efvan

NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ



O DEDİ, BU KODU!

KNICKS TARİHİNDEN

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı...

TRANSITION
NBA'dan kısa kısa...


TÖRKİŞBASKETBOL

YUROBASKET


COURTSIDE

Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.







MONZA'DA HEYECAN YOK...

Bizimkinin sezonu erken bitirmesinden dolayı artık bu sezonki yarışlardan fazla bir tat alamamaya başladık. Zaten Schumi bu yarışa asılmadı, bizi bayılttı. Schumi artık Barrichello'nun ikinci olması için çalışıyor. Görüldüğü gibi Schumi gerekirse kendini takım arkadaşının daha iyi yerlere gelmesi için kendi başarısını feda edebiliyor. Şimdi diyeceksiniz ki "Sanki Barrichello'ya yol verdi". Valla gerekirse vereceğinden şüpheniz olmasın.
Gelelim Montoya'nın sonunda istediği galibiyete ulaştığı Monza Grand Prix'sine.

Sıralama turları...

Monza'daki sıralama turları başlamadan, BMW-Williams takımının karakterine çok uyduğundan, JPM ile Ralf'in ilk iki sırada olacağını düşünüyordum. Fakat Ferrariler beni şaşırtarak Montoya'nın arkasından ikinci ve üçüncü sırada yer aldılar. Hem de Barrichello bu sezon ilk defa Schumi'yi geride bıraktı.
Bu sezon sonu F1'e ara vereceğini açıklayan Hakkinen sıralama turlarında kaza yaptı ve 7. sırada kaldı. Ben Hakkinen'in F1 kariyerinde son yarışlarına katıldığını düşünüyorum, bence dönmeyecek. Çünkü uçan Finli onu unutturacak gibime geliyor. Bakalım, hayırlısı.
Bu yarışta Yoong ilk defa Minardi ile yarışırken, Çek Enge de Burti'nin yerini almıştı. Amerika'da yaşanan terörist saldırıyı protesto etmek amacıyla Cuma günkü antremanlar öncesinde saygı duruşunda bulunuldu. Ayrıca Ferrari takımı da büyük bir jest yaparak Monza'da araçlarında hiçbir reklam olmadan yarıştı ve ön kanatlarını siyaha boyadı. Bu arada, Schumi'nin bir dahaki yarış olan Amerika Grand Prix'sine gitmeyeceğine dair dedikodular var, olay netleştikçe size bilgi vermeye devam edeceğiz.

Gelelim yarışa...

Start öncesinde Heidfeld formasyon turundan önce kalkamayınca, yarışa son sıradan başlamaya hak kazandı! Start verilince Ralf abisini altetmeyi başardı fakat bu sevinci uzun sürmedi çünkü ikinci virajda Michael tekrar üçüncülüğe oturdu. Sekizinci turda Coulthard, motoru iflas edince yarış dışı kaldı. Bir tur sonra da Barrichello, Montoya'yı geçerek liderliğe oturdu ve farkı açmaya başladı.
Barrichello'nun Schumi'den hızlı olduğu gözle görülüyordu. Tek pit stop için uygun bir pist olan Monza'da Ferrari'ler erken pit stop yaparak iki pit-stop yapılacağının sinyallerini veriyorlardı. Ama Barrichello ilk pit-stop sırasında benzin pompasındaki sorun yüzünden belki de yarışı kazanma şansını yitiriyordu. Kaybettiği 5 saniye ona pahalıya mal olacaktı.
21. turda da Hakkinen yarış dışı kalınca, McLarenciler evlerine dönmek için hazırlıklara başladılar. Otomobiller pit-stopları tamamlayınca, Williamslar ilk iki sırada, Ferrariler ise hemen arkadaydılar. Fakat Barrichello, Ralf üzerindeki baskısını iyice hissettirmeye başlamıştı. Ve içten alarak Ralf'i geride bıraktı fakat Ralf şikanı pas geçerek tekrar Barrichello'nun önüne geçti. Ama kurallar gereği Barrichello'ya yol vererek üçüncü sıraya düştü.
Yarışın sonunda Barrichello, Montoya'ya çok yaklaşmasına rağmen pitte kaybettiği zamanın faturasını ödeyip ikincilikle yetindi. Schumi ise bu sezon ilk defa, bitirdiği bir yarış sonrası podyumda değildi. Ve Montoya bu sezon çok yaklaştığı fakat yakalayamadığı zafere sonunda ulaşmıştı.

McLaren terliyor!

