Lübnan'ı
çok kolay aştık
hedefte boğalar var artık
İlk iki
gün ard arda şok yenilgilerle bozulan moraller, Lübnan galibiyetiyle
biraz olsun düzeldi, On İki Dev Adam'da. Her ne kadar Lübnan,
bizim ayarımızda olmayan, şampiyonaya katılmayı dahi başarı
addeden bir ekip olsa da, özellikle Brezilya'ya karşı alınan
son saniye mağlubiyetinin getirdiği moral bozukluğu, "acaba
mı?" diye bir şüphe bırakmıştı içimizde.
İlk periyodda
biraz zorlansak da, ikinci periyodun başından itibaren oyuna
hakim olduk ve yakaladığımız üstünlüğü de, farkı gitgide açarak
maçın sonuna kadar devam ettirdik.
Pota
altımız kendine geldi
Kanımca bu maçın en önemli kazancı, uzunlarımızın kendini
bulması oldu. Sakatlıktan dolayı iyi bir hazırlık dönemi geçirmeyen
ve idman eksiği olan Hüseyin Beşok, ilk iki maçta varlık gösterememişti.
Lübnan karşısında oyuna sonradan girip uzun süre sahada kalmamasına
rağmen pota altında çok etkili oldu. Ribaundlarda rakiplerine
göz açtırmadı. Mehmet Okur da, Mirsad dinlendirilince ilk
beş başladı ve gerçek oyununu sahaya yansıttı. Vogel, Khouri
gibi kendine kıyasla kalın oyuncularla iyi boğuştu. Hücumda
da çok etkiliydi. Kaydettiği 27 sayıyla sahanın yıldızı oldu.
Bu iki oyuncumuz, adeta üzerlerindeki ölü toprağını atıp gerçek
kimliklerine kavuşunca, takımımızın itici gücü oldular.
Kaya, savunmasıyla devleşti bu şampiyonada. Hücum yönünü geliştirmesi
ise mutlak bir şart. Özellikle de şutunu geliştirir ve yüzü
dönük oynamaktan çekinmezse, savunmada olduğu kadar hücumda
da rakiplerin korkulu rüyası haline gelecektir.
Back-court
İbrahim
savunmada daha derli toplu ve şut seçimlerinde daha dikkatliydi.
Ondan daha fazla verim almak için yapılması gereken, onun
liderliğini öne çıkarmak ve rakip savunmanın baskısından bunalmadan
skor üretebilmesi için özel set veya setler oynamak. El üzerinden
zorlama şut atıp da kaçırdığında, İbo'nun fiziksel ve moral
performansında düşme oluyor. Oysa boş pozisyonda attığı cezalandırıcı
üçlüklere çok ihtiyaç duyuyor takımımız.
Kaptan
Harun, alıştığımız üçlükleriyle skora katkı sağladı. Takımın,
onun ağabeyliğine ve tecrübesine önümüzdeki kritik maçlarda
ihtiyaç duyacağı muhakkak. Kritik anlarda oyun kuruculuğu
üstlenebilmesi de, tempoyu ayarlamamız bakımından önemli bir
avantaj olacak kanımca.
Hidayet'in
skora katkısı ilk iki maça nazaran daha düşük olsa da, savunma
ve hücumdaki dengeli oyunu olumluydu. Gereksiz kahramanlık
psikolojisine kapılmayıp zorlama atışlardan kaçındığında takıma
hiç şüphesiz daha yararlı oluyor. Hido, çok yönlü ve değerli
bir oyuncu. Kendine has özelliklere sahip. Bu özellikleri
olumlu katkıya dönüştürebilmek için de daha kontrollü olması
ve NBA tecrübesini arkadaşlarını da destekleyecek şekilde
sahaya yansıtması şart.
Rakibimiz
Lübnan'da takımın lideri olarak gösterilen El Khatib, inişli
çıkışlı bir grafik çizse de bize karşı iyi bir oyun sergiledi.
