Bu
kadar fazla mı olmalıydı?
Geçen Cumartesi günü, sitemizin 6. adamlarından Arda Arşık,
Oytun Özdemir ve Onur Tuncaboylu'yla beraberdik. Efes Pilsen-BJK
maçına gidiyorduk ama aslında bu bahâne. Maksat görüşmek,
hatta tanışmak. Zira Oytun ve Arda abilerimle yeni tanıştım.
Maçtan ise pek bir beklentim yoktu. 20 sayı civarı bir fark
bekliyordum ve içimden, ''Yenmeyi bıraktım, hiç olmazsa son
dakikalara kadar maçı başabaş götürsek de heyecan olsa'' diyordum.
Ama 32 sayı fark da biraz ağır oldu açıkçası.
Maça başlarken isteğim buydu ve biliyordum ki Beşiktaş, çıldırmış
gibi dış şut sokamadığı sürece, Efes'le kafa kafaya mücadele
edebilmek için tek şansı, sert savunma yapmak, skoru kısır
tutmak ve tempoyu olabildiğince yavaşlatmak. Yani Eurobasket
2001'deki İsrail veya birkaç sene evvelki, Fratello'nun Cleveland'ı
gibi...
Nitekim ilk çeyreğin yarısı falan, yani 5-6 dakika kadar oyun
böyle sürdü. Ancak bu tempo yavaş yavaş arttı ve bu kez de
ilk seçenekteki gibi direnmeye koyulduk, yani yüksek yüzdeyle
dış şut atarak. Ancak bunun böyle devam edemeyeceği aşikardı.
Nitekim Efes, Beşiktaş'ın dış atıcılarını savunmasıyla sindirince
maç çözüldü. Çünkü Beşiktaş'ın uzunları, hücum yetenekleri
oldukça sınırlı oyuncular. Özellikle Fatih Solak, çok müsait
pozisyonlarda dahi, mecbur kalmadıkça potaya bakmıyor. Adeta
Detroitli Ben Wallace'ın bir kopyası, sadece savunmada var.
***
''Efes
maçı çözdü'' demiştik. Ne zaman çözdü? İkinci periyodun sonlarında.
Üçüncü çeyrekte de iyice açtılar farkı. Beşiktaş da doğrusu
biraz erken teslim oldu. Ama o gün Ayhan Şahenk'te Beşiktaş'ı
arkadan ittirip gaza getirecek bir seyirci olduğu da söylenemez.
Tamam, lig rezalet, takım iddiasız, maçın skoru da belli.
Ama bu genç oyuncular en azından Efes ve Ülker maçlarını dolu
tribünlere karşı oynayabilmeliler. Zira bu seneki Beşiktaş'ın
silahı deli gibi mücadele etmek ve takdir edersiniz ki bu
da ancak iyi bir motivasyonla olur. İyi de, boş tribünler
önünde böylesine yoğun bir motivasyonu, bu genç oyunculardan
nasıl bekleyebiliriz ki?
***
Bir de
adetim olduğu üzere, bir ayrıntıya kafayı taktım. Koskoca
Beşiktaş'ın basketbol takımının forması bu mudur yani? Bu
formayı her kim tasarlamışsa gerizekâlıdır! Salaktır! Andavaldır!
Ve Beşiktaş'ın bu formayı, daha doğrusu üzerine BJK arması
dikilmiş ve boyanmış bu iç çamaşırını giymesine göz yuman,
tuvalette büyük abdestini hallederken çizdiği forma dizaynını
kıvırıp o adama bir şekilde iade etmeyen yetkili kişi de,
en az o salak tasarımcı kadar salaktır!
***
Sonuçta
çok kalitesiz ve zevksiz bir mücadele izledik. Peki olan bizim
cumartesi günümüze mi oldu? Kesinlikle hayır! Yahu ben Arda
Arşık, Oytun Özdemir ve Onur Tuncaboylu'yla, Kadınlar Matinesi'ne
bile giderim. Güldük, eğlendik, geyik yaptık, sitemizin müdavimlerinden
değerli Murat Kosova'yla tanışma mutluluğunu yaşadık. Daha
ne olsun be?
Kapatın
sayfayı!
Not:
Benim NBA sezonuyla ilgili tahminler var ya... Siz de aynı kategorilerdeki
tahminlerinizi orkunco@excite.com
adresine gönderin. Yalnız koç tahmini için kafa patlatmayın
boşu boşuna, onu katmıyorum.
(26
Ekim 2001, Cuma)