Taşlar yerine oturuyor

Emirhan ERİNGEN
18 ARALIK 2006

Saygılar, sevgili batug.com tayfası. Bu sefer arayı biraz fazla açtım, farkındayım. Ancak takımda taşların yerine oturması ve kafamda gidişat hakkında düşüncelerin oluşması için biraz zaman gerekliydi. Lafı fazla uzatmadan olaya dalalım hemen?

Raptors 0.417'lik galibiyet oranı ve 10-14 derecesiyle, grup demeye bin şahidin gerektiği Atlantik'in ikincisi konumunda. Ne komiktir ki galibiyet oranımız Atlantik dışındaki doğu takımlarının sadece ikisinden yüksek (Charlotte ve Atlanta), birisiyle de aynı (Milwaukee), buna rağmen an itibarıyla Doğu dokuzuncusuyuz. Fakat bizim işimiz galibiyet oranından ziyade takımın sahadaki oyunuyla.

Şunu söyleyebilirim ki, 2001'de Sixers'la kapıştığımız sezondan beri sahada hiç bu kadar iyi bir takım görmemiştim. Bu ?iyi? kısmını biraz açalım. Öncelikle, sahada mücadele ediyoruz, mantıklı ve takım halinde hücum etmeye çalışıyoruz, takım savunmamızda da gelişme var... Rotasyonda yer alan her bir oyuncu, oyunun belli alanlarına katkı yapma yetisine sahip. Buna, Calderon'un Hornets maçında alan savunmasını bir orkestra şefi gibi yönetmesini örnek verebiliriz. Calderon demişken; dünkü maçta bir çarpışma sonucu sırtından sakatlanarak sedyeyle sahayı terkeden İspanyol gardın mühim birşeyi yok, listed as day-to-day desem anlaşılır herhalde... Evet, Calderon bu sene takıma ciddi katkılar yapmakta. Şutu gelişmiş, saha görüşü artmış, ayrıca fast-breaklerde takımı yönetmesi, alan savunmamızı etkili hale getirmesi de cabası. Kendisi çok faydalı bir backup PG olmuş diyoruz şu an için ve diğer oyunculara yöneliyoruz.

29 yaşındaki çaylağımız Garbajosa da takıma olumlu katkılar yapıyor. Basketbol zekası yüksek olan Jorge, 8.7 sayı ve 5.4 ribaunt ortalamaları tutturmuş vaziyette, form grafiği de yükselişte. İstatistik kağıdına yansımayan işleri de hakkıyla yerine getiren Garbajosa, maç başına aldığı 29 dakikalık süreyle Sam Mitchell'ın en güvendiği oyuncular arasında, bu sürenin artması da beklenebilir, özellikle dizinden sakatlanan Bosh'un yokluğunda.

Anthony Parker da NBA'e beklenenden çabuk ısınmış durumda. Cavs maçında kritik anlarda kullandığı önemli toplarla takımı ayakta tuttu. "Avrupa'nın Jordan'ı"nı takıma kazandıran Colangelo, son derece doğru bir tercih yapmış. Parker, Mo-Pete, Fred Jones, Graham rotasyonuyla 2 ve 3 numaralı pozisyonları rahatlıkla doldurabiliriz. Garbajosa ve iyileştiğinde Bosh da gerektiğinde 3 numara oynayabilecek vaziyetteler.

Uzunlara baktığımızda ise; Nesterovic'in istikrarsız oyunuyla karşılaşıyoruz. Elimizdeki kalıbı sağlam tek uzun olan Nesterovic, hücumda kütük gibi davranmasa takımın önemli oyuncularından biri olabilecek, çünkü kendisi pota altına dikebileceğimiz tek eleman. Nesterovic'den maç başına 10 sayı - altı-yedi ribaunt civarında katkı alabilirsek takımımız seviye atlamış olur.[ Son iki maçta Bosh yokken iyi oyunlar sergiledi. Umarız böyle devam eder. Nesterovic bu çizgisini koruyabilirse, Bosh, Bargnani ve Garbajosa'nın performanslarında da gözle görülebilecek bir yükselme olur kanımca.

Bargnani de yavaş yavaş NBA'e alışıyor. Şutu sağlam, üçlükleri de isabetli. Ondan sağlam bir pota altı performansı beklemek için ise biraz erken. Kendisi zaten güçlü bir pota altı oyuncusu değil, olması da zor. Ancak onu pozisyonundaki diğer oyunculardan ayıran, geniş saha görüşü ve kadife bileği. Magic maçında 30 dakikada 5/8 üçlük isabetiyle 30 sayı bulan, altı da ribaunt alan Bargnani'den çok umutluyum.

