NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
NBA
WALLPAPERS
COURTSIDE
|
Orkun ÇOLAKOĞLU
26 Ekim 2006, Cumartesi
Heyecan verici...
“The weak defense makes playoff success unlikely, but that doesn't mean there isn't any reason to be excited. (...) This season we'll be watching a team come together, a year that lays the foundation for the exciting times to come over the next three. A deeper playoff run in 2007 and hopefully legit contention in 2008.”
(“Zayıf savunma bu sezon için playoff başarısını imkansız kılıyor ama bu, heyecan duymak için bir sebep olmadığı anlamına gelmez. (...) Bu sezon, bir araya gelen bir takım ve bundan sonraki üç senede yaşayacağımız heyecanlı anların temelini oluşturacak bir yıl izleyeceğiz. 2007'de playoffta ilk turun ötesine geçer, inşallah 2008'den itibaren de ciddi şekilde zirveye oynayabiliriz.”)
* * * * * * * * *
Bu satırları bir Lakers forumundan ayıkladım. Özellikle de ilk cümlesi için.
Çoğu kişinin, Lakers'ın playofflara son sıralardan tutunmasını beklediğinin, hatta playoff dışında kalabileceğini düşündüğünün farkındayım. Normalde takımın -öngörülerde de olsa- yerinde sayması, sıkıcı bir durum olmalı. Ama yerimizde sayacağımızı söyleyemem.
Kağıt üzerinda geçen yıldan daha güçlü olduğumuz tartışılmaz; hiçbiri Ben Wallace sansasyonunda olmasa da takıma dört yeni isim katıldı, kadrodaki oyuncular gün geçtikçe daha iyiye gittiklerini -özellikle geçen sezonun sonunda- ortaya koydular, ayrıca gelişmesi beklenen gençler var. Sorun ise ne kadar daha iyi olduğumuz.
Açıkçası bence bunu derecelendirmek çok güç. Ama aşağı yukarı bir değer belirtmek gerekirse, sakatlıklar daha fazla başımızı ağrıtmadığı takdirde 50 galibiyete ulaşabileceğimizi, hatta azıcık da geçebileceğimizi düşünüyorum.
Kendimce sebeplerimi, yukarıdaki faktörleri açarak sunayım:
YENİLER: Vladimir Radmanovic, Maurice Evans, Shammond Williams, Jordan Farmar.
Hepsinin de kritik takviyeler olduğunu düşünüyorum. Şimdilik ne beklenerek alındıkları hakkında yazacağım.
Radmanovic, şahsen ilk gördüğümde soğuk yaklaşsam da, Phil Jackson'ın aradığı tipte bir oyuncu. Öne çıkan yönü tabii ki şut yeteneği, tabii öncelikli alınma sebebi de. Hatırlarsanız draft sonrasında, Jackson'ın o günlerde yaptığı bir açıklamadan bahsederek, dış şutun günümüz şartlarında çok önem kazandığını (ki bununla, yıldız oyunculara her temasa faul çalındığını ima ediyordu), transferde bunu göz önünde bulunduracaklarını söylemişti. Zaten Lakers'ın da şiddetle şutöre ihtiyacı vardı, hele ki bu konuda takımdaki en maharetli ismin Brian Cook olduğunu düşünürsek. Her neyse, Radman, bu açığı kapar düşüncesiyle, mid-level exception önüne serilerek daha ilk gün kadroya katıldı. Ayrıca iyi pas verebilen bir oyuncu ve eminim Zen Master bunu da göz önünde bulundurdu, ısrarla onu isterken. Pas ve şut, Phil için belki de en önde gelen iki kriter. En büyük soru işareti, istikrarsız bir insan evladı oluşu ve ribaunt miktarları. (Bu arada ESPN'in ‘istatistikçi doktor'u John Hollinger tutturmuş durumda, “Cook varken kulübün parasını bu adama saçmanın anlamı ne” diye. Buralardaki “Senin elinde Ali Tandoğan gibi sağ bek var” keşiflerinden alışık olmasam kimbilir ne haldeydim. Ali Tandoğan geçen haftaki Rize maçının son dakikasında rakip santrfora asist yaparken aklıma bunlar geldi, bir posta da Hollinger'a gittim.)
