|
İkinci turdan seçilen oyuncular, genelde
seçildikleri sene hatırlanmazlar. Ya takımları
tarafından serbest bırakılıp, NBDL’in ya da ABD
dışı ülkelerin yolunu tutarlar, ya da iki sene
boyunca bench’te havlucu olur, soyunma odasında
makaraya maruz kalır, en sonunda oradan oraya
sürüklenmek üzere free agentlar ordusuna
katılır. Tabi bu örneklere uymayan oyuncular da
var. Bu oyuncular sezonun ilk bölümlerinde pek
göz önüne gelmezler, sezonun ikinci yarısıyla
birlikte, “Aaa, bu çocuk top oynayabiliyor!”
nidaları eşliğinde gözler onların üzerine
çevrilir. İkinci senelerinde de aynı coşkuyla
oyununu sürdürebilenler, free agent piyasasının
gözdesi olurlar. Ben de son 10 draftın ikinci
turunda seçilen oyuncuları inceleyip, yukarıda
ikinci bölümde bahsettiğim sınıfa girebilen ve
girmeye aday olan oyuncuları belirlemeye
çalıştım. Tabii kriter olarak istatistikler ve
maaş bordrolarını göz önünde bulundursam da,
izlerken keyif aldığım birkaç oyuncuyu da bu
listeye ekledim.
1998
Rashard Lewis, Seattle Supersonics, 2.tur-3.sıra
Vladimir Stepania kimdir, bilir misiniz?
Sonics’in 1998 draftında 1.turdan seçtiği
oyuncu. Şu an nerededir bilir misiniz? Yaptığım
sekiz Google aramasından sonra bulamadım.
Diyeceğim odur ki, kendi takımının bile ilk
turda seçmediği bir oyuncu olarak seneye
18.876.000 dolar kazanacak olmak gayet keyifli
olmalı. Seattle’da yıldızlaşan, fakat başarının
bir türlü gelmeyeceğini anlayınca, 6 yıl için
118 milyon dolar karşılığında Orlando’da bütünün
bir parçası olmayı kabul etti. Garip stiline
rağmen bu sezon ligin en çok isabetli üçlük atan
oyuncusu olan Lewis, takımın finale çıkmasında
büyük pay sahibi olsa da, finalde ön plana
çıkamaması nedeniyle, ben dahil birçok kişiden
ağır eleştiriler aldı. Ama şu para bende olsun,
istedikleri küfürü etsinler bana, razıyım.
Rafer Alston, Milwaukee Bucks, 2.tur-10.sıra
Rafer Alston’a genelde Cafer ya da Rafet adıyla
çağırmayı severim. Kariyerinin başlarında,
özellikle Rucker Park’taki oyununu parkeye
yedirememesi yüzünden eleştirilen Rafet, asıl
çıkışı 2004 senesinde Miami formasıyla altıncı
adam olarak yaptı. Özellikle Houston formasıyla
ligin önemli oyun kurucuları arasında yerini
aldı. Ama istikrarsızlık ve dengesizlik, kimi
zaman oyununa sirayet etti. O da Lewis gibi
Orlando’da final gördü. O da Lewis gibi, bir maç
dışında satışlardaydı.
Cuttino Mobley, Houston Rockets, 2.tur-12.sıra
Her ne kadar şu an sahada olmasa da, sene
başında oynadığı 11 maçtan dolayı Cuttino
Mobley’i bu listeye koydum. Mobley, bazı
çevreler tarafından “Francis’in yancısı” olarak
gösterilmeye çalışılsa da, Francis ile beraber
bu ligin en iyi guard ikililerinden biri
olmuştur. Nefis bir şutördür, sağ dipten
neredeyse kaçırmaz. Houston yıllarında %44 üç
sayı ortalaması vardır. Bir senelik
Orlando-Sacramento tatilinden sonra, Clippers’ta
da önemli bir parça olmuş, tek senelik play-off
başarısında büyük rol oynamıştır. Kalp problemi
yüzünden basketbolu bıraksa da Mobley’i keyifle
hatırlayacağız.
