|
 |
|
POSSIMPIBLE!
|
onurozman@gmail.com
22 Mart 2009, Pazar |
|
Son bir aydır –tam olarak all-star arasından sonra– bir
NBA süper-yıldızının efsaneleşmeye doğru gidişini
izliyor gibiyim. Açıkçası bu dönemde çoğu maçı canlı
olarak takip etme fırsatım olmadı, ama okuduğum ve
izlediğim yorumlara, maç özetlerine bakınca ortaya çıkan
net bir şey var, Dwyane Wade, 08-09 normal sezonunun
üzerinde en çok konuşulan, en özel oyuncusu. Geçen gün
NBA Stüdyo’da Kaan Kural’ın da söylediği gibi, bence
normal sezona dair en önemli şey şu: 2-3 sene sonra bu
sezona geri dönüp baksak ne hatırlardık? Ve bu sezona
dair hatırlayacağımız ilk şey, Wade’in istediği zaman
her hücumda potaya ulaşabilmesi olacak. MVP ödülünü
alıp almamak pek de önemli değil. 1-2 senedir –özellikle
geçen sene– yaşadığı çeşitli sorunlardan sonra, şöhreti
ve kariyeri açısından bu normal sezonu, en iyi şekilde
geçiren bir oyuncu Wade. Tavsiyem, form grafiği
düşmeden, bu “possimpible” işler yapan oyuncuyu şu
aralar her fırsatta izleyin.
(Not: “possimpible” - How I Met Your Mother izleyenler
bilir, imkansızın ötesi anlamında, aslında gerçekte
olmayan bir kelime.)
Tahminler Tuttu
Kupon tutturan iddaa tahmincileri gibi reklam yapmak
gibi olmasın, geçen yazıda
şubat ayına dair yaptığım iki galibiyet-mağlubiyet
tahmini tuttu. Bunda Heat’in büyük ölçüde tahmin
edilebilir bir takım olmasının etkisi büyük. Gerçekten
de şubat ayı içinde, 18’indeki Minnesota mağlubiyeti
dışında öyle sürpriz bir sonuç yok. Kazanılması muhtemel
bütün maçlar kazanılmış, diğerleri kaybedilmiş. Direk
rakibimiz olarak kabul ettiğim Detroit, Philadelphia ve
Atlanta’ya karşı ise 2-3’lük bir derece tutturmuşuz
(Detroit 1-1, Phila 1-1, Atlanta 0-1). İşte bu tehlikeli
gibi gözüküyordu, ama Detroit ve Sixers’ın –son dönemde
biraz toparlanmasına karşın– çok kötü bir dönemden
geçmeleri sayesinde 5. sıradaki yerimiz sağlam.
Diğerlerine göre çok üstün 3 takımın, diğerlerinden
ayrıldığı Doğu Konferansı’nda 4. veya 5. pozisyonda ligi
noktalamak çok önemli ve bunu başaracak gibi gözüküyor
Heat.
Cavs’a Diş Geçiremedik
Takımın 5.likte böyle rahat oturmasının bir sebebi de,
–Pistons ve Sixers’ın kötü performansının dışında– mart
ayında her şeyin mükemmel gitmesi. Bir şey dışında. O da
play-off’larda ikinci turdaki muhtemel rakip Cleveland’a
karşı iki maçta da LeBron James’e boyun eğildi. Her iki
maçta da çok kötü oynanan birer çeyrek nedeniyle
–Miami’deki maçta son çeyrek, Cleveland’daki maçta ilk
çeyrek– maçlar kaybedildi. Onun dışında gayet iyi bir
grafik var. Celtics, Suns, Jazz gibi üst düzey takımlar
eli boş döndü Miami’den. Tabii bu dönemde öyle takımca
inanılmaz işler yapıldığı yok, genelde Wade almış başını
gidiyor.
Yalnız bu noktada diğer oyuncuların da hakkını
yemeyelim. Mario Chalmers, son üç maçlık dönemde 18
sayı, 5 asist, 4 top çalma istatistikleriyle oynuyor.
Mart ayı boyunca da tek kötü maçı Cleveland deplasmanı.
Udonis Haslem istatistiksel açıdan tam bir istikrar
abidesi. Kendisi oynanan son 10 maçın 7’sında 10 sayı
atmış, diğerlerinde ise 8,9 ve 12. Kullandığı şut sayısı
değişse de, skor kağıdına yapılan katkı değişmiyor.
Michael Beasley’i geçen yazılarda da eleştirmiştim, o
yüzden aynı şeyleri söylemenin manası yok. Skor dışında
takıma düzgün bir katkısı yok. Yedekten getirilerek
ikinci beşin skor potansiyelini attırması en önemli
katkısı. Yalnız sene başında çok şeyler beklenen bir
oyuncu olarak üzerindeki baskı ve eleştiriler giderek
artıyor, bunlara zaman içinde sahada nasıl cevap
vereceği önemli.
Marcus Banks’ten Kurtulmak
Heat bu arada bildiğiniz gibi trade deadline’ın son
günlerinde parasal açıdan çok güçlü, ama içerdiği
oyunculara baktığımızda çok önemli değişimler
yaratmayacak olan bir takas yaptı Toronto’yla. Heat,
Jermaine O’Neal, Jamario Moon ve bir ilk tur seçim
hakkını –ki bu hak Toronto’nun durumunu gördükçe gayet
önemli olabilir– Raptors’tan aldı.
