|
Efsaneler ölmez...
Nerden başlasam, nasıl anlatsam, bilemiyorum. Pazar sabahı bilgisayarı açtığımda gördüğüm haber kaşısında boğazım düğümlendi, ekran karşısında kilitlendim kaldım adeta. Hani derler ya gördüğüme inanamadım diye, işte ben de aynen öyle, Arnold 'Red' Auerbach'ın ölüm haberini gördüğümde habere inanamadım, inanmak istemedim. Yakın zamanda geçirdiği kalp krizleri onu bitkin düşürmüş, zamanın çoğunu tekerlekli sandalyede geçirmesine sebep olmuştu, durumu da son zamanlara hiç iyi değilmiş. Ama O Red Baba'ydı, basketbol efsanesiydi, koca çınardı, ölemezdi o.
88 yaşında son geçirdiği kalp krizinden sonra, mücadelesine devam edip yataktan kalkmayı başararak, sevenlerinin yüzünü bir kez daha kara çıkarmamıştı. Bu olayla birlikte, Red Auerbach'ın hiç ölmeyeceğine dair inancım iyice pekişmiş, onun ölümü bana bir kez daha imkansız bir olaymış gibi gelmişti. Lakin dün imkansız olan maalesef gerçekleşti, adını Celtics ve basketbol tarihine altın harflerle yazdırmış, birçok başarıya imza atmış bu mühim şahsiyeti kaybettik.
Red Auerbach'ı her zaman yeşil ceketi, yeşil bastonu ve ağzından eksik etmediği pürosu ile hatırlayacağız kuşkusuz. Son zamanlarda, eskiden günde on tane içtiği pürosunu, doktorunun tavsiyesiyle üç taneye indirmişti Red Baba. 89 yaşında ve kalp hastası olan bir adam için şüphesiz bu bile çok fazlaydı. Ama o, hayatı boyunca hep yaptığı gibi, gibi bu zamanlarında da sevdiği şeylerden vazgeçmedi. Aslına bakarsanız, kalbi hasta olan birinin bu kadar çok püro içmesine rağmen 89 yıl yaşayabilmesi mucize gibi geliyor bana. Zaten de o değil miydi mucizelerin adamı?
Red Auerbach olmak
Adını o kadar çok başarıya yazdırdı ki hangi birini saysak bilemiyorum. Celtics ile kazandığı 16 şampiyonluk (dokuzu koç, yedisi GM olarak) ve yarattığı müthiş efsane, onun asla unutulmamasını sağlayacaktır şüphesiz. Ama onu Red Auerbach yapan, kazandığı şampiyonlukların sayısı değildi tabii. Onu özel yapan o kadar çok şey vardı ki...
Irkçılığın hat safhada olduğu yıllarda, ligdeki ilk siyahi oyuncuyu (Chuck Cooper, 1950) o seçti draftta. (Hatta o dönemde ırkçılığın belki de kuzeybatıdaki başkenti sayılabilecek Boston şehrinin takımı için.)
NBA tarihinde tamamı siyahi oyunculardan oluşan ilk beşi de sahaya ilk olarak yine o sürdü: Sam Jones - K.C Jones - Willie Naulls - Tom 'Satch' Sander - Bill Russell.
Koçluğu bıraktıktan sonra takımın başına, modern spor tarihinde ilk kez bir siyahi oyuncuyu, yine Red getirdi, ki Bill Russell oluyor o da.
Asistanı olmadan yıllarca Celtics'in koçluğunu tek başına idare etti, seçeceği oyuncuları kendisi izledi, takasları kendisi yaptı. Kısaca, Celtics efsanesini tek başına yarattı, diyebiliriz.
Biraz bunları anlatayım.
Boston Celtics Hanedanı
Herşey, Red'in, St Louis'in ilk tur draft hakkına karşılık Ed Macauley'i onlara takas etmesiyle başladı. Bu seçim hakkıyla Bill Russell'ı alarak Celtics hükümranlığının temelini attıktan sonra, diğer parçları da birer birer bulup oturtarak, 13 sezonda tam 11 şampiyonluk alacak olan takımı oluşturdu. Çoğunlukla seçeceği oyuncuları kendisi izlese de, kendisinin de itiraf ettiği gibi herşeye yetişmeyeceği için, bazen dostlarından yardım alıyordu. Kaliforniya'daki bir arkadaşına "Oralarda işe yarayacak bir oyuncu var mı?" diye sorduğunda, sonradan forması Celtics tarafından emekliye ayrılacak olan Sam Jones'u öneriyordu arkadaşı.