Maurice Evans'tan önceki yazıda da bahsetmiştik. Devean George'tan daha iç açıcı bir isim bence, belki de sadece yeni olduğu için öyle geliyor. Ondan beklenen özellikle savunma katkısı, ama çok ciddi bir savunma kozuna dönüşmesini de beklemiyorum açıkçası.
Shammond Williams son iki yıldır Avrupa'daydı ve son olarak Barcelona'yla Euroleague'de final oynadı. Ciddiye alınmaması normal ama Lakers'ta Smush Parker'ın ilk 5 çıktığını unutmamak gerekiyor. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da, geçen sezon boyunca Parker'ın yedekliğini Berk Vujacic'in yapması. Vujacic'ten daha çok işe yarayacağı kesin bence.
“Farmar da orda oynamıyor muydu?” diyeceksiniz. Onu şimdilik ön planda saymama sebebim, kasım ayında ancak 20. yaşgününü kutlayacak bir çaylak olması. Phil'in hemen ciddi süreler vermeyeceğini düşünüyorum. Sezon ilerledikçe hocasını ikna edebilir mi, göreceğiz. Ama bu bir kenara, çocuk hazırlık maçlarında taraftarın gönlüne girdi (Bir bölümününkine UCLA'deyken girmişti zaten). Öncelikle cesur bir adam, daha önce de söylendiği gibi zaman zaman bundan kaynaklanan hatalar da yapabiliyor, ama memnunum bu yönünden. Şimdilik şut performansı iyi, daha önemlisi ise savunmadaki ışığı. Her girdiğinde süper savunma yapmadı maçlarda, ama ortalama 18 dakikada 1.75 top çalma çok parlak bir istatistik. Rakibinin önünde kalma çabasını da beğendim. Taraftarın gözüne girmesinden daha önemlisi ise, Tex Winter'ın da beğenisini kazanmış olması. Ki bilen bilir, Winter, oyuncu genç de olsa, moral vermek amacıyla inanmadığı şeyi söyleyen biri değildir; bilakis oyunculara en sert eleştirilerin ondan geldiği de olmuştur; buna Shaq, Kobe, Odom da dahil. Winter hazırlık maçlarından da önce yaptığı bir açıklamada, Farmar'ın sezon içinde ilk 5'e kapak atabileceğini söyledi. Sanırım düşüncesi pekişmiştir.
Transferler neticesinde hâlâ takımın en ciddi zayıf noktalarından olan oyun kurucu savunması için bir çözüm bulunmuş değil. Kurt Rambis en son “Shammond Williams savunmada iyi performans gösteriyo da bıdı bıdı” diye birşeyler söylüyordu ama boş laf gibi geldi. Farmar ilerde o oyuncu olabilir ama onu kenarda tutalım. Smush belki kontratının sezon sonu bittiğini hatırlayıp sadece top çalmaya yatmaktan vazgeçer. Ya da yine aynı şeyi hatırlayıp top çalma istatistiğini arttırmaya çalışır; bilemiyorum.
ESKİLER: Geçen sezonun başlarında bocalama devresi yaşayan, ancak takım içinde yerlerini buldukça ve zaman ilerledikçe belirgin bir çıkış gösteren oyuncular; başta Lamar Odom, Kwame Brown ve Luke Walton.
Geçen yıl bu zamanlarda Odom'ın 3 numara, Kwame ve Mihm'in ise 4-5 oynamasını bekliyorduk. Boşuna beklemişiz. Lamar'ın yanında pota altı civarında gezecek tek isim olması şart, ki kendisine alan açılsın. Zira istikrarsız şutuna fazla başvuramıyor. 4 numara oynarken de savunmada sıkıntı yaşatabiliyor. Ama en azından hücumda çok daha rahat. Geçen sezon Mart ayında %56 şut, %53 üçlük isabetiyle 17.2 sayı, Nisan'da %53 şut isabeti ve 16-10-6 ortalamalarını, playofflarda ise 19-11-5 ortalamalarını yakaladı. Daha az tereddütle şut kullanır ve daha kararlı potaya gider oldu.
