|
Arda
ARŞIK
9 OCAK 2006,
PAZARTESİ
Yılın Çaylağı Nazara Geldi Kazâra
Aralık ayı geçti, mevzubahis ayın fikstür zorluğu için "Kasım gibi kolay olmaz," dendi, "hem maçlar zor, hem de artık bizi sallamamazlık etmezler" dendi. Bu lafları koç etti, "aklınızı başınıza devşirin kardeşlerim" uyarısı şeklinde. Aralık ayı içinde bazı beklentiler karşılandı, seri halinde maçlar kaybedildi, bazı önemli takımlarla yapılan karşılaşmalarda üstünlük sağlandı. Ancak o maçlarda fikstür bu sefer yanımızda oldu. Siyah-beyaz değil durum yani her zaman olduğu gibi. Misâl Spurs'le oynadık, NBA TV de verdi maçı, maçı da aldık mutlu olduk, güzel savunma izledik takımdan, güzel bir David West izledik, ancak o maçtan evvelki gece Spurs, Sacramento deplasmanında son saniyesine kadar sonucu belli olmayan bir maç oynadı. Aynı ay içerisinde daha sonra Spurs boyumuzun ölçüsünü aldı kendi evinde, lazım ama böyle şeyler zaman zaman umudu yitirmedikçe.Yine bu aralık ayı içerisinde biraz evvelki durumun aksine iki gece arka arkaya deplasmanda maça çıkan bizim çocuklar, ilk gece Kings'e kaybedip ikinci gece Suns'ı yendiler. Karşılanan beklentilerden biri de Chris Paul'un tekrar Ayın Çaylağı seçilmesiydi. Hayırlı olsun.
Hornets kendi evinde üç büyüklere kafa tutan bir Anadolu takımı durumunda. Öyle maçlarda “kovaladıkça kaçan ateş böceği misin?” ya da “boş buldukça sokan eşek arısı mısın?” diye soramadan edemiyorum.
Her neyse, raydan çıkmayalım. Bazı sorular beliriyor aklımda, onları cevaplayacağım.
Sahi bir Chris Paul vardı, ona n'oldu?
Şimdi öncelikle Chris Paul sakatlandı, sağ el baş parmağında bağlar koptu, Portland maçında Steve Blake'le olan münasebeti dolayısıyla; ve "2 hafta yok" deniyor, 7 maç kaçıyor bu 2 hafta içinde, yani aralık sonu ocakbaşı zor olacak. O sakatlık anına kadar takım gayet rahat götürüyordu maçı, Portland'ın eksikleri mâlum, Zachary Randolph, Darius Miles ve kuzen Marbury. Zekeriya "çok fena başım ağrıyor" diyordu maçtan evvel, ateşlenmiş aman dikkat, reçete belli; 1 hafta ya da 7 gün yatacaksın ilaç kullanarak veya kullanmayarak, ona sen karar vereceksin. Paul sakatlandıktan sonra rahat giden maç zora giriyor, rezalet hücum ediyor takım ama maçı tekrar çeviriyor çocuklar. Chris hakkında uğursuzluk olmasın diye konuşmuyordum, "adam harika oynuyordu," dedim, "tamam, çaylak olarak oldu artık, konuşmak lazım", adam gitti sakatlandı. Chris de bahtsız bir adammış kardeşim, Atlanta maçına sürüyle yakını gelecekti, hem aileden hem Wake Forest'tan ama izleyemediler Chris'i dünya gözüyle NBA'de, bu sakatlık yüzünden. Geçmiş olsun, injury prone bir adam olmasın, Grant Hill olmasın. Onun haricinde Chris'in iyi bir oyuncu olacağını görüyorum herkes gibi, Jason Kidd istatistikleri tutturabilir, oyuna o kadar hükmetmesi elbette çok zor ama şu anki istatistikleri Kidd'imsi olabileceğini gösteriyor.
Sahi bir J.R. Smith vardı, ona n'oldu?
