Angola
maçı, bir umut yeşertti
Dünkü
yazımın sonunda Porto Riko'nun Yugoslavya'yı yenmesiyle çeyrek
final şansımızın azaldığını belirtmiş ve çoğunluğun aksi görüşü
savunmuştum. Elbette, Porto Riko'nun bizi ezip geçen İspanya'yı
da dize getireceğini hesaba katmamıştım. Arroyo'nun takıma
girmesiyle adeta şahlandı Porto Riko ve artık gruptan lider
çıkma olasılıkları yüksek. Bize de bir fırsat doğdu bu durumda.
Dünkü
Angola maçı için genelde yapılabilecek yorum, şampiyona boyunca
ilk defa takım gibi oynamamızdı. Yardımlaşmalı savunmanın
bir takıma ne düzeyde katkı sağlayabileceği açıkça görüldü.
Takım kurgusu ve kollektif uyumun bireysel yeteneklerin önüne
geçtiği, kollektif uyumun sağlandığı bir takımda bireysel
yeteneklerin kolayca öne çıkacağı ortaya kondu tam anlamıyla.
Angola,
kadro yapısı itibariyle İspanya ile benzerlikler gösteren
bir ekip. Pivot olarak nitelendirilebilecek adamları yok;
bununla birlikte, isabetli atan şutörlere sahipler. Yardımlaşmalı
savunma uyguluyorlar ancak oyun süresince devamlılık sergileyemiyorlar.
İspanya'nın
Milli Takımımıza karşı farklı galip gelmesinden sonra dün
akşam da Angola, aynı oyun stratejisini uyguladı. Özellikle
de maçın ilk yarısında bunda başarılı oldular. İlk periyodda
tam 8 tane top kaybı yapmamız da onlara avantaj verdi. En
uzun oyuncuları 2.02 olmasına rağmen hücum ribaundlarında
etkili oldular. Biz de savunmamızı oturtamayınca oyun başa
baş gitti.
İkinci
yarının başında, Hidayet'in yerine Haluk'un sahaya sürülmesi
takımımıza savunma direnci getirdi ve rakibe 4 dakika boyunca
sayı atma olanağı vermedik. Hücumda da ilk dakikadan beri
etkili olan Mirsad'a İbrahim ve pota altında Mehmet de eklenince
farkı açtık.
Burada
Kerem için ayrı bir parantez açmayı arzuluyorum. Şampiyonanın
başından beri eleştirilen genç oyun kurucumuz, Angola karşısında
gerçek bir oyun kurucunun nasıl oynayacağını gösterdi. Takımı
başarıyla organize edip tempoyu ayarlarken, özellikle pota
altındaki uzun oyuncularımıza birbirinden güzel asistler yaptı.
Zorlama atışlardan kaçındı ve kritik anlarda şut seçimleri
doğruydu. Savunmada da Haluk'un girmesiyle daha da canlandı.
Takımımız
basit temel kuralları uygulayınca zorlanmadan galip geldi:
Yardımlaşmalı ve sert savunma, hücumda hareketlilik ve bol
pas yaparak boş adamı bulma ve biraz da işin duygusal tarafına
kaçarsak yürekli, inançlı oyun. Hücumdaki hareketlilik, İbrahim'e
sevdiği boş şut pozisyonlarını hazırladı ve skorer oyunu onu
adeta kendine getirdi. Mirsad da hem dışarıdan hem de içeriden
yüksek isabet yüzdesiyle takımın liderliğini üstlendi ve özellikle
ikinci yarıda etkili savunma yaptı. Ribaundlarda gerçekten
de tartışılmaz katkı yapıyor takımımıza.
Haluk,
takım için ne kadar önemli bir isim olduğunu gösterdi. Savunmayı
dirilterek takımı dengeledi ve oyunda hakimiyeti elel almamızı
sağladı. Hücumda da hep hareketliydi, skorerleri topla buluşturmaya
baktı. Ondan beklentimiz, öldürücü üçlüklerini de atması elbette.
Umarım onları Yugoslavya'ya saklamıştır. Ömer ve Kaya da oyunda
kaldıkları kısa süre içinde görevlerini yerine getirdiler.
Her şeyden
önemlisi de, takımımızda kazanma isteği ve mücadele azmi göze
çarptı. İspanya maçındaki çöküntü görüntüsünden sonra çok
olumluydu hemen toparlanıp kendimize güvenimizi tazelememiz.
Yugolara
karşı ne yaparız?
Yugoslavya'ya
karşı şansımızın pek tutmadığı bilinen bir gerçek. Bu akşam
da ölüm-kalım mücadelesi yapacağız. Yugoslav takımı da bize
benzer sorunlarla boğuşup duruyor. Takım içinde uyumu sağlayamıyor,
oyun kurucularından verim alamıyorlar. Her zaman görmeye alıştığımız
bunaltıcı savunmalarını yapamıyorlar. Bunun sonucunda da ilk
turda İspanya ve ikinci turda da Porto Riko'ya mağlup oldular.
Yugoslavya'da
bize en ters gelen oyuncu, kuşkusuz ki Dejan Bodiroga. 2.04'lük
yıldız oyuncu, skorer gard pozisyonunda da oynayabilmesi nedeniyle
eşleşme zorluğu yaratıyor ve genelde takımımıza karşı skorda
etkili oluyor. Bu akşam da o ve arkadaşları kağıt üzerinde
favori görünümündeler. Ancak, 12 Dev Adam da dün akşamki oyunlarıyla
Yugolarla sonuna kadar mücadele edeceklerini gösterdiler.
Yine iyi
savunma öncelikle, hücumda sabırla top çevirme ve doğru şut
seçimleri, basit faullerden ve top kayıplarından kaçınma…
Hadi bakalım, kolay gelsin 12 Dev Adam!
egollu@hotmail.com