Selam herkese… Basketbol yazıları üstüne düşünürken, bu şekilde bir yazı yazmayı planladım. Bunu düşünmem fazla süre almadı. Kararımı uygulamaya başlamak da öyle.
Nasıl bir yazı, diye soranlar biraz sabretsin, anlatacağım. Amerikalıların "rant and rave” dedikleri, yani “atıp tutma” adını verebileceğimiz tarzda, aklıma nereden esiyorsa oradan yazacağım. Tabii temelde basketbol olacak ve NBA'le kısıtlı olmayacak. Aslında tam bir plan yapmış da değilim. Bakalım rüzgar nereden esecek?
YAZININ BAŞLIĞI YOK MU YAHU?
Başlığa çok da gerek olduğunu düşünmüyorum. Gazete değil ki bu, okutmak için ilginç ilginç başlıklar atmak gereği hissedilsin. Bu arada bu yazılarımı adresi bende kayıtlı olan herkese yolluyorum. İstemeyen parmak kaldırsın, ona göndermeyeyim.
NBA FİNALLERİNDEN ZEVK ALDIĞINI DÜŞÜNENLER AYAĞA KALKMASIN, TERLİĞİ KAFALARINA FIRLATIRIM VALLA!
Başkalarını bilmem ama ben ömrümde bu kadar silik, bu kadar çekişmesiz, bu kadar ……. (buraya istediğiniz negatif sıfatları siz ekleyin, beni yormayın) bir NBA finali görmedim. Boşuna basın-yayın organları (medya da deniyor) Tony Parker - Eva Longoria düğününe daha fazla yer vermiyorlar yani. Eh, düğünler güzeldir doğrusu…
Ancak 2007 Finalleri gerçekten berbattı. Bu sadece San Antonio'nun Cleveland'a 3-5 gömlek büyük gelmesinden olmadı; basbayağı sıkıcıydı finaller. Hani rekabet olup Cavs bir-iki maç kazansa da seyredilecek yanı yoktu. Spurs'ün Knicks'i 4-1 geçtiği 1999 Finalleri mesela, bu finallerin yanında çok daha keyifliydi. Oysa çok farklı bir durum yok aralarında. Alt tarafı New York bir maç kazandı evinde. Buna karşın heyecan, coşku, basketbol keyfi deyince, birinde bundan bolca, diğerinde ise hiç yoktu.
Aslında iki finalin de esas oğlanı olan San Antonio'yu bu seneki finalin sıkıcı olmasından dolayı suçlamak ne kadar doğru olur, orası tartışılır. Bence San Antonio'yu sıkıcı bir basketbol takımı olarak yaftalayıp kenara çekilmek doğru olmaz. Oyunları göze hoş gözükmese de son derece etkin. Burada soru, Spurs basketbolunun hangi göze hoş gelip gelmediğidir.
Takımının, hatta tüm takımların deliler gibi koşup, savunma yapmadan maç başına rakip potaya 100 kez hücum etmesini (bunlardan 30'unun üçlük şut ve 40'ının da smaç -mümkünse alley-hoop) isteyen 'basketbol-yarış-severleri' Spurs'ün basketbolunu tabii ki sıkıcı bulacaklardır. Ancak sıkı bir savunmanın inananları olan Spurs, fırsat bulduğunda fast-break'in de kralını atar. (Nerede benim Spurs formam?)
Cleveland gibi hücum gücü sınırlı bir takımda LeBron susturulunca, finalin tadı kaçtı tabii. Cavs'ın daha fazla ve yetenekli hücum silahı olsaydı (yani "Yengem + Erkek cinsel organı = Amcam" denklemi gibi) çok daha renkli ve heyecanlı bir final serisi seyretmemiz kesindi.
OPERASYON ZAMANI
Zaten durumun farkında olan yengem operasyona hazırlanıyor gibi. Cavs daha etkili olabilmek için daha iyi bir uzuna sahip olması gerektiğini biliyor. Bu yüzden Gasol'a sulandıkları dedikoduları çıkıyor. Ilgauskas çok uzun zamandır 55 yaşında emekli NBA oyuncusu taklidini o kadar iyi yapıyor ki, direkt Hollywood'a postalanmalı. Hele geriye koşarken kafasını acı içinde sağa sola bir atışı var ki, gören 3 yaşında İngiliz atı finişe birinci gelmek için kendini parçalıyor sanır.
Bakalım Cavaliers, Gasol'u alabilecek mi? Yoksa Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan mı olacaklar? Malum, Grizzlies, Varejao'ya asılıyor. Ona istediği parayı Cavs de verebilir ama sonra takım içi dengeleri bozup Gooden'ı üzebilirler. Kısaca Cavs Varejao'ya Gooden'dan daha fazla para vermek istemiyor. Aslında ilginç bir deney olurdu NBA için. Düşünsenize, yedek oyuncu ilk beş oyuncusundan daha fazla para alıyor. He heh... Düşüncesi bile beni güldürüyor.