Chris'in kankası ve takımın 2 numarası pozisyonundaki J.R. Smith ise bir dirhem aklı olmayan adam görünümündeydi. Aldığını sallıyordu, içeri iyi drive etmiyordu, arada bir En İyi 10 Hareket'e giren smaçlar yapıyordu, içeri girdiğinde doğru düzgün bitiremiyordu pozisyonları. Byron Scott ince ince laflar soktu önce, "bazıları iyi çalışmıyor" dedi, sonra küt diye bençe çekti Smith'i, hiç oynatmadı Bobcats maçında, bir sonraki Miami maçında 32 saniye kala oyuna soktu. "Bakın," dedi, "Kirk Snyder nasıl çalışıyor, Macijauskas nasıl çalışıyor, gördünüz mü siz Smith'i hiç böyle erken gelip geç çıkarken salondan?" J.R. da tabii genç olduğu için dik konuştu önce, antrenman bitti gitti, sonra "dişim ağrıyo, benim dişçiye gitmem lazım" diyerek diğer bir antrenman bitiminde koptu gitti. Sonra bize söylenmeyen bir olay oldu belli ki, çünkü önümüzde başka durumlar vardı. Söylenmeyen olaya da kulak çekilmesi diyebiliriz. J.R. az süre aldığı maçlarda kenardan havlu salladı, bir antrenmandan sonra yarım saat kaldı çalıştı, düzgün konuşmaya başladı bir yandan düzgün hareket ederken. Haa bu arada bu adam kenara alındıktan sonra kendisiyle aynı yıl draft edilen Kirk öne çıktı, yükselen bir performans sergiledi, ilk 5'i o götürecek gibi. Ama Chris Paul'un sakatlığı Smith'e yaradı, Snyder Paul'un yokluğundaki ilk maçta Byron Scott'ın daha önce "Speedy Klakson'u oynatacağım ben" demesine rağmen PG oynadı. Smith de bu durumda 2 numara oynadı. Ama tabii Atlanta bu arkadaşlara baskı uygulayınca takım saçmaladı, bunun üzerine Speedy sahne aldı, maçtan sonra da Byron “Tövbe valla bi daha!” dedi bu back court ikilisi için. Şimdi şöyle de bir durum var önümüzde; iki hafta içinde Macas da süre alacak. Önceki gece 27 dakika oynamış. Byron burda kendisini inkâr etmedi en azından, "iyi çalışıyor" dediği adamlardan Snyder'i ilk 5'e koydu, Macas'a da geç de olsa süre verdi, umarım devamı gelir.
Sahi bir kuş vardı, ona n'oldu?
Chris Andersen da sakatlık ve kaptığı bir virüsten dolayı oynayamıyordu. Toparladı kendini yer buluyor takımda yavaş yavaş ama pek faydalı olduğu söylenemez. Birdman ince bir adamdı fakat artık Demirel'imsi bir gıdıya sahip, kuvvetlenmek adına kilo almaya kalkmış ama tam kelime anlamıyla kantarın topuzunu kaçırmış! Bir de babayı başka fazda bilirdik biraz, şu açıklamasıyla bunu tasdikledi: "I feel I'm starting to come back into it, mentally and physically. Once these aches and pains go away, it should be a lot easier. But I'm mentally tough enough to fight through it. I've got to do what I've got to do. Be Bird."
YANİ:
“Fiziksel ve zihinsel olarak geri geldiğimi hissediyorum. Bu acılar ve ağrılar bir geçsin her şey daha kolay olacak. Ben bununla mücadele etmeye kafa olarak hazırım. Yapmam gerekeni yapmalıyım. Kuş olmalıyım.”
Sahi bir Speedy Gonzales vardı, ona n'oldu?
Önümüzdeki günlerin ilk 5 oyuncusu Speedy Claxton, Spurs maçları zamanında orayı özlediğini söyledi, daha sonra da "Hornets'i seviyorum" dedi, sonra da "elbette free agent olacağım için piyasayı kollayacağım" dedi. Hiç konuşmasa daha iyi olurdu.
Sahi bir Desmond Mason vardı, ona n'oldu?
