|
En son 04
Aralık 2006’da yazmışım bu sayfalarda, neredeyse iki yıl
geçmiş üzerinden… Bu iki senede hem kendi adıma hem de
takım adına çok şey değişti tabi. Kendimden bahsedersem
takım yazısı olmaktan çıkacak, yaz yaz bitmez. Bu yüzden
direk takıma geçiyorum.
Son yazımda takımın düzlüğe nasıl çıkabileceğinden
bahsetmiştim. Chris Webber ve Allen Iverson’ın (en
azından birinin) gitmesi ve yeniden yapılanmaya girmemiz
gerektiğini belirtmiştim. İşte siz bu sayfalarda Sixers
yazısı okuyamadığınız bu iki sene içinde hem Webber’dan
hem de Iverson’dan kurtulduk. C-Webb, kontratı satın
alınarak serbest bırakıldı. Iverson ise Denver’ın yolunu
tutarken en azından Andre Miller gibi takımın gelişimde
söz sahibi olacak birini aldık. Andre Iguodala,
Iverson’ın gidişiyle birlikte takımın en önemli oyuncusu
haline geldi. 2007 draftında gelecek vadeden Thaddeus
Young’u seçtik. Iverson olmadan geçen ilk tam sezonda
playoff’a kapak attık ve Detroit’i biraz olsun zorladık
(bana göre tabii ki). Çok hızlı geçtiğimin farkındayım
ama flashback tadında görüntüler sunamayacağımdan ve
sıkılacağınızdan dolayı hemen bu yaz sezonuna geçiyorum.
Yaptığı saçma sapan hamlelerle takımın elini kolunu
bağlayan Billy King, 2007 yılının sonlarına doğru
koltuğunu o dönemde New Jersey Nets’in Genel
Menajerliğini yapan öz Philadelphialı Ed Stefanski’ye
bıraktı. Gelir gelmez yaptığı en önemli hamle hiç
kuşkusuz sezon ortasında Kyle Korver’ı Utah Jazz’e
gönderip yerine kontratı sezon sonunda bitecek olan
Gordon Giricek’i almak oldu. Yaptığı hamle doğrultusunda
yaz döneminde serbest kalacak olan oyunculara
sulanacağımız belli olmuştu zaten. İhtiyaç gereği 4
numaralarla ilgileniyorduk ve isimleri en çok geçen
oyuncular Atlanta Hawks’ın atletik uzunu Josh Smith ile
L.A. Clippers’ta sezonu sakatlığı sebebiyle son sekiz
maç hariç oynamadan geçiren Elton Brand’di. Ben ise,
daha sezon bitmeden, playofflar boyunca chat
ortamlarında Brand’i dilimden düşürmüyordum.
İlk görüştüğümüz isim Josh Smith oldu. Hatta şehre gelip
salonu ve tesisleri bile gezdi. İsminin yazılı olduğu
bir forma soyunma odasına konuldu vs… Neyse ki korktuğum
olmadı ve milyon dolarları Josh Smith’e bayılmadık.
Atletik yapısıyla kadroya ve oyun sistemine uyacak olsa
da takım bir adım yukarıya taşıyacak bir oyuncu değildi
Smith. Bizi Doğu’nun ve belki de ligin en önemli
takımlarından biri haline getirecek olan oyuncu hiç
kuşkusuz Elton Brand idi ve Stefanski ne yapıp ettiyse
Brand’i Philadelphia’ya getirmeyi başardı. Iguodala,
yaklaşık 80 milyon dolarlık kontratın altına imza attı.
Louis Williams da rakiplere kaptırılmadı.
Ne oldu, nasıl oldu, kim ne kadar aldı? Bunlara
girmiyorum. Sezon öncesi en azından kendi adıma da yeni
bir başlangıç yapıyorum. Uzun zamandır takım hakkında
yazmayınca toparlaması zor oluyormuş gerçekten… Lig
başlamadan önce en azından beklentilerimi yazmak
istiyorum.
Öncelikle, Elton Brand’in takıma gelmesiyle takımdaki
önemli eksiklik olan yarı saha hücumunda artık sıkıntı
çekmeyeceğiz. Zaten transition hücum, takımın en önemli
silahıydı. Andre Miller’ın komutasında kanatlarda
Iguodala ve Young ve koşan uzunlar Dalembert ve Brand
ile bu sezon da önemli olacak takım için. Alçak post
oyunu takımdaki hücum zenginliğini arttıracak. Açıkçası
NBA 2K8’de bile Brand’i alıp oynamak inanılmaz rahatlık,
Brand’in olmadığı kadroyla oynadıktan sonra…
Hücum varyasyonları eyvallah, peki savunma? Iguodala
zaten takımda kendisini öncelikle savunmayla kanıtlamış
bir oyuncu. Her ne kadar artık hücumda sorumlukları olsa
da savunma anlamında güvenilecek bir isim. Takım geçen
sezon en iyi altıncı savunma takımıydı. Brand’in
oynadığı son 2 tam sezonda da Clippers ilk 10
içerisindeydi. Ribaundlarda da geçtiğimiz sezon beşinci
sırada yer aldık ve yine Brand’in tam olarak oynadığı
son iki sezonda Clippers en iyi 10 içerisindeydi.
