güzel benzetme!)
Herkese
bol smaçlı, bloklu, 360'lı maçlar.
gozsahin@net-urartdutyfree.com