VGM HOME PAGE
by Bedri Özgür...
powered by Sinan Sarıcı


NBA PANORAMA
by Alim Karasu

ROOKIEWATCH
by Ali Umut Yorulmaz...
powered by Emre Afşar & Ferhat Şoför.

BATUG.COM FORUM
by Murat Yüce... Gir, takıl.

2 RESİM arasındaki 7 FARK
by Ercan GÜLTEKİN

VOTW (visitor of the week)

POWER RANKINGS
by Mete ACAR... Haftalık.


NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

NBA WALLPAPERS

SALARY CAP

TRANSITION
NBA'den haberler...

O DEDİ, BU KODU!
Takas / transfer geyikleri...

WASSUP

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı... İlaveten, sürpriz yazılar!

KNICKS TARİHİNDEN
Son 10 yıldaki yanlış takaslar


COURTSIDE
Emre GÖLLÜ'den Angola maçı yorumu

Angola maçı, bir umut yeşertti

Dünkü yazımın sonunda Porto Riko'nun Yugoslavya'yı yenmesiyle çeyrek final şansımızın azaldığını belirtmiş ve çoğunluğun aksi görüşü savunmuştum. Elbette, Porto Riko'nun bizi ezip geçen İspanya'yı da dize getireceğini hesaba katmamıştım. Arroyo'nun takıma girmesiyle adeta şahlandı Porto Riko ve artık gruptan lider çıkma olasılıkları yüksek. Bize de bir fırsat doğdu bu durumda.

Dünkü Angola maçı için genelde yapılabilecek yorum, şampiyona boyunca ilk defa takım gibi oynamamızdı. Yardımlaşmalı savunmanın bir takıma ne düzeyde katkı sağlayabileceği açıkça görüldü. Takım kurgusu ve kollektif uyumun bireysel yeteneklerin önüne geçtiği, kollektif uyumun sağlandığı bir takımda bireysel yeteneklerin kolayca öne çıkacağı ortaya kondu tam anlamıyla.

Angola, kadro yapısı itibariyle İspanya ile benzerlikler gösteren bir ekip. Pivot olarak nitelendirilebilecek adamları yok; bununla birlikte, isabetli atan şutörlere sahipler. Yardımlaşmalı savunma uyguluyorlar ancak oyun süresince devamlılık sergileyemiyorlar.

İspanya'nın Milli Takımımıza karşı farklı galip gelmesinden sonra dün akşam da Angola, aynı oyun stratejisini uyguladı. Özellikle de maçın ilk yarısında bunda başarılı oldular. İlk periyodda tam 8 tane top kaybı yapmamız da onlara avantaj verdi. En uzun oyuncuları 2.02 olmasına rağmen hücum ribaundlarında etkili oldular. Biz de savunmamızı oturtamayınca oyun başa baş gitti.

İkinci yarının başında, Hidayet'in yerine Haluk'un sahaya sürülmesi takımımıza savunma direnci getirdi ve rakibe 4 dakika boyunca sayı atma olanağı vermedik. Hücumda da ilk dakikadan beri etkili olan Mirsad'a İbrahim ve pota altında Mehmet de eklenince farkı açtık.

Burada Kerem için ayrı bir parantez açmayı arzuluyorum. Şampiyonanın başından beri eleştirilen genç oyun kurucumuz, Angola karşısında gerçek bir oyun kurucunun nasıl oynayacağını gösterdi. Takımı başarıyla organize edip tempoyu ayarlarken, özellikle pota altındaki uzun oyuncularımıza birbirinden güzel asistler yaptı. Zorlama atışlardan kaçındı ve kritik anlarda şut seçimleri doğruydu. Savunmada da Haluk'un girmesiyle daha da canlandı.

Takımımız basit temel kuralları uygulayınca zorlanmadan galip geldi: Yardımlaşmalı ve sert savunma, hücumda hareketlilik ve bol pas yaparak boş adamı bulma ve biraz da işin duygusal tarafına kaçarsak yürekli, inançlı oyun. Hücumdaki hareketlilik, İbrahim'e sevdiği boş şut pozisyonlarını hazırladı ve skorer oyunu onu adeta kendine getirdi. Mirsad da hem dışarıdan hem de içeriden yüksek isabet yüzdesiyle takımın liderliğini üstlendi ve özellikle ikinci yarıda etkili savunma yaptı. Ribaundlarda gerçekten de tartışılmaz katkı yapıyor takımımıza.

Haluk, takım için ne kadar önemli bir isim olduğunu gösterdi. Savunmayı dirilterek takımı dengeledi ve oyunda hakimiyeti elel almamızı sağladı. Hücumda da hep hareketliydi, skorerleri topla buluşturmaya baktı. Ondan beklentimiz, öldürücü üçlüklerini de atması elbette. Umarım onları Yugoslavya'ya saklamıştır. Ömer ve Kaya da oyunda kaldıkları kısa süre içinde görevlerini yerine getirdiler.

Her şeyden önemlisi de, takımımızda kazanma isteği ve mücadele azmi göze çarptı. İspanya maçındaki çöküntü görüntüsünden sonra çok olumluydu hemen toparlanıp kendimize güvenimizi tazelememiz.

Yugolara karşı ne yaparız?

Yugoslavya'ya karşı şansımızın pek tutmadığı bilinen bir gerçek. Bu akşam da ölüm-kalım mücadelesi yapacağız. Yugoslav takımı da bize benzer sorunlarla boğuşup duruyor. Takım içinde uyumu sağlayamıyor, oyun kurucularından verim alamıyorlar. Her zaman görmeye alıştığımız bunaltıcı savunmalarını yapamıyorlar. Bunun sonucunda da ilk turda İspanya ve ikinci turda da Porto Riko'ya mağlup oldular.

Yugoslavya'da bize en ters gelen oyuncu, kuşkusuz ki Dejan Bodiroga. 2.04'lük yıldız oyuncu, skorer gard pozisyonunda da oynayabilmesi nedeniyle eşleşme zorluğu yaratıyor ve genelde takımımıza karşı skorda etkili oluyor. Bu akşam da o ve arkadaşları kağıt üzerinde favori görünümündeler. Ancak, 12 Dev Adam da dün akşamki oyunlarıyla Yugolarla sonuna kadar mücadele edeceklerini gösterdiler.

Yine iyi savunma öncelikle, hücumda sabırla top çevirme ve doğru şut seçimleri, basit faullerden ve top kayıplarından kaçınma… Hadi bakalım, kolay gelsin 12 Dev Adam!

egollu@hotmail.com