EUROBASKET 2001
DAILY REVIEWS


EUROBASKET 2001
İLK TURUN ARDINDAN


EUROBASKET 2001
ELEME GRUBU MAÇLARI


NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ


OFF-SEASON '01 INFO

TRANSITION
NBA'den haberler...

O DEDİ, BU KODU!
Takas/transfer geyikleri...

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı... İlaveten, sürpriz yazılar!

KNICKS TARİHİNDEN

NBA WALLPAPERS

TÖRKİŞBASKETBOL
domatefendi
Orkun Çolakoğlu
Emre Göllü
Murat Yüce
Oğuzhan Kılınçel / Efes Pilsen

YUROBASKET
domatefendi
Orkun Çolakoğlu / Euronews
Ozan Erözden / off-the-bench
Emre Göllü

COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.


Hazırlayanlar: Orkun ÇOLAKOĞLU, Anıl ÇELEBİ, Oğuzhan KILINÇEL, Emrah BETOS
Derleyen: Orkun ÇOLAKOĞLU


A grubu: (Fransa, Litvanya, Ukrayna, İsrail)
B grubu: (Letonya, İspanya, Slovenya, Türkiye)
C grubu: (Almanya, Estonya, Yugoslavya, Hırvatistan)
D grubu:
(İtalya, Rusya, Yunanistan, Bosna-Hersek)


A grubu (Fransa, Litvanya, Ukrayna, İsrail)
Orkun ÇOLAKOĞLU

Size Fransa'dan çıkacağımı söylemiştim değil mi? Çıktım işte! Eurobasket 2001 takımlarını incelemeye Les Bleus'den başlayacağız.

Fransa: Pota altı yetersiz

99'da kendi evinde, hakemlerin de yardımıyla (çeyrek final maçını hatırlayın) dördüncü olabilen Fransa'da o zamandan beri kuvvet bazında pek bir değişiklik yok. Ama arada (Amerika'yla finale kadar eşleşmemenin katkısıyla) bir Olimpiyat ikinciliği var. Koç aynı; Alain Weisz. Kadroda en önemli eksik, 99'da takımın hem sayı, hem de asist kategorisinde lideri olan Antoine Rigaudeau. 99'da kadroda olan Denver Nuggets oyuncusu Tariq Abdul-Wahad da bu kez kadroda değil. Yine de Fransızlar'ın bir NBA oyuncusu mevcut: Geçenlerde Euronews köşesinde de duyurduğumuz üzere, emektar Laurent Pluvy'nin sakatlığının ardından kadroya alınan, çiçeği burnunda Spur, Tony Parker. Diğer önemli eksikler ise oyun kurucu Moustapha (ulan böyle yazıyorum da hiç içime sinmiyor, 40 yıllık Mustafa işte) Sonko (hatırlarsınız, Efes'in başına bela olmuştu) ve eski formunda olmasa da halen "tehlikeli skorer" sıfatını hakeden Yann Bonato.

Fransa'nın kadrosuna şöyle bir baktığımızda, front courtlarının sıradan, back courtun ise çok iyi olduğunu görüyoruz. Abdul-Wahad, Bonato, Sonko, Pluvy ve Rigaudeau gibi beş önemli eksiğe rağmen, geçen sene yıldızı parlayan eski Asvelli, yeni Panionioslu oyun kurucu Laurent Sciarra, 99'da canımızı yakan, benim en tuttuğum oyunculardan olan Tau Ceramicalı Laurent Foirest, Asvel'in eski savunma üstadı, daha geçen gün AEK'ya transfer olan Jim Bilba, Barça'da pek oynama şansı bulamasa da kalitesi belli olan Alain ''Air France'' Digbeu ve Olympiakoslu atletik kısa forvet Stephane Risacher gibi oyuncularla, Fransızların arka alanda bir dertleri yok.

Ama pota altı bu derece iyi değil. Bulgar asıllı genç forvet Vasco Evtimov bu sezon iyi denilebilecek bir performans çizmişti ama henüz bir yıldız değil. Frederic Weis'ın zamanında draft edildiğine falan hiç bakmayın, onu hatırlayan bilir zaten, Sydney 2000'de Carter'ın üstünden uçtuğu kütük. Diğer pota altı işçileri ise şu sıra bayağı formda olan Amerikan asıllı, Badalonalı Palmer ve fasulye modunda kalan Nancy pivotu Cyril Julian.

