|
Alim
KARASU
19 NİSAN
2006, ÇARŞAMBA
Stotts ve Yarattıkları
Ohooo, bayağı uzun zaman olmuş yazmayalı. Eh efendim, işimizi değiştirdik öncelikle. Her gün Gebze'ye git-gel zor oluyor takdir edersiniz ki. Onun haricinde, sezona müthiş girdikten sonra bende de bir gaz durumu oluşmuştu, fakat daha sonra takımın vasat görüntüsü açıkçası bende de bir hayal kırıklığı yaratmadı değil. Klasik bahane paragrafımız bittiğine göre yazıya geçelim.
Öncelikle son duruma bir göz atalım. Yaklaşık iki saat sonra sezonun son ama belki de en önemli maçına çıkacağız. Başkentteki mücadeleden alınacak bir üç puan bizi beşinci sıraya taşıyacakken, kötü bir sonuç ise muhtemelen sekizinci sıraya düşmemize neden olacak.
Bu hikaye size biraz tanıdık gelmiyor mu? Tıpkı iki sene önceki gibi... Dördüncülüğü kovalarken son maçı kaybetmemiz yedinciliğe düşmemize sebep olmuştu ve hakemler tarafından ezildiğimiz ve elettirildiğimiz Detroit ile eşleşmiştik. O sene Detroit şampiyon olurken belki de en fazla bize karşı zorlanmıştı. Detroit fenomeninin başlamasına engel olabilirdik... Kendimi Ümit Davala'nın penaltısını kurtaramayan Dida gibi hissettim o olaydan sonra. Neyse, şimdi yine aynı durumla karşı karşıyayız.
Sekize düşmemiz demek, bir kez daha DetroİT ile oynamamız demek. Gökhan ile uğraşmam demek... Bayrak-flama yaptırmam, onlara bir yerlerimi geçirmem demek falan... Zor işler. O yüzden beşinci olup Cleveland ile oynamaya razıyım. Bu arada bu geceki maçı da canlı biçimde yazının sonlarında bulacaksınız ve kiminle eşleşeceğimiz de belli olmuş olacak o dakikalarda. Real-time altıncı adam yazısı yaptık, yayına sürdük, haydaaaa…
Peki, biraz da teknik konulara dalalım: Niye bu hale geldik? Niye Magloire takasından sonra Doğu'nun en iyi takımlarından biri olarak gösterilirken ite kaka playoff yaptık?
Cevabı uzaklarda aramayın... Zira Stotts yanı başınızda!
Peki Stotts ne yaptı da bu hale geldik? İşte Telegol tadıyla karşınızda...
Varan 1: TJ Ford'dan Anthony Johnson yarattı
TJ'in sezona nasıl girdiğini hepimiz biliyoruz. Haftanın Oyuncusu seçildikten sonra nasıl bir düşüş yaşadığını da. Peki ne değişti de böyle oldu? Hemen söyleyelim efendim; takımlar TJ Ford'a iki-üç adım geriden savunma yapmaya ve onun şutunu riske ederek diğer oyunculara ikili sıkıştırma getirmeye başladılar. Ford da şutları sokamadıkça ve rakibini geçemedikçe verimi düştü, düştü, sonunda dibe vurdu. Ayrıca, o ödülün etkisiyle mi nedir, daha fazla şut kullanmak zorunda hissetti kendisini. İki sezon önce lige girdiğinde pass-first mentaliteye sahip bir oyun kurucu olarak lanse edilen Ticey, daha fazla atmaya başladı! Çaylak sezonunda aldığı süreden 10 dakika fazlasını almasına rağmen asist ortalamasının aynı kalması da bunun en güzel göstergesi sanırım.
Durun hatta, biraz daha sayılara dalalım, neler diyormuş sayılar, bir bakalım...
Burada asıl argümanımız, kullandığı şut başına yaptığı asist olsun. Çaylak sezonunda TJ, kullandığı her şut başına tam 0.9 asist yapıyordu, ki bu gerçekten müthiş bir istatistik. Bu sene bu istatistikte Eric Snow 0.87 ile ilk sırada, onu Neaaaş, Andre Miller ve Brevin Knight gibi isimler izliyor --merak ediyorsanız PG'ler arasında Arenas dallaması son sırada--, TJ Ford ise 0.6 ile orta sıralarda yer alıyor. İşte bu istatistik bile aslında TJ'in oyuna bakışının nasıl değiştiğini gösteriyor. Fakat bunun önüne geçmek için hiç bir şey yapmayan bir koç olunca, sezon boyu bu manzara sürdü.
Ne mi yapsaydın Stotts Efendi? Ne bileyim, biraz daha yakın yerde aldırmaya çalışsaydın topu TJ'e, daha fazla pick-and-roll kullandırsaydın mesela... Sorunu çözemesen bile, sorun yokmuş gibi davranma, en azından çözmek için bir şeyler yap. Doğru ya da yanlış, fark etmez.