1999
Manu Ginobili, San Antonio Spurs, 2.tur-28.sıra
1999 draftından çıkmış en iyi beş oyuncudan
birinin, son ikiden seçilmiş olduğuna inanmak
hakikatten güç. Ama Spurs’ün başarısı da buradan
geliyor. Seçtikten sonra acele etmediler,
Avrupa’da bıraktılar, Ginobili Avrupa’nın kralı
oldu, geldi NBA’in tozunu attırdı, üç tane yüzük
taktı. NBA’in en delici oyuncularından biri
oldu. Bu sene talihsizlikler yaşasa da, NBA
şampiyonu, Dünya şampiyonu ve Olimpiyat
şampiyonu bir adamın adını ağzımıza alırken, üç
kere yutkunmak şarttır. Popovich, Wizards’ın
istediği Manu için şöyle der: “Manu’yu takas
etmek aptallıktır.”
2000
Eddie House, Miami Heat, 2.tur-8.sıra
Sevgili okur, biliyorum şu anda “Eddie House’ın
ne işi var?” deyip duruyorsun. Deme. Eddie
House, benim paşa gönül kontenjanımdan bu
listeye girmiştir. Modern bir seyyah (?) olan ve
sekiz takımın formasını giyen House, her gittiği
takımda taraftarın sevgilisi olmuştur, ama ne
ilginçtir ki, kendisini seçen Miami ve en son
oynadığı Boston hariç, her gittiği takımda bir
sene oynamıştır. Kariyeri boyunca %40’la üçlük
atan oyuncuyu ben severim arkadaş.
Michael Redd, Milwaukee Bucks, 2.tur-14.sıra
Michael Redd’in kariyer sayı ortalaması 20.5.
İkinci turdan seçilen bir oyuncu için inanılmaz
bir istatistik. Gerçi all-around bir oyuncu
olmaması eleştirilir ama Milwaukee’nin Redd’i
besleyecek bir guard bulamaması daha çok
eleştirilmeli. Şut atarken topu elinden çok
hızlı çıkaran Redd, Milwaukee’nin sembol
oyuncularından biri olmuştur. Bir ilginç not,
çaylak kontratı bitince Dallas’la 4 yıl 12
milyon dolarlık kontrat imzalayan ve bu kontratı
Milwaukee tarafından karşılanan Redd, NBA Live
2003 oyununda Dallas kadrosunda gözükmektedir.
Velhasıl, o oyunda Dallas’la çok acayip üçlük
yağmuru tutturabiliyordunuz.
2001
Gilbert Arenas, Golden State Warriors,
2.tur-2.sıra
Cem Yılmaz, Avagadro sayısını “Hocam bi’ sayı
bulup gelicem, ananızı ağlatıcam” sözleriyle
açıklarken, Gilbert Arenas için bu sayı sıfır
(0) idi. Son iki seneyi sakatlıklarla
geçirmesine rağmen, hala bu ligin önemli
skorerlerinden, önemli oyun kurucularından
biridir. 22.8 sayı ortalaması vardır. Playoff
macerasında iki kere Lebron’a çarpmıştır ama
2006 senesindeki efsanevi altı maçlık seride
yaşananlar, hala anlatılır, hâlâ üzerine
tartışmalar yapılır. Arenas o seriyi
kaybetmesine rağmen, şanına şan katar. Eğlenceli
bir adamdır Arenas. Warriors döneminde Adonal
Foyle’a hakiki pudralı donut yedirmişliği
vardır. Zaten basketbolcular niye donut yer hiç
anlamam.
Mehmet Okur, Detroit Pistons, 2.tur-9.sıra
Yine Avrupa’da bırakılmış bir oyuncu, yine tam
isabet. Gerçi kaymağını Pistons yiyemedi ama
olsun. Mehmet ile ilgili aklıma gelen ilk anı,
2003 Doğu finallerinde, son saniyede Kenyon
Martin’in üzerinden topu potaya atamayışıdır.