Celtics'in bocaladığı ve Red'in yeni takım sahibi ile pek anlaşamadığı 1970'li yılların sonunda Celtics'i Knicks için bırakacağı dedikoduları çıkınca Boston halkının isyanı işe yarıyor ve John Brown geri adam atarak herşeyi Auerbach'ın kontrolüne bırakıyordu. Auerbach, 1979 draftında risk alarak o sezon kolejde kalmaya karar veren (Kolejde kalmak mı?!? O da ne demek?) Larry Bird'ü draft ediyor, 1980 draftında ilk sıra seçim hakkını, Robert Parish ve üçüncü sıra karşılığında Golden State'e gönderip üçüncü sıradan da Kevin McHale'i seçerek, müthiş bir dönemin daha temelini oluşturuyor, özetle bir kez daha Celtics'i kara günlerden kurtarıyordu.
Takımın bir önceki sahibi Paul Gaston, NCAA'in parlayan yıldızı (Celtics tarihinde ise kara bir dönem) Rick Pitino'yu takımın başına getirirken, bütün isteklerini kabul ederek onu aynı zamanda takımın basketbol ile ilgili tüm kararlarından sorumlu kişi haline getiriyordu. Red ise başkan yardımcılığına indiriliyordu. Kararı büyük bir olgunlukla karşılayan Red ise Pitino'nun muhtemelen kendisinin Celtics için anlamının farkında olmadığını söylüyordu. Neticede sürecin sonunda Pitino layık olduğu kolej basketboluna geri dönerken, Auerbach da Celtics başkanlığına ve görevine geri dönüyordu.
Red'in Celtics Felsefesi
Red Auerbach için belki en önemli iki kelime 'kazanmak' ve 'biz' idi. Kurduğu takımlarda her zaman ilk göze çarpanlar bunlardı. Bunun yanında, küçük şeylerle büyük başarıların kazanıldığını Danny Ainge ilk olarak, kendisini draft eden Red Auerbach'dan duyduğunu belirtiyor. Zaten bugün bir efsane yaratmış olan bir adamın, o zamanlar için farklı bazı yeteneklere ve fikirlere sahip olması gerekmez mi?

60 yıl boyunca hiç bir sezonun ilk Celtics maçını kaçırmayan Red, maalesef 61'incisine üç gün kala hayata gözlerini yumdu. Daha geçen hafta, ordudaki çalışmalarından ötürü onuruna verilen yemekte, tekerlekli sandalyesindeki Bob Cousy'e yeni sezon için ne kadar heyecanlandığından ve Boston'a maç için geleceğinden bahsetmiş. Üzülmemek elde değil.
Celtics nasıl Auerbach'ın yaşam biçimi idiyse, O da Celtics için şüphesiz çok şey ifade ediyordu. Bugün Celtics'in tarihindeki başarılardan övgüyle söz edebiliyorsak, bunda kuşkusuz en büyük etken Red Auerbach'dır.
Celtics bugüne kadar hep 'Geleneklerin Takımı' olarak bilindi. Değişmeyen logo, şehir, formalar ve bir çok gelenek daha... Bu Celtics'in belki de en sevdiğim yönüydü bugüne kadar. Fakat son zamanlarda bir çok şey değişmeye başladı, önce yeni kurallarla üçüncü tip formalar icat edildi, şimdi de bu sene kurulan dansçı kızlar takımı yeni sezona hazırlık yapıyor. Yıllar boyu Red Baba'dan veto yiyen dansçı kızlar, en sonunda bu yıl sahaya çıkıyor.
Red Auerbach'e geçtiğimiz yıllarda sorulmuş "Ne zaman dansçı kızları göreceğiz?" diye...
O da, "Benim ölü bedenimden sonra” cevabını vermiş. Arnold 'Red' Auerbach üç gün önce seçimini yaptı ve Celtics'in üst üste 61'inci sezon açılış maçını izlemektense, dansçı kızları izlememeyi yeğledi.
Kararından ötürü saygıyla önünde eğiliyoruz, Red Baba. Rahat içinde uyu...
Celtics varolduğu sürece hep hatırlanacaksın.
Not 1: Celtics'in en azından ilk maçta dansçı kızları sahaya sürmeyeceğine inanıyor,aksini düşünmek bile istemiyorum.
Not 2: Yukarıda, Bill Simmons'ın yıllar önce yazdığı yazıdan ve Boston Herald ile Boston Globe'dan yer yer alıntılar yapılmıştır.
|