bilardo-mobil arşiv  




O DEDİ, BU KODU!!


KNICKS TARİHİNDEN

ENCORE

haftanın lafı, gafı ve safı...

TRANSITION
NBA'dan kısa kısa...


TÖRKİŞBASKETBOL

EFVAN


COURTSIDE

Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.


Ali BAŞKAN


"HIZ ÖZGÜRSE, ŞİDDET DE ÖZGÜRDÜR!"


(5 Ekim 2001, Cuma)


Teknolojinin "trick shots"ı

Bilardonun ilk oynanmaya başlandığı yıllar, otomobilin kullanılmaya başlandığından çok öncedir. Bilardonun bilinen tarihi, 600 yıl öncesine dayanıyor.



MASA:
İlk bilardo masaları dayanıksız malzemeden üretilirmiş. İnsan ağırlığını taşıyamayacak masalara zarar vermemek için, oyuncunun bir ayağının yerde olması kuralı konulmuş. 1950'lerde bilardo masaları sağlam yapısına kavuşunca, oyun hızlanıp oyuncunun performansı artmış.
1830'larda masa zemininde arduvazın kullanılmasıyla, toplar, masaüstü danslarına başlamış. 1845'te bantlarda kullanılan kauçuk, topların itme kuvvetini artırmış.

ISTAKA: Istakaların incelmesiyle birlikte falso, kleps, mase ve pike vuruşları öğrenilmiş. Istaka uçları da incelmiş, kösele ve tebeşir kullanılmaya başlanmış. Böylelikle vuruşlar geliştirilip oyun daha artistik hale gelmiş.

TOPLAR: Fildişinden üretilen bilardo topları, atışların isabet oranını olumsuz etkiliyordu. Topların dış yapısının küresel olmaması da masa üstünde vektörel sapmalara sebebiyet veriyordu. Hammaddesi selüloyttan olan toplar daha az maliyetle ve hatasız üretilmeye başlandı. Homojen bir yapıya kavuşan toplarla, atış isabeti de yükseldi.

Günümüze kadar bu aşamalardan geçen bilardo aslında uzun geçmişine rağmen pek değişikliğe uğramamıştır. Kullanılan malzemeler değişmiş olsa bile, oyunun oynanma stili hemen hemen aynıdır. Doğru durmak, ıstakayı uygun tutmak, sayıya giden vuruşun temelini oluşturur.

Otomobildeki değişim

Otomobillerse kısa geçmişlerine rağmen süratle değişime uğradı. 1900'lü yıllarda ilk otomobiller bisikleti andırır tekerleklere, büyük hacimli güçsüz motorlara sahipti. Teknolojinin hızla ilerlemesi, elektroniğin bazı mekanik parçalarla yer değiştirmesi, otomobilleri daha güvenli sürat makineleri haline dönüştürdü.

Firmalar, alışık olduğumuz yaşam mekanlarını bizlere otomobillerde de sunmaya başladılar. Fabrikasyon üretilen bu araçlar, hız makinelerinin ötesinde, kullanıcılara uygun fiyata ev ve iş konforu sunmaya başladı.

Teknolojinin ilerlemesiyle, geleceğin otomobilleri de şekillenmeye başladı. Firmalar fütürist tasarımlarla geleceğin otomobillerini sunma yarışına girdiler. Geleceği planlamayan üreticinin ayakta kalma şansı pek yok.

Yeniliklerden bazıları şöyle sıralanabilir.

Çevreye ve sahibine saygılı, konuşan otomobiller!

Hibrid (hem elektrikli, hem de atmosferik) motorlar üretilmeye başlandı. 50 km'den sonra elektrikli motor yerini atmosferik motorlara bırakıyor. Böylelikle otomobiller, çevreye saygılı, ekonomik araçlar haline geliyor.

Artık navigasyon sistemleri gidilecek yeri en kısa yoldan sürücüye tarif etmeye başladı. Gidilecek yer dijital haritalar yardımıyla belirleniyor ve sürücü, yolları hiç bilmese bile, likit kristal ekran yardımıyla kolayca ulaşımını sağlıyor. Konuşan otomobil ayrıca gidilen yeri sesli olarak da tarif ediyor.



