NBA
TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
NBA
WALLPAPERS
COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler
vs.
|
Amacımız düzeni
korumaktır
batug.com's
NBA 
KAAN
KURAL
23
KASIM 2004, SALI |
En doğal insan tepkisidir: Haksızlıklara, üstelik değer verdiğimiz
bir konu/kişi hakkındaki haksızlıklara tepki veririz. Adaleti
sağlamak isteriz. Çünkü dünyanın adil bir yer olduğunu bilmek
isteriz. Dürüst insanlar olarak haksızlığa uğrayan tarafa destek
olmayı, sahip olduğumuz değerlerin çiğnenmemesini isteriz.
Ancak Henry Kissinger'ın halen uluslararası hukukun temeli
olan güzel bir sözü vardır: "Asıl amacımız asla barış
veya adalet olamaz. Asıl amaç düzendir. Çünkü barışı veya adaleti
hedef olarak belirlerseniz, her şeyi grubun en acımasız üyesinin
insafına bırakır, onun sabır ve adalet ölçüsünü standart olarak
belirlersiniz. Düzen ise herkesin uyması gereken standartları
belirler, adaleti yaratır" der.
Detroit-Indiana karşılaşmasında olanlar için bu sitede Ozan
Aydın ve Orkun Çolakoğlu
gayet güzel yazılarla adaletsizliğe tepkilerini dile getirmişler.
Ben bu iki yazıdan önce kendi düşüncemi ntvmsnbc'de 21
Kasım 2004 tarihli "En
Büyük Günah" başlıklı yazımda belirtmiştim.
David Stern cezaları açıkladığı konuşması sırasında şöyle bir
cümle kurdu:
"Yönetimim sırasında 20 binin üstünde maçta hiç böyle
bir olaya rastlamadım."
Burası çok kritik işte. Yılda 1230 karşılaşma oynanan NBA'deki
her maç için yeni standartlar belirlendi artık. Bundan sonraki
sezonlar da bunun içinde elbette. Bu olay ceza alan oyuncuların
çok daha üzerinde bir konu.
Ron Artest olaylarda mağdur olan taraftı. Başına gelmedik
kalmadı. İnsani, hukuki olarak sonuna kadar haklıdır. Indiana
Pacers da mağdurdur.
Ancak bunlar hukuk düzeninde geçerli konular. Bizim işimiz NBA'in
düzeni.
NBA düzeni: Nasıl ve niçin?
NBA, dünyanın en önemli basketbolcularının sahneye çıktığı bir
arena. Yıllık 2.5 milyar dolar yaratan dev bir endüstri. Ve buranın
yürümesi için her oluşumda olduğu gibi belli bir düzen var. İçinde
rol alan herkes, kendilerine verilen görevi kabul ettiği anda,
bu düzeni kabul etmiş demektir. Oyuncular 6-7-8 sıfırlı kontratlara
imza attıkları anda bu düzenin bir parçası olmuştur.
Bu düzenin önemli bir parçası da seyircidir. Ancak NBA düzeni
için seyirci isimsizdir. Bu düzenin izleyicisidir sadece. Bu düzene
imza atmamıştır. Bu düzenin onun için bir bağlayıcılığı yoktur.
Onun yaptıkları başka düzenleri, yerel hukuku bağlar. NBA düzenini
değil.
NBA, düzenini yürütebilmek için, kendine bağlı olanların hareketlerini
kontrol etmek zorundadır. Bu nedenledir ki, her ne olursa
olsun, tekrar ediyorum her ne olursa olsun NBA ortamında
kendisine bağlı kişilerin, kontrol edemediği bireylerle bir çatışma
yaşamasını engellemelidir. Çünkü tersi durumda düzen tamamen yokolur.
Başka bir düzenin kontrolü altına girer.
İki sene önce Milwaukee Bucks'ın Toronto Raptors'la oynadığı
bir maçın ardından üç Milwaukee oyuncusu Gary Payton, Sam Cassell
ve Jason Caffey, Toronto'da bir bar çıkışında iki çiftle bir kavgaya
karışmışlar ve haklarında 18 aya kadar hapis istemiyle saldırı
davası açılmıştı. NBA yönetimi bu olaya dahil olmadı. Çünkü bu
olayların geçtiği ortam, onların düzeninin bir parçasına dahil
değildi. Benzer olaylar sayısız defa yaşandı. İnsanların başı
her zaman belaya girebilir, bela gelip onları bulabilir. Daha
bu yaz Denver'dan Rodney White, Washington'da hareket eden bir
aracın içinden bir silahla sağa sola ateş ettiği için hapse bile
girdi. Ama bunlar, içinde bulundukları düzen içerisinde çözümlenir.