Varan 2: Magloire'dan Jeff Foster yarattı
Bucks maçlarını izleyenler bilirler; ilk çeyreğin başlarında uzunlara top indirilir rutin olarak... Dört-beş kez yapıldıktan ve genelde de sonuç alındıktan sonra, gardlar topu anlamsızca potaya savurmaya başlarlar... Ve bu böyle devam eder. Bunun hakkında Stotts'a sorulan soruya Stotts şu şekilde cevap verir ve beni sandalyeden hop hop zıplatır: “Uzunlarımız çok iyi hücum ribaundu alıyorlar, bu yüzden biz şut atmaya devam edeceğiz.” Şu lafı kimin söylediğini sorsalar, direkt olarak "Gökhan Özşahin" yanıtını verirdim sanırım. Fakat kazın ayağı öyle değil.
Sokaktan geçen bir adam Magloire'un sahadaki halini görünce, bu herifin iki sene önce All-Star seçilmiş bir oyuncu olduğuna, zitseniz inanmaz! Hornets'da aldığı süre kadarını almasına rağmen maç başına 2.5 top daha az kullanıyor Magloire ve bu seneki istatistikleri 9.2 sayı, 9.5 ribaunt. Hayır Foster değil, Magloire!
Varan 3- Bogut'tan Stanislav Medvedenko yarattı
Sezon başını hatırlarsınız, sanırım ilk yazımda da yazmıştım; Stotts, Joe Smith ve Magloire'un sağlıklı oldukları süre boyunca ilk beşte yer alacaklarını açıklamıştı. Bogut kenardan gelecekti, anlayacağınız. Fakat Co Smit'in sakatlığı sebebiyle, kariyeri boyunca hep pivot pozisyonunda oynamış olan Bogut, 4 numarada sahaya çıkmaya başladı.
Hücumda orta mesafe şutuna henüz pek güvenmediği için, 4 numara pozisyonunda skor üretmekte zorlandı. Karşısında oynayan tüm forvetler çabukluk avantajlarını kullanarak buna adeta tecavüz ettiler. JO'sundan tutun, Gasoller, Fryelar, Brandler, Goodenlar, Villanauevalar, "Bogut'un etinden, sütünden ve yününden yararlanan oyuncular kervanı"nı kurdular. Bunu iki maç izleyen herkes anlayabilirken, Stotts Efendi, Joe Smith iyileşmesine rağmen sözünü de unutup yanlışında ısrar etti. “Madem ısrar ettin, o zaman Bogut'un en büyük silahı olan pas yeteneğini kullan bari hoca” demiyorum, çünkü Stotts'un ne bok olduğunu biliyorum.
Bogut'un, bu yeteneği ile, Divac'ın eski hali gibi, gibi her hücumda topa dokunması gerekiyor. Ama olmuyor, olmuyor, gece gece tansiyonum çıkıyor. Zaten iyice sıyırdım kafayı, dün gece de Detroit maçının skorunu gördüm rüyamda 124-99 diye, açtım baktım, 113-93 kazanmışız. Beş dakika fazla oynatmışız, ayarım kaçtı sanırım.
Neyse dağıtmayalım konuyu... Hazır uzunlardan laf açılmışken, Stotts'u da grogi durumda bulmuşken, bir tane daha yapıştırayım bari! Charlotte maçıydı yanlış hatırlamıyorsam... Okafor, Ely milay hepsi sakat... Adamlar inanılmaz kısa bir beşle sahada... Normal şartlar altında içerde etkili olabilen uzunlarınız varken ne yaparsınız? Sahaya sürersiniz, değil mi? Fakat Özgün kıvamındaki bir akla sahip olan Stotts Efendi sahaya şu beşi sürüyor: Ford - Mo - Redd - Welsch - Simmons. Ölür müsünüz, öldürür müsünüz?
Varan 4- Simmons'tan Brian Scalabrine yarattı
Geçtiğimiz sezon Clippers'da harikalar yaratan, her deliği kapatan Simmons da, o manyak gardların yanında dura dura, şut atmaktan başka bir halta yaramayan bir oyuncu modeline döndü. O da, topu bulabilirse tabii! Geçen yıl 23 kere --evet, üşenmedim saydım-- 20 sayı barajını geçerken, bu sene bu 11'de kalmış. Ayrıca ribaunt katkısı da düşen Simmons'dan, sene başından beri bir türlü verim alınamadı. Ben mi alamadım? Ne bakıyorsunuz? Stotts ulan, Stotts!
Varan 5- Alim'den Arıza yarattı
Cidden, bu kadar hatayı bir ben mi görüyorum? 'Lost' izleye izleye Hurley gibi kafayı yedim sanırım. Maçın başlamasına 1,5 saat var, üzerime rahat bir şeyler alayım, siz de içerde bekleyiverin.
Ha bu arada unutmadan, kartalbasket.com'u açtık geçtiğimiz günlerde, Orkun, Gürkan ve Batuhan ile beraber... Takım zirveye oynarken büyük bir eksiklik olarak gördük, el attık. Bir ara bakarsınız. Sezonun son maçının seyir defteri
00:35 Selçuk malı forumda provokatif postlar atıyor. Neyse muhatap olmayalım. Bize yakışmaz.
00:50 Gürkan ve Orkun "Temel İçgüdü 2"yi arıyorlar fellik fellik.
