Hatalı Yürüme
Özgür Can ÖZBEK
  Kibir en sevdiğim günahtır

Sporcuların hak ettiklerinden çok para kazandıkları ya da bir rol modeli olarak gençlere sunulmalarının çok doğru bir hareket olmadığı uzun zamandır iddia edilir. Üstelik üst düzey sporcuların son zamanlarda kazandıkları astronomik (epeydir duymadığım, 'nostaljik' bir ifade) paralar, söz konusu iddianın maddi kısmına itiraz etmeyi oldukça zorlaştırıyor. Ama işin diğer kısmına yani 'kahramanlaştırmaya' gelince, itirazlar henüz o kadar artmış değil. Ne de olsa sporcular düzgün yaşaması gereken sağlıklı insanlar ve bu sebeple de anne-babaların çocuklarının sporcu olmak istemeleri karşısında dehşete düşmeleri pek vaki değil. Ancak belki de bu noktada da kritik bir eşiğe doğru ilerliyoruz. Çünkü bir NBA yıldızı oyunun yazılı olmayan kuralını bozuyor. Bu kuralın ne olduğunu ve kuralın nasıl delindiğini anlatmadan önce LeBron James'ten biraz bahsedelim.

'Kral' James NBA tarihinde şimdiden çok özel bir yere sahip. Jordan'ın 80'lerde lige yaptığı etkinin bir benzerini, henüz lige gelmeden yaptı. Ondan önce de lige liseden direkt geçiş yapan oyuncular vardı ama hiç birinin maçı ulusal kanaldan yayınlanmamış ve hiç biri NCAA'de son derece başarılı sezonlar geçiren -Carmelo Anthony, Dwayne Wade gibi- oyuncuların ya da uluslararası yeteneklerin (Milicic) hepsinin önünde seçilmemişti. LeBron NBA'e yıldız olmaya gelmedi, halihazırda sahip olduğu yıldız statüsünü daha yukarılara taşımaya geldi. O noktada dahi kıyaslamaya sokulduğu isimler, basketbol evreninde sonsuzluğu yakalamış basketbol tanrıları idi.

Bütün mesele yetenekleri sonsuz görünen James'in Michael'ın mı yoksa Magic'in mi yolunu tercih edeceğiydi. Şu ana kadar LeBron bir tercih yapmış görünmüyor. 28 sayı, 6 asist, 6 ribaunt gibi ortalamaları standart haline getirdi ve genel kabule göre ligin en iyi beş oyuncusundan biri.

Buraya kadar bir sorun yok ve bu yaştaki bir oyuncunun bu konumu elde etmesi de son derece büyük bir başarı. Ama bir noktayı vurgulamak lazım; James -henüz- bu ligin kralı değil. Normal sezon ya da finallerde En Değerli Oyuncu (MVP) ödülü yok. Sahip olduğu ödüller Yılın Çaylağı (ki çok tartışılmıştı) ve 2006 All-Star MVP ödülleri. Geçen sene o ödülü kazanırken ortaya koyduğu tavır, "Yapmasaydı imajı açısından daha iyi olurdu" diye de düşündürtmüştü. Ama James bütün kategorilerde 'en genç' ünvanını almaya o kadar hevesli ki, bu uğurda sempati gibi unsurları pek kafasına takmıyor. İşte sorun -ya da yazılı olmayan kuralın çiğnenmesi- bu aşamada başlıyor.

Le Bron şimdiden o kadar iddialı ki, sırtını boydan boya kaplayan “Chosen One("Seçilmiş Kişi") dövmesini yaptırmaktan çekinmiyor. Evet, basketbol dünyası özellikle NBA böyle sıfatları sever, ancak bunları kullanmak yorumcuların işidir, oyuncular bu apoletleri vücutlarında taşırlarsa en hafif deyimle antipatik olurlar. Michael Jordan'ın kraliyet tacıyla gezdiğini düşünebiliyor musunuz?

Sponsor firması da, konu LeBron olunca çıtayı biraz yükseğe koyuyor. Geçen sene kampanya sırasında bir binanın üstü tamamen “We are all witnesses("Hepimiz şahidiz") sloganıyla kaplanmıştı. İtiraf etmeliyim ki çok etkileyici bir promosyon. Ama biraz daha sağduyuyla bakınca ve şahadet etmekte olduğumuz şeyin üstün yetenekli bir atletin kabiliyetlerini sergilemesinden ibaret olduğunu hatırladığımızda, bu slogan ' iddialı'dan biraz fazlası değil mi? Ayrıca, James'in dövmesiyle birleştirildiğinde uhrevi çağrışımları biraz ağır basan bu olaylar karşısında kendini kötü hisseden bir tek ben miyim?

Ve son vukuat: Bu sene Stephon Marbury'nin adını taşıyan ayakkabıları 15 dolar civarı bir fiyattan satılıyor ve bu yolla herkesin bu ayakkabılara sahip olabilmesi amaçlanıyor. Geçen hafta James kendi ayakkabılarının bu fiyattan satılması hakkında ne düşüneceğini soran muhabirlere “Ben ve firmam kendimize daha yüksek standartlar koyuyoruz” diye cevap verdi. Daha yüksek standarttan kastedilenin yalnızca fiyat etiketinde fazladan bir “0” olarak kabul edilmesi belki çağımızın bir sorunu ama bunu açıkça telaffuz edenin gençlere örnek oluşuna “hepimizin şahit” olduğu bir süperstar olması can sıkıcı değil mi?

LeBron James çok çok yetenekli ve çok genç bir basketbol oyuncusu. Uzun yıllar daha devam edeceği basketbol kariyerinde daha çok başarı yaşayacağı aşikar. Ama bütün bunları yaparken bir fani olduğunun farkına varması/farkında kalması, herşeyden önce kendi marka değeri için önemli. Aksi taktirde rakip taraftarların şu pankartı kaldırmaları yakındır:

Kibir en sevdiğim günahtır.

Ben yapardım.

NOT: Bu yazı daha önce Kozmopolit'te yayınlanmıştır.