VGM
HOME PAGE
by Bedri Özgür...
powered by Sinan Sarıcı
NBA PANORAMA
by Alim Karasu
ROOKIEWATCH
by Ali Umut Yorulmaz...
powered by Emre Afşar & Ferhat Şoför.
BATUG.COM FORUM
by Murat Yüce... Gir, takıl.
2 RESİM arasındaki 7 FARK
by Ercan GÜLTEKİN
VOTW (visitor of the week)
POWER RANKINGS
by Mete ACAR... Haftalık.
NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
NBA
WALLPAPERS
SALARY CAP
TRANSITION
NBA'den haberler...
O DEDİ, BU KODU!
Takas / transfer geyikleri...
WASSUP
ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı... İlaveten, sürpriz yazılar!
KNICKS TARİHİNDEN
Son 10 yıldaki yanlış takaslar
COURTSIDE
|
İlker
DALGIÇ'tan İspanya maçı
yorumu
Lafla
peynir gemisi yürümez
Lübnan maçını kazanmışız, bir nebze olsun bundan önceki iki
maçı unutup umut tazelemiş, 2. tur maçlarına daha bir inançla
çıkmışız. Lübnan maçı ile İspanya maçı arasındaki iki gün gazetelerde
2. tur ve İspanya maçı için Aydın Örs tarafından söylenen sözler
şöyle:
"2. turda daha iyi mücadele eden bir milli takım göreceksiniz."
"İspanya zone savunmaya karşı iyi hücum edemiyor, bunu
ilk turda deneyen yoktu, biz alan savunması yapacağız."
"Daha iyi hızlı hücum yapan takım maçı kazanır."
Şimdi bu şartlar altında maça dönelim.
Denildiği gibi alan savunması ile maça başladık ve adamlar çok
iyi top çevirip boş adamı rahatça buldular. Sonuç: "Tri
points for Sıpeyn" diye yankılanan bir dahili anons. Bu
anons, 2. çeyreğin ortalarına kadar tam dokuz kez tekrarlandı.
Ancak 15. dakikadan sonra Aydın Örs savunma düzenini değiştirdi.
Hızlı hücuma gelince...
Mehmet içerden rahatça sayılar bulunca İspanya da alan yapmaya
başladı ancak nedense biz onlar kadar hızlı top çeviremedik.
Nedense topu eline alan önce bir feyk atmayı deniyor, savunma
yemeyince sağına ya da soluna pas veriyor. Böyle berbat bir
hücum sistemimiz vardı. Daha doğrusu yoktu. Ben nasıl izliyorsam,
sahadaki diğer oyuncular da "bakalım Hido bu hücumda ne
yapacak" diye seyrediyorlardı. Eski Avrupa Sayı Kralı'nın,
dahası bu yıl Euroleague final maçının en çok sayı atan oyuncusunun
karşılaşmayı sayı atamadan kapatması ne kadar hayret verici.
Dahası, sözü geçen oyuncu, bundan tam bir yıl evvel attığı 35
sayı ile yine İspanya'yı devirmemizi sağlayan adamdı.
Ve işin en büyük hayal kırıklığı yaratan kısmı maalesef sahadaki
azmimiz, daha doğrusu azimsizliğimiz. Aydın Örs maçtan önce
"biz hedeflerimizi küçültmedik" diyordu. Ancak bahsi
geçen hedefler için ne yazık ki hiçbir caba göstermedik. Doğru,
son çeyreğe 17 sayı farkla mağlup girdik. Ancak al kardeşim,
iki gün önce Brezilya, son çeyrekteki 32-16'lık seri ile maçı
kazanmadı mı? Ya da kendimizden örnek vereyim: Geçen yıl Hırvatistan'ı
19 sayı geriden gelip yenen, yine aynı oyuncular değil miydi?
Murat Kosova maç sırasında "Üç maçta da hakem hatalarına
kurban gittik" diyor. Ben ise "kenar hatalarına"
diyorum. Balık baştan kokar... Bench maçın devre arasında teknik
faul alırsa, yarın öbür gün Mirsad maçta adam dövebilir.
Gelelim Kerem'e...
2001'deki Kerem'den hiçbir farkı yok. Bir gard ne iş yapar?
Normal şartlar altında topu karşı sahaya taşır ve oyunu kurar
değil mi? Peki bizim takımda bu işi kim yapıyor? Tam saha baskı
olsa bile Hidayet Türkoğlu "point forvet" gibi oynuyor.
Zaten skor üretim gücü olmayan Kerem'e böylece ihtiyaç duyulmuyor.
Pekâlâ Kerem'in yaptığını Harun da yapar. Hatta 2001'de yaptı
ve başarılı olduğu görüldü. Neden hala Kerem tercih ediliyor,
anlayamıyorum. Kerem aklınca tam saha baskı yapıyor. Bunu bıkmadan
usanmadan oyun boyunca yapıyor. Ancak bu o kadar göstermelik
bir baskı ki, rakip gard rahatsızlık duymuyor. Değil topu çaldırmak,
hücum süresindeki zamanı bile etkilemiyor. Zaten bir rivörslük
savunması var.
Bu maçtan sonra %90 turnuvaya havlu attık. Zaten kısa olan turnuva,
bizim için daha da kısa sürecek.
Bu yazı burada bitti.
Sevgi, saygı, basketbol...
ilker136@yahoo.com

|