Eğer o şutu sokabilseydi, belki her şey daha
değişik olacaktı. Tabi böylesi de hayırlı, 2004
senesinde parmağa yüzüğü takan, sadece üç sene
sonra All-Star olmayı başaran bir Türk oyuncu
var karşımızda. Günahlarıyla sevaplarıyla
seviyoruz; hastasıyız.
Earl Watson, Seattle Supersonics, 2.tur-11.sıra
“Shawn Bradley’i tokatlayan çocuk, di mi?”
Lisedeki bir arkadaşım, o zamanlar böyle
tanımlamıştı Earl Watson’ı. Tabi benim sevme
sebebim farklı. Öncelikli sebebi, çok yararlı
bir bench oyuncusu olmasıdır. Ortalamanın
üzerinde organizasyon yeteneği vardır. Ama şutu
çok parlak değildir. Buna rağmen, mâkul bir
ücretle takımınızda isteyeceğiniz bir oyuncudur
Watson.
Bobby Simmons, Seattle Supersonics,
2.tur-13.sıra
Siz onu “9 milyon dolarlık adam” olarak mı
tanıyorsunuz? Hayır, kariyerinde MIP ödülü
kazanmış bir adam o. Ama, bu ödülü kazanmış
diğer oyuncuların bugünkü yerlerine
baktığımızda, Simmons’un kontratın üzerine nasıl
Snorlax gibi yattığını görmek mümkün. Şu an
gayet sıradan bir oyuncu olsa da, sırf o
kontratı alabildiği için bu listede yer vermek
istedim.
2002
Roger Mason, Chicago Bulls, 2.tur-2.sıra
Yine “Nereden çıktı bu adam?” dedirten
oyunculardan biri. Şutör bir oyuncu olduğu zaten
biliniyordu ama Spurs’de oyunu doruğa ulaştı.
Gerçi Spurs organizasyonu aklıma geldiğinde, pek
de şaşmadığım bir durum bu. Neticede Glenn
Robinson’dan geri kalan oyuncuya 2005 final
serisinde smaç bastırtabilmiş bir
organizasyondan bahsediyoruz. (Evet arkadaşım,
organizasyon olarak Robinson’u bacaklarından
kaldırdılar)
Carlos Boozer, Cleveland Cavaliers, 2.tur-6.sıra
Boozer, henüz ikinci senesinde 30-20 yapmaya
başlayan bir oyuncuydu. Dönemin Cleveland GM’i
Jim Paxson da dedi ki, “Hazır Lebron geliyor;
Carlos’u tutalım, adama güzel bir anlaşma
sunalım, gönlü kırılmasın” Fakat ilginç bir şey
oldu, Carlos Boozer serbest kalır kalmaz Utah
ile anlaştı. Cleveland camiasından büyük bir
tepki alsa da, Utah’ta da sakatlıklardan dolayı
süreklilik sağlayamadı. Fakat sakatlıktan uzak
geçirdiği iki sezonda, Utah bir ikinci tur, bir
de konferans finali görmüş, Boozer tüm bu
başarılarda en kilit oyunculardan biri olmuştur.
Müthiş bir pota altı hücumcusu olmasına rağmen,
iş ahlakının zayıflığı yüzünden pek içim ısınmaz
kendisine.
Ronald Murray, Milwaukee Bucks, 2.tur-13.sıra
Murray’in burada olmasının en temel sebebi,
2003-2004 sezonunun başlangıcında, Seattle’da
ortaya koyduğu oyundur, özellikle ilk bir ay
yaptığı yaklaşık 24 sayı ortalama ile ligi
tamamen sallamayı başarmıştı. Fakat sonra yavaş
yavaş söndü, yıldız rolü yerine görev adamı
rolünü benimsedi. Cavaliers, Pistons, Hawks gibi
hedefi olan takımlarda kendine yer buldu.