Kwame, Mihm'in sakatlığından sonra ilk 5'e yerleşince kendini bulmuştu. Nisan ayında 12.8 sayı, 8.6 ribaundla oynayarak normal sezonu çok iyi bitirdi, playoffta da 12.9-6.6'yla oynadı. Hiçbir zaman bir pota altı skor silahı olmayacak ama gayet iyi bir bire-bir savunmacı. Draft sırasıyla falan değerlendirmekten vazgeçilirse, Tim Duncan'la, Kevin Garnett'le göğüs göğüse çarpıştığı ve bu adamları bile geçen sezon bazı maçlarda sindirdiği görülebilir. Hâlâ hücumda gecenin bir vakti kafayı duvarlara vurdurabiliyor tabii, ama Ben Wallace vurdurmuyor mu ki? (Virgülden sonraki kısmı tek başına okuyunca güzel oluyor.)
Luke 2006 playofflarında 12.1 sayı, 6.4 ribaundla oynamıştı. Benzer istatistikleri bu sezonun özellikle ilk bölümünde, Radman henüz ısınamamışken görürseniz şaşırmayın, çünkü Walton'ın ilk 5 çıkması bekleniyor. Her zaman oyun zekası yüksek bir oyuncuydu, ama artık sahada çok daha kendinden emin olduğunu hissedebiliyorsunuz izlerken. Lider gibi oynuyor, öyle bir görev almamış olmasına rağmen.
Smush Parker ve Brian Cook'un da oyunlarını ileri götürmeleri beklenebilir aslında, ama ben yeni alternatifleri nedeniyle dakikalarının düşeceğini düşünmekteyim. Berk Vujacic'in de tabii... Vujacic demişken, aslında 10.8 sayı ortalamayla başarılı denebilecek bir hazırlık dönemi geçirdi, ama son Denver maçını izlerken elemana daha da uyuz oldum. İkinci yarıda resmen sapıttı, eline geleni sallamaya başladı. Hatta bir yerde Bynum'a müsait pozisyonda pas atmak yerine sığır gibi bakınıp başka bir yere saçma bir pasla hücumun içine edince, A-Bomb “Give me the fucking ball” diye bağırdı, televizyonlarımızdan duyduk.
GENÇLER: Taraftarların manevi olarak üzerlerine titrediği gençler Turiaf, Bynum ve Farmar. Farmar'ı yenilerle birlikte saydık. Turiaf ve Bynum ise bu sezon uzun rotasyonunu zenginleştirecek gibiler.
19 yaşını daha bugün bitiren (yani yeni 19 olan; senelerin tartışma konusudur bu) Andrew Bynum'un, geçen yıldan daha çok oynasa da, bu sezon da pek katkı yapması beklenmiyordu. Ama Kwame ve Mihm'in sakatlıkları nedeniyle sezonun en az ilk üç haftasında oynayamayacak olmaları, takımı ona muhtaç bıraktı. Birkaç gün önce ilk ortaya çıktığında bu oldukça korkutucu bir durumdu, ama Bynum son 3-4 hazırlık maçında o kadar iyi performans gösterdi ki, şimdi herkes onu ‘gerçek' maçlarda görmek için heyecanlanır oldu. Ben de aynı hisleri yaşıyorum. Yine de soğukkanlı olmak gerekir. Çocuk iyi yolda ilerliyor ama öyle 15 sayılar falan beklenmesin. Yaparsa ne âlâ...