Takımın oyununa genel olarak göz atarsak...

Tam taşlar yerine oturmaya, biz de ritmimizi bulmaya başlamışken, Bosh'un sakatlığı pek hoş bir haber olmadı bizim için. Dizinden bir sakatlık geçiren Bosh son dört maçta kenarda oturdu. Sahalara ne zaman döneceği belli değil ama kendisi IL'de bulunmuyor çok şükür, gelecek haftaki Batı turuna da götürülmesi düşünülüyor.

Bosh'suz oynadığımız dört karşılaşmadan Magic ve Nets maçlarını almamız da sevindirici haber. Yazının başında da değindiğim gibi, takım bu sene çok daha derin bir kadroya ve nitelikli oyunculara sahip, böylece bu tip önemli sakatlıklarda daha rahat ayakta kalabiliyoruz. Savunmada sıkıştığımızda takım yardımlaşmasıyla çözüm üretebiliyoruz. Stojakovic'siz Hornets karşısında bu savunmayı başarıyla uygulayabildik, ancak bu alanda gelişme kaydetmemiz gerektiği de bir gerçek. Nitekim, Cavs maçında LeBron ve eski oyuncumuz Donyell Marshall üçlükleriyle savunmamızı delmeyi başardılar.

Sonuç olarak; takım doğru yolda ama biraz daha zamana ihtiyacımız var. Bosh'un takıma dönmesiyle, All-Star arasına doğru bir ivme yakalayacağımızı düşünüyorum. Zaten Doğu'da ucundan playoff yapmak çok büyük bir olay değil. Umudunuzu kesmeyin, takıma zaman tanıyın, kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.

 

Hareketli yaz

Emirhan ERİNGEN
3 TEMMUZ 2006

Saygılar, sevgiler batug.com tayfası. Ölü(!) sezonun en hareketli takımlarından biriyiz, mâlumunuz. Bugünlerde Raptors.com'a girerken, önce derin bir nefes almak suretiyle önce göz ucuyla, sonra alıştıra alıştıra bakıyoruz ekrana. Çünkü her an yeni bir bomba haberle karşılaşma olasılığı yüksek, ki bu da açıkçası Raptors Camiası'nın alışık olduğu bir olay değil.

Gelir gelmez elinin uğuruyla draft piyangosunda ilk sırayı çeken Colangelo Ağabeyimiz bakalım pek boş durmadığı şu geride bıraktığımız dönemde neler yapmış...

1- Kris Humphries+ Robert Whaley (waived) = Rafael Araujo

İlk olarak Araujo odunu Utah'a postalandı. Zamanında kendisinden ne kadar umutlu olmuş olsam da, dört senelik bir kolej tecrübesinden sonra 'lige hazır' geldiği iddia edilen bu moloz arkadaş, zerre kadar ilerleme gösteremedi! Humphries ise Araujo'ya göre daha sağlam ve işe yarayacak bir oyuncu gibi. Severim keratayı.

2- Rasho = Matt Bonner + Eric Williams

Orta karar bir hareket... Taraftarın sevgilisi olup da pek bir işe yaramayan Matt Bonner ve takımdan ayrılmak istediğini her fırsatta dile getiren Eric Williams postalandı, Nesterovic geldi, hem de yanında kendinden iki beden büyük kontratıyla.

Rasho gibi bir adama üç sene için yaklaşık 24 milyon dolar vermek açıkçası bana pek akıl kârı görünmüyor. Kaldı ki bize, 'nârin' bir pivottan ziyâde, 'tekmeye kafa uzatacak' bir pivot lazım. "Rasho böyledir" diyenler el kaldırsın… Anlaşıldı.

Şimdi Colangelo'ya bağlanıyoruz: ”Lan siz hem böyle playoff oynayacak takım istiyorsunuz, hem de uzun beğenmiyorsunuz. Ortada Shaq vardı da, biz mi almadık?” diyebilir, kısmen haklıdır da. Ama bu hareket biraz acele içinde yapılmış geldi bana. En azından, serbest kalacak Lorenzen Wright var, Nazr Mohammed var, hatta madem paran var (şu an payroll 37 milyon dolar), parayı basıp Ben Wallace'a bile sulanabilirken, niye hemen Rasho gibi, San Antonio'nun kurtulmaya çabaladığı bir adamı ve üç senelik bollaşmış kontratını alıyorsun.