Çok yakında otomobillerde ne direksiyon mili kullanılacak, ne de ayna. Otomobiller artık aynasız, direksiyon milsiz ve hatta pedalsız olacak. Önünüzdeki araçla aramızdaki mesafe tayinini otomobil bilgisayarına saniye cinsinden yazarak, biz yolun keyfini çıkartacağız. Araç, önümüzdeki aracın hızına göre kendi hızını ayarlayacak.

Sürekli gelişen otomobil, büyük bir pazar. Bu pazardaki gelişmeler geçen ay Frankfurt Otomobil Fuarı'nda sergilendi. Fuarda geleceğin konsept otomobilleri de yerlerini aldılar. Firmaların yenilikleri şöyleydi:

Otomatik bagaj, akıllı şanjman

Audi'nin Avantissimo modelindeki cam tavan gerektiğinde koyulaşabiliyor. Sürücünün bir hareketiyle elektrikli bagaj otomatik açılıyor ve koltuk sırtlıkları öne katlanıyor. Aynı anda yükleme zemini dışarı doğru çıkıyor.

Artık otomobillerin şanjmanları da akıllandı. Her marka otomobilin, hemen her segmentinde değişik isimlerle üretilen akıllı şanzımanlar var. Debriyajı olmayan otomobilleri klasik otomatik vitesli gibi kullanmanın yanı sıra F1'deki gibi butonlarla veya vites kolunu geri-ileri hareket ettirerek de kullanmak mümkün.
Örneğin Alfa 156'nın manuel şanjmanının yanı sıra Formula 1'den esinlenerek geliştirilen "Selespeed" versiyonu var.

Vites kolsuz, anahtarsız BMW ve pedalsız Citroen

BMW'nin yeniliklerle dolu 7 Serisi'nde vites kolu bulunmuyor. Aynı zamanda kontak anahtar yuvası da yok. Kullanımla ilgili kumandalar direksiyon simidi üstüne ve etrafına konumlandırılmış.

Fuardaki en çarpıcı yenilik Citroen standındaydı. Citroen'in C-Crosser konseptinde "drive by wire" teknolojisiyle otomobilin direksiyonu, sürücünün keyfine göre sağa, sola veya ortaya almak mümkün. Motor, direksiyon ve frenler arasında sabit mekanik bir bağlantının olmaması, direksiyon simidinin istenen yöne hareket ettirilebilmesini sağlıyor. Pedalsız C-Crosser modelinde bu fonksiyonlar direksiyon simidinden kontrol ediliyor. Tavan ve arka kapak otomatik olarak kaldırılıp C-Crosser kısa sürede pikap haline dönüştürülebiliyor.

Ford Fusion Concept modelindeki iki dijital multimedya ekranından video oyunları oynanabildiği gibi, DVD izlenebiliyor veya ekran bilgisayar olarak da kullanılabiliyor.

Hyundai'nin Clix modelinin şeffaf tavanı bir mekanizmayla açılarak araç bir cabrio veya isteğe bağlı bir pikap haline getirilebiliyor.

Jaguar'ın R-Coupe'sinde, F1'deki gibi vites değişim sistemi kullanılmış. Elektronik açılan kapılar ve ses kontrolüyle donatılmış "Telematics" sistemli R-Coupe'nin dört Xenon fardan oluşan ön farların ikisi, direksiyonun çevrildiği yönde dönerek virajı aydınlatıyor.

Opel'in Frogster modeliyse bir düğmeye basıldığında tek veya iki koltuklu bir roadster, üç veya dört koltuklu cabrio veya bir pikap haline getirilebiliyor.

Saab 9x konsepti, farklı sınıflarda yer alan (coupe, roadster, stationwagon ve pikap) otomobillerin özelliklerini biraraya getirmeyi amaçlamış.

Renault'da ayna yerine kamera!