Gerekirse ceza verilir. Nitekim bu cezaları mahkemeler verdi.
Ancak iş bir NBA ortamına gelince durum değişir. NBA'de yılda
yaklaşık 20 milyon biletli seyirci maçları izliyor. Bu, 10 yılda
200 milyon insan eder. Kaç tane kızgın, aptal, sarhoş, tazminat
peşinde koşan, psikopat (hatta bütün bu tanımları aynı anda bünyesinde
barındıran) insanın bu maçlara geldiğini tahmin edebilir misiniz?
Bu nedenle düzeni korumanın tek yolu, bu kişilerle NBA'e bağlı
kişileri her şartta ayrı tutmaktır.
Düzen bozulursa iş nereye varır?
Peki bunu nasıl yapacaksınız? Elbette sizin kurallarınızı kabul
eden kişilerin hareketlerini kontrol ederek. Tersi durumda, gruba
ait hale getirdiğiniz milyonlarca seyirci arasında en acımasız
bireyin insafına kalırsınız.
Eğer en temel kuralınızı bir kere yıkarsanız, düzeninizin bir
kere bozulmasına izin verirseniz, bunun sonu nereye varır acaba?
Bunu hiç düşündünüz mü? Eğer oyuncularınıza her ne şartta olursa
olsun tribüne çıkmamaları gerektiğini en ağır şekilde dikte etmezseniz
neler olabilir? Esas o zaman bu milyonlarca seyircinin oyuncularla
arasındaki çatışmalara davetiye çıkarırsınız. Her tazminat
peşinde koşan fırsatçı, her rakibin en önemli oyuncusunu sezon
boyunca ceza aldırmak isteyen fanatik, her aptal sarhoş tahriklerin
en ağırını yapar ve istediği oyuncuyla aradığı kavgayı çıkartabilir.
İşte zaten bunu engellemek için oyuncular yanıt vermemelidir.
Kendilerini koruma içgüdüleri ve gururlarını bir kenara koyup
bu işi başkalarına bırakmak zorundadırlar. Yoksa bunun sonu hiçbir
yere varmaz. Oyuncuların her salonda başka bir manyağa haddini
bildirmesi gerekir. Şiddet şiddeti körükledikçe yaralanma ve çirkinliklerin
sayısı da artar. Nereye gider peki? Tribünde birini dövmek hangi
sorunu çözer? Sadece şiddeti arttırır, düzeni yokeder. Adaleti
kendi eline almak isteyenler, her şeyden önce düzeni bozarlar.
Seyircinin o çizgiyi aşması, kendisini bağlayan düzeni, yerel
hukuku ilgilendirir. Bırakın onlarla mahkemeler ilgilensin, NBA
değil. Ancak oyuncu, çizginin diğer tarafına asla geçemez.
Daha binlerce maçta oyuncular milyonlarca seyirci önünde maç
yapacaktır. Bunu yapmayı sürdürebilmeleri, daha önce binlerce
maçta hiç görmediğimiz şiddeti salondan uzak tutabilmek için düzenin
içinde kalmak zorundadırlar. İşte bu nedenle o çizgiyi geçmek
her koşulda en büyük günahtır.
Indiana'nın çok başarılı sezonu sekteye uğramış mıdır? Evet.
Ron Artest büyük oranda mağdur olmuş mudur? Evet.
Detroit taraftarları hakettiği cezaya çarptırılmış mıdır? Hayır.
Ama zaten seyircinin hakettiği cezayı verebilecek mekanizma, NBA
düzeni içinde mevcut değildir.
Artest, haklı ve mağdur olduğu halde çizgiyi aşarak çok büyük
bir hata işlemiştir ve cezasını çekecektir. Çünkü bu konu Ron
Artest veya Indiana Pacers'ın bir sezonunu değil, 30 takımın yaklaşık
450 oyuncusunun gelecekteki 40-50 sezonunu ilgilendirir.
kkural@gazetevatan.com
Memo'nun
farkını farkedeceksiniz
Mehmet
Okur, kariyerinde bir sıçrama yapmak için ideal bir ortama kavuşmuş
durumda. Her şeyden önce Utah Jazz'de artık farkını farkettirebilecek.