3- Maurizio Gherardini (Yardımcı GM)

Sessiz ve derinden yapılan bir hamle... Colangelo, Benetton Treviso'nun GM'ini tuttu ve Toronto'ya getirdi. Gherardini, böyle bir pozisyonda görev alan ve Amerikalı olmayan ilk şahsiyet. Bu hareketin verdiği mesaj da şuydu: Benetton Treviso'nun oyuncusu Andrea Bargnani'yi alacağım…

4- Andrea Bargnani (2006 Drafti, ilk tur - birinci sıra)

Draft piyangosunun gerçekleştiği gün nba.com'da Raptors'ın ilk sıradan seçme hakkını kazandığını okuduğumda “Hobarey!” diyerekten yerimden sıçramıştım. Sonuçta hoş bir haber. Ancak biraz sakinleşince olayı daha rahat kavradım. Çünkü bu, son birkaç senenin aksine, derin ancak üzerinde konsensus sağlanamayan bir drafttı. Sağlam bir pivot tabiî ki yine yoktu. Ümit vaat eden tek tük gard dışında dişe dokunacak oyun kurucu da pek yoktu. Milletin ağzında ise “Yeni Nowitzki” dedikleri Bargnani vardı. "Efendim üçlük atıyor, her türlü ofansif silaha sahip, hızlı, atletik, vs..." "İyi güzel de, bu adam şu âarin Avrupalı 4 numaraladan bir yenisi değil mi?" dedim, "biraz öyle" dediler. "İyi" dedim ve diğer arkadaşlara yöneldim.

Açıkçası Adam Morrison'un mevcut kadroya cuk diye oturacağını düşünüyordum. Skorer, güçlü, iyi savunma yapan, 2.04'lük bu 3 numara, geçen sezon 28.1 sayı ortalaması tutturmuş. Ama Morrison'un da potansiyeli belli. Ne kadar iyi bir oyuncu olsa da, ilk sıradan seçilmeyeceği belliydi. Birinci sıra hakkı sizde olsa; şutör gard bileğine sahip, Nowitzki olabilecek bir uzun mu alırdınız, yoksa takımdaki açıkları kapatabilecek sağlam bir görev adamı mı? Bazı kişiler ikinci şıkkı seçebilirler, ama açıkçası, birinci sıra sizinse, aklınız çelinir. Çünkü Bargnani'yi kaçırdığınızda, altınızdaki takım, siz çaylağınıza şapkasını giydirmeden Bargnani'yi kapmıştır bile!

Colangelo da Bargnani'yi kimseye bırakmadı. Ama draftten sonra da kafalarda şu soru oluştu: "Bosh var, Charlie V. var, Rasho da geldi, Bargnani nerde oynayacak? Birinci sıra seçimini kenardan getirmek de, kadron çok güçlü ve şampiyonluğa oynuyor değilse, pek sık rastlanan ve sebebini kimseye kola kolay izah edebileceğin bir hareket olmaz. Yoksa?.. Yok canım" dedik, dediğimiz de oldu.

5- T.J. Ford = Charlie V.

Buna da ne diyeceğimi bilmiyorum. Raptos Camiası Charlie V'yi çok sevmişti. Charlie, çaylak sezonunda kendisinden beklenen her şeyi yerine getirmiş, ilerisi için umut vermişti. Ben de çaylak sezonundan sonra onun iki-üç sene içinde 20-10'luk bir forvet olabileceğini düşünüyordum. Ancak draft bütün hesapları değiştirdi ve Charlie de takımda fazlalık konumuna düştü.

Başka bir yönden bakarsak, aslında bu takas bizim açımızdan son derece mantıklı. Mike James büyük ihtimalle takımdan ayrılacak ve gard ihtiyacımız olduğu da açık. Ama piyasadaki seçenekler sınırlı. All-Star seviyesindeki gardlara sulanma şansımız yok. Bu durumda genç ve gerçek bir oyun kurucu olan T.J. Ford da bulabileceğimizin en iyisi.

Evet, genç ve hızlı bir takım için Ford biçilmiş kaftan, ancak Charlie V'nin de ileride çok çok iyi bir oyuncu olabileceğini düşünmem, bu takasın içime tam anlamıyla sinmemesini sağlıyor.

Son gelişmeler bunlar. Colangelo her an yeni hamleler yapabilir, sıkı durun.

Kendinize iyi bakın. Eyvallah…