|
Gilberto... MVP?
Yapabileceğim daha fazla bir şey yoktu. Süreye baktığımda 4 saniye kaldığını gördüm ve o hâlâ topla oynuyordu. Ben de ona biraz daha yaklaştım. Ufak bir adımla küçük bir hareket yaptı. Ben o hareketine karşılık verirken yükseldi. El göstermeye çalıştım. O'nun bu şutu atacağını biliyordum. Sahadaki tüm oyuncular biliyordu. Salondaki bütün seyirciler biliyordu. Müthiş bir şut attı.
Arenas'ın 51 sayı ve maçı kazandıran son saniye üçlüğüyle bitirdi Utah maçı sonrası onu son hücumda savunan Deron Williams'ın söyledikleri bunlar. Biraz eksik anlatmış ama... Mola alındığında maçı internetten takip eden kimi batug.com yazarları gibi birçok kişi de bu şutu kimin atacağını biliyordu. Hatta 'büyük usta' Alp Akbulut, Williams'ın anlattığı bu oyunu söyledi.
Arenas bu şutu attı, top süzülürken arkasını dönüp kollarını havaya kaldırdı. Şutun girip girmediğine bakmadı bile. Galibiyet sonrası soyunma odasına giderken tribünden yükselen tezahürat belliydi: "M-V-P, M-V-P!"
MVP sohbetiyle başlarsak... Arenas'ın bireysel olarak ligte şu ana kadar en iyi performans gösteren oyuncu olduğunu düşünüyorum (İstatistikleri 29.9 sayı 4.5 ribaunt, 6.2 asist, 2 top çalma, 3.6 top kaybı, %43.2 şut, %39.8 üçlük ve %84.4 serbest atış isabeti). Ancak bu ödül En İyi Performans ödülü değil, En Değerli Oyuncu ödülü. Yani, en iyi performansı takımını yukarılara taşıyarak gösteren oyuncuya veriliyor. Wizards'ın şu anki durumuna göre -24-17'lik bir derece ile Güneydoğu'da lider durumda, Doğu'da da ½ galibiyet farkla Detroit ardından ikinci sırada- yine MVP ödülünün en önemli adayı olarak düşünüyorum. Ancak sezonun daha yarısı bile geride kalmadı. Bu yüzden, "bu konuda konuşmak için henüz erken" diye düşünenleri de saygıyla karşılıyorum, ben zaten, bu ödül hakkında şu anda söylenebilecek her söz gibi, ihtimallerden bahsediyorum, ve konuyla ilgili şahsi yorumumdan.
Franchise player
Zaten Washington için esas önemli olan konu, böyle bir oyuncunun varlığı. Eminim benim gibi bir çok Wizards taraftarı, sadece Arenas gibi bir oyuncuya sahip olmaktan ötürü bile büyük heyecan duyuyordur. Evet, bu takımda Jordan'ı da izledik. Ancak Waizards ile Jordan, kendi tâbiriyle "üst seviyede basket oynayamadığı ve daha çok öğretmen gibi takıldığı" bir deneyim yaşadı.
Gilbert Arenas'a altı yıl için garanti edilen 60 milyon dolarlık kontrat, Wizards'ın elinde patlayabilirdi. Tıpkı daha önce böyle bir franchise oyuncusu seçme döneminde Chris Webber'in yerine Juwan Howard'ı seçtiklerinde olduğu gibi... Fakat olmadı ve Arenas kontratı fazlasıyla hak eder bir oyun ortaya koydu.
Washington'a geldiği sene Jordan basketbolu son kez bırakmıştı. Washington'a uzun bir aradan sonra gelen basketbol heyecanı da Jordan'la birlikte gitmiş gibiydi. Jordan Hamlesi sportif anlamda başarısızlıkla sonuçlansa da (ekonomik anlamda çok büyük katkısı oldu ve çok yerinde bir karardı) bu dönemde yapılan kontrat hamleleriyle, Jordan gittiğinde Wizards'ın eli kolu bağlı kalmadı. Ortada kadroya bir yıldızı ya da yıldız adayını bağlayabilecek kadar parası olan bir takım vardı. Ve bunu Arenas'a harcamayı tercih ettiler.
Arenas ise koleje geldiğinde herkesin hakkında "Sıfır dakika oynar" dediği birisiydi. O da buna karşılık 0 numarayı seçti. İki sene sonunda Pac-10'in En İyi Beş'ine seçilen bir oyuncu oldu. NBA takımlarının ilgisini çekti ve birçok kulüp ona ilk turda seçme sözü verdiler. İnandı ve drafta girdi. İkinci turda Golden State tarafından seçildi.