Desmond Mason yeni ayakkabılarıyla maçlara çıkıyor artık, üzerinde adının baş harfleri ve bir sayı yazıyormuş, 24'tür muhtemelen, açıp bakmaya tenezzül etmiyorum. Asıl meseleden bahsetmedim. Desmond Mason'ı şut çekerken izlemek! "Atarken" diyemiyorum, dikkatinizi çekerim, gerçekten zor bir olay izlemek, estetik kaygılarınız varsa hele. Şut mekaniği, stili her bir şeyi bozuk abinin ne yazık ki ve sezon ortasında bununla alâkalı yapılabilecek pek bir şey yok. Kendisi de bu acı gerçeği kabullenmiş durumda en azından. Tiger Woods'un vuruşunu değiştirdiğini, kendisinin de çalışarak birşeyler yapabileceğini düşünüyor. Bu lafı etmek istemezdim ama benim şut stilim daha iyi sevgili Desmond. Desmond'ın şut meselesiyle ilgili olarak şu habere bir göz atın, babanın şut mekaniğinin güzel bir betimlemesi var. Ama Desmond'ı da doğru kullandın mı, kendi kendisine pozisyon hazırlamak zorunda bırakmadın mı, adımını almışken topu tutuşturdun mu eline... Çakıyor topu potaya! Seviyorum yani kendisini. Sadece ben sevmiyorum, Bucks camiası da seviyor ki, kendisine bir kıyak yaptılar Wisconsin'de. Takım kadroları anons edildiğinde Hornets'ta en son Desmond'ın ismi söylendi, alkışlandı ve ilk çeyreğin bitmesine 7:55 kala Des ilk sayılarını kaydettiğinde de alkış aldı. Çok yakışıklı bir hareket.
Sahi bir David West vardı, ona n'oldu?
David West ise en çok gelişme gösteren adam, sadece takımda değil tüm NBA'de. Orta mesafe şutu iyi işliyor, sağlam sayılar döküyor ortaya, J.R. Smith ve Chris Paul ikilisi taşıyacak bu takımı diye bakıyorlardı ama David West ve Chris Paul ikilisi olarak bakılıyor artık ileriye. Houston maçının sonunda Chris Paul ile bir pick 'n' roll oynadılar, üzerine gelen savunmacıya rağmen orta mesafe şutunu çakıp maçı aldı baba. Houston maçı demişken...
Sahi bir Rasual Butler vardı, ona n'oldu?
Resül, Houston maçına kadar pek bir işe yaramıyordu, o maçta da pek bir işe yaramıyordu çünkü T-Mac'i tutuyordu. Taze-baba T-Mac parçaladı kendini kim tuttuysa ancak maçın son çeyreği Resül üçlükler yağdırarak maçı takımına getiren adamlardan biri oldu.
Sahi bir Jackson Vroman vardı, ona n'oldu?
Jackson, attığı sayıdan fazla faul yapmaya devam ediyor.
Sahi bir Bon Jovi vardı, ona n'oldu?
14 Ocak'ta Oklahoma'da Ford Center'da bir konser verecek olan ünlü sanatçının “Have a Nice Day” isimli parçasının, yine kendisine ait olan “It's My Life” isimli parçadan arak olduğu uzmanlar tarafından açıklandı. Ozan Aydın geçenlerde yaptığı açıklamada Jon'un bu ayıbını parmakla gösterdi. 13 Ocak'ta Sn. Bon Jovi bir gün sonra vereceği konserin provasını yapacağı için, 13 ve 18 Ocak tarihlerinde Baton Rouge'dan Oklahoma'ya alınan maçlardan ilki Ford Center'da değil de başka bir yerde oynanacak, neresi, orası belli değil henüz ama Oklahoma sınırları dahilinde olacak. Bu yer değiştirmenin sebebi de, kontrat gereği felaketten sonraki 24 ay içerisinde New Orleans Arena kullanılacak durumda olursa orada maç yapılmasının gerekliliği, bu yüzden mart ayında hazır olacağı açıklanan New Orleans Arena'da üç maç yapmayı planlıyorlar. 8 Mart'ta Lakers ile, 18 Mart'ta Denver ile, 21 Mart'ta Clippers ile olacak bu maçlar bir terslik olmazsa.
Sahi ne diyordum. İyi seneler, iyi bayramlar...
arda@clix.net.tr
|