01:00 MVP yazısını yazdım, Batuğ Abi'ye postaladım. Öbürlerine gaz veriyorum.
01:40 Acayip uykum var anasını satayım. Yarın da yedide kalkıcaz. Ayrıca maçı yarın zannediyordum bu akşama kadar. Ona göre plan program yapmıştım. Ters köşeye yattık...
02:00 Selçuk yok ama elbet cepten taciz edecektir. Maçı Bucks TV veriyor, bu güzel.
02:10 Stotts'un gül yüzünü gördüm, gecem aydınlandı!
02:17 Hücumda zorlama şutlarla başladık. İçeriye pek nadir iniyor top. Hah, indi. 7-6 Was.
02:21 TJ-Redd iki üçlük, öndeyiz. Waşigol faullerde başarısız. Cızzz!
02:28 TJ acayip başladı maça. 7 sayı, 4 asist, 3 ribaunt, 2 top çalma; 21-20 öndeyiz. Fena değil. 20 şut kullanmışız şu ana kadar, sadece dört tanesi uzunlardan. Hasbinallah!
02:32 Magloire kolay bir turnikeyi kaçırdı ama neyse ki Jamison dağlara taşlara atıyor. Savunmada fena değiliz. 23-20 çeyrek skoru.
02:38 Kukoc girdi, hücumda zorlandık, fast-breaklerden canımız yandı, 28-25 gerideyiz.
02:40 Kaan Kural konuştukça Kukoc hakkında, herif sıçmaya devam ediyor. Ne çene varmış arkadaş! Skor 30-27...
02:44 Toni nihayet! Butler'a bariz hücum faulunü vermediler. Çok top kaybı yapmaya başladık; 35-29.
02:48 Kukoc bu kez savunmada aksamaya başladı. Durum git gide vahimleşiyor; 38-31.
02:54 Fark 10'a çıktı. Savunmada çözüldük. Allah müstahakınızı versin! Bench facia oynadı.
02:58 Skor 49-36, gitti maç. Yatsam mı?
03:02 Jamison 17 sayıyla ağzımıza pisledi. 54-43 devre sonucu. Savunmada toparlamazsak üçüncü çeyrekte işimiz yaş. 13'de 3 üçlük attık ki, eh yani eh.
03:23 Ben böyle savunma görmedim arkadaş. Detroit gelse ne değişecek, Cleveland gelse ne değişecek; 63-53.
03:26 Redd-TJ skoru sürüklüyorlar, 63-58, geliyoruz…
03:33 Redd yağladı, TJ dört faul, 70-65... Ha gayret…
03:36 Redd inanilmaz oynuyor. Bu çeyrek 16 sayısı var. 75-70. Onlarda da Gilbert azdı.
03:47 Redd bu çeyrek 23 attı. Ama yine de öne geçemedik. İğrenç savunma yapıyoruz. Son saniyede inanılmaz bir karar geldi, yuh artık; 4 atış. E ama yuh! Kaan Ağabey, sana da yuh! Nerde faul var orda?! Selçuk da çirkinleşti. Topunuzun…
03:56 Acayip girdik son çeyreğe, 88-87 öndeyiz. Helal TJ.
03:57 TJ helal olsun, bir steal+turnike daha, 22 sayı oldu. TJ helal be, 90-87 Bucks. Hadi aynen devam...
04:01 Moladan sonra geri düştük.Gilbertoloji+hakemler etkili yine; 95-90.
04:05 Redd soğudu; 99-93. Stotts, kayınvalideni...
04:10 103-95, gidiyor maç gidiyorrrr...
04:13 Hakemler zıvanadan çıktı, her şeye düdük, her şeye düdük.104-97.
04:15 Ben böyle bir şey görmedim. Düdütüdüddüttütütdütdüt! Olacak iş değil ya, yeter! 105-99.
04:16 Ahhaah, yeter yahu. Simmons'u altı'ladılar yok yere. İnanılmaz düdükler, inanılmaz... 107-99.
04:18 Ayıptır, günahtır. Bir yandan Stotts'la uğraşıyoruz, herif TJ - Mo - Bell - Redd - Bogut beşiyle oynuyor, öbür yandan düdükler zütüzüztztüztützğtüğd! 10 sayı oldu fark. Selçuk denen karaktersiz herifin bu galibiyet içine sinerse, diyecek lafım yok. Bulun tekrarını izleyin, üçüncü periyodun son dakikasından itibaren... Yazık, cidden yazık, ekmeğimizle oynuyorlar. Böyle düdükler çalınmaz. Başkentte kimden korkuyor hakemler? Ulan uykum var, tek gözle duruyorum. Redd'e helal olsun, tek başına mücadele ediyor çocuk. O attığı sayıların hepsi Stotts'a girsin, mümkünse.
04:23 Hah, bir bu eksikti, flagrant da çaldılar, tam oldu. Ayıptır, günahtır. 110-101, 3.22 to go...
04:25 Hadi eyvallah. Detroit'le eşleşiyoruz sanırım. Bu da hem Selçuk'a, hem de Gökhan'a geliyor.

alim@batug.org
|