(Editör’ün Notu: Heat’in aldığı pick, future lottery
protected. Yani, 2010’la 2015 arasında Raptors’ın
play-off yaptığı ilk yılda kullanılabilir.)
Karşılığında ise Shawn Marion ve Marcus Banks
gönderildi. Bu takasın içerdiği 4 oyuncudan 3’ü (O’Neal,
Marion ve Banks) oynadıkları oyuna göre aşırı derece
overpaid oyuncular. Gerçekten de Banks’in 2011’in sonuna
kadar yılda 5 milyon dolar alacak olması, akıllara zarar
bir durum. Suns yönetiminde bu kararı veren kişi o an ne
kadar içkiliydi gerçekten merak ediyorum. Diğer iki
oyuncu için de –özellikle Marion için– doğru yer ve
zamanda iyi katkılar yapmış, ikinci sınıf oyuncular
diyebiliriz. Tamam, O’Neal sakatlıklardan çok çekti, ama
senede 23 milyon dolar alacak bir oyun da oynadı mı
hiçbir zaman? Bu iki kontratın tek iyi yönü, yakında
bitecek olmalarıydı. Marion’un kontratı bu sene bitiyor,
muhtemelen Toronto’nun bu takası yapmasının da ana
sebebi bu. O’Neal’ın Chris Bosh’la iyi bir ikili
olamayacağını anlayıp, zaten kayıp geçen sezonun
ardından en azından kendilerine parasal açıdan katkı
sağlayacak bir takas yaptılar.
Bu takasın Heat açısından ise daha farklı bir anlamı
var. Şampiyonluk, doğu finali gibi hedefler hala çok
uzak olsa da, bu sezonun kayıp bir sezon olmayacağı
anlaşıldı ve muhtemelen, ekonomik açıdan da çok farklı
yükümlülükler getirmeyen bir takasa sıcak bakıldı.
Açıkçası, yakın dönemdeki sonuçlara bakıldığında,
mantıklı bir karar verilmiş gibi gözüküyor. O’Neal, çok
istikrarlı olmasa da Wade’e, Haslem’le birlikte ortalama
–hatta iyi sayılabilecek– bir uzun desteği vermeye
başladı. Tabii maksimum kontratlı bir oyuncudan daha
fazlasını beklersiniz ama son dönem kariyerine
baktığımızda buna da şükür. Moon’un da kendisinden
beklenen ölçüde hiç de fena işler yapmadığını
söyleyebiliriz. Yine de yukarıları hedefleyen bir
takımın ilk beşi için çok yetersiz olduğunu söyleyelim.
Ekonomik açıdan da bu takasın Heat’i çok zorlamadığını
söyleyelim. O’Neal’ın kontratı 09-10 sezonunda sona
eriyor, yani Marion’a göre sadece bir sezon fazlası için
yüklü kontratlı bir oyuncu alındı. Heat, hala 2010
yazında Wade’i tutmak veya başka oyunculara yüksek
teklifler götürmek açısından serbest. Ayrıca, Marcus
Banks isimli bir kontrattan kurtuldu takım. Yani
ekonomik açıdan büyük zararlar edilmeden, saha içindeki
kadro bir seviye üste çıkarıldı. Artık sahada daha eli
yüzü düzgün bir takım var. En azından Wade artık
birlikte oynadığı uzunların adını biliyordur.
Son olarak da geçen günlerde kadroya Houston’ın serbest
bıraktığı Luther Head dahil edildi. Houston’da skor
anlamında zaman zaman iyi işler yapmış, faydalı bir
oyuncuydu Head. Utah karşısında ilk maçına çıkıp fena da
oynamadı. Güvenilir bir kısa yedeği olabilir
play-off’ta.
Üst Üste Deplasmanlar
Detroit ve Philly bu durumdayken, Heat’in 5. sırayı
bırakacağını pek düşünmüyorum. Sıralama açısından en
büyük rakip Atlanta. Çok büyük bir sürpriz olmazsa da
zaten onlarla ilk turda karşılaşılacak. Hawks, evinde
çok çok iyi oynayan bir takım (şu anda evlerinde
24-7’lik bir dereceleri var). O yüzden ev sahibi
avantajına sahip olmak, Heat açısından turu geçmek
anlamına gelebilir. O yüzden normal sezonun sonu Heat
için önemli geçecek. Şu anda kalan 17 maçın 11’i
deplasmanda. Yani deplasmanda gösterilecek performans
birçok şeyi belirleyecek. Özellikle sezonun sondan
ikinci maçı bir Atlanta deplasmanı. Onu kazanan
muhtemelen play-off’lara hem saha avantajıyla, hem moral
üstünlüğüyle girecek ve ikinci turda LeBron’un karşısına
çıkacaktır.
Bu takım Heat olursa, şu soruyu sormak istiyorum: Son
dönemde Heat’i üst üste iki kere yenmiş olsa da, Wade bu
kadar iyiyken kim Cavs’in o seriye net favori olarak
başlayacağını söyleyebilir?
Ben söyleyemem. Basketbol mantığım Cavs’in rahat
kazanabileceğini söylüyor aslında, ama Wade, onun olduğu
ortamda mantığımıza fazla güvenmememiz gerektiğini bize
çoktan öğretti bile.
Yeniden görüşmek üzere.

|
|
|