piston'r
Onur TİRKEŞ
 

Bunu hak etmedik

Aslında bu sezon şampiyonluğun da verdiği keyifle birkaç Pistons yazısı yazmak istiyordum. Hatta Gökhan da arada, "abi Orkun da all-around'dan korsan Lakers yazarlığı yapıyor, senin neyin eksik" diye gaza da getirmiyor değildi. Ama biraz vakitsizlik, çokça da üşengeçlik yüzünden sürekli erteledim durdum. Ama şu son yaşanan olaylar ve bu olaylara gelen tepkiler sonrası bir şeyler yazmak şart oldu.

Benim müzmin sinüzit belam bu kış da, hele de Rusya'nın soğuğunun da yardımıyla beni dört gün yatağa mahkum ettikten sonra Salı günü öğleden sonra işe gelip de bilgisayarın başına geçince, doğrusu okuduklarıma, gördüklerime inanmakta zorluk çektim. Son yıllarda beni ve benim gibi yüzlercesini futboldan ve hatta TBL'den bıktıran, saldırgan, vahşi fanatizm hastalığı, bir huzur yuvası gibi bu çirkinliklerden uzaklaşıp, sporun ve rekabetin güzelliklerini seyretmeye alıştığımız NBA'in tam ortasına düşmüş, üstelik de şu 30 takımlı organizasyonun içinde nazire yapar gibi benim desteklediğim, üstüne kimselere toz kondurtamadığım takım ve onun seyircileri bu olayda başrole soyunmuş. Rakip oyuncuların kafasına atılan bardaklar, cipsler, sandalyeler; sahaya inen beyinsizler, daha neler neler…. İzledikçe utandım, utandıkça tiksindim..

Ancak, the Palace'daki taraftar kılıklı serserilerin yaptığı terbiyesizlik, Pacers forması giyen, profesyonel oyuncu kılıklı kabadayıların yaptıklarına bir mazeret olamaz, hele hafifletici bir unsur olarak görülemez. Belki böyle bir olay NBA'de ilk kez görülüyor olabilir, ancak Dünya etrafındaki profesyonel sporları takip edenler bu tür olaylara aşinadır ve dünyanın neresinde olursa olsun, nasıl tahrik altında olursa olsun, tribüne çıkıp taraftar döven bir profesyonel sporcu en ağır cezayı alır. Bunun tartışılacak, savunulacak bir tarafı olamaz. Kaan'ın da yazısında belirttiği gibi, Amerika'da seyirciye taraftar gözüyle değil, müşteri gözüyle bakılır ve ticari bir müessesede (ki NBA tam da böyle bir müessesedir) müşteri dövmenin kabul edilir tarafı yoktur. Şimdi olayı biraz irdeleyelim:

Olayın ilk kıvılcımının, Ben Wallace'ın, Artest'in biraz sert olsa da çok da ağır olmayan faulüne gösterdiği aşırı ve abartılı tepki olduğunu herhalde kimse tartışmıyor. Burada Artest'in soğukkanlılığını koruması ve Pacers'lı ve Pistons'lı oyuncuların büyük bölümünün de olayı yatıştırma amaçlı araya girmeleri de takdire değer. Herkesin fikir birliği yaptığı gibi de, olay böyle bitse, bu durumdan tek zararlı çıkacak olan Wallace'ın kendisi. Ancak herkesin bildiği gibi olay orada kalmıyor.

Seyirci bu olaylar sırasında hırçınlaşıyor ve sözlü sataşmalar başlıyor, ki Artest'e karşı Pistons taraftarının sempati beslediği söylenemez. (Hele geçen seneki konferans finali dördüncü maçında Pistons seyircisine yaptığı el hareketi hafızalardan silinmiş değil.) Gergin ortam belki yatışacakken, Artest'in hakem masası üstüne yatması ve uzun süre kalkmaması seyirciyi çıldırtıyor ve o sırada hepimizin defalarca gördüğü o sahne yaşanıyor. Tribünlerden bir hayvan, elindeki içi yarı dolu plastik bira bardağını Artest'in kafasına fırlatıyor.