Turiaf'ın ise sezon genelinde Bynum'dan daha fazla dakika almasını bekliyorum. Daha doğrusu bekliyordum, ama Bynum acayip bir çıkış gösterdi ve dengeleri değiştirebilir. Hazırlık maçlarının ilklerinde çok iyiydi. Şu an Kwame'den sonraki en iyi pota altı savunmacımız olduğunu söyleyebiliriz; ayrıca beklenmedik biçimde takımın en iyi blokçusu da o. Akıllı da bir oyuncu, Phil'in gözünden düşmesi için bir sebep yok. Cook'a bir dakika bile verilmeyip hepsinin bu güzel adama yatırılması kabulümdür. (Bu arada Brian Cook'un kontratı uzatılmadı şimdilik ve aldığımız en güzel haberlerden biriydi bu. Vujacic'in 4. yıl opsiyonunun kullanılması ise keyifleri kaçırdı)
* * *
Lakers geçen sezonu 45 galibiyetle bitirmişti. Sezonun başında çok bocalamasına, o dönemde birçok maçı avucunun içine almasına rağmen kaybetmesine rağmen. Yani 50 galibiyete ulaşmaları da işten bile değildi. Şimdi daha iyi ve daha tecrübeli bir takım söz konusu. Batı'daki çoğu takımın daha iyi durumda olduğunu farkındayım, ama Lakers da o kategoride sayılması gerekenlerden biri. Dolayısıyla 50 galibiyet, bence, gayet gerçekçi bir hedef.
Tabii bu arada sezon başlamak üzereyken bambaşka sıkıntılar söz konusu...
Kobe'nin yazın geçirdiği diz ameliyatının ardından üç ay içinde sahalara dönebileceği söyleniyordu. Oysa dördüncü ayı geride bırakıyoruz ve 31 Ekim'deki açılış maçında '24 numara'nın oynayıp oynamayacağı hala muamma. Kendisi iyi hissettiğini ve oynayacağını düşündüğünü söylüyor ama Rambis de haklı olarak uzun vadeli düşüneceklerini, acele etmeyeceklerini belirtiyor.
Rambis demişken, onun ortada gezme sebebi de, malum, Phil'in kalçadan ameliyat geçirmesi. Aslında ameliyat iyi geldi, şimdi yürüyüşü uzun süredir olmadığı kadar iyiymiş. Ama hazırlık kampını kaçırmasında olumlu bir taraf arayacak değilim. İşin başka bir yönü ise, sağlık durumunun yeni kontrat kararını etkileyecek olması. Ameliyat işi ilk çıktığında hemen “Sezon sonu bırakır” gibi baykuş yorumları da etrafa yayıldı ama Jeanie Buss yengemiz aksini düşünüyor ve “Bundan önce çok acı çekiyordu. Şimdi rahatlayacak ve daha fazla motivasyonla işe girişecektir” diyor. 2008'de biten kontratı uzatması dileğiyle...
Bunlar dışındaki en ciddi sakatlık problemi pivot bölgesinde. Kwame idmanda omzunu sakatladı; Mihm'in bileğine ise artık ne olduysa, 12 Mart 2006 tarihinden beri düzelmesini bekliyoruz. Yukarıda da söylediğim gibi, sezonun ilk üç haftasını kesin kaçırıyorlar.
Radmanovic'in sağ elinde (şut attığı eli) yırtık varmış ve ameliyat gerektirdiği söyleniyor. Radman fedakarlık yapıp oynamayı devam edecek gibi, ama performansı kötü etkilendikten sonra o fedakarlık neye yarayacak? Hazırlık maçlarında 15 üçlükten iki tanesini sokabildi; düşünün.
Bir de Shammond Williams var. Karın adelelerindeki kasılma nedeniyle son birkaç hazırlık maçında oynayamadı. Açılışa o da yetişmeyebilir.
Pivotların yokluğunda Bynum'un, Turiaf'ın, Shammond yokken Farmar'ın daha fazla fırsat bulacak olmaları güzel tabii bir açıdan. Ama Lakers fikstürünün en avantajlı bölümünü sezon başında oynayacak. İlk 20 maçın 15'i Staples Center'da, hatta bir de Clippers'la oynanacak olan 16'ncı var. Hızlı bir giriş yapmayı umuyorduk ama mevcut şartlar altında vasat bir derece elde etmemiz sürpriz olmaz, ayıp da olmaz.