Sciarra (Parker) - Foirest - Risacher - Palmer - Weis beşiyle sahaya çıkacağını düşündüğüm Fransa, grupta ilk sıra için tabii ki Litvanya'yla çekişecek. Şahsi görüşüm, bu mücadeleden Litvanya'nın galip çıkacağı ve çapraz elemeyi Fransa'nın oynayacağı yönünde. B grubunda İspanya, Slovenya ve ''12 Dev Adam'' gibi 3 kaliteli takım olduğundan ve biri illa ki 3. olup A Grubu ikincisiyle çapraz eleme maçında karşılaşacağı için çeyrek final için bile epey kasacaklar.

Litvanya: Bu defa Sabonis de yok

Son Avrupa Şampiyonası'nda, çeyrek finalde ev sahibi Fransa'ya tartışmalı bir maçın ardından yenilerek elenen Litvanya, bu maçın ardından, elenince kafalarında turnuvayı bitirmiş olan bizim o zamanki 12 Dev Adamımız'a 30 küsur fark atmış ve Amerika'ya son ana kadar direnerek yıldızı oldukları Sydney 2000 için vize almıştı. Son şampiyonadaki kadrodan en önemli eksikleri kuşkusuz Sabonis. Ancak şu da unutulmamalı ki, bu adamlar Sydney'de de Sabonis'den yoksunlardı. Dahası, başrollere Jasikevicius, Songaila gibi yeni aktörleri monte etmesini de bildiler.

Litvanya'nın arka ve ön alanı arasında Fransızlar'daki kadar belirgin bir fark yok. Ancak Sabonis'in ve daha önce ulusal takımda kendisine iyi davranılmadığı gerekçesiyle daveti geri çeviren adamım Virginijus Praskevicius'un yokluğunda, Zukauskas'ın da Paf Bologna'da çok kötü bir sezon geçirdiğini düşünürsek front court biraz daha geride gibi. Litvanya'nın pota altı umutları Sydney'in yıldızlarından olan, Wake Forestlı Darius Songaila, CSKA'lı Gintaras Einikis, her ne kadar kötü bir sezon geçirse de Eurelijus Zukauskas ve draftte Spurs tarafından seçilen genç Robertas Javtokas'a bağlı. Back court'da ise Jasikevicius, Stombergas, Zukauskaslar'ın küçüğü Mindaugas, Siskauskas gibi oyuncular Karnisovas'ın yokluğunu hissettirmezler.

Hazırlık maçlarında istikrarsız sonuçlar alan Litvanya'nın muhtemel beşi Jasikevicius, Siskauskas (M. Zukauskas), Stombergas, Songaila, E.Zukauskas (Einikis) şeklinde olur diye düşünüyorum. Ama 2 numaralı pozisyonda hiç emin değilim, onu da açık açık söyleyeyim.
Fransa'yı yazarken de belirttiğim gibi, bence Litvanya, A Grubu'nu birinci tamamlar. Çeyrek finalde C Grubu ikincisi ve D Grubu üçüncüsünün çapraz eşleşmesinin galibiyle oynayacaklar ki, bence bu, Almanya-Rusya eşleşmesinden gelen Almanya olacak. İşte buradan sonrasını şimdilik tahmin edemeyeceğim, kusura bakmayın.

Ukrayna: Umutlar NBA'lilerde

Üzerinde fazla bilgim olmayan, şampiyonanın başlamasına az bir süre kala sıkıştığım için de doğru dürüst araştıramadığım Ukrayna, ciddi takımlarla hazırlık maçı da yapmayınca, benim için kapalı kutu olarak kaldı.

1999'da finallerde yer alamayan Ukrayna'nın en etkili silahları, ilginçtir, pota altında: Sabonisvari stiliyle Darüşşafaka'dan tanıdığımız Oleksandr Okunsky, ülkemizde Oyak Renault ve bir parça da Fener'den tanıdığımız Lokmanchuk, senelerdir NBA'de oynayan, üstelik ciddi ciddi ''oynayan'', yani benh'i ısıtmaktan öteye gidemeyen bir oyuncu olmayan, bu siteyi takip eden hemen herkesin de tanıdığı Vitaly Potapenko ve Lakers'ta bu sezon hemen hiç oynama şansı bulamayan, ama oynadığı maçlarda da ışık veren forvet Stanislav Medvedenko. Tabii son ikisi, demin de belirttiğim gibi oynarlarsa...

Görüldüğü üzere Avrupa standartlarına göre oldukça iyi pota altı oyuncuları var. Ama arka alan hakkında pek bilgim yok. İsimsiz oyuncular olduğuna göre vasat bir grafik çizecekler, birden patlama yapmazlarsa tabii. Medvedenko ve Potapenko gelmezse ki yüksek olasılıkla gelmeyecekler, Ukrayna, A Grubu'nda sonuncu olabilir. Gelirlerse de son durak çapraz eleme bana göre.