Neresinden bakarsak bakalım, ister hücum olsun ister
savunma, Brand aradığımız ve istediğimiz bir parçaydı ve
bana kalırsa bu parça “cuk” diye oturdu. Tabi ki her şey
sahada bitiyor, biz böyle konuşuyoruz da…
Brand’in oyuna kattıkları dışında yaptığı saha dışı
katkı da önemli oldu yaz aylarında. Kontrat
imzalandıktan sonra serbest kalan oyuncuların birçoğu
için cazip bir takım haline geldik ve zaten offseason’da
takıma kattığımız tüm oyuncular da verdikleri demeçlerde
bunları belirtti. Royal Ivey de, Kareem Rush da, Donyell
Marshall da, Theo Ratliff de… 4 oyuncu da Elton Brand’in
imzalamasından sonra karar vermekte zorlanmadıklarını ve
teklifleri kabul ettiklerini vurguladılar. Zaten
şampiyonluğa giderken en önemli hamlelerden biri de
kritik dönemlerde veteran oyuncuları kadroya katmak
oldu. Brand takımda olduğu ve takım da başarılı olduğu
sürece kadroya güzel parçalar ekleyebileceğiz.
Thaddeus Young’dan bahsedelim biraz da… 2007 NBA
draft’ında 12. sıradan seçildi 88 doğumlu genç yetenek.
Henüz lise yıllarında adını duyuran Young, NCAA’de bir
sezon geçirdikten sonra NBA’in yolunu tuttu. Özellikle
ligin son maçlarında takımda yer bulmaya başladı ve son
38 maçın 22’sinde ilk beşte yer alarak artık teknik
kadronun güvenini kazandığını belli etti. Zaten geçen
sezon gösterdiği performans ile bu sezon üç numarada
oynayacağı hemen hemen belliydi ve tüm hazırlık
maçlarında takımın ilk 5’inde yer aldı. Geçtiğimiz
sezona göre top hâkimiyeti ve dış şutunu oldukça
geliştirmiş durumda. Bunun dışında zaten atletik
yapısıyla hızlı hücumda en önemli silahlarımızdan biri.
Louis Williams ile de 5 yıllık sözleşme yaparak takımda
kalmasını sağladık. Williams, lige geldiği ilk sezondan
itibaren kendini devamlı geliştirdi. Yaz liglerinde
inanılmaz performanslar sergiledi. Gelişme süreci devam
ederken de yavaş yavaş takıma monte edildi. Geçtiğimiz
sezon kenardan gelerek skor anlamında takıma büyük katkı
sağladı. Hızı sayesinde potaya çabuk yönelip kolay
sayılar bulabilen bir oyuncu. Yazın izlediğim maçlarda
da şutunu geliştirdiğini gördüm. Bu sezon benim 6. adam
ödülüne adayım Williams. O’nun göstereceği katkı, bu
sezon kontratının son senesinde olan Andre Miller’ın da
akıbetini belirleyecek büyük ihtimalle. Bense, hazır
Miller’ın da gönlü varken takımda tutulması
taraftarıyım. Önümüzdeki yazılarda daha fazla açarım bu
konuyu, biz devam edelim.
2008 draft’ında 16. sıradan Marreese Speights’i seçtik.
Atletik bir yapısı olan Speights uzun kollara sahip,
uzun boyuna rağmen oldukça hareketli. Orta mesafe şutu
-geliştireceğini de düşünürsek- gayet iyi. Savunmada
çaylak olmanın verdiği gazla da oldukça gayretli. Bu
sezon Brand ve Dalembert’in arkasında önünde Ratliff,
Marshall ve Evans olmasına rağmen yine de süre bulacağı
düşüncesindeyim. Bu çocuk şimdiden benim gözüme girdi.
Igoudala’ya verdiğimiz kontratı da artık bir sonraki
yazıda irdeleriz. Bakalım imzaladığı 80 milyon dolarlık
kontrat kendisinden neler götürecek ya da neler katacak?
Takımın geçtiğimiz sezon gösterdiği beklenmedik
performans ve sonrasında gelen Brand hamlesi ile bir
anda dikkatleri üzerine çekmesi ve Doğu’da Celtics’e
kafa tutacak takımlar arasında gösterilmesi tabii ki
güzel bir duygu. Ben her ne kadar 2008/09 tahminlerinde
duygusal olarak finale çıkacağımızı beyan etsem de henüz
çok erken… Yeni sezon hayırlı olsun, arayı fazla
açmayalım, haydi eyvallah…
|