Şimdi burada bir saniye durun. Buraya kadar yaşananlar yeteri kadar kötü değil mi? Buraya kadar yapılanları onaylayacak, hoş görecek, bahane bulacak, "yok öyle olmadı, böyle oldu" diyecek hiç kimse olamaz. En iflah olmaz Pistons taraftarları bile (yani benim gibiler bile) bu olayda Pistonslı oyuncu ve taraftarların yaptıklarını görmemezlikten gelemez. Ama… evet, "ama"sı var:

Hiçbir profesyonel oyuncu da tribüne çıkıp taraftar dövemez. Hiçbir tahrik onu haklı çıkaramaz. Hiç kimse de bu olayı mazur göremez. Bunun ötesinde yorumların hepsi zorlamadır. Hele hele, "bu olay örnek olur, herkes rakibinin oyuncusunu tahrik eder, ceza almasını sağlar" demek, zorlamanın da sınırlarını zorlamaktır. Çünkü çok açık ki, ne kadar tahrik edilirseniz edilin, tribüne çıkmakla kendi sonunuzu kendiniz hazırlamışsınız demektir. Bunun cezasız kalmayacağını düşünmek akılsızlıktır ve akıl sahibi olmak da bir profesyonel sporcunun sahip olması gereken asgari meziyetlerden biridir.

Pacers taraftarlarının bu cezalara tepkisini anlamak hiç zor değil, çünkü neticede ortada muhtemelen kaybedilmiş bir sezon var. Ancak bu cezaların sorumlularını yanlış yerlerde aramamak lazım. Çünkü suçun sorumluluğu, suçu işleyene aittir, cezayı verene değil.

Sevgili Ozan kardeşim yazısında "bir anlığına robot değil de insan gibi düşünüp hareket edince günah keçisi oldular" demiş bu oyuncular için. "Talihsiz bir yorum" diyebiliyorum ancak. Etkiye tepkiyle karşılık vermek insani bir meziyet değildir oysa, tam tersi, doğadaki her türlü mahlukatta var olan bir reflekstir. İnsanı insan yapan ise, etkiye karşı kendisine ileride daha büyük zararlar verebilecek tepkileri vermesini engelleyen düşünme yeteneğidir.

Aslında olayın bu yönüyle fazla ilgilenmek niyetinde değilim, sadece yapılan bazı yorumları abartılı ve zorlama bulduğumu belirtmek istedim. Benim asıl sıkıntım yine bizimle. Yani Pistons ile... Çünkü bu olayın sonunda, her ne kadar ceza alan taraf Pacers da olsa; asıl yarayı alan taraf Detroit oldu. Organizasyon olarak özenle vitrine yerleştirdiğimiz, o neredeyse masalsı şampiyonluk öyküsü ve onun temsil ettiği değerler, o vitrinin camlarıyla beraber parçalandı gitti. Şimdi geriye kalan hengamede, bu takımı temsilen bir avuç sarhoş serseri ve onların yarattığı bir öfke ve nefret seli var.

Bu saatten sonra Dumars'ın omuzlarına bu kötü imajı düzeltmek gibi bir görev daha düşüyor ki açıkçası bunun nasıl yapılacağını bilemiyorum. Çünkü bu saatten sonra Indiana haksızlığa uğrayan, Detroit ise haksızlığı yaratan olarak görünecektir; Indiana'lı oyuncular sempatiyle karşılanırken, Detroit'liler muhtemelen bir çok salonda yuhalanacaktır. Bu şampiyon takımı kuran, titiz bir duvarcı ustası gibi her tuğlasını özenle yerleştiren Dumars, şimdi bir bira bardağıyla yerle bir olan bu duvarı yeniden, üstelik de çok daha zor şartlarda inşa etmek zorunda.

Sanılanın aksine, Detroit bu işten karlı çıkmış filan değil. Aksine, nasıl kapanacağı belli olmayan çok derin yaralar almış durumda. Doğrusu şimdi içine düştüğü durum kalbimi acıtıyor. Bu takım bunları hak etmemişti...

25 Kasım 2004
yazara mesaj