İsrail: Bir Katash'lık canları vardı...

Eurobasket 2001'in iddiasız takımlarından İsrail'in, en önemli yıldızı Oded Katash'dan da yoksun olduğuna göre en fazla çapraz elemeye kadar dayanabileceğini tahmin etmek için kahin olmak gerekmez. Bakınız, İsrail gibi, basketbolun birinci spor olduğu bir ülkenin hali...

İsrail'in şu anki kadrosunda en önemli parça, Maccabi'de oynayan, ABD asıllı oyun kurucu Derrick Sharp. Katash dışındaki en önemli eksikleri ''Savunma Bakanı'' Nadav Henefeld ve birkaç gün önce sakatlanan guard Gur Shelef. Adamların kadrosunu hemen hemen hiç bilmiyorum ama hazırlık maçlarındaki kadrolarına bakarak şöyle bir ilk 5 tahmini yapabilirim: Sharp - Turgeman- Burstein - Saffar- Green.

Ukrayna, yıldızları gelmese de bunları yener gibi geliyor bana.



B Grubu (Letonya, İspanya, Slovenya, Türkiye)
Orkun ÇOLAKOĞLU / Anıl ÇELEBİ

Letonya zayıf

Turnuvanın en zayıf takımlarından biri görünümündeki Letonya'nın, epey zor bir grupta bulunmasının da etkisiyle, dördüncülükten başka bir netice elde etme şansı çok çok az. 1999'da finallerde yer almayan Letonya'nın amacı herhalde, bir sürpriz yapıp bir tanecik olsun galibiyet alarak prestij arttırmaktır.

Letonya'nın kadrosunda tanıdık simalar var: Geçen sezon Karşıyaka'da forma giyen ve iyi denebilecek bir performans sergileyen, bu yaz da Ülker'e transfer olan 27 yaşındaki oyun kurucu Robert Stelmahers ve Efes'in altyapısından yetişip, sezonu Efes'in pilot takımı Muratpaşa'da geçiren 20 yaşındaki gard Kristaps Valters. Bunların dışında, Efes'in yeni transferi Kaspars Kambala da (yanda), Letonya kadrosundaki ilgiye değer bir diğer oyuncu. 23 yaşındaki forvet Kambala, NCAA'de, UNLV'de oynuyordu.

Turnuvadaki ilk maçını cuma günü 12 Dev Adam'la oynayacak olan Letonya'nın ilk 5'ini maalesef çözemedim, çok özür dilerim. Neyse, ben sözü Anıl'a bırakıyor ve huzurlarınızdan ayrılıyorum efendim.

İspanya: Son finalist yine iddialı

99 yarı finalinde hakemlerin müthiş yardımıyla Litvanya'yı yenip finale çıkmışlardı. Finalde ise İtalya karşısında ezilince, herkes İspanya'nın şans ve hakem gibi faktörlerle finale çıktığını savunmuştu. Bunlara ben de dahilim. O zamanki İspanya ile şimdiki arasında en büyük fark Pau Gasol, Raul Lopez ve Carlos Navarro gibi gençlerin ön plana çıkmış olması. Bu oyuncularla İspanya biraz daha güçlendi diyebiliriz. Ancak İspanyol ekolü yenilmesi zor bir ekol değil. Yani bir Yugoslavya, bir Litvanya değiller. En büyük özellikleri dış şutlar ve hızlı hücum. Angulo, Lopez, Navarro, Rodriguez gibi çok iyi şutörleri var. Diyebiliriz ki maçı bu adamlar kazandırıyor. Tabii Herreros'un olmaması ya da uzun zaman sonra ilk defa Herreros'suz bir turnuvaya katılacak olmaları bir dezavantaj. Eğer dış şutlar girmezse takım bocalıyor.

Pota altına bakarsak, İspanya'nın son iki yılda bu bölgede biraz daha güçlendiğini söyleyebiliriz. Bildiğiniz gibi Pau Gasol NBA yıldızı olmaya aday. Hem içeriden, hem de dışarıdan atabiliyor. 2.15'lik bir adam üçlük sokabiliyorsa gerisini siz düşünün.