Matt Barnes, Memphis Grizzlies, 2.tur-17.sıra
Barnes da çalışarak kazıyarak ligde kendi yerini
oluşturmuş oyunculardandır. Özellikle Golden
State Warriors’un son sıradan playoff’a kalıp,
Dallas’ı rezil ettiği sezonda ön plana
çıkmıştır. Warriors’un hızlı oyun tarzı, onun
atletik yeteneklerine çok uygundu, mücadeleden
kaçmayan bir oyuncu olduğu için, takımda değer
kazandı. Bu sene geldiği Phoenix’te de, yine çok
önemli bir görev adamıydı.
Rasual Butler, Miami Heat, 2.tur-24.sıra
Bir Hornets taraftarı olarak Butler’a torpil
geçtiğimi düşünebilirsiniz, zaten öyle yaptım.
Ama kariyeri boyunca oynama fırsatı bulmuş bir
oyuncu Butler. Miami’de bench’ten gelerek
elinden geleni yaptı. Takasla geldiği Hornets’te
üç sene çoğunlukla yedekten gelse de, bu sene
Peterson’un yılmaz çöküşüyle beraber ilk beşe
yerleşti ve kadronun en önemli parçalarından
biri oldu. İyi bir şutördür. Son saniyelerde top
kullanmaktan çekinmez. Bununla birlikte, oyun
kapasitesi çok geniş değildir. Normal bir 2-3
numara karışımıdır. Biz onu bağrımıza böyle
bastık.
Luis Scola, San Antonio Spurs, 2.tur,27.sıra
Avrupa’da nadasa bırakılıp, NBA’de büyük etki
yaratan oyunculardan biri de kuşkusuz Luis
Scola. Gerçi Spurs çoğu kez onu kadroya katmak
istedi, fakat TAU Ceramica ile anlaşamamışlardı.
Houston akıllı bir hamle ile Scola’yı kadrosuna
kattı. Kendisi oyun zekası yüksek, iyi
ribauntçu, orta mesafe şutu olan, her eve lazım
bir 4 numara olduğu için, Houston’daki 4 numara
açığını çok rahat kapattı, ligde saygı duyulan
oyunculardan biri haline geldi.
2003
Jason Kapono, Cleveland Cavaliers, 2.tur-2.sıra
Açıkçası sadece üç sayı şampiyonlukları da
Kapono’yu buraya koymaya yeter ama Miami
yıllarında %51 ile üçlük atıp, önemli bir şut
tehdidine dönüştüğünü de eklemek gerekir.
Toronto’da vasat sayılabilecek iki sezon
geçirdikten sonra, bu sezon Philadelphia’ya
takas olan Kapono, kendine ihtiyaç duyulan yeri
bulmuş gibi.
Luke Walton, Toronto Raptors > Los Angeles
Lakers, 2.tur-3.sıra
Bu ligde oyun zekasının para edebildiğini görmek
güzel, yoksa savunması zayıf, dış şutu yerlerde
sürünen beyaz bir oyuncunun NBA’de tutunabilmesi
kolay değil. Ama Walton üçgen hücumu çok iyi
oynadığından, saha görüşü ve pasörlüğü bir
forvet oyuncusu için ileri düzeyde olduğundan
dolayı Lakers’ın bırakamayacağı bir oyuncu
haline geldi.

Steve Blake, Washington Wizards, 2.tur-9.sıra
Çok üst düzey bir oyun kurucu olmamasına rağmen,
Blake’in asist rakamları hep tatmin edici
seviyelerde oldu. Dış şutu da ortalamanın
üzerinde olduğu için, ligde kendine rahat rahat
yer bulabilecek bir oyuncu. Tabi ilk beş
çıkabilecek kadar mı, orasından tam emin
değilim. İzlediğim maçlarda, sahadaki duruşuyla,
hep kötü giden takımı toparlamaya çalışan yedek
guard görüntüsü verdi bana. Gerisini Portland
bilecek artık.