Toparlamam gerekiyor, geç oldu... Lakers hazır veya komple bir takım değil, ama taraftarları için bu sezonluk yeni heyecanlar vaadeden, keyif verecek ve güzel bir takım. Baştaki alıntıda da söylendiği gibi, yeni bir dönemin ilk adımlarını izliyor Lakers taraftarları. Kobe dışarıdan en çok imrenilen oyuncu, Bynum herkesi şaşırtırken bizi gururlandırıyor, Farmar yıllar sonra takımın adam gibi bir oyun kurucuyla oynayacak oluşunun ümidini aşılıyor. Taraftarın sevgilisi Turiaf takımda daha ciddi bir rol üstleniyor.
Daha ne olsun ki heyecanlanmak için?
Draft sonrası
Beş pozisyonun üç buçuğunda rakibe karşı ağır kaldığımız ve bu nedenle elendiğimiz Phoenix serisinden sonra Phil Jackson, yeni sezon için takımın hız ve savunmaya ihtiyacı olduğunu belirtmişti. 2000'lerin başındaki şampiyonluklar döneminde bile, perdeden kurtulup adamının önüne tekrar geçebildiğini görmediğim, özellikle ayağı kırıldıktan sonra ligin en kötü birebir savunmacılarından olan Derek Fisher'ı izleyen, son iki yıldır Chucky Atkins, Smush Parker ve ikisinin de yanında patates kızartması gibi bulunan Sasha Vujacic'i adamlarını kaçırırken görmekten ağzı fena halde bozulan biri olarak “Ay inşallah!” dedim. Hoca'nın bu yönde talepte bulunması, dini imanı şut olan ve bu fetişi de Lakers'ın elinde Sasha Vujacic, Brian Cook gibi oyuncularla patlayan Mitch Kupchak'i de dizginleyebilirdi. Diğer taraftan, Zenmaster'ın geçenlerde bir radyo programında “Günümüz basketbolunda üç sayılık atışlar çok önemli ve bizim de buna ihtiyacımız var” demesi, çelişkili bir durum yaratmıştı. Hem atletik, hem de iyi şutör insan evlatları da var tabii ama -hele ki bu kadar zayıf bir draftte- 26. sıraya kalmaları beklenmez. Nitekim Thabo Sefolosha 13'te gitti. Fakat draft çalışmalarında Lakers'ın atletik yetenekleri nihayet ön planda tuttuğunu gördük ve bu da şahsen mutlu etti.
Oyun kurucu eksiğini mid-level exception'ı kullanarak kapamamız beklendiğinden, draftte 2-3 numara seçeceğimiz düşünülüyordu. Aslında planlar da o yöndeydi, öyle ki, atletik yetenekleri terbiyesizlik boyutunda olan (faul çizgisinden sıçrayıp bacak arası vuruyor) insan evladı James White'ı ikinci kez work out'a çıkarıp bir de sağlık kontrolüne sokunca, draft kaşarı Chad Ford bile son gün girdiği mock'ta Lakers'a White'ı yazmıştı. Fakat şehrin çocuğu Jordan Farmar'ın beklenmeyen biçimde (beklenmeyen derken, çok daha yukarılarda seçilmesi umulmuyordu ama Lakers'tan hemen önce seçen New Jersey-Memphis-Cleveland gibi oyun kurucu arayışında olan takımlardan birinin götüreceği düşünülüyordu) bize kalmasıyla hesaplar değişti ve yerel kahraman takıma dahil edildi. 2-3 numara ihtiyacı da, çok sürpriz biçimde 51. sıradan seçilen ve kimsenin tanımadığı, şu an ismini bile hatırlamadığım Senegalli pivot karşılığında Detroit'ten alınan Maurice Evans'la halledildi.