Bunun yanında pota altının en etkili ismi Alfonso Reyes. Reyes Fransa 99'da sayı ve ribaund kategorilerinde takımının en iyisiydi (14.9 sayı,7.6 ribaunt). 2.00'lık bu adam kısa boyuna rağmen güçlü fiziğiyle pota altında etkili olabiliyor. Diğer uzunlar; 80 doğumlu Felipe Reyes, 77'li Chuck Kornegay ve yine 77'li Jorge Garbajose. Görüldüğü gibi A. Reyes dışında genç ve tecrübesiz uzunlara sahipler. Bu yüzden pota altında sıkıntı yaşayabilirler. Zira başta da bahsettiğim üzere oyun sistemleri dış şuta ve hızlı hücuma dayalı. Roberto Duenas'ın olmadığını düşünürsek takımın fastbreak gücü daha da arttı diyebiliriz. Takımın bahsetmediğim diğer önemli elemanları; Carlos Jimenez, J.A. Paraiso ve Paco Vazquez.

İspanya için avantaj sayılabilecek bir özellik de, yurtdışında oynayan fazla oyuncuları olmaması. Çoğu İspanya liginde oynuyor ve birbirlerini çok iyi tanıyorlar. İlk beş tahminim: Rodriguez - Navarro - Angulo - Gasol - A. Reyes

Slovenya: Gençlere güveniyorlar

Slovenya basketbolu bizimki gibi gelişim sürecinde. Birçok genç yetişmeye başladı. Turnuva bu oyuncular için çok iyi bir deneyim olacak. NBA tecrübeli Nesterovic, Milic ve genç yıldızlar Nachbar, Tusek, Becirovic, Dragsic, Hafnar en büyük kozları. Tabii bir de ABD'li McDonald var. Aslında son iki yılda müthiş bir ilerleme kaydettiler. Bu da onların buraya iddialı gelmesine neden oluyor. İspanya'nın aksine oldukça uzun forvetleri var. Hücumda akla gelen ilk isim Marko Milic. Milic, Real Madrid'te istikrarsız bir sezon geçirmesine rağmen milli takımda en fazla güvenilen isim. Diğer forvetler; 81'li Becirovic, 82'li Nachbar, 79'lu Hafnar. Bunların yanında ligimizde oynayan Goljovic, Jurkovic ve Jagodnik ile birlikte Drobnjak ve Jurak da etkili isimlerden.

Pota altında en etkili isimleri Nesterovic, Tusek ve Smodis. Özellikle Scavolinili Tusek ile Kinderli Smodis eleme maçlarında çok başarılıydılar. NBA'de bir türlü bekleneni veremeyen Nesterovic ise bu turnuvayla tekrar çıkışa geçmek isteyecektir. Birçok oyuncusu yurtdışında oynayan Slovenya genç ve uzun oyuncularıyla pota altında savunmada olmasa da hücumda sıkıntı yaşayabilir. Nitekim en büyük eksiklikleri tecrübe. Teoman Alibegovic dışında görmüş geçirmiş oyuncu yok.
İlk beş tahminim; McDonald - Milic -Nachbar - Tusek - Nesterovic.

Türkiye: 5'incilik başarı olmamalı

Haftalardır ''12 Dev Adam'dı, falandı, filandı'' derken iyice havaya girmiş durumdayız. Oyuncularımız ve teknik kadro oldukça iddialı. Hazırlık maçlarında ortaya konan oyun tam olarak tatmin etmese de turnuvanın farklı olacağı görüşü hakim. Şu anda en büyük problem, maç içerisindeki kopukluklar. Yani hem hücum hem de savunmada süreklilik yok. Eğer rakibimize karşı farklı öndeysek mutlaka farkı kapattırıyoruz ya da farklı yeniliyorsak farkı 2-3 sayıya kadar düşürüp sonra tekrar açtırıyoruz. Yani maç içerisinde bir ivme yakalayamıyoruz. Eminim ki seyirci desteğiyle bu sorunun üstesinden gelebiliriz.

Saha içine bakacak olursak; İbrahim, Hidayet, Hüseyin ve Orhun en hazır oyuncularımız. Forvet mevkiinde bir sorun yok gibi. Ancak oyun kurucu pozisyonunda Kerem zaman zaman aksıyor. Eğer Kerem aksamazsa Orhun'un da yükü bir o kadar hafifleyecek.

Benchimiz hazırlık maçlarında beklenenden kötüydü. Orhun, Harun ve biraz da Asım ve Mehmet'ten katkı gördük. Ülker'de harikalar yaratan Haluk daha fazla katkı yapmalı. Bir de kadrodan çıkarılacak 2 oyuncu var. Koç Örs'ün Murat'ı düşünmediği kesin. Onun yanında bence Arda çıkarılmalı. Zira zaman zaman Kaya'dan yararlanabiliriz.