Zaza Pachulia, Orlando Magic, 2.tur-13.sıra
Zaza da savaşçı ve inatçı kişiliğiyle bu ligde
kendine yer bulmuş bir oyuncu. Özellikle
Atlanta’daki ilk iki sezonunda takım için çok
önemli bir parçaya dönüşmüştü. Horford’un
gelmesinden sonra benche çekilip, rolü
azaltılmasına rağmen, sesini yükseltmedi ve
elinden geleni yaptı. Yaptığı
şaklabanlıklardan
ötürü seyirci tarafından da çok sevilen Zaza,
Avrupa’dan çok yüklü bir teklif almazsa,
NBA’deki her takımda oynayabilir.
Maurice Williams, Utah Jazz, 2.tur-18.sıra
Bu sıradan seçileceğine dair Mo Williams’a kimse
garanti verdi mi bilmiyorum ama, şu an geldiği
noktayı göz önünde bulundurursak gayet sağlam
bir gelişme gösterdi. Milwaukee’de parlayıp,
Cleveland’da Batman’in Robin’i olan Mo, fırtına
gibi girdikleri playofflarda NBA finallerine
sadece bir seri uzaklıktaydı ama o seride başta
kendisi olmak üzere takım öyle dağıttı ki,
toparlanmak mümkün olmadı. Özellikle playoff
boyunca çenesini tutamamanın cezasını çeken
Williams, zannediyorum bu seriyi kendine bir
milat kabul edecek.
Kyle Korver, New Jersey Nets > Philadelphia
76’ers 2.tur-22.sıra
Hayır, Ashton Kutcher esprisi yapmayacağım. New
Jersey’in üç beş kuruş karşılığında verdiği bu
adamın, NBA’in en etkili şutörlerinden biri
olması Rod Thorn’u bayağı üzmüş olmalı. Hem
Phildelphia’da hem de Utah’da benchin önemli bir
parçası haline gelen Korver, çılgın attığı
2004-2005 sezonunda 226 isabetli üçlükle lig
birincisi olmuştu.
2004
Anderson Varejao, Orlando Magic, 2.tur-1.sıra
Danny Ferry’den önemli bir hamle, çünkü
seçildiği gün tam bir karakutu olan Varejao, şu
an NBA’in en iyi uzun savunmacılarından biri
olmuş durumda. Bununla birlikte, hücum kısmında
o kadar parlak olmasa da, elinden geleni
yaptığını söylemek gerekir. En azından boş şut
buldukça denemekten çekinmiyor. Saçları
taraftarlar tarafından sevilse de, sahadaki
aşırı hırsı karşı takım için sevimsiz bir hal
alabiliyor, teatral yetenekleri önemli derecede
gelişmiş bir oyuncu.
Chris Duhon, Chicago Bulls, 2.tur-9.sıra
Duhon, Chicago’da hep saygı duyulan bir oyuncu
oldu. Kimi zaman Kirk Hinrich’in arkasında, kimi
zaman yanında oynadı. Savunması iyiydi, asist
rakamları iyiydi. Bu sene de New York’ta
D’Antoni’nin yanına gelerek, New York’un saha
içi liderliğinde soyundu. Gerçi sezon içinde
belirli bölümlerde zaman kaymaları yaşayıp, kötü
haftalar geçirse de, D’Antoni’nin güvenini
kaybetmedi. Benim Duhon’ı en çok takdir ettiğim
an ise, Katrina felaketinden sonra, işini gücünü
bırakıp Lousiana’ya dönmesi ve doğduğu, büyüdüğü
yerler için aktif yardımdan kaçınmaması idi.
Trevor Ariza, New York Knicks, 2.tur-14.sıra

Ariza’nın içinde olan şeye biz “azim” diyoruz.
