|
|
Selim ATAZ
(19
Aralık 2001, Çarşamba)
ZO...
Profesyonel sporcuların başına gelebilecek en endişe verici durumla
yüzleşmişti. Geçirdiği böbrek rahatsızlığının usanç verici bir dönemiydi.
Doktorlar, en az 10 ay diyaliz makinesine bağlı kalması gerektiğini
söylüyorlardı.
Hastalığa karşı giriştiği eziyetli meydan muharebesinde yenen taraf
olabilmek için takviye kuvvetlere gereksinim duyuyordu. Artık yaşamı
üzerine belirlediği hedefler zorunlu revizyona uğramıştı. Bundan
böyle ana gayesi, dünyanın en çetin spor arenası NBA liginde oynamak
ve başarılı olmak değildi... Tüm dikkatini tek bir davaya odaklamıştı:
Sağlığına kavuşmak ve normal bir insan gibi hayatını sürdürebilmek.
İşte tam bu kasvetli demlerde, bir paket ulaştı eline... Arkadaşlarından
biri, ihtiyaç duyulan moral gücü için, bisiklet efsanesi Lance Armstrong'un,
vücudunda dal budak sarmış kanser illetini altedip gönül verdiği
spora ve hayata dönüş hikayesini anlattığı "It's Not About
the Bike: My Journey Back to Life" kitabını yollamıştı ona.
***
Sıradan bir gezinti öyküsü değil Armstrong'unki... Anlatılan büyülü
yolculuk; her bakımdan yaralanmış
bir ademoğlunun, kanser belâsını "özel bir uyanış çağrısı"
olarak algılayıp; sağlıklı olmanın, ailenin, arkadaşların ve evliliğin
kutsallığını ön plana çıkartarak uyguladığı fiziksel, duygusal ve
ruhsal tedavinin detayları ile dopdolu. Yani Miami Heat takımının
şöhretli pivotu Alonzo Mourning'in o günkü nâhoş koşulları ile örtüşen,
onu ışığa doğru yönlendirebilecek bir otobiyografi.
1996'da, henüz 24 yaşındayken dünya bisikletçileri sıralamasında
zirvedeydi Lance Armstrong. Fakat aynı yılın Ekim ayında "Bisiklet
Sporunun Altın Çocuğu", bedenine ve ruhuna işkence eden ağrılarla
soluğu hastanede aldı. Yapılan testler, beynine ve ciğerlerine sıçramış
ileri derecedeki yumurtalık kanserini açığa çıkardı. Bu rahatsızlıktan
kurtulma şansı ise yok denecek kadar azdı.
Amstrong, mümkün en aşırı kemoterapiyi uygulama riskini aldı ve
ilaçların etkisiz kaldığı kanserli bölgeler için bıçak altına yattı.
Teşhisin üzerinden beş ay geçtikten sonra, tutkuyla bağlandığı bisiklet
sporuna âheste bir dönüş yaptı. Bilâhare, bisiklet dünyasının en
prestijli yarışı "Fransa Turunu" zaferle bitirerek yüzyılın
spor tarihine damgasını vurdu.
***
Kahramanlık, bir bireyin toplum içinde ulaşabileceği en saygıdeğer
pozisyondur. Sıkıntılı anlar yaşayan kişiler, yardım için kahramanlardan
medet umarlar. Çünkü kahramanlar; cesaretleri, kabiliyetleri ve
gözünü budaktan sakınmayan tarzlarıyla tarif ediliriler. Ve mutlaka,
onların hayatından alınacak dersler vardır.
Hele bir idol, bir diğerinin yaşamından hisse alıyorsa, olay katmerli
hale gelir. Aynen Alonzo Mourning'in, böbrek yetmezliğiyle cebelleşirken
Armstrong'un hikayesinden ilham aldığı gibi.
Mourning diyor ki: "Sahalara geri dönüşümde, sadece ailem ve
arkadaşlarım bana bu kitaptan daha çok yardımcı oldu. Benden epeyce
daha talihsiz bulgularla mücadele edip üstesinden gelen bir sporcunun
tecrübelerinden pek fazla etkilendim."
Gerçek kahramanlara ya da en azından abartılmış yüreklilik hikayelerine
her zamankinden ziyadesiyle ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, fazla
uzakları kolaçan etmeye gerek yok.
Japonların dediği gibi: "Örnek, öğütten iyidir."
İşte Alonzo Mourning ve kahramanı Lance Armstrong.
Her iki adamın sürdükleri ömür, tüm moral motivasyonu ihtiyaçlarını
karşılayacak nitelikte.
Hazır önümüzde güzel bir örnek varken; daha iyi görmek için, deneyim
gözlüğünden faydalanalım.
atazs@superonline.com
|