Hakkında düşünülenler farklı değildi, onun yaptıkları da. En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu ödülünü kazandığı sophomore sezonunun sonunda sınırlı serbest (alabileceği para ve GSW'nin bunu karşılayamayacağı düşünüldüğünde "sınırlı" demeyebiliriz de) oldu ve Clippers ile Wizards'ın yakın teklifleri arasında seçim yapmak zorunda kaldı. O da Washington'a gelmeyi tercih etti. Bu konuda ortada dolaşan "para atma hikayesi" de, daha sonra kendisinin uydurduğunu itiraf ettiği bir geyikten ibaret. Washington'ı bilinçli bir şekilde tercih etti.
Mükemmel birleşim
Biraz da şartların oluşturduğu bu birliktelikten şu ana kadar ortaya iyi bir iş çıktı. İlk senesi takımın tamamı gibi sakatlıklarla geçti. 2005 yılında ise Washington sekiz yıl sonra ilk kez playofflara kaldı. İlk turun üçüncü maçında Washington, Bulls'u Arenas'ın 32 sayı, 7 ribaunt ve 7 asisti ile 117-99 yenerken, 1988'den bu yana ilk playoff galibiyetine imza attı. Seride durum 2-2 iken deplasmandaki beşinci maçta attığı son saniye basketiyle, seriyi geçeni de belirleyen oldu. Playoffta geçilen bu tur da 1982'den beri ilk kez olan bir şeydi. Bu satırların yazarı doğmadan öncesinden yani.
O yaz Hughes'un ayrılması sonrasında herkes şüpheyle bakmaya başladı. Ancak Arenas işin altından 29.4 sayı averajı ile kalktı. Bir kez daha playofflar (18 sene sonra ilk kez iki sene üst üste) ancak bu kez ilk turda gelen bir mağlubiyet... Bu sene de aynı performansı gösterip gösteremeyeceğine dair tereddütler vardı ancak şu güne kadar kimsede şüphe falan bırakmadı.
Tarihe geçen rakamlar
Arenas, Washington'da üçüncü senesini geride bıraktı. Ancak şimdiden Wizards tarihinin en iyi oyuncularından biri haline gelmiş durumda. İnanmayanlar mı var?
Takım tarihinin ilk 3751 maçında sadece yedi kez 50+ sayı üretilebildi. Arenas ise son 15 maçta bunlara üç tane daha ekledi. Şu ana kadarki Wizards kariyerinde de beş maçı son saniye basketleriyle takıma getirdi (İzlemek isteyenler tıklayabilir). Bu sezon 12 kez çeyreği ya da maçı bitiren basketi attı. Bu sezonu beklediğim gibi 30 sayının üzerinde bitirirse de tarihte bunu başaran ikinci oyuncu olacak, diğeri 45 sene önceydi. Bu konuda Washington Post yazarı Mike Wise onu Evlin Hayes ve Wes Unseld'in arkasından 3.sıraya koymuş. Bu ikili takıma tarihindeki tek şampiyonluğu getiren isimler.
Karakter
Arenas, hareketleri ve konuşmalarıyla da ilgi çeken birisi. Daha önce yazdığım, Wizards'ı seçmesiyne dair uydurduğu hikaye de buna güzel bir örnek. Kötü giden bir maçın devre arasında üstündeki hiç birşeyi çıkarmadan duş alması ve ikinci yarıda delirmesi, köpekleriyle birlikte koşu bandında çalışması, kaçırdığı serbest atışlar yüzünden takım elendiğinde serbest atış çizgisine küsmesi, bunlar arasında sayılabilir.
Yaptığı açıklamalar da onun hem ne kadar zeki, hem de ne kadar eksantrik bir insan olduğunu ortaya koyuyor. ABD Milli Takımı'ndan kesilmesi sonrasında Mike D'Antoni ve Nate MacMillan'ın takımları olan Phoenix'e ve Portland'a karşı bu sezon oynadığı maçlarda 100'er sayıya ulaşmak için her şeyi yapacağını söyledi (Suns'a karşı ilk maçında 54 sayı attı!).
Utah maçı sonrasında yaptığı açıklama da kişiliğini çok güzel ve açık şekilde ön plana koyuyordu. 51 sayı atıp iç sahada bir maçta en fazla sayı atan Wizards oyuncusu olma konusunda Jordan'ı yakaladığı maçın ardından, kendisine bu konudaki düşüncesi sorulduğunda, önce gülerek Wizards'ın tüm rekorları bana ait olacak, dedi ve ekledi; ama neyse ki Jordan Wizards'a genç iken gelmedi."