Renault'nun Talisman konseptinde ayna kullanılmamış, geri görüş için üç kamera kullanılmış. Bu kameraların görüntüleri ekrana yansıtılıyor. Ekrandan aynı zamanda, alarm sistemi, hava durumu, sürüş güvenliği gibi konularda bilgiler de izlenebiliyor. Otomobilin donanım listesindeyse, kartla açılan kelebek kanadı şeklinde kapılar, 3 adet panoramik görüntülü kamera, sesle kumanda edilebilen çok fonksiyonlu dijital ekran, elektronik kart sistemiyle çalıştırma, uzaklığı ayarlanabilen ön panel, şişirilebilir koltuklar bulunuyor.

Subaru'nun HM-01 modelinde ön tekerlekler i-CVT (Continuosuly Variable Transmission) sistemiyle çalışırken, arka tekerleklerde 42 voltluk bir elektrik motoru kullanılıyor. Ön ve arka lastiklerin hız farkı elektronik olarak eşitleniyor. Arka tekerleklere güç vermek için kardan mili yerine elektrikli motorun kabloları uzanıyor.

Suzuki'nin sergilediği GSX-R/4 adındaki konsept otomobil, özgün bir tasarıma ve bir motosiklet performansına sahip. Suzuki, motosikletler konusundaki deneyimlerinden de yararlanarak, ismini Japon üreticinin efsaneleşmiş motosiklet serisinden alan GSX-R/4'te, düşük hacimli ama güçlü bir motor kullanıyor.

Otomobiller ileride kulanılıp atılan saatler gibi bir tüketim aracı olabilirler.

Belki de yakında, yaşadığımız evler ve şehirler yıkılıp bize aynı konforu sunan otomobiller ve uçan araçların buluşma yerlerine dönüşecekler.

Düşüncenin vuruşa ve hıza, teorinin pratiğe dönüşmesi özlemiyle...


(19 Eylül 2001, Çarşamba)
Basit bilenleri önemsemeli

İnsan hayatını, bildiği ve rahat ettiği gibi yaşar. Yaptığı herşeyi de o perspektifte devam ettirir. Hayatla ilişkimiz, okuduğumuz, gördüğümüz, algıladığımız, öykündüğümüz elementlerle şekillenir. Bulunduğumuz çevre, ilişkiler, konuştuğumuz kişiler, davranış biçimlerimizi de şekillendirir.
Kimimiz hayata dövüşmek için gelmiştir. Kimimiz azla yetinir, küçük şeyler onları mutlu eder. Kimine dünyayı bahşetsen doymaz. İnsanın başarısı, istediği gibi yaşamasıyla doğru orantılıdır.
İnsanlar birbirleriyle anlaşmak zorundadır. Anlaşamayanlara kaos hali hakimdir. Kimin ne yaptığı belli olmaz. Birileri birşeyler yapar ama yapılan işin ne tadı tuzu, ne de kalitesi olur. Kaos, yapılan her işi zevksizleştirir.
Bilardo oynarken de, otomobil kullanırken de, başkalarının da var olduğunu bilip kabul etmemiz gerekir.

***

Saygı ve kurallar değişkendir. Yok sayılabilir veya çiğnenebilir. Bunun ölçüsüne kişi kendi karar verir. Ancak yapılan işten keyif almak, başkalarının haklarına tecavüz etmemek, bazı basit kuralları gözetmekle mümkündür. Topluluk üyelerinin birbirini düşünmeden hareket etmesi, tıpkı toplumsal bağlarla birbirine bağlı olmayan vahşi bir hayvan sürüsü gibi bir tehdit, bilinmezlik potansiyeli taşır.
Bir bilardo oyunu düşünelim ki; oyuncular birbirlerinin atışlarına müdahale etsinler, biri atış yaparken diğeri garip sesler çıkarsın, başkalarıyla yüksek sesle konuşsun. Sıranın kendisine geldiğini bile fark etmeyen oyuncu "hangi top benimdi abi?" diye sorsun.
Bu oyuncular anadan doğma yetenekli de olsa, ne onlarla oynanır, ne de oynadıkları seyredilir.
Bir otomobil sürücüsü düşünelim ki; otomobili hızla kullanırken sağı solu gözetmesin, bir elinde sigara, diğer elinde telefon, koltuğu sonuna kadar yaslasın. Doğru oturma pozisyondan habersiz, direksiyona yeteri kadar hakim olamayan, gerektiğinde frene zorunlu kuvveti uygulayamayan, önüne çıkan ani bir engelden kaçamayan bu sürücü, ölümcül kaza sonrası "valla freni bir koydum, araba durmadı, ben n'apiim abi" der.