Saçmasapan New York takımında kendine yer
edinmeye çalışan, Orlando’da bugünün ışığını
gösteren, Lakers’da da kariyerinin en iyi
basketbolunu oynayan Ariza, bugün en önemli free
agent’lardan biri haline geldi. Savunması
müthiş, top çalma sezgisi üst düzeyde olan
Ariza, bu sene dış şutunu da önemli ölçüde
geliştirererk, komple bir oyuncu olma yolunda en
önemli adımı attı. Artık Los Angeles’ta mı
kalır, Detroit’te mi kalır; onu bilemem ama yedi
sülalesinin hayatını kurtaracağı kesin.
2005
Brandon Bass, New Orleans Hornets, 2.tur-3.sıra
En büyük pişmanlıklarımdan biri. Gerçi ben GM
değilim ama, söyledim, bu çocuk tutulmalı, hem
Louisiana çocuğu dedim, dinletemedim. Ne oldu?
Gitti Dallas’a, ligin en önemli uzun
yedeklerinden biri oldu. Üstelik %50 şut
isabetiyle oynamaya başladı. Bir yandan
seviniyorum, çünkü geleceği olan bir oyuncuydu,
pota altında mücadeleden geri kalmayan, orta
mesafe şutu olan, %87 ile serbest atış atan bir
oyuncuya dönüştü; bir yandan üzülüyorum,
Dallas’ın verdiği şansı biz verseydik, keşke
bizde böyle oynasaydı.
Monta Ellis, Golden State Warriors,
2.tur-10.sıra
Müthiş bir ilk adım, müthiş bir hız, müthiş bir
delicilik… Hepsi sadece 770 bin dolar. Tabi
geçen seneki ücret bu. 20 sayı, %53 şut
isabetiyle oynadığı bir sezonda sadece 770 bin
dolar aldı Monta. Ha, el altından üç beş bir şey
almıştır tabi, onu ben bilmeyeceğim ama, ligdeki
birçok oyuncuya 7 milyon dolar versen de bu
oyunu ortaya koyamıyorlar. Doğal olarak Warriors
da senelik 11 milyon dolarlık kontratı sunmak
zorunda kaldı, sakatlık biraz moralleri bozsa
da, Ellis bu parayı hak eden bir oyuncu. Bir de
Nelson onu oyun kurucu yerine şutör guard
pozisyonunda kullansa, ballı kaymak olur.
Ryan Gomes, Boston Celtics, 2.tur-20.sıra
Ryan Gomes ilginç bir oyuncu. Celtics’in o genç
ve dağınık kadrosunda triple-double yapmayı
başarabilmiş. Minnesota’da dış şutunu nispeten
geliştirmeyi başardı. Oynama süresi buldukça, ki
Minnesota’da rahat rahat bu şansı bulmakta,
NBA’de yaygınlaşacağını düşündüğüm 3.5’tan 4
numaralar içinde önemli bir yer sahibi
olacaktır.
Marcin Gortat, Phoenix Suns > Orlando Magic,
2.tur-27.sıra
Yarım sezonda kendini tüm NBA’e tanıtmayı
başardı Marcin Gortat. Ama bunu kel kafasıyla
değil, mücadeleci oyunuyla başardı. Rotasyonda
Battie’yi 4 numara yedekliğine göndererek,
Howard’ın arkasındaki ilk yedek konumuna geldi.
Özellikle Howard’ın oynamadığı maçlarda ilk beş
başladı ve beklenenden daha iyi performans
sergiledi. Basketbolu seven, basketbolu sevdiği
zamanların dışında Orlando Oto Sanayi’nde
modifiye ettirdiği BMW M5’i ile gezen Gortat’ın
bundan sonraki maceralarını heyecanla
beklemekteyim.
2006
Daniel Gibson, Cleveland Cavaliers,
2.tur-12.sıra
Çaylak senesindeki Detroit serisiyle parlamıştı
Daniel Gibson. Gençti, çılgın üçlük atıyordu ve
LeBron’un yancısı rolüne birdenbire en önemli
aday oluvermişti. Gerçi daha sonraki senelerde,
o rol için çok da yeterli bir oyuncu olmadığını
gösterse de, benchten gelip üçlükleri yağdırmaya
devam etti. Fakat bu sene, özellikle
playofflarda Mike Brown’un elinin ayağına
dolaşmasıyla beraber, biraz unutuldu. her şeye
rağmen iyi şutördür, Cleveland bırakmaz.