Ben de çoğu Wizards taraftarı gibi Arenas'ın tuttuğum takımda olmasından mutluyum. Biliyorum ki bu adam takım için elinden geleni yapacak, "gitti" denilen maçları çevirecek, gözünü sakınmadan yerdeki topa dalacak, son çeyrekte top kullanmaktan kaçınmayacak... Ve belki de en önemlisi, kendisini devamlı geliştirecek.
Unutmadan; bu adam daha 25 yaşında.
Selçuk ORMANCI
25 OCAK 2007, PERŞEMBE
Arşiv
Sadece playoff yetmez ha!
Selçuk ORMANCI
6 KASIM 2006
Merhaba. Uzun zaman olmuş yazmayalı. Playofftan hoş olmayan bir şekilde elenince, içimden gelmedi pek yazmak, defalarca yazmaya çalışmama rağmen. Sıkıcı geçen yaz dönemi de eklenince ara bu kadar oldu. Bu yazıyı da aslında dün yazmıştım ancak, bir batug.com klasiği şeklinde, Batuğ Abi'ye attığım e-posta'ya yazıyı eklemeyi unutunca, bugüne kaldı. Haydin başlayalım yavaştan.
Son iki sezondur playoffa kalmayı başarmış bir takım var elimizde ve yıllar içerisindeki gelişimine baktığımızda da, bu iki sezonu başarılı diye nitelendirmemiz gayet doğal. Ancak bu sezon sadece playoffun yeterli olmayacağı açık - ki bunu söyleyenlerin başında takım sahibi Abe Pollin gelmekte. Şampiyonluk gibi bir hedef çok uçuk görünse de, en azından bu hedefe ulaşmak adına çıkışa devam etmek çok önemli bir gösterge olacaktır. Takımının niyetinin ne olduğunu anlamak bakımından kritik bir sezon olacağı kanaatini taşıyorum.
Peki düşünceler bu yöndeyken takımın yaz boyu yaptığı hareketler ne yönde gelişti?
DeFense Stevenson!
Son iki senedir oldukça ciddi değişimler yaşayan takımın bu seneki en önemli hedefi kadro istikrarını yakalamak ve bu kadroya takviye yapmaktı. Her ne kadar Jeffries'i kaybetmiş olsak da, kadronun yapısının çok değiştiğini düşünmüyorum. Yerine, geçtiğimiz sezonu Orlando'da geçiren DeShawn Stevenson ile sözleşme imzaladık. İki yıllık toplam iki milyona anlaştığımızı göz önünde bulundurursak, gayet güzel bir alış veriş gibi duruyor. Tek yapması gereken iyi savunma. Geçtiğimiz sezonun istatistiklerine göz attığımızda, yediğimiz toplam sayıda ligin 21'inci sırasında yer aldığımızı görüyoruz. Altımızda yer alan takımlardan sadece Denver ve Phoenix playoff gördü. Ancak rakiplerin yakaladığı şut isabet yüzdesindeki lig sıralamasına baktığımızda, onların fazla sayı yeme sebebinin, kötü savunmadan çok, oynadıkları hızlı tempo sebebiyle karşılıklı daha fazla şut kullanılması olduğunu görüyoruz. Bu bahsettiğim istatistik kategorisinde de ligde 23'üncü sıradayız ve bizden altta olanlardan sadece Bucks playoff gördü, tabii onların gördüğü şeye playoff deniyorsa! Rakamları da vereyim unutmadan; geçtiğimiz sezon maç başına 99.8 sayıyı, rakibin 46.5'lik şut isabet yüzdesiyle yedik. Bu sene bundan daha iyi savunma yapan bir takım haline gelmemiz gerektiğini söylememe gerek yok sanırım.
Peki olabilir miyiz?
Uyum sorunu yok
Kesin oluruz, demem mümkün değil. Ancak olmamamız için önümüzde pek bir neden kalmadı. Takımdakiler birbirlerini daha iyi tanıyor artık, uzun bir aradan sonra ilk kez, uyum için beklemek gibi bir sıkıntımız yok. Ayrıca çoğunluk geçen sene de takımda olduğu için nelerin kötü yapıldığını ve başarılı olmak için ne yapmaları gerektiğini daha iyi biliyorlar. Zaten daha sezon öncesi idmanlar başlamadan tüm oyuncular ağız birliği etmişçesine bundan bahsettiler. Savunmanın ancak istekle yapılabileceğini düşünürsek bunlar kulağa hoş gelen gelişmeler.