John Neumann onu skorer gard pozisyonunda da kullanacak anlaşılan
bundan sonra. Tanıdık bir sima olan Joe Vogel, kariyerinin
olgunluk döneminde güzel oyunlar çıkardı, takımının tüm maçlarda
skor gücünü üstlendi. Lübnan takımında dikkatimi çeken iki
isim daha oldu: Charles Bardawil ve Roy Samaha. Bardawil iyi
bir şutör, boş şutları hiç affetmiyor yalnız savunması yok
denecek kadar etkisiz. Samaha da atletik bir uzun ancak hücumda
vücudunu yeterince kullanamıyor. Bu eksikliklerini telâfi
ettiklerinde, bu iki oyuncunun adlarından daha da söz ettireceklerini
düşünüyorum.
İspanya maçı ne olur?
Şeytanın
bacağını kırarak Avrupa Şampiyona'sındaki grup maçında yendiğimiz
İspanya ile bu sefer bir ölüm-kalım maçı yapacağız, deyim
yerindeyse. İlk turda aldığımız iki yenilginin telafisinde
ilk adım için Boğalar'ı yenmemiz şart gözüküyor.
İspanya,
üçte üç yaptığı ilk tur maçlarında "turnuvanın en iyi
savunma yapan takımı" hüviyetindeydi ve takımın saha
içi organizasyonunda uyum üst düzeydeydi. Yani, bizim sıkıntı
çektiğimiz hususlarda onlar başarıyı yakalamışlardı. Mücadelenin
boyutunu değerlendirmede bu unsur son derece önemli olacak
kanımca. Etkili bir uzun oyuncuları olmamasına karşın -burada,
Gasol'u nevi şahsına münhasır stilinden dolayı imtina ediyorum-
takım kurgusu iyi işleyince Yugoslavya'yı dize getirdiler.
NBA'de
başarılı bir çaylak sezon geçiren Pau Gasol, takımın lideri
konumunda. Garbajosa ve Navarro da ona ayak uydurunca, takımı
hücumda bu üçlü taşıyor. Çiçeği burnunda NBA oyuncusu Navarro,
dış şutlarıyla tam bir belâ. İkinci bir Ayuso vakası yaşamamak
için onu iyi savunmamız şart. Bu noktada İbrahim aksarsa,
kenarda Ömer ve Haluk unutulmamalı.
Paint'te
avantajlı olabiliriz
Garbajosa dışında Alfonso Reyes, Felipe Reyes, Paraiso ve
Junyent, İspanya'nın diğer uzunları. Gerçi uzun oyuncu kavramının
boyutları tartışılır burada çünkü bu dörtlünün en uzunu Junyent
2.07 boyunda. Bizim Mirsad ve Hidayet kadar yani. Mehmet Okur
ve Hüseyin Beşok günlerinde olursa pota altında onlara üstünlük
sağlamamız kaçınılmaz. Mirsad'ın da onlara katılımı ibreyi
lehimize döndürür. Asım ve Kaya gibi kora koru seven iki uzunumuz
daha olduğu da unutulmamalı.
Dış şutlarda
ise İbrahim, Harun ve Hidayet kozlarımız olacak. İbrahim'e
setlerle boş şut attırmamız şart. Büyük olasılıkla Angulo
ona baskılı savunma yapacak. Angulo, savunmasının yanı sıra
hücumda da ekstra katkı sağlayabilecek bir oyuncu. Felipe
Reyes ile de Hidayet'e top aldırmamaya çalışacaklar sanıyorum.
Kronik
hastalığımız basit top kayıplarından kaçınmak için Kerem'e
büyük görev düşüyor. Takımı iyi organize etmeli ve öncelikle
pota altı adamlarımıza top indirmeye çalışmalı oyun kurucumuz.
Kıssadan
hisse: Maçın anahtarı pota altında kanımca. Pota
altında onlara belirgin üstünlük sağlarsak, savunma dirençlerini
daha kolay kıracağımızı düşünüyorum. Porto Riko gibi eşleşmeli
alan savunması uygularlarsa da, uzunlarımızın zorlama yapmadan
topu dışarı çıkarıp şutörleri devreye sokmaları gerekiyor.
Ne olursa olsun, Gasol ve Navarro'ya çok dikkat etmek lâzım.
Haydi On
İki Dev Adam, Avrupa Şampiyonası'ndaki galibiyetin tesadüf olmadığını
gösterin Boğalara.
egollu@hotmail.com