|
Golden
State Warriors:
Diyecek pek bir sözüm yok. Monta-Sjax-Maggette-Biedrins
çekirdeği hiç fena değil, Turiaf-Azubuike-Wright
üçlüsü de bench’te olmasından rahatsızlık
duyulmayacak adamlar. Belinelli’nin ileride bu
ligde yerini sağlamlaştıracağına da inanıyorum
ve son olarak, Anthony Randolph’un da normal
şartlar altında 3-5 seneye All Star’a göz kırpan
bir adam haline gelmesini de bekliyorum. Bu
durumda kadro fena değil gibi gözükse de kazın
ayağı bence öyle değil. Monta Ellis’in
sakatlığından sonra, çok deneysel takılan Don
Nelson, bu sene daha aklı başında bir iş
çıkaracaktır; ancak uzun bakımından çok kısıtlı
olduğu düşünülen bu draft’tan ya da
curcunasından bir uzun çıkarmak zorundalar.
Minnesota’nın son dakika takası, Jordan Hill’in
kendilerine kadar kalmasını sağlayabilir ya da
Maggette’nin yanına pick’i koyup, Bogut’a
sulanabilirler, Bucks’ın da bu öneriye sıcak
bakacağından eminim. Evet, kadro fena değil;
ancak bu halleriyle 8, taş çatlasın 7. sıradan
playoff’a girmek haricinde bir beklentileri
olamaz, Magette de bu ligde beğendiğim
oyuncularından olsa da vazgeçilebilecek bir adam
olarak gözüküyor.
New
York Knicks:
Ne Lee’yi, ne de Robinson’ı tutmamalılar, bence.
Etrafındaki oyuncu kalitesinin Lebron’un birinci
önceliği olacağını düşünmüyorum ki, ne Lee, ne
de Robinson’un da Lebron’un kararında faktör
olabilecek adamlar olduğunu düşünmüyorum. Evet,
Knicks medyası acımasızdır, evet New York
kocaman bir şehirdir ve herkesin gözü ordadır,
hepsine tamamım; ama bu kadar dayandıklarına
göre çöpe giden bir sezona daha çok fazla ses
çıkarılmayacaktır. Diyeceğim o ki, Hughes-Duhon-Mobley
gibi çok elverişli kontratlar var elde,
bunlardan herhangi birisinin devreye
sokulmasıyla Josh Smith alınabilir, deadline
civarlarında. E zaten, hem Lee hem de Robinson’u
resmin dışında bırakırsak, John Wall rotasına
rahatlıkla girebilir Knicks kadrosu, biraz da
D’Antoni kemerleri gevşetirse. İşin sonuna
gelindiğinde cap’in bir miktar üzerine
çıkılacaktır bir kez daha; ancak güzel, sürekli
gelişmeye açık bir kadro kurulacaktır ve
Lebron’un gelmemesi ihtimali üzerine de bir iki
önlem alınmış olunacaktır. Ben, sadece takımı
boşaltmak üzerine kurulu 2010 planlarını çok
sağlıklı görmüyorum açıkçası, Lebron tabii ki
birinci hedef ve yaratacağı farkı tartışmıyorum;
ancak gelmemesi ihtimaline de kafa yormak lazım,
Walsh yormuyor demiyorum tabii ki de bir, iki
hamleyle yorduğunu gösterse, içim rahatlayacak.
Toronto
Raptors:
Bir ara bir Colangelo furyası başlamıştı,
Ghirardini’ler, Benetton Treviso’lar falan iyi
dinlemiştik. Ancak, takımın şu geldiği noktaya,
salary durumlarına bakıyorum da laf olsun diye
harcanmış tonla sezon varmış gibi geliyor. Chris
Bosh’un gideceği belli gibi, hararetli 2010
pazarından yerine gelmeyi kabul edecek bir süper
star da olmayacaktır; ancak Nba’in mükemmel
düzeninde ümitler hiç tükenmiyor. Ben olsam, hiç
dokunmam kadroya bir süre, gard bolluğu yaşanan
bu draftta da Calderon’un arkasında ve/veya
yanında ciddi miktarda süre alacak birini alıp,
geceyi kapatırım ya da Demar DeRozan kumarını
oynarım. Raps’in tek eli yüzü düzgün genci Bargs
ve kendisi de kontratı bittikten sonra çok
üstüne düşülmemesi gereken bir adam, benim
basketbol görgüme göre. Anladığım kadarıyla 2010
draft’ı, bu senekinden daha potansiyelli olacak
ve bu durumda da Raps 2011 yazına, Jose
Calderon’un kontratının yanında 3-5 tane çaylak
kontratıyla girebilir, hatta Bosh gittikten
sonra tırmalamazlarsa akıllılık edip, bu bahsi
geçen çaylaklardan biri yüksek potansiyel ve
kabiliyetli bir kardeşimiz de olabilir. E 2011
yazında da Caron var, Salmons var, J-Rich var,
Josh Howard var, Tayshaun var, Nba’de alınacak
oyuncu bitmiyor ki, hiçbir zaman. 1-2 tanesi
yüksek potansiyelli, 3-5 tane genç, Jose
Calderon, tonla Toronto’ya gelmesi için ikna
edilebilecek, kabiliyetli 2-3 numaradan 1
tanesiyle, çok da iç açıcı olmasa da playoff
takımı çekirdeği oluşur gibi oldu. Raptors’lı
dostlarımız kırılmasın, gücenmesin; ancak aklıma
daha iyisi gelmedi.
Milwaukee
Bucks:
Sessions ve Mbah a Moute’yi bokunu çıkarmadan
tutarım. Bogut’u, dedikodularda da geçtiği gibi,
ilk turun sonlarındaki bir takıma, biten
kontratlar + pick karşılığı verip, bir tane
proje seçimi (Omri Casspi!) yaparım. 10.sıradan
kalırsa James Johnson’ı, kalmazsa da pg’ler
haricinde kalan en iyi oyuncuyu seçer, geceyi
kapatırım. Aslında eldeki kadro çok da çer çöple
dolu değil; ancak Bogut sakatlıklardan çok
çekecekmiş gibi geliyor, ne yalan söyleyeyim,
gönderme sebebim biraz da o. Nasıl Michael Redd
bir takımın en büyük para kazanacak oyuncusu
kalibresinde değilse, Bogut da 2. en büyük para
kazanacak oyuncu değil, bence. İkisini de
beğenirim, ikisi de ileriki senelerde şampiyon
kadrolarda yer alabilirler; ancak yanlış yatırım
oldukları gerçeğini değiştirmez bu durum. Yine
John Wall işine girebilecek bir kadro kalıyor
geriye, Joe Alexander daha fazla süre alıp,
eteğindekileri döküyor, Amir Johnson kariyerinde
Nba’de mi, yoksa Nbdl’de mi devam edeceğine
karar veriyor. 2011’de yukarıdaki listeden bir
adam alınıp, şöyle bir kadro kuruluyor: Wall (Sessions)
– Jrich (Bell) – Villanueva (Casspi) – Alexander
(Johnson) – birtakım pivotlar ve Bucks küme
düşüyor, sürekli kazanacak reçeteleri verecek
halim yok.
ÖNCEKİ:
DO
THIS!

|