Farmar, bu yıl pek de beklenmeyen bir biçimde NCAA Finali oynayan UCLA Bruins'in oyun kurucusu ve yıldızıydı. Bir başka deyişle, Los Angeles için yerel kahraman. Zaten çocukluğundan beri de Lakers taraftarıymış, hatta aşağıdaki resimdeki 44 numaralı oyuncu da o.

Farmar kolejde iki yıl okudu ve henüz 19 yaşında. Bu iki sezondur yuvarlak olarak 13 sayı - 5 asist gibi, pek de göz alıcı olmayan istatistikleri var ama zaten UCLA takımı o noktaya savunmasıyla gelmişti. Öne çıkan özelliği oyun zekası (bu özelliğini tipiyle birlikte düşününce, küçük Walton gibi gözüküyor). Bir de Kupchak, Orlando'daki kampta Farmar'ın beklediklerinden daha iyi bir atlet çıktığını söyledi, ki yukarıda da bahsettiğim gibi bu önemli bir nitelik. En önemli zayıflıkları ise, istikrarlı bir şutu olmaması ve çok fazla top kaybı yapması.
Vasat oyuncularla dolu olduğu söylenen bir draftin 26. sırasından fazla bir beklentiniz olmasın ama en azından şehrin sevdiği, sosyal açıdan oynayabileceği en iyi yerde oynayacak ve nihayet son birkaç yıldaki oyun kurucularımızdan farklı gibi gözüken birini seçtik.
Mo Evans ise gecenin ikramiyesi oldu. Devean George serbest kalıp gideceği için yerini dolduracak bir 2-3 almamız şarttı ve hiç birşey kaybetmediğimiz bir alışverişle bu açığı kapadık. Evans okuduğum kadarıyla Detroit'teki süresinden şikayetçi olduğundan böyle bir takas için bastırmış. Bence George'tan daha iyi bile oldu çünkü daha çabuk bir oyuncu ve Kobe'nin dizlerini yoran hızlı 2 numaralarla eşleşebilir. Kedi olalı fare tutan Mitch Kupchak'e alkış...
Son olarak Dallas'a gelecekteki bir ikinci tur hakkını göndererek JR Pinnock diye birini aldık. Yaz Ligi'nde etini budunu görürüz ama muhtemelen en fazla 15 kişilik kadroya kapağı atıp sezonu NBDL'de geçirir.
Başka neler olabilirdi?
Draftte üst sıralara çıkmak için Lakers'ın girişimlerde bulunduğu çeşitli kaynaklarca yazıldı ve söylendi ama drafte birkaç saat kala Lakers'ın yerinde kaldığını ve ordan kıpırdamayacağını gördük En önemli söylenti, Lamar Odom'un kullanılmasıyla Chicago'dan ikinci sıra draft hakkının alınacağı yönündeydi, Fakat hem Bulls hem de Lakers cephesinin “Yerimizden kıpırdamıyoruz” açıklamalarıyla, draft saati gelmeden bu ateş söndü. Odom demişken: Ondan vazgeçilmesi dışardan bakanlarca çok tuhaf görünse de, bana Lakers'ın tekrar şampiyonluğa oynayabilmek için eninde sonunda yapması gereken hareket gibi geliyor. Bir çeşit “dışı sizi yakar, içi bizi” durumundan söz edilebilir. Tarafsız bakınca, çok yönlü, bol ribaunt alan, asist yapan, eşleşme sorunu yaratabilen bir adam. Ama Lakers gözlüğüyle bakarken, karşılığını yeterince alamadığınızı düşündüğünüz kontratını, eşleşme sorunu yarattığı gibi savunmada da en az yarattığı kadarını yaşadığını, istikrarsızlığını görüyorsunuz. Her neyse, en azından bu sezon da takımda kalması kesin olduğuna göre, geçen sezonun ikinci bölümünde gösterdiği çıkışı arttırıp 4 numarada rakip uzunlar için daha zor bir lokma olmasını ummaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok.
