| |
NBA TV hak mıdır, değil midir?
Selçuk ORMANCI, Batuğ Ş. EVCİMEN
22 OCAK 2007, PAZARTESİ
Türkiye'de NBA'i yakından takip eden kesimin büyük bölümünün son dönemde kafasını kurcalayan en önemli konulardan biri, NBA TV'nin geleceği. Çünkü NBA TV'nin yayınları yaklaşık bir aydır Türkiye'nin birçok yerinden izlenemez durumda. NBA TV'nin Türkiye'deki haklarını alıp satarken, bu yayını ülke genelinde her isteyen kişiye ücreti mukabilinde götürmek ve sunmak sorumluluğunu da üstlenmiş olanlarsa, sporseverlerin kitle halinde mağdur edildikleri, kusurlunun da kendileri oldukları gerçeğini görmezden gelerek bu rezalete seyirci kalıyor.
Peki durduk yerde hem de sezonun ortasında bu saçmalık neden başımıza geliyor?
Çok ortaklı kurumsal ihmal
NBA TV'nin şu anki Türkiye yayın hakları, Doğuş Grubu bünyesindeki NTV ("neteve" diye okunur) tarafından NBA Organizasyonu'ndan alınmış ve transit diyebileceğimiz biçimde (muhtemelen aracı payı da eklenmek suretiyle) Kablo TV kurumuna devredilmiş...
Mâlum, Kablo TV'nin yayınları, kurumun altyapı ve şebeke yetersizliğinden dolayı ülkenin çoğunluğunda izlenemiyor. Bu sebeple de, Türksat'ın -halen kontrol altında tutulabilen bir- uydusundan şifrelenerek yayınlanan Kablo TV kanallarından NBA TV, geçtiğimiz aya kadar, kodun izleyicilere verilmesi -onların da şifreyi çözebilmeleri- sayesinde seyredilebiliyordu. Ortada gezip duran, internet sitelerinde yayınlanan bu şifre, Kablo TV'nin danışma merkezlerinden bile öğrenilebiliyordu.
Yani ortada, NTV'nin ve Kablo TV'nin haberli birer parçası oldukları, ihtimal NBA'in de haberdar bulunduğu bir danışıklı vaziyet vardı ve bu sayede isteyen basketbolseverler de uydu anteni ve alıcısı alarak ligi takip edebiliyorlardı. Evet, bu devirde bu imkanlara sahip bir ülkede zaten normal olan, isteyenin bedel ödeyip tekip etmesidir de... Peki bizim iş niye böyle alengirliydi?
Ulusal çapta korsan yayın!
Basitçe; sözleşmeler gereği bu tip ücretli kanalların uydulardan şifreli olarak yayınlanması gerekiyor, aksi halde korsan yayın oluyor. Peki bizde yaşanan, medya üzerinden özel sektör-devlet ortaklığı destekli korsan yayın tuhaflığının sebebi neydi? Tabii ki, yukarıda da belirttiğimiz gibi, yayın haklarına sahip olan kuruluşun, bu yayını ülke çapında her isteyene bedeli karşılığında ulaştırma sorumluluğunu yerine getiremez durumda olmasıydı... Yani, NTV bu ulusal çaptaki yayın hakkını, ulusal çapta yayın yapma marifeti bulunmayan bir kurum olan Kablo TV'ye devrederken, burada büyük bir hata yapılmıştı...
Bu hatadan dolayı hizmet götürülemeyen, Rekabet Kanunu'na göre hakkı çiğnenen ve mağdur edilen milyonlarca insanın bu durumu, şifrenin kodunun verilmesiyle, bizzat yayın hakkı sahipleri tarafından sürdürülen korsan yayın sayesinde 'idare' ediliyordu. Sonra bu şifre değiştirildi ve yeni kod da gizli tutuldu.
Şu anda ülkede, Kablo TV şebekesinin olduğu birkaç kentin bazı mahalleleri haricinde hiç bir yerde NBA TV izlenemiyor, çok sayıda sporsever bu durumdan şikayetçi, üstüne üstlük de bu işin herhangi bir aşamasında yer alan ve kusuru-ihmali bulunan hiç kimseden ses çıkmıyor. Hele ki, ulusal yayın haklarını NBA'den alıp da, bir bölümünü işleten, diğer bölümünü (NBA TV oluyor) kusurlu ve ihmalkâr biçimde satan veya kiralayan NTV'nin bu işin merkezindeki isimlerinden, basketbol adamlarından / yorumcularından hiç destek gelmemesi, bu kanaldaki NBA Stüdyo programında, haftalardır gönderilen e-postalara rağmen mevzuun göndeme dahi getirilmemesi, bizi çileden çıkarıyor.
Neteve, Tete, Kabloteve... Yeter be! Maçlar nerde?