***

Hem bilardo oynarken, hem de otomobil kullanırken bazı basit bilinenlere dikkat etmek, bilardodan ve otomobilden alınan zevki artırır. Bunları ana başlıklar halinde sıralayacak olursak:

ÖZGÜRLÜK ALANI

BO (bilardo oynarken): Masa etrafında ıstaka uzunluğu boyunca bir alan oyuncuya aittir. Bu alana müdahale oyuncuyu rahatsız eder.

OK (otomobil kullanırken): Sol şerit sizden daha hızlı gidebilen araçlara aittir, sürekli olarak muşgul edilmez.

SERİNKANLILIK

BO: Masaya top yerleştirirken yukarıdan bırakmak, mermere ve çuhaya zarar verir. Usulca yuvarlanmalıdır.

OK: Sert vites değiştirmek, ani duruş ve ani hızlanma benzin tüketimini artırır, sürüş kalitesini düşürür, yolcuları rahatsız eder.

MÜDAHALECİLİK

BO: Partnerinize o istemediği sürece müdahale etmeyiniz, aksi takdirde konsantrasyonu bozulacak ve daha kötü oynayacaktır.

OK: Dünyanın en iyisi bile olsanız sürücü talep etmedikçe karışmak, onun daha hatalı kullanmasına sebep verir.

DUYARLI OLMAK

BO: Diğer masalarda oynayanlara dikkat edip duyarlı olmak gerekir, salon tümüyle size ait değildir.

OK: Diğer arçları da kollamak gerekir. Ana yola aniden fırlamak, sinyalsiz şerit değiştirmek, nedensiz ani frenaj, ölüme davetiyedir.

GÜRÜLTÜ YAPMAK

BO: Rakip oyuncu veya partneriniz vuruş yaparken hiç bir şekilde ses çıkartmayınız (konuşmak, ıstaka düşürmek vb.)

OK: Otomobili paylaştığınız kişileri de düşünmek gerekir. Sadece kendi sevdiğimiz müzikleri dinlemek, başkaları için işkence olabilir.

SİGARAYA DİKKAT

BO: Vuruş esnasında kesinlikle sigara içmeyiniz. Bu durum hem konsantrasyonunuzu bozar, hem masayı kirletir, ayrıca sporcu ruha aykırıdır.

OK: Sürüş sırasında sigara içmek tehlikelidir, dikkati azaltır.

SAYGI ve KARARLILIK

BO: Vuruş haricinde ıstaka yere dik tutulmalıdır. Istaka yere atılmamalı ve masaya vurulmamalıdır. Bu hareketler, oyuna ve oyuncuya büyük saygısızlıktır.

OK: Sürüş sırasında kararsız olmamalı ve ani hareklerden kaçınmalıdır. Viraj içinde yapılan bir hata (frene basmak) yoldan çıkmamıza neden olur.

SIRAYLA HAREKET

BO: Yaptığınız vuruşun temiz olmasına dikkat etmelisiniz. Faul olduğunu hissettiğinizde, önce siz belirtip sırayı rakip oyuncuya vermelisiniz.

OK: Geçiş üstünlüğü olmadan kesişen yollarda, fermuar hareketi uygulayıp her iki yoldan da sırayla ana yola katılmak gerekir.

SUÇU BAŞKA YERDE ARAMAK

BO: Kendi beceriksizliğinizi oyun malzemesine yüklemeyin. Unutmayın ki rakibiniz de aynı şartlarla oynuyor.

OK: Yol eğimi, çizgi, levha, ışık hataları, çukurlar, tüm sürücüler için benzer engellerdir. Otomobil kendi kendine hareket etmez, sürücüler olumsuzlukların bilinciyle hareket etmelidir.

