TÖRKİŞBASKETBOL

YUROBASKET

COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.

satranç köşemiz
CHESSMAN
(kafanı kullan bilader)

TIKLAYIN

EFVAN

Ahmet SOYSALER
Alim KARASU
Emre YALÇIN

TIKLAYIN


??????

anlamayan adam
TIKLA

PROGRESSIVE

Levent GÖKGÜNNEÇ
TIKLAYIN


bilardo-mobil
Ali BAŞKAN


rikonunyeri

Selim ATAZ
(19 Aralık 2001, Çarşamba)

ZO...

Profesyonel sporcuların başına gelebilecek en endişe verici durumla yüzleşmişti. Geçirdiği böbrek rahatsızlığının usanç verici bir dönemiydi. Doktorlar, en az 10 ay diyaliz makinesine bağlı kalması gerektiğini söylüyorlardı.

Hastalığa karşı giriştiği eziyetli meydan muharebesinde yenen taraf olabilmek için takviye kuvvetlere gereksinim duyuyordu. Artık yaşamı üzerine belirlediği hedefler zorunlu revizyona uğramıştı. Bundan böyle ana gayesi, dünyanın en çetin spor arenası NBA liginde oynamak ve başarılı olmak değildi... Tüm dikkatini tek bir davaya odaklamıştı: Sağlığına kavuşmak ve normal bir insan gibi hayatını sürdürebilmek.

İşte tam bu kasvetli demlerde, bir paket ulaştı eline... Arkadaşlarından biri, ihtiyaç duyulan moral gücü için, bisiklet efsanesi Lance Armstrong'un, vücudunda dal budak sarmış kanser illetini altedip gönül verdiği spora ve hayata dönüş hikayesini anlattığı "It's Not About the Bike: My Journey Back to Life" kitabını yollamıştı ona.

***

Sıradan bir gezinti öyküsü değil Armstrong'unki... Anlatılan büyülü yolculuk; her bakımdan yaralanmış bir ademoğlunun, kanser belâsını "özel bir uyanış çağrısı" olarak algılayıp; sağlıklı olmanın, ailenin, arkadaşların ve evliliğin kutsallığını ön plana çıkartarak uyguladığı fiziksel, duygusal ve ruhsal tedavinin detayları ile dopdolu. Yani Miami Heat takımının şöhretli pivotu Alonzo Mourning'in o günkü nâhoş koşulları ile örtüşen, onu ışığa doğru yönlendirebilecek bir otobiyografi.

1996'da, henüz 24 yaşındayken dünya bisikletçileri sıralamasında zirvedeydi Lance Armstrong. Fakat aynı yılın Ekim ayında "Bisiklet Sporunun Altın Çocuğu", bedenine ve ruhuna işkence eden ağrılarla soluğu hastanede aldı. Yapılan testler, beynine ve ciğerlerine sıçramış ileri derecedeki yumurtalık kanserini açığa çıkardı. Bu rahatsızlıktan kurtulma şansı ise yok denecek kadar azdı.

Amstrong, mümkün en aşırı kemoterapiyi uygulama riskini aldı ve ilaçların etkisiz kaldığı kanserli bölgeler için bıçak altına yattı. Teşhisin üzerinden beş ay geçtikten sonra, tutkuyla bağlandığı bisiklet sporuna âheste bir dönüş yaptı. Bilâhare, bisiklet dünyasının en prestijli yarışı "Fransa Turunu" zaferle bitirerek yüzyılın spor tarihine damgasını vurdu.

***

Kahramanlık, bir bireyin toplum içinde ulaşabileceği en saygıdeğer pozisyondur. Sıkıntılı anlar yaşayan kişiler, yardım için kahramanlardan medet umarlar. Çünkü kahramanlar; cesaretleri, kabiliyetleri ve gözünü budaktan sakınmayan tarzlarıyla tarif ediliriler. Ve mutlaka, onların hayatından alınacak dersler vardır.

Hele bir idol, bir diğerinin yaşamından hisse alıyorsa, olay katmerli hale gelir. Aynen Alonzo Mourning'in, böbrek yetmezliğiyle cebelleşirken Armstrong'un hikayesinden ilham aldığı gibi.

Mourning diyor ki: "Sahalara geri dönüşümde, sadece ailem ve arkadaşlarım bana bu kitaptan daha çok yardımcı oldu. Benden epeyce daha talihsiz bulgularla mücadele edip üstesinden gelen bir sporcunun tecrübelerinden pek fazla etkilendim."

Gerçek kahramanlara ya da en azından abartılmış yüreklilik hikayelerine her zamankinden ziyadesiyle ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, fazla uzakları kolaçan etmeye gerek yok.

Japonların dediği gibi: "Örnek, öğütten iyidir."

İşte Alonzo Mourning ve kahramanı Lance Armstrong.

Her iki adamın sürdükleri ömür, tüm moral motivasyonu ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte.

Hazır önümüzde güzel bir örnek varken; daha iyi görmek için, deneyim gözlüğünden faydalanalım.


atazs@superonline.com