Bu durumun sebebi büyük ihtimalle, halen süren anlaşma yapıldığında Türk Telekom bünyesinde olan, onun özelleştirilmesi sürecinde Türksat idaresine geçen Kablonet'de söz hakkı sahibinin değişmesi olmalı. Yani, NTV'nin hakkın işletmesini verdiği Türk Telekom'da birileri, adaletsizliğin ve yetersizliğin farkında olduğundan olsa gerek, yakın zamana dek uydudaki şifrenin kodunu bizzat açıklayarak anlaşmadaki hatayı/kusuru telâfi ediyordu (By-pass? Kedi/kum?). TT ile birlikte özelleştirilmeyen Kablo TV'nin devredildiği Türksat idaresi altında bu telâfi işlemi durdurulunca, en baştaki o hatanın kokusu açığa çıktı ve sporseverin mağduriyeti başladı.
2007 yılında Türkiye, birkaç oyuncusunun forma giyip başarıyla basketbolunu temsil ettikleri dünyanın en çok izlenen basketbol ligini, parasıyla seyredemiyor. Bu ligin resmi yayın hakları Türkiye'ye satılmış olduğu halde. Ve bu sisteme tam da bu konu ekseninde dahil olup bu işten az veya çok fayda sağlayan resmi-gayriresmi birçok lafı dinlenen spor insanının parmağı dahi oynamıyor. Bu konuda bir destek, bir söz olsun beklenenler, sanki böyle bir saçmalık yokmuş, özel olarak NBA TV, genel olarak basketbol yayınları ve yayıncılığı konusunda ortalık güllük gülistanlıkmış gibi, rahat rahat işlerini sürdürüp paralarını kazanmaya devam ediyorlar. O maçları kime anlattıkları önemli veya umurlarında değilmiş gibi.
"Kendin çal, kendin oyna" olmasın
Onlara öncelikli işlerinin bu olduğunu hatırlatmak maalesef bize düşüyor. Bugünkü adaletsiz duruma yol açan ihmalde, konuya gözü-kulağı kapalı kalan NBA Stüdyo programı yorumcularının temsil ettikleri kurumların büyük payları olduğuna dikkat çekmek de, bu hatırlatmanın bir parçası olmalıdır. Bu samimi ve haklı uyarının dayanağı da, NBA Stüdyo yorumcularıyla basketbolseverler arasında senelerdir kurulmuş olan, sevgi, saygı ve güvene dayalı ilişkidir.
NBA maçlarını hayatlarının bir parçası, zaman ayırdıkları bir zevk olarak görenler istedikleri zaman uykusuz kalabilmeliler ki, NBA'in Türkiye'deki resmi yayın temsilcisinin spor adamlarının anlatımından karşılaşmaları izleyebilsinler. Ve o spor adamları da, aynı kanaldaki NBA programlarında, kendilerini sevip sayan, kendilerine güvenen gençlerin bu zorlu haline de tercüman olabilmeliler ki, bu serzeniş ve sitem ile bu iş hallolsun, sesler çoğalıp yükselip kimsenin vicdanına dokunmasın, isteyenler uykularını istedikleri zamanlarda rahat uyusun.
Her ilgili görevini yapmalı
Yanlış anlaşılmasın, bu yazının ana amacı, NBA TV'yi bedava izlemek değil, NBA TV'yi izleyebilmektir. Hukuki açıdan baktığımızda anafikir ve yapılması gereken, bize pazarlanmak amacıyla ülkemize satılan yayınları parasıyla izleme hakkımızın İHLÂL EDİLMEKTE olduğu ve bu hakkın geri verilmesi gerektiğidir. Gelinmiş olan ve sporseverin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığı durumda, bu hakkın iadesi geçici olarak (bu sözleşme döneminde) yine korsan yayınla mümkün olabilir-olmayabilir, ayrı konu... Fakat bunun nasıl olacağı ne hak sahibi fakat mağdur tüketicinin sorunudur, ne de onların fikridir. Bizzat bu hatanın sorumluları problemi korsan yayınla çözmeyi akıl etmiş ve uygulamışlardır. Sorunun Türksat ikna edilerek yine uydu üzerinden korsan yayınla mı (yeni şifrenin kodu açıklanarak), başka bir düzenlemeyle mi (meselâ kanalın ülke çapında yayın yapan ve pazarlanan bir dijital platforma da taşınması) çözüleceği de, hakkı yenen basketbolseverleri hiç ilgilendirmemektedir... Bizi öncelikli olarak, aleyhimize işleyen bu hukuksuzluğun bir an çözülmesi, yayınların isteyen herkes tarafından ücretiyle izlenir hale gelmesi ilgilendirmektedir.
Yayın tekelini elinde bulunduranları ve onları hem basketbol, hem de NBA yayıncılığında temsil edenleri göreve çağırarak, ortasına köstebek pasta bırakılıp üstüne tüy dikilen şu heyecanlı ve zevkli sezonun kalanını insan gibi izleyebilmeyi, bu saçma ve nahoş vaziyeti kısa süre sonra unutmuş olmayı temenni ediyoruz, bize mesaj gönderen bir çok basketbolsever adına.
