Orkun ÇOLAKOĞLU
NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

O DEDİ, BU KODU!
tıkla!

KNICKS TARİHİNDEN
Son 10 yıldaki yanlış takaslar
tıkla!

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı...

TRANSITION
NBA'dan kısa kısa...

NBA WALLPAPERS

TÖRKİŞBASKETBOL

YUROBASKET


COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.

BJK-Telekom maçından izlenimler...
SONUNU GETİREMEDİK

Benim aslında bugün Süleyman Seba Spor Salonu'nda olmamam gerekiyordu (Nedenini sormayın, hehe!) Ani bir kararla bu maçı günlük programıma dahil ettim. Derhal Beşiktaşlı yazarlarımız Onur Tuncaboylu ve Alim Karasu'ya telefon ettim ve maça davet ettim. Tuncaboylu teklifimi kabul ederken, Karasu tahmin ettiğim gibi bize eşlik edemedi. Tuncaboylu'yla saat 15.20'de Beşiktaş'ta buluşup, sıkı bir VGM geyiği yapa yapa salona vardık. Tuncaboylu'nun ilk defa girdiği bu salonun boyutları karşısındaki hafif şaşkınlığı matraktı. Kendisi herhalde Alamodome ayarı birşey bekliyordu, hehe...

Rakibi ortalamanın altında tuttuk

Maçın büyük bölümünde skor başabaş gitti ve iki takım da sonlara kadar maçı koparır gibi olamadılar. Telekom elbette bizden daha iyi takım, üç iyi yabancıları var; Jurkovic ve Radosevic'i zaten biliyoruz, yeni pivot Mutavdzic de, Acie Earl gibi olmasa bile fena değil. Efes maçında olduğu gibi bu maçta da tempoyu yavaş, skoru kısır tutmak gerekiyordu ve bunu becerdik diyebilirim. Bundan önceki dört maçta 90 sayı ortalamayla oynayan Telekom'a 68 sayı attırmamız bir başarıdır. Dört maçta 28.3 sayı ortalamasıyla ligin sayı kralı olan kısa forvet Miroslav Radosevic'i 16 sayıda tuttuğumuz gibi, yabancılardan oluşan skorer üçlüye, yerlilerden mühim katkı gelmesini de engelledik. Sadece Gökhan Üçoklar'ın 8 sayısı vardı ki, o da düşük yüzdeyle oynadı, aklımda kaldığı kadarıyla. Bunların yanı sıra daha az sayı şansı da verebilirdik ama hakemler birkaç pozisyonda kolay faul çaldılar.

Kaptan Faruk'a yakışmayan tavır

Telekom daha çok, yumuşak karnımız olan pota altımızdan sayı bulurken, biz de tam tersine dış şutlara bel bağlamıştık. Önceki maçların sivrilen ismi Umut Tınay bu maçta kötüydü, sadece 6 sayı atabildi, bir süre sonra da boş pozisyonlarda dahi pek potaya bakmaz oldu. Faruk Beşok (7 sayı) çok çok kötüydü, hem skor üretemedi, hem de çok basit hatalar, top kayıpları vs. yaptı. Oyuna konsantre olamamış gibi gözüktü. Bu arada Faruk demişken, bir ayrıntıdan söz etmek istiyorum. Maçın sanırım ilk çeyreğiydi, hakem Faruk'a bir faul çaldı ki ağır bir karardı. Düdükten sonra, faule maruz kalan (!) oyuncu Ali Ton ile Faruk Beşok arasında bir gerginlik oldu. Daha sonra oyun başladı, Faruk, adamı olmadığı halde Ali Ton'un üzerine gitti ve inadına faul yaptı. Böylece faulleri ikiledi ve kenara alındı. Burada duralım... Diyoruz ki, ''Faruk bu takıma ağabeylik yapacak...'' Peki bu nasıl ağabeylik? Böyle mi örnek olacak Faruk Beşok?

Gardlar iyi, pota altı yetersiz

Geçelim backcourt'un iyilerine... Tufan Ersöz hücumda sorumluluğu büyük ölçüde yüklendi ve iyi de oynadı. Özellikle ikinci yarıda parladı ki, 19 sayısının 14-15'i de bu yarıda geldi. İkinci yarıda 29 sayı attığımızı da gözönünde bulundurursak, Tufan yarısını sırtlamış işte, daha ne olsun? Bir diğer vasatın üzerindeki oyuncu İnanç Koç'tu. 13 sayısının yanısıra, Radosevic'e yaptığı savunma da etkiliydi.

Pota altında ise hem hücumda, hem de savunmada etkisizdik. Hadi hücuma artık alıştık... Ama savunmada bu kadar rahat basket imkanı vermemeliydik. İzlediğimiz kadarıyla pek matah bir oyuncu olmayan Mutavdzic, meydanı boş bulup 15 sayı attı. Jurkovic ribaundlarda çok rahattı, o da 18 sayı attı. İlginç olan ise, pota altı savunması etkili olan Fatih Solak'ın epeyce kenarda kalmasıydı. ''Dikembe'' en azından Mutavdzic'e çözüm olabilirdi.

Hakemler ve polisler

Hakemler çok ucuz fauller çaldılar ve bu da agresif bir yapısı olan bizim takımı etkiledi. Bu maç için söylemiyorum ama üç senedir en kıl olduğum hadise, hakemlerin çok kolay verdiği fauller. Böyle olunca, Avrupa'daki karşılaşmalarda sert rakipler dersimizi veriyor. Üç sene evvel bizim takım zirveye oynarken bunlara daha çok takıyordum. Bu sezon, fazla da takip edemediğim için, durum ne, bilemeyeceğim.

Bir de polisin reklam panolarına vuran taraftarları engellemesi var ki, tam komedi! Oldu olacak, ''kısık sesle konuşun, oyuncular rahatsız oluyor'' da deyiverin bari!

Beşiktaş mağlubiyet serisine devam ediyor, haftaya Ülker'le oynuyoruz ve muhtemelen bu seri 5'e çıkacak. Ama oyuncuların mücadelesi takdire şayan. ''Beşiktaşlıyım'' diyen, haftaya Ahmet Cömert Spor Salonu'nda olsun.

(11 Kasım 2001, Pazar)