Pota altında özellikle savunmamız iyi değil. Hüseyin, Asım, Mehmet ve Mirsad boyalı bölgeyi iyi kapatamıyorlar. Zaten içeriden sayı yemediğimiz sürece savunmada etkili oluyoruz. Hücumda ise en önemli konu paylaşım. Oyuncular takım ruhunu benimsemeliler. Mesela İbrahim 20, Harun 5 sayı atmamalı. İkisi de 15 er attığı vakit hücumumuz çok daha etkili olacaktır. Aynı şey Mirsad-Mehmet ve Hüseyin-Asım ikilileri için de geçerli. Sonuç olarak oldukça kaliteli oyuncularımız var ama henüz bir ekolümüz yok. Oysa oyuncular gelip geçicidir. Bakın Yugoslavya'ya, her yıl değişik oyuncular geliyor. Yıldızları oynamasa bile hiç yukarıdan inmiyorlar. Çünkü yeni gelen oyuncular nerede ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Artık oturmuş bir sistemleri var. Biz ise günlük başarılarla yaşıyoruz. Yani örneğin, ''Hidayet'in 25 sayısıyla maçı kazandık'' filan diyoruz. Oysa bir maç sonra Hidayet ve diğer oyuncular kötü oynayınca yeniliyoruz.

Neyse, umarım seyirci desteğiyle iyi bir takım ruhu yaratır ve en azından ilk dörde gireriz.
İlk 5 tahmini : Asım - Hüseyin - Mehmet - Mirsad - Kaya (hehuhe!)



C grubu (Almanya, Estonya, Yugoslavya, Hırvatistan)
Oğuzhan KILINÇEL / Emrah BETOS

Almanya: En baba front court

Fransa'da yedincilik maçında bizi yenen Panzerler, Türkiye'ye çok güçlü geliyorlar. Sekiz lejyoner oyuncunun bulunduğu kadroda bir de Türk var. Teksas'tan da pota altını korumak için gelen Dirk Nowitzki ve Shawn Bradley, takımın iskeletini oluşturuyorlar. Almanlar'ın, özellikle Dirk Nowitzki gelmeden önce oynanan bütün hazırlık maçlarını kaybetmeleri, bu oyuncunun önemini gösteriyor. 2.29'luk Bradley, dizinden ameliyat olduğu için kadroya geç katıldı ve yavaş yavaş eski formuna kavuşuyor. Kadroda dişe dokunur bir eksik bulunmuyor.

Turnuvanın belki de en iyi frount court'una sahip olan Almanya'da, ilk oluşturulan kadroda 6 tane 2.10'un üzerinde oyuncu bulunması da bunun en çarpıcı kanıtı. Özellikle NBA'in en uzun oyuncusu olan Shawn Bradley ve onun yanında Barcelona'ya transfer olan Okulaja, 2.14 lük Femerling ve Stephen Arigbeu çok kaliteli oyuncular.

Takımda frount court'a nazaran sıradan bir back court var diyebiliriz. Türk asıllı oyuncu Mithat Demirel'in hazırlık maçlarında beklenenin üstünde performans göstermesi ve kısa boy dezavantajını hızlılığı ve iyi şutlarıyla avantaja çevirmesi, ona kadroda yer açtı. Onun yanında aynı pozisyonda Robert Garrett, Alba Berlin'den Garris ve Yugoslav asıllı Marko Pesic (Yugo Ulusal Takımı koçu Stanislav Pesic'in oğlu) var. 2.11'lik boyuna rağmen mükemmel şut atan, Larry Bird'ün Almanya şubesi Nowitzki takımın lideri konumunda. Koç Henrik Dettman, oyun planlarının tamamiyle bu oyuncunun üzerine kurduklarını ve diğer arkadaşlarının da onun gibi oynamalarını gerektiğini söyledi. Takımı onun üzerine kurması tamam da, diğer oyuncular nasıl onun gibi oynayacaklar pek anlamadım! Drazen Tomic ve Papic de Nowitzki'nin yedekliği görevini üstlenecek oyuncular.

Almanya, oynadığı hazırlık maçlarında, Nowitzki gelmeden önce Litvanya, Fransa ve Yugoslavya'ya karşı kaybetti. O geldikten sonra ise İsrail ve Letonya'yı ikişer kez, Nova Mesto'da da Türkiye'yi yendiler. Slovenya ve Bosna Hersek'e karşı ise sahadan yenik ayrıldılar.

Mithat Demirel - Pesic - Nowitzki - Okulaja - Bradley beşi ile başlamalarını bekliyorum. Yine de bazı ufak farklar olabilir. Almanya'nin turnuvaya zayıf Estonya maçı ile başlayacak olması da onlar için bir avantaj. Grubu % 90 Yugoların ardından ikinci bitirirler.

Pek favori gösterilmeyen Almanlar, bu turnuvada çok can yakabilirler!