Diğer “yukarı çıkma” ihtimalleri, Chris Mihm ve 26. sıra draft hakkı kullanılarak Chicago ya da New Orleans'la takasa girmekti. Kwame Brown artık ilk beşe yerleştiğinden ve istikrarlı süre aldığında her akşam 12 sayı - 8 ribaunt sağlayabileceğini gösterdiğinden, Bynum'a bu yıl daha ciddi süreler verilmesi planlandığından, Turiaf da seneye hem fizik kondisyon bakımından çok daha iyi seviyede, hem de takıma ve sisteme daha fazla adapte olacağından, zaten kontratının son yılında olan Mihm'i daha fazla elde tutmak ve ortalıkta pivot yokken bu kadar yüksek takas değeri olduğu bir ortamda değerlendirmemek gerizekalılık. Örneğin, pivot ihtiyacı olan ve Pryzbilla'yı overpaid kılmak haricinde bu ihtiyacını free agent'tan gidermesi mümkün gözükmeyen Bulls'a Mihm'i vererek, Hinrich'in arkasında kalan ve bize cuk oturacak, iyi savunmacı ve iyi ceza şutörü Duhon'la birlikte 16. sıra hakkını alabilirdik. Kupchak'i tatmin etmemiş olacak ki, bu gayret lehimize çalışmadı; bunun üstüne eğilseydi, Bulls'un reddetme ihtimali yoktu bence.
Veya, yine deli gibi pivot ihtiyacı olan New Orleans'a Mihm, yanında Cook ve 26. sıra hakkı teklif edilerek, 15. sıra haklarıyla birlikte zaten elden çıkarmak için bakındıkları ve muhtemelen en sonunda uyduruk ikinci tur hakları karşılığında satacakları JR Smith ve Macijauskas alınabilirdi. Smith yetenekli bir adam, Jackson'ın elinde ciddi bir oyuncu olabilirdi, Macijauskas da en kötü ihtimalle bile Vujacic işkencesinden daha fazla yarar sağlardı. Draft hakkını saymadım bile...
Kupchak'in Mihm'i nasıl değerlendireceğini göreceğiz. Bunlardan daha iyisini aldığımız bir takasta kullanırsa hemen ertesi günü, içinde etekli fotoğrafımın da bulunduğu özür yazım bu sitede olacak. Sıradaki hamleler?
Farmar ve Evans'la, 1 ve 3 numaralara kağıt üzerinde takviyeler yapıldı ama çalışmaların durmasını beklemiyoruz. Farmar henüz 19 yaşında ve özellikle bu yıl pek dakika almasının beklenmediğini bizzat Kupchak LA Times'a söyledi. Bu durumda, artık iyice duyulduğu gibi radarımızda olan Marcus Banks'e hamleyi yapacağız gibi. Bu yıl Banks ve Smush 1 numarayı sırtlayacaklar, sene sonunda zaten Smush FA olup muhtemelen uçacak ve Farmar da onun yerini alacak (Vujacic'i bu satırlarda kasten anmıyorum).
Banks'in NBA kariyerinin ilk iki buçuk senesi hayal kırıklığı olarak geçse de, bu yıl Minnesota'ya takas olduktan sonra kabuğunu kırdı ve marifetlerini gösterdi. 30 dakikada 12 sayı, 4.7 asist, 3 ribaunt ve %48 şut isabeti, güzel sayılar. Smush'la arasında acayip bir fark olmadığını farkedenler için, esas farkın bu sayıların anlatmadığı savunma yönünde olduğunu söylemek gerekir. Bu yıl biraz savunma yapabilen bir gardımız olsa, konferans finali oynayacaktık. Banks'in bu katkıyı vereceğine inanıyorum. Bir saha içi komutanı olmadığı, bazen çıldırtan hatalar yapabildiği doğru, ama bizim ondan beklentilerimiz farklı.
Mihm'in bozdurulmasını ise yaz boyu sabırla bekleyeceğim.
orkunco@gmail.com
|