Mehmet'i dünya basketbolundaki yüzlerce diğer 2.10'luk oyuncu arasında
"farklı" kılan en temel unsur, pota altında olduğu kadar
orta mesafeden de etkili olabilmesi, hücumda sahanın her yerinden
bir tehdit yaratması. Ancak kariyerinin ilk iki sezonunu geçirdiği
Detroit Pistons'daki oyun sisteminin farklılığı nedeniyle bu özelliklerini
fazla kullanma şansı bulamamıştı...
Kaan KURAL yazdı ve meseleye noktayı koydu, okumak için
TIKLAYIN
Gitmek
mi zor, kalmak mı?
Bu
yaz, NBA'deki iki temsilcimiz Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu için
son derece önemli. Yapacakları tercihler, NBA kariyerleri açısından
belirleyici rol oynayacak. İkisinin de kontratları sona eriyor ve
sınırlı olarak serbest kalıyorlar. Peki ne yapabilirler, finansal,
stratejik, manevi olanakları neler, önlerinde hangi seçimler var?
Ve tabii ki, ikisinden de memnun olan takımlarının onları tutabilmek
için imkanları ve niyetleri ne düzeyde?
Kaan KURAL yazdı ve meseleye noktayı koydu, okumak için
TIKLAYIN
İki Brian'ın
Hikayesi...
Maalesef gerçek hayatta olaylar, filmlerdeki gibi genelde
beklenmedik tatlı sürprizlerle sonlanmaz. Her şey olması gerektiği
gibidir. Ama nadiren de olsa mucizeler gerçekleşir, insana
umut etmenin iyi bir şey olduğunu hatırlatan, hayatın güzel
olduğunu gösteren olaylar olur. Brian Scalabrine ve Brian
Cardinal bu sezon o hayat boyunca peşinde koştukları büyük
fırsatı ele geçirdiler. Ve bunu kesinlikle berbat etmediler.
Bunun için hazırlanmışlardı, başardılar.
Kaan KURAL yazdı, okumak için TIKLAYIN
|
Bir
UFO gördüm sanki
Normal bir zihnin tanık olduğu gerçeküstü olay sayısı günde
"bir"i aşmamalı. Daha fazlası aşırı doz etkisi yaratıp
akıl sağlığını tehlikeye atıyor. Lakers-Spurs serisinin beşinci
maçını izleyenler için durumun bir hayli tehlikeli olduğunu
söyleyebiliriz. Çünkü iki tane mucize gördüler, üstelik aynı
saniye içinde! Kaan KURAL yazdı, okumak için
TIKLAYIN |
Basketbolun
7'nci Harikası...
Miami-New Orleans maçının başlamasına 1.5 saat var. İçim içime
sığmıyor. NBA TV son anda programı değiştirip Wolves-Kings
Batı yarı finali yerine bu maçı vermekle ne kadar doğru bir
iş yaptı. Basketbol açısından her zaman için bir Kings-Wolves
maçını tercih ederim. Ama bu Heat-Hornets maçı sıradan bir
maç değil. Bu bir Game 7. Açık söylüyorum; kimin oynadığı
umurumda bile değil. Kaan KURAL yazdı, okumak için
TIKLAYIN |
NBA,
cebinizdeki son kuruşun peşinde
Zaman içinde kendisini takip etmeye zorluyor NBA. Kendi hazırladığı
programları ulusal kanallardaki yayıncılarına vererek bir
haftada oluşan en can alıcı görüntülerle süslüyor, küçük insan
hikayelerini mükemmel bir anlatımla süper kahraman maceralarına
dönüştürüyor. Daha fazlasını istemenize yol açıyor. Daha fazlasını
istediğiniz anda da para talep ediyor.
Kaan KURAL yazdı, okumak için TIKLAYIN
|
Amerikan
ağaçları yaşken eğilmiyor
Çok değil 10 yıl önce ilk kez NBA'in profesyonel oyuncuları
1992 Barcelona Olimpiyatları'nda ABD adına forma giydikleri
zaman, kendilerine Rüya Takım ismi uygun görülmüştü. Gerçekten
de unvanlarının hakkını verdiler. Ancak günümüze baktığımızda,
Rüya Takım'ın yarattığı örneği ABD'den çok Dünya'nın takip
ettiği görülüyor. Bu sporun anavatanında basketbolun öğrenim
sürecinde önemli değişiklikler var ve bu gidiş de kesinlikle
iyiye doğru değil.
Kaan KURAL yazdı, okumak için TIKLAYIN
|

|