Estonya: Gruptan çıkması mucize olur

1999 Avrupa Şampiyonası'na katılamamış olan Estonya, grup eleme maçlarında Yunanistan'in arkasından ikinci olarak şampiyonaya katılma hakkı elde etti. 6 tane 30 yaşınin üstünde oyuncusu olan Estonya'nın yaş ortalaması tahmin edebileceğiniz üzere çok yüksek. Bu yüzden son periyodlarda oyundan tamamiyle düşüyorlar. Hazırlık kampında Kuusma ve Armpalu gibi oyuncuların sakatlanarak kadrodan çıkarılması, zaten her mevkide yaşanan back-up sorununu iyice su yüzüne çıkardı.

Takımda frount court sorunu had safhada. Pota altındaki oyunculardan Marek Noormets 30 yaşında ve sadece 2.02 boyunda. Onun back-up'ı 40 yaşındaki Marcus Mestak ise 2.03 boyunda, yani doğru düzgün bir pivotları yok. Takımın yıldızı, İbrahim'in AEK' dan takım arkadaşı, NBA patentli (Dallas&Phoenix) Martin Muursepp. Her maçta skor yükünü üstlenen bu oyuncuyu durdurmak demek, Estonya'yı da durdurmak demek. Gerçi Muursepp durdurulmasa da Estonya bir şey yapamaz Bu takıma MJ'i koysan bile yarı finali zor görür yahu!

Back court'un durumu da çok iç açıcı değil ama frount court'a göre daha iyi sayılır. Rauna Pehka, oynadıkları maçlarda güzel bir görüntü çizdi. Ayrıca Andre Parn zaman zaman Muursep'in oyundan düştüğü noktalarda skor yükünü üstlenmeye çalıştı. Genç Tanel Tein de gayretiyle takımda kendisine yer edindi.

Hazırlık maçlarına 52-106 lık Fransa hezimeti ile başlamaları morallerini bozdu. Fransa'nın ardından zayıf ekip St. Peterbourg Spartak'ı ve şampiyonaya katılmayacak olan İsveç'i mağlup ettiler. B grubunda mücadele edecek olan Letonya'ya ve Litvanya'nın güçlü ekibi Lietuvos Rytas'a karşı yenildiler.

Rauna Pehka - Tanel Tein - Andre Parn - Martin Muursepp - Maarek Noormets beşi ile başlamasını beklediğim Estonya'nın buraya gelmesi bile başarı olarak kabul edilebilir. Estonya'nın gruptan çıkması mucize olacağı gibi, maçları 20 sayı farkın altında bitirmeleri bile iyi sayılabilir!

Ve söz Emrah Betos'ta...
(Emrah: Teşekkürler Oğuzhan... Aslında Euro 2001'de en fazla merak ettiğim grup bu. Hırvatistan, Yugoslavya, Almanya ve Estonya... Yugoslavya kesin favori gösteriliyor. Almanya ve Hırvatistan ise ikinciliğe ve üçüncülüğe bakacak.)

Yugoslavya'nın adı yeter

Amerika'nın rüya takımının Avrupa versiyonu. Koç Stanislav Pesiç, front ve back courtları gayet dengeli kurmuş. Kadrosunda Bodiroga, Stojakovic, Obradovic, Drobnjak, Milojevic, Tomasevic ve geçen sezon NBA'de, bench'teki koltukları sayan Tarlac'ı bulunduran Yugoslavya, bana göre turnuvanın bizden sonra (ciddiyim vallahi) en güçlü favorisi. Takımın yaş ortalaması 25, boy ortalaması ise 2.02.

Dejan Bodiroga'yı anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Onu siz benden daha iyi tanıyorsunuz. Ama ben hazırlık istatistiklerine değinmek istiyorum. Bir kere adamın boyu geçen seneden beri uzamadı, yani hala 2.04. Bir diğer takımların gardlarına bakın, bir de Bodiroga'ya... Sayı krallığı için aday ve Yugoslavya'nın hazırlık maçlarındaki bütün istatistik liderlikleri onun elinde.

Stojakovic'e gelince, adamı zaten Kanal D'den sık sık gördük bu sene. Nasıl birisi olduğunu biliyoruz. Kings'de bir ara sakatlanmış ve yerine Hido oynamıştı ya hani, işte o adam, bu adam. Drobnjak'ı da yakından biliyoruz. Geçen sene Efes'te iyi sayılabilecek bir performansla oynamıştı. Yahu bu adamları tanıyoruz, isterseniz ben sürpriz olanlara bakayım. Marko Jaric, takımın en genç oyuncusu ve en yeteneklisi. Geçen sezon Kinder'deki yerini bayağı bir sağlamlaştırmıştı. Çok iyi ve korkulması gereken bir gard. Özellikle dış şutlarda süper. Yugoslavya turnuvada çok iş yapacak. Eğer Antalya'da iseniz, gidin derim maçlarına. Ama ''nasıl olsa İstanbul'a gelecek" diyorsanız, evden izleyin bu takımı.