Paul Millsap, Utah Jazz, 2.tur-17.sıra
GM’ler veya koçlar, workoutlarda ne yapıyor hiç
anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum. Sırf boyu
kısa olduğu için, orta mesafe şutu olan, içeride
korakor mücadeleden çekinmeyen ve yüzdeli şut
atan, ribaunt konusunda müthiş yetenekli bu
oyuncu 47. sırada seçiliyorsa, hakikatten bir
problem var demektir. Bu yaz büyük ihtimalle
Boozer’a yol verip, Millsap ile imzalayacağını
düşündüğüm Utah Jazz takımı, bir sakatlık gibi
talihsiz bir problem yaşamazsa, Millsap’e
verdiği paranın karşılığını fazlasıyla
alacaktır.
Leon Powe, Denver Nuggets > Boston Celtics,
2.tur-19.sıra
Takımının kazanması için her şeyi yapabilecek
bir adam Powe. Gerekirse dışarı çıkan top için,
tribünün hangi sırasına uçacağını hesaplamadan
topu kurtarmaya çalışır. Gerekirse rakibinin en
önemli pota altı oyuncusuna en sert savunmayı
yapmaya çalışır. Gerekirse top kullanmaktan
çekinmez, 20 sayıyı birden gönderiverir. Çünkü
onun kafasında sadece kazanmak vardır. Maçı
kazanmalıdır ki, geçmişinden uzaklaşabilsin,
geleceğine odaklanabilsin. Leon Powe, her genç
için örnek bir oyuncu olmalıdır.
2007
Carl Landry, Seattle Supersonics > Houston
Rockets, 2.tur-1.sıra
Savaşçı oyunu, iyi ribaund sezgisi ve hücumdaki
yüzdeli oyunu ile Houston için çok büyük bir
şans Landry. Çünkü, Scola’nın yedeği olarak
Chuck Hayes’den kesinlikle daha hoş duruyor.
Onunda istikrarsızlık gibi bir problemi olsa da,
Houston’da önemli yerlere gelecektir.
Glen Davis, Seattle Supersonics > Boston
Celtics, 2.tur-5.sıra
Lousiana’nın bağrından kopup gelmiş bu genç
delikanlı, abisi Kevin Garnett’in sakatlığından
sonra beyaz formayı hiç çekinmeden giydi,
playoff’ta en az Garnett kadar göz doldurdu,
Florida’da saha kenarından kombinesi olan
çocukların korkulu rüyası oldu. Ne olursa olsun,
bu sene iyi bir kontrat alacak, umarım oyun
içindeki hırsını kontratı aldıktan sonra
kaybetmez.
Marc Gasol, Los Angeles Lakers, 2.tur-18.sıra
Pau Gasol takasında, “Abisi için takas edildi,
eheuehue” gibi esprilere maruz kalan Marc Gasol,
Avrupa’da geçirdiği sezonlardan sonra geldiği
NBA’de, çaylak senesinde akıllarda çok ciddi iz
bıraktı. Oyun ve pozisyon bilgisi üst düzey
olan, ihtiyaç olduğunda orta mesafeden de şut
atabilen Gasol, Chris Wallace terso bir hamle
yapmazsa veya sakatlık gibi bir şey başına
gelmezse, iki-üç sene içerisinde adını abisinin
yanına yazdıracaktır.