OPERASYON DEMİŞKEN…
Operasyonun alâsını Fenerbahçe Basketbol Takımı, Aydın Örs'ü göndererek yaptı. Belli ki yönetim Tanjevic'i göreve getirmeyi aylar önce kararlaştırmış. Peki niye böyle bir şey yaptılar ki? Basit, Federasyon rica etti, onlar da kırmayıp Tanjevic'i göreve getirdiler. Bilindiği gibi Tanjevic milli takım dışında takım çalıştırmak istiyordu. Maliyetini azaltmak için Federasyon da, onun dışarıda da çalışmasını istiyordu. Tanjevic kalkıp “Yurtdışından teklifler var” deyince, Federasyon operasyon için düğmeye bastı.
Federasyon Başkanı Turgay Demirel'in Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'la arasının ne kadar iyi olduğu biliniyor. Yıldırım onu başkan seçtirdi, daha ne olsun! Turgay Bey' in bu ufak ricasını kırmayan Aziz Bey'in federasyondaki gücü her geçen gün artıyor. Belki ileride Aziz Bey'in de Demirel'den bazı ricaları olur, kim bilir?
Tabii yukarıda yazılanlar benim senaryom. Böyle olmuş olabileceğini düşünüyorum. Hangi nedenle olursa olsun yapılanlar, basketbolumuzun sembol isimlerinden Aydın Örs'e yapıldı, ve taraftarın öyle veya böyle sevdiği Aziz Yıldırım bile protestolardan nasibini aldı. Üstelik Örs 'süperstarlar'dan kurulu bu takımı, Efes'i finalde ezerek şampiyon yapmayı başardı.
Ben Tanjevic'in aynı başarıyı yakalayabileceği konusunda şüpheliyim. Yıldız oyuncuları bir arada oynatma konusunda o derece başarılı olamayacağını düşünüyorum. Tanjevic'in başarılı olması isteniyorsa Fenerbahçe'ye genç oyuncular alınmalı. Unutmamak gerekir ki geçen yaz Japonya'da aldığımız dünya altıncılığı genç bir kadroyla sağlandı. Tanjevic genç ve koşan bir kadroyla başarılı olabilir ama Will Solomon'u dizginleyemez. Yaşlı ve savunma yapmayan Damir Mrsic'ten çok hazzedeceğini de sanmıyorum.
KOŞUN, DAHA ÇOK KOŞUN!
NBA Basketbolu'ndan her geçen gün daha az zevk alıyorum. Sene içinde birkaç maç haricinde zevkle izlenecek maç yok zaten. Oyuncuların çoğu gölge savunma yapıyor, rakipten kaçıyor. Bunu herkes yaptığı için daha iyi takımlar istedikleri yerlere yerleşiyorlar genelde.
Hadi normal sezon böyle diyelim, bu seneki playoffların büyük bir kısmı da heyecan yaratmadan geçti, gitti. Dallas - Golden State serisi keyifliydi; onun dışında pek bir şey yoktu.
David Stern oyunun satışını yapmak için daha keyifli hale getirmeye çalışıyor ama oyun gittikçe zırva bir hale geliyor bence. Eğer at gibi koşan oyuncular görmek isteseydim, at yarışlarına giderdim, ki hiç işim olmaz. Tamam, oyuncular at gibi koşsun ama mümkünse savunma için de koşsunlar. Tabii bu mümkün olmuyor, insan anatomisinden dolayı. Bir kapasite var, değil mi?
Eğer NBA Basketbolu bu kadar koşularak oynanacaksa, koçlar kadrolarındaki oyuncuların hepsinden faydalanmanın bir yolunu bulmalılar. Bir oyuncunun 35 dakika boyunca bir o yana, bir bu yana koşmasını beklemek haksızlık. Sahaya çıkan 15 oyuncunun her birinden faydalanmak gerekiyor.
Böyle derken, en çok koşan takımlardan biri olan Phoenix Suns'da Koç Mike D'Antoni'nin sekiz kişilik bir rotasyonla oynaması da ilginç. Tamam, kadrosunun çok geniş olmadığını biliyorum ama diğerleri 5 dakika da olsa oynayamazlar mı? Hızlı basketbol NBA Yönetimi tarafından destekleniyor ama ortaya çıkan basketbol görüntüleri pek iç açıcı değil bence. Oynanan bu sokak basketbolundan şahsen ben tat almıyorum. Bu sene Eurosport'ta seyrettiğim ULEB Cup maçları daha çok hoşuma gitti.
Kısaca ben, sahada temel basketbol doğrularını görmek istiyorum, mümkünse estetik ahenk içinde. Bunun içinde takım savunması olduğu gibi hızlı hücum da var, ama sadece biri var değil. Ben HEPSİNİ görmek istiyorum ve organizasyon bir türlü hepsini sağlayamıyor. Bu yüzden hâlâ NBA TV'de yayınlanan 1980'lerdeki maçları daha büyük bir ilgi ve beğeniyle seyrediyorum. Şimdi oynanan oyun bana berbat geliyor.
Temmuz-Ağustos 2007
|