Bunun gibi basit bilinenleri önemsemek hıza yepyeni bir geometri armağan eder.

Düşüncenin vuruşa ve hıza, teorinin pratiğe dönüşmesi özlemiyle...

abaskan@dbr.com.tr


(5 Temmuz 2001, Perşembe)

"Artistik bilardo atışlarına ilgi duyan biri olarak benim de Amerikan bilardoda denemelerim oldu. Deliğin ağzına bir top koydum. Beyazla delik ağzındaki top arasına herhangi bir top yerleştirdim. Amacım, ortadakini atlayıp beyaz topla delik ağzındakini sokmaktı. Beyaz topa 45 derecelik açıyla bir "jump" atışı uyguladım. Yanlış vurduğum beyaz top masa üstünde hızla bir-iki zıpladı, banta çarpıp hızını alamayıp masa dışına sıçradı, oradan açık bulduğu balkon kapısından, üç kat aşağıya düştü. Yüksekten düşen top çarpacak kafa bulamadığından beni katil olmaktan kurtarmıştı!"


Yanlış vurulmuşsa; hızı kontrolsüz bir top, masadan kolaylıkla çıkar. Tıpkı yüksek hızdaki otomobilin, yanlış uygulanan bir direksiyon hareketiyle kolaylıkla yoldan çıkıp ölümcül kazalara sebebiyet vereceği gibi.
Hızın serbest bırakıldığı her ortamda, tehlike de şiddetle birlikte serbest kalmış demektir.

Karambol ve üç bantçılar

Bilardo oyunu çok çeşitlidir. Bizde yaygın olarak "karambol" disiplini oynanır. Bilardonun gediklileri, üç topla oynanan, "yeni yetme oyunu" olarak nitelendirdikleri karambolü geride bırakıp "üç bant" oynarlar.
Üç bantçılar: Dumanlı kahvelerin hürmet-ikram gören paralı müdavimleridir. Üç bant, karambol gibi kısa sürmez. 15'te biten setlerin her biri uzun zaman alır. Bu nedenle bu oyuncular, salon (kahve) sahiplerinin gözdeleridir. Onlara en iyi masalar tahsis edilir. Özel ıstakalarını özel çantalarından çıkarıp oyuna hazırlarken, çıraklar da masalarını süpürüp silerler. Dünyanın en önemli işini yapıyorcasına hazırlanan bıyıklılar, erkeklik objelerini (ıstakalarını) senelerdir aynı yanlışlıkla kullanırlar.

Alamadıkları sayıların suçu onların değildir. Istaka çıtlamıştır, sağdaki lavuk kahkaha atıp onu bozmuştur, masada kıl-tüy vardır, vesaire. Tıpkı kaza yapan sürücünün suçsuz olduğu gibi.
Trafik teröristi de suçu yola, kabak lastiğe, önüne atlayan yayaya, yanında dır-dır eden karısına, aniden önüne çıkan kamyoncuya atar.
Sanki ıstakayı da, otomobili de kullanan kendileri değilmiş gibi.
Suçu kendilerinde aramayıp yönlendirmek kolaycığılığına sarılırlar.
Öte yandan, kullanılan malzemenin (masa, ıstaka, tebeşir, top, çuha) kalitesizliği; oynanan oyunun kalitesizliğinin de davetiyesidir. Tıpkı kullanılan otomobilin ve yolun kalitesi gibi.
Eski otomobilleri yıllardır bize kakalamıyorlar mı? Hala yol çizgisi ve ışıklandırması olmayan, trafik levhaları yetersiz, eğimi ters, çukurlarla dolu yollarımızda kuş serisi (şahin, kartal, doğan) uçuyor.