Hırvatistan sürpriz peşinde

Hırvatistan bütün gücünü koyup finallere kalmak istiyor. Ama bence işi çok zor. Takımda aşina olduğumuz bir çok oyuncu var. Efes'in Mula'sı, eski Fener'li yeni Tau Ceramica'lı Tabak, Vrankovic, Giricek, Krstic ve Mrsic (yanda).

Turnuvanın en yaşlı kadrosu Hırvatistan'ın elinde. Haliyle yaş, beraberinde tecrübeyi de getiriyor. NBA'de çok parlak bir sezon geçirmeyen ve bizim bir dönem Fenerbahçe'den tanıdığımız Zan Tabak ve Efes Pilsen'de geçen sezon banko oynayan Damir Mulaomerovic, takımın demirbaşları. Veljko Mrsic çok sıkı bir gard ve turnuvada Bodiroga'ya toz yutturacağını iddia ediyor. (Hemen ''yok yahu, yapamaz'' demeyin çünkü bu sizin bildiğiniz Mrsic değil. İsim benzerliği sadece. Bana güvenin.)

Hırvatistan'ı diğer turnuvalarda hep Kukoc taşırdı, şimdi o da yok. Ne yapacaklarını izleyeceğiz ve göreceğiz.

Genel hatlarıyla C Grubu

Bütün otoriteler Yugoslavya'yı bu grupta favori görüyorlar. Hırvatistan ve Almanya çapraz eşleşme için savaşırlar. Estonya'da bir tek Parn'ı biliyorum, gerisi zaten yaşlı (sanki Parn çok genç! 40 yaşına merdiven dayamış herif.) Ama bu tip turnuvalarda favorilerin durumunu biliyosunuzdur. İlginç olacak yani.



D grubu (İtalya, Rusya, Yunanistan, Bosn-Hersek)
Emrah BETOS

Turnuvanın Antalya ayağında oynanacak diğer maçlar D grubuna ait. Grupta son şampiyon İtalya, Kuzey Avrupa'nın 1 numarası Rusya, komşu Yunanistan ve finallere kalmayı son anda hakeden Bosna-Hersek bulunuyor.

Son şampiyon İtalya

Yine böyle bir yaz ayında yapılan aynen böyle bir Avrupa Şampiyonası'nda, takvimler 1999'u gösterirken, İtalya şampiyonluğunu ilan etmişti. Kadroda değişiklikler olsa da, temel adamlar hala aynı. Gregor Fucka, Gianluca Basile, Alessandro De Pol, Nicola Radulevic ve Alex (Alessio) Raghetti.

Hemen o siyah adamı soracaksınız; Carlton Myers. ''O nerede'' diyeceksiniz, ''bilmiyorum'' diyeceğim. Benim şahsi kanaatime göre ilk beş yukarıdaki adamlar olacak. İtalya'nın gruptan çıkması kolay gözüküyor. Ama şampiyon olacağını tahmin etmiyorum. Zira Myers, Lucenti ve Kinder Bologna'nın yıldızlarından Jesus bu turnuvada oynamayacaklar.

Takımın boy ortalaması 2.02, yaş ortalamasi ise 26. Ama kadroda öyle bir yıldız var ki, bence gelecekte çok iş yapacak. Adamın adı Andrea Pecile, henüz 21 yaşında. Yetenek bu ya, adam Maccabi Tel-Aviv'e bu yaşta transfer olma yolunda. (Bu çok sıcak bir haberdir. Dikkatinizi çekerim...)

Gregor Fucka konusunda ise diyecek bir şey yok. Baba kendini kanıtlamış biri, takım kaptanı, en yaşlısı falan. Onu basketbolla ve bizim sitemizle yakından ilgilenen arkadaşlar tanıyorlar zaten. Tanımayanlar da herhalde 20 yıllık güzellik uykusundan yeni uyanmışlar.

Ruslar tatile geldi

Gerçekten de öyle... Adamlar geldikleri ilk gün kendilerini Akdeniz'in serin sularına bıraktılar. Ertesi gün bir ter antrenmanı, sonra tekrar havuz. Biz burda harıl harıl bu yazıyı yetiştirmeye çalışalım, adamlar gelsin kendilerini havuza atsın.