Ramon Sessions, Milwaukee Bucks, 2.tur-26.sıra
Çaylak senesinin sonunda göz dolduran
performanslar sergileyen Sessions, ben dahil
birçok kişinin, MIP ödülüne aday gösterdiği
kişiydi. Dış şutu zayıf olmasına rağmen, pas
yeteneği ile öne çıkan Sessions, Scott Skiles’ın
onu ilk beş yerine benchten getirmeye
çalışmasıyla bocaladı. İlk beş çıktığı zaman
çıkardığı oyunla, benchten geldiği zaman
çıkardığı oyun arasında dağlar kadar fark olan
Sessions, sezon ortasında tekrar ilk beşe
yerleştikten sonra, sayı ve asist ortalamalarını
yükseltmeye devam etti. Yetenekli bir oyuncu
olduğu açık bir gerçek olan Sessions, dış şutunu
da geliştirmeyi başarırsa, NBA’in en önemli
guardlarından biri olabilir.
2008
Mario Chalmers, Minnesota Timberwolves > Miami
Heat, 2.tur-4.sıra

82 maçın tamamında da ilk beş çıkacak kadar
Spoelstra’nın güvenini kazanmış olan Chalmers,
sezonu 10 sayı, 5 asist ve en önemlisi 2 top
çalma ortalamaları ile kapadı. Wade ile iyi bir
ikili oluşturan Chalmers, işin savunma kısmında
ön plana çıksa da, hücumda da çoğu maç
sorumluluk almayı başardı. Tabi çaylak olmanın
bir sonucu olarak, sezon içinde bazen inişler
çıkışlar yaşadı. İkinci turdan seçtiği bir
oyuncuyu da sorgusuz sualsiz ilk beşe koyup, bu
yeteneği bize gösteren Spoelstra’ya ayrı
teşekkür.
Chris Douglas-Roberts, New Jersey Nets,
2.tur-10.sıra
Sezon öncesi hazırlık kampında göz dolduran CDR,
neredeyse tüm otoriteler tarafından bu lig için
en hazır oyunculardan biri olarak
gösteriliyordu. Sezonun büyük bir kısmını çok
ufak sürelerde oynayarak geçirse de, özellikle
mart ayıyla beraber ciddi süreler almaya başladı
ve önemli katkı yaptı. Seneye Dooling’in
sürelerini alabilirse eğer, en az Dooling kadar
katkı yapacaktır.
Luc Richard Mbah A Moute, Milwaukee Bucks,
2.tur-7.sıra
Sezonun sürprizlerinden biriydi Moute. Skiles
tarafından ilk beşe yerleştirildi ve çoğunlukla
Villanueva ile 3 ve 4 numaralı pozisyonları
paylaştılar. Moute hakkında, onun kısa boylu ama
iyi mücadele eden bir oyuncu olduğunu yazılar
okudum. 26 dakikada yaptığı 6 ribaunt
ortalaması, onun için iyi bir nokta.
Memorable Mention: 1998: Sean Marks, Greg
Buckner, Ryan Bowen. 1999: Michael Ruffin,
Francisco Elson. 2000: Marko Jaric, Eduardo
Najera, Jason Hart, Brian Cardinal. 2001:
Trenton Hassell, Brian Scalabrine, Jarron
Collins. 2002: Darius Songaila. 2003: Willie
Green, Keith Bogans, Matt Bonner, James Jones.
2004: Royal Ivey. 2005: CJ Miles, Ronny Turiaf,
Roko Ukic, Travis Diener, Von Wafer, Louis
Williams, Andrey Blatche, Amir Johnson. 2006:
Steve Novak, Ryan Hollins. 2007: Kyrylo Fesenko,
Dominic McGuire, Aaron Gray. 2008: DeAndre
Jordan, Darnell Jackson, Mike Taylor.
İkinci turda seçilmiş ve şu an Avrupa’da oynayan
oyuncuları koymadım, temel olarak NBA’de şu an
kadroda bulunan isimler üzerinden giderek,
subjektif bir listeleme yaptım. Burada
belirtmediğim ve sizin aklınızda bulunan isimler
varsa, forumdan veya mail yoluyla bunları
öğrenmek isterim
Keyifli günler!

|