Erkeklik simgesi "ıstaka, vites"

Bilardoda "ıstaka", otomobildeki "vites kolu"na benzer. Geçenlerde bindiğim bir taksinin şoförü aracının vitesini sürekli okşuyordu. Vites topuzu okşanmaktan yeni cilalanmış deri gibiydi. Kendini ve erkekliğini gösterircesine yaptığı bu hareket, belki eksik erkekliğinin, cinsel yetersizliğin göstergesidir, diye düşündüm. Otomobil güç aracı onlar için. Erkek egemen topluluğun üyesi, sonuna kadar kullanmak ister onu bu yüzden.Cesaret simgesi elinin altında olmalıdır. Belki bu nedenle Türk erkeği elini organından ayıramaz. Bunun için de otomatik vitesli otomobile kadın işi diye itibar etmez.
Bilardo topları, masa üstündeki en yüksek hıza, otomobil de son gücüne bir erkek sayesinde kavuşur.

Amerikan bilardo: "Pool"

Kadınların, top sayısı az, seyri zor "üç top"a ilgi duyması zordur; ancak son yıllarda Amerikan bilardo "pool" hızla yayılıyor. Nerdeyse her salonda değişik kurallarla oynanan bu oyun, seyri keyifli ve hızlıdır.
Varoşlarda bile okulu kıran gençlerin oyun ihtiyacını karşılayan, ileri tekniğe sahip olmayanlar tarafından da oynanabilen bu oyunun geleceği daha parlak. Artık yeni bilardo salonlarında üç topa karşı sayısal üstünlük sağlamış Amerikan bilardo masa sayısı bunun bir göstergesi.
Bilardo salonları, büyük prodüksiyonlarla yapılmış filmlerde bile alt kültür bıçkınlarının karanlık, loş dünyalarına ayna tutulur gibi yansıtılıyor. Maço grupların dolarla ididaya girdikleri, çoğu kez kavgayla sonuçlanan, ıstakaların kafalarda kırıldığı, masa kenarlarında dumanların tüttüğü, kırık bira şişelerinin misafir olduğu olduğu bu görüntüler daha ne kadar devam edecek?
Birincil cins erkeklerin tekelindeki sporlar arasında şüphesiz bilardo da var.
Oysa bu oyun; salon oyunu olması, yüksek performans istememesi, fiziksel üstünlük gerekmemesi nedeniyle, karşı cinsle eşitçe oynayabilmeye yatkın. Çoğunlukla bilardo masalarının olduğu, yüksek tavanlı, havalanması yeterli, uygun ıstakaların bulunduğu, sessiz, steril bilardo salonlarının çoğalmasıyla kadınlı-erkekli gruplar da göze çarpacaktır.

Düşüncenin vuruşa ve hıza, teorinin pratiğe dönüşmesi özlemiyle...

abaskan@dbr.com.tr


(07 Haziran 2001, Perşembe)

Mobilin, hareket eden, oynak, seyyar, gezici anlamına geldiğinden hareketle, masa üstünde hareket eden sihirli topların, hareket eden objelere ilgi duyanları heyecanlandırdığı gerçektir. Bilardo masasının üstünde, hareket etmeye hazır, oyuncunun emirlerini bekleyen oynak toplar bulunur. Bu topları doğru sevk ve idare etmek -otomobilde olduğu gibi- oyuncunun beceri, tecrübe ve teorik bilgisiyle doğru orantılıdır.

Hiçbir konuda araştırma yapmayanlar, bilardoda da oldukları yerde sayar, yıllarca oynadıkları oyunda bir arpa boyu bile yol alamazlar. Bilardonun kuramına kafa yoran yeni bilardocu, yirmi yıldır kahve köşelerinde dirsek çürütmüş eski tüfek bilardocudan çok daha ileri gider. Bilardonun temeli olan duruş-tutuş-vuruş üçlemesinden habersiz, hatta hiç duymamış olan bilardocuların, az benzin yakması için tek kol camda, sürücü koltuğunda yan oturan minibüs sürücüsünden farksızdır. Bilginin damarda akan kan misali önlenemez dolaşımı karşısında, bilardo oynayanın bilgisiz kalması düşünülemez.
Bilardo topları hangi malzemelerden oluşur, çuha nedir, hangi masada ne tip çuha kullanılır, ıstaka boyu ne olmalıdır, hangi bilardo disiplininin ıstaka çeşidi nedir, top, masa, büyüklüğü ne olmalıdır? Ve bunlar gibi soruların cevaplarından bihaber oyuncunun ampirik oyunla hiç bir yere gidemeyeceği gerçeği ortadadır. Zaten otomobil kullanıcıları da otomobillerinden habersiz değil mi? Yanlış bilinen doğrularla yolların canavar adayları değiller mi? Kışın yağmur ve karda lastik havalarını indiren, emniyet kemeri takmayı zulüm kabul eden, tubeless lastiği dubleks olarak bilen, sürücülerin kendilerinin ve yakınlarının canlarını hiçe sayarken, spor bile kabul edilmeyip vakit geçirilecek zevk oyunu olduğu düşünülen bilardonun üstünde araştırma yapılmasını beklemek hayalcilik olur.