Temellerini CSKA Moskova'nın oluşturduğu Rusya ayrıca kadrosunda iki Özbek, bir Kazak (Samoilenko, Karimov/Savrasenko) oyuncu bulunduruyor (sanki diğerlerinde lejyoner yok.) Unutmadan, bir de Aris'te oyanayan Mikhail Mikhailov var. Yaklaşık üç senedir birlikte çalişan takım, bu turnuvadan çok şey bekliyor. Özellikle Alexei Savrasenko, Evgueni ve Zakhar Pachoutine kardeşler takımın vazgeçilmezlerinden. İki forvet, Serguei Panov ve gelecek sezon Jazz'de görebileceğimiz Andrei Kirilenko (yanda) çok iş yaparlar. İlk beş muhtemelen bu isimlerden oluşacak. Panov 30 yaşında ve eğer finallere kalırlarsa doğum gününü İstanbul'da kutlayacak.

Ruslar güzel takım, cici takım, hoş takım, very nice takım. Maçlarını TV6 televizyonu tüm Rusya'ya yayınlayacak. Yazacak başka birşey bulamadık, bari Svetislav Eremin'in (Rusya koçu) sözleriyle bitirelim:

"Avrupa Şampiyonasi çok heyecanlı geçecek. Bunun başlıca sebebi; yeni kurallarla oynanacak olan ilk resmi şampiyona olması. Yeni kurallar oyunu hızlandırıyor ve heyecanlı hale getiriyor. Türkiye'de basketbolun yeni jenerasyonu da gözler önünde olacak. Bir de eski Sovyet Cumhuriyetleri'nden beş tanesinin şampiyonaya katılıyor olması bizim için hoş bir durum. Ayrıca Avrupa Şampiyonası, 2002'de yapılacak olan Dünya Şampiyonası'na katılmak için bir basamak olduğundan, bizim için çok önemli..."

Komşu zafer peşinde

Ege'nin diğer tarafından gelen Yunanistan burada ilk 4 takım içine girmeyi hedefliyor. Boy ortalamaları 2.03, yaş ortalamaları ise 24.

Bu arkadaşların isimleri çok uzun ama ben front court'tan iki isim sayarsam takımı anlarsınız herhalde: Papanikolau ve Papadoupoulos. Bizim televizyonlar bu isimleri nasıl sığdıracaklar ekrana bilmiyorum ama bayağı bir uğraşacaklar çünkü bu elemanların geçen sezonki istatistikleri pek yabana atılır cinsten değil. Arkadaşların biri Aris'te, diğeri Olympiakos'ta top peşinde koşuyor. Bunun yanı sıra Barcelona'da bench'te çakılı duran Rentzias, Suns'da oynayan Tsakalidis (Sakal İdris okunur), bir de Aris'teki bir başka uzun (isim olarak) Papanikolopoulos (öff be, ben saydım tam 16 harf var) var, Yunan ekibinin kadrosunda.

Oldukça güçlü bir kadro ve çapraz elemeler için şans arayacaklar.

Bosna iddiasız geldi

Bosna-Hersek'in turnuvalarda aldığı en iyi derece Avrupa sekizinciği. Bu dereceyi 1993'te Münih'te yapılan şampiyponada aldılar ve ondan sonra da 15'incilikten yukarı çıkamadılar (vallahi gören olmadı!) Burada da yapabilecekleri en iyi derece için savaşacaklar.

Kadrosunda yakından tanıdığımız Troy Pilsnerli Damir Mrsic (Kaan Demir) ve geçen sezonu Kombassan ve Galatasaray'da geçiren, bu yaz ise Union Olimpija'ya transfer olan Mujezinovic bulunmakta. Yurtdışında oynayan diğer isimlerse şöyle: Nenad Markovic (Estudiantes), Gordan Firic (Aris), Damir Mirkovic (Maccabi Rishon), Abdurahman Kahrimanovic (Pepinster).

Doğrusunu söylemek gerekirse bu takımı fazla tanımıyorum. Bosnalılar zaten kendilerini tanıtmak ve bir piyasa açmak için buradalar.

D Grubu hakkında...

İstatistiklere bakıldığında ibre son şampiyonu gösteriyor. İtalya bu grupta birincilik için tek favori. Yunanistan'ın hedefi büyük ve bunun için çalışacaklar. Yunan ekibini ikincilik için zorlayacak tek takım Rusya gibi gözüküyor. Ama dereyi görmeden paçayı sıvamak olmaz. Bosna-Hersek kilit takım olabilir ve alacağı sonuçlarla birden gruptaki sıralamayı değiştirebilir.