Takımın savunmasında en kritik iki isim Caron Butler ve Gilbert Arenas. Özellikle Butler'a, Jeffries'in gidişinden sonra, oldukça fazla iş düşmekte. Geçtiğimiz sezon da Koç Jordan çok defa ondan "Savunma liderim" diye bahsetmişti. Bu sene o liderliğini daha iyi göstermesi gerekecek. Zaten fiziksel açıdan bunu yapabilecek kapasitede. Eğer bunun altında başarıyla kalkarsa, oyuncu olarak da kendisini bir üst seviyeye taşıyacak. Gilbert Arenas'ın yapacağı savunma da, takımın lideri olarak göstereceği ciddiyetin bir sınavı olacak, bir mânâda.
Hücum sorunu da yok
İşin hücum yönüne baktığımızda, geçtiğimiz sezonun en skorer üçüncü takımı olarak, bir eksiklik yaşayacağımızı düşünmüyorum. Zaten hücum ağırlıklı oyuncularımızdan hiç birini kaybetmedik. Üstüne, geçtiğimiz sezonun büyük kısmını sakatlık yüzünden dışarda geçiren Jarvis Hayes takıma geri döndü. Eğer sağlıklı olursa bench'ten gelerek skora büyük destek vereceğini düşünüyorum.
Temmuzda Bulls'dan serbest kalınca 23 milyon doları garanti edip beş yıllık kontrata imzayı bastırttığımız Darius Songaila da hücum açısından takıma büyük güç katacağını düşündüğüm bir isimdi. Ancak Dünya Basketbol Şampiyonası'ndaki sakatlığını bir türlü atlatamadı ve ameliyat olmasına karar verildi. Şubat ayına kadar takımda olamayacak. Eddie Jordan'ın oynattığı Princeton hücumuna olan yatkınlığı sayesinde (ve aynı oyunu oynayan Kings'teki başarısından hareketle), Darius'un takımdaki skora katkı yapan uzun oyuncu eksiğini kapatmaya yardımcı olacağını ve yaratacağı mismatch'ler ile önemli rol oynayacağını umuyordum. Döndükten sonra yine yapabilir ancak yeni takımına sezon ortasındaki katılışı nedeniyle uyum göstermesi zaman alacaktır.
Takımdaki bir diğer değişim de, bu sezon Etan Thomas'ın ilk beşe yerleşmesiı. Aslında geçtiğimiz sezondan beklediğim bir şeydi bu, ancak bir önceki sezonun büyük bölümünü sakat geçirmesi ve yine sorunlar yaşaması buna engel olmuştu. Haywood da kenardan gelerek savunma direncinin artmasını sağlayacak.
1-1 başladık
Sezonun ilk maçında deplasmanda Cavaliers'a 97-94 yenildik. Arenas'ın çok kötü oynadığı bir maçı (ilk üç çeyrekte 0/9, toplamda 2/12, 7 sayı) buralara kadar getirmenin iyiye işaret olduğunu düşündüm. Son periyodda 10 sayıdan gelmemiz de güzeldi. Ancak sonlarda yenilen iki kolay basket akıl alır gibi değil. Jamison'ın şutu girse... Üç gün sonraki ikinci maçta ise evimizde Celtics'i 124-117 ayıkladık. Arenas şu istatistiklerle özür diledi: 44 sayı (14/25 FG, 5/10 3FG, 11/12 FT), altı asist, iki top çalma.
Bu gece de Orlando'dayız. Sezonla ilgili beklentilerimi de ekleyip yazıyı sonlandırayım. Tahminime göre playofflara kalırız rahat bir şekilde. Hedefim beşinci sıra, ancak altıncı sırayı alacağımızı düşünüyorum. Sezonla ilgili isteklerim ise uzun süreli sakatlık yaşanmaması, daha iyi savunma yapılması ve de Miami Heat'i yenmek - ki bu üçüncüsü, şu an için gerçekleşmesi en kolay olanı, sanki! Genel olarak sezonla ilgili görüşüm ise şöyle: Tüm takımlar kendilerince iyi oyuncular aldılar. Hepsi gayet köklü camialar. Benim dileğim, basketbolun konuşulduğu, saha dışındaki olayların basketbolun önüne geçmediği bir sezon olması. Hayırlı uğurlu olsun.
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
|