Seyri tatsız, düşük performans

Bilardo salonları topa yandan bakan, ıstakayı ortasından tutan, masayı leylek gibi üstten seyreden, ayaklarını yeni gelin gibi açan, masa üstü köprüyü çolak çocuk gibi kuran, bilardo oynarken vücut dili çirkin serdengeçtilerle doludur. Spor-psikoloji ilişkisinden habersiz anksiyete içinde kıvranan performansı düşük kalitesiz seyri tatsız oyun sergilerler. Progresiv gevşemeden habersiz, zor pozisyon karşısında kasılıp kalırlar. Karşılarına çıkan ani engeli aşmasını bilemeyen sürücülere benzerler.
Bilardo, kahve köşelerinde ağır abilerin oyunu olmaktan çıkmalı. Zevk pezevenklerinin büyük salonlarının gösterişli süs materyallerine bile girememiştir. Kasaba kahvelerinin uygunsuz strüktüreliyle, para masasına dönüşen mahalle kabadayılarının oyun mecrası halindedir. Geniş kitlerlere ulaşması beklenemez bilardonun. Motorsporuna benzer şekilde seyreder durumu. Futbol gibi oyunu basit değildir. İki taş ve bir topla oynanamaz. En az üç topa, bir masaya (mermer-arduvaz), iki ıstakaya, steril bir ortama ihtiyaç duyar. Altıyüz senedir gelişmeye çalışan bilardonun pahalı ve zor bir spor olması, kitle sporu olmasına her zaman engel olacaktır.

Yasaklı oyun

Ortaöğretim çağlarında oynanmaya başlanan bilardo, oyuncunun tüm harçlığını alıp götürdüğü gibi, ebeveyn tarafından da kabul görüp desteklenmez -aynen sigara gibi- yasaklanır. Bu yasaklı oyun genelikle yoğun sigara dumanlı, kötü hizmet verilen, alçak tavanlı alt kat zindanlarında oynanmaya mahkum edilmiştir. Ekstrem her sporun önündeki engeller, bilardo için de set oluşturmuştur. Motorsporlarını uzun zaman spor kabul etmeyen, pistlerde güvenlik donanımları tam olduğu halde hızla giden herkese "ruh hastası, canavar" yaftası yapıştıranların, bilordonun aksiyon, bilgi, beceri, fizik, matematik, psikolojinin kolajı olduğu algısını beklemek ütopya olacaktır.
Kısa geçmişe sahip bilardo federasyonu elemanlarının salon, kahve dolaşarak korku salıp gelir elde etmekten öteye gidememesi bilardo sporu bakımından içler acısıdır. Bu zor şartlarda Türkiye'den tek adam sivrilip evrensel bir oyuncu olabilmiştir. Kişi/masa oranı çok düşük olmayan ülkede evrensel oyuncu çıkamamasını anlattığım neden-sonuç ilişkisinden ayrılamaz. Yeteneğini dünya üzerinde ispat eden adına ıstakalar üretildiği, kendi adıyla anılan onlarca vuruş olduğu ve bilardonun artistiğini de (trick-shot) yalayıp yutmuş Semih Saygıner'in değerinin anlaşılamaması manidardır.
Düşüncenin vuruşa ve hıza, teorinin pratiğe dönüşmesi özlemiyle...

abaskan@dbr.com.tr