Tekel olmanın sorumluluğu
Doğuş Grubu yetkilileri, NBA TV'nin yayın hakları konusunda Türkiye'de tekel konumunda olduklarını, dolayısıyla bu yayını, yürürlükteki Rekabet Kanunu'na uygun biçimde, ülkenin heryerinde herkese eşit ücret ve koşullarla pazarlayıp dağıtmakla yükümlü ve sorumlu bulunduklarını unutmuş veya bilmiyor, dikkate almıyor olabilirler... İşte buradan kendilerine hatırlatıyoruz. Maalesef bu iş bize düşene dek sesini çıkarması gerekenler sessiz kaldıkları için... Çiğnenen hakkını geri istemenin ve almanın ne demek olduğunu, zamanında Digitürk de NBA TV'yi kâr amacıyla hukuku ihlâl ederek spor paketine dahil etmeye kalkıştığında bizzat yaşamış olduğumuz için... Hukuki ve sosyal olarak yine mağdur durumda bırakılmışken, bir araya gelip tek ses çıkartarak yazıyla ve fikirle hakkımızı aradığımız, sesimizin yüksekliği karşısında haksız olan geri adım attığı ve basketbol maçlarıyla aramızdan, onu gösteren televizyonun önünden çekildiği için...
Bindiği dalı kesmek...
Bir başka açıdan; NBA TV bir tematik kanal olduğundan, onu seyredenler de NBA ile oldukça yakından ilgilenen kişiler. NBA TV, basketbol ile ilgili kitleye hitaben reklam aracı olarak kullanılmak için ilk akla gelen kanal belki de. Hedef kitleye ulaşma konusunda tereddüt yaşatmayacak bir izleyici profiline sahip. Ancak şu anda izlenme oranları konusunda büyük düşüş yaşıyorlar, ki bu vaziyette başka türlü olması da mümkün değil, mantık dışı!
Özetle; NBA'e ilgisi büyük ve sürekli olan, lige oyuncu veren bir ülke sınırları içinde NBA'in tanıtımı ve reklamı, sadece beceriksizlik, işbilmezlik ve umursamazlık nedeniyle yapılamıyor, hem de hukuk ve tüketici hakları ihlâl edilerek.
Acaba NBA Organizasyonu'nun yetkilileri, bu kadar önem verdikleri tanıtımın en önemli bileşeni olan tv'den maç yayınlarının böyle bir düzensizlik içinde ve ilkel yollarla dağıtıldığını -daha doğrusu dağıtılamadığını- tüm saçma ayrıntılarıyla biliyorlar mı? Bunun tanıtım ve reklam açısından maddi ve mânevi olarak kendilerine ne kadar para ve prestij kaybettirdiğinden tam mânâsıyla haberleri var mı?
NBA Organizasyonu'nun da bir ölçüde stratejik kusurlu sayılacağı bu ilkesel ihmalin üzerini derme-çatma yollarla kapatıp herşey yolundaymış gibi davrananların NBA'in bu işteki bir nevi ortakları olmasını ne akıl ve mantık, ne de ekonomi ve ticaret kabul etmezken, bizler ise bunun gerçek olduğunu durumdan zarar görenler olarak biliyor ve bas bas bağırıyorken...
NBA'in yöneticileri acaba hâlâ sesimizi duymuyorlar mı? Yahut acaba onların duymasını engelleyen, aslında kendi seslerini de kitleninkine eklemesi gerekenlerin, bunun yerine, izlenemeyen basketbol maçları üzerine çevirdikleri geyiklerin anlamsız ve işe yaramaz gürültüsü mü?
* * *
Biz maçları çok özledik… İnsanın herhangi bir yaşında yakasını dertlerin bırakmadığı bu ülkenin şu dertli günlerinde, bu toprakların gençleri ve geleceği olarak, aklımızı dinlendirmek ve ruhumuzu renklendirmek için sevgimizi ve yıllarımızı ektiğimiz sporun ve basketbolun, yüzümüzü buruşturan her türlü hukuksuzluğun ve çirkinliğin dışında kalmasını istiyoruz... Ona -yani aslında kendimize, aklımızın selâmetine- ayırdığımız zamanı kutsal telakki ettiğimiz için.
Bu 'iş'in ortakları... Paranızı alın, maçları doğru-dürüst yayınlayın, basketbolseverlerin sizi ilgilendirmeyen zamanından çalmayı ve sizi görmek istemedikleri kadraja kafa sokup durmayı da bırakın. Bir zahmet...
Bu sporun 'gazeteci' ve 'televizyoncu'ları... Başta NBA Stüdyo programı yöneticileri ve yorumcuları... Yanı sıra, basketbolla ilgili fikir üreten, yazı yazan, laf eden ve karşılığında hayatının bir kısmını kazanan herkes... Siz de vicdani sorumluluğunuzu yerine getirin, en azından 'işinizi' yapın. Lütfen.
Hadi eyvallah.
|