İkincilikte rahat gibi gözüken Coulthard'ın yarış dışı kalmasıyla ve Barrichello'nun 6 puan almasıyla, McLaren takımı yine zor günler yaşıyor. Coulthard'ın 57 puanına karşılık, Barrichello'nun 54, Ralf'in de 48 puanı bulunuyor.
Takımlar şampiyonasında da manzara bundan farklı değil. Bu yarışta 14 puan alan Williams, puanını 71'e çıkarırdı. McLaren'in 81 puanı bulunuyor. Son iki yarışta neler olacak göreceğiz.
Bu hesaplamalarda Schumi'nin ve Ferrari'nin adı geçmediği için tüm F1'cilerden özür dileriz. Seneye valla en azından Amerika'ya kadar sezonu bitirmeyeceğiz. Böyle işin zevki kaçıyor, seyredilebilirliği düşüyor.

Bir sıkıcı yarışın daha sonuna gelirken, Amerika'da görüşmek üzere iyi günler diliyorum.

alim.karasu@webkartallari.com



Rekora sevinemedik

(3 Eylül 2001, Pazartesi)

Sonunda Schumi bekleneni gerçekleştirdi ve Alain Prost'un 51 yarışlık kazanma rekorunu kırdı. Ama ne kendisi, ne de biz o kadar sevinçliydik çünkü Brezilyalı pilot Luciano Burti yarışın 4. turunda inanılmaz bir kaza geçirerek hastaneye kaldırıldı.
Bu yazıyı yazmak için Pazartesi sabahını bekledim, Burti'nin son durumunu öğrenebilmek için... Çok şükür hayati bir tehlikesi yok, kaza esnasında beyin sarsıntısı geçirdiğinden müşaade altında tutuluyor. Bu haber hepimizin yüreğine bir nebze de olsa su serpti. Çünkü TV'de kazayı görünce Burti'nin öldüğünü düşündüm. Yaklaşık 250-300 km/h hızla bariyerlere çarpan bir aracın içinde olmak istemezdim. Şimdi kazalar ve ilginçliklerle dolu Belçika Grand Prix'ine gözatalım.

Sıralama turları...

Cumartesi günü sıralama turları başladığında yağmur yağıyordu. Takımlar yağmurun durmasını beklerken, Minardi, Arrows gibi takımlar yağmur lastikleriyle tur atmaya başlamışlardı bile. Daha sonra tüm pilotlar pistteki ilk turlarını tamamladıklarında, beklendiği gibi yağmur ustası Schumi liderdi. Fakat sıralama turlarının sonlarına doğru yağmurun kesilmesi ve yarış çizgisinin kuruması nedeniyle pilotlar son 5 dakikada kuru hava lastikleri ile piste çıkıp birbiri ardına daha iyi zamanlara imza atmaya başladılar.
SPA zaten hızlı bir pist olduğundan, avantajlı durumda olan BMW-Williamslar ilk iki sırayı alırken, Montoya da kariyerinin ikinci pole pozisyonunu kazanıyordu. Schumi 3. olurken, süpriz bir isim, Prost'un yeni pilotu Frentzen 4. sırayı alıyordu. Sanıyorum bu hareket bile Frentzen'in artık yaşlanan Alesi'den daha iyi bir pilot olduğunun göstergesiydi. McLarenler yine hayal kırıklığı yaratarak 7. ve 9. ceplerden start alacaklardı. %107'lik hız barajını geçemeyen Minardi ve Arrows takımları da hakemler kurulu kararıyla sonradan yarışa dahil edildiler.

Mekanik sorunlar...

Yarış günü de yağmur beklenmesine rağmen start anında henüz pist kuruydu. Bu da Williamsların istediği bir olaydı. Her neyse, Belçika'daki aksilikler serisi ilk startta, start verilmeden Frentzen'in ellerini kaldırarak otomobilinin çalışmadığını işaret etmesi ile başladı. Böylece Frentzen 4. sıradaki avantajını kaybederek son sıraya düştü. Tekrar bir formasyon turu atılacakken, bu kez aynı bela ilk sıradaki Montoya'nın başına çattı. Onun da aracı çalıştırılıp son sıradaki yerini aldıktan sonra bu kez yarış başladı.

Fisichella sürprizi ve kaza

Startta 8. cepten ama 6. sıradan start alan Renault pilotu Giancarlo Fisicihella, inanılmaz bir atakla üçüncü sıraya yükseldi. Bu arada ikinci virajda önündeki kardeşini geçen bizim Michael, liderliğe yükselirken benim hiç beklemediğim biçimde farkı açmaya başladı. Fakat yarışın 4. turunda önündeki eski takım arkadaşı Irvine'ı geçmeye çalışan Luciano Burti, ön kanadı kopunca inanılmaz bir hızla lastik bariyerlere çarptı. Bu olaydan sonra piste safety car girdi fakat durumun ciddiyeti anlaşılınca yarış ikinci kez durduruldu. Kazadan sonra hemen hemen herkes Burti'nin durumunu merak ediyordu. Burti dakikalar süren uğraştan sonra araçtan çıkartılıp sedyeye konduğunda, yaşadığına dair ilk haberler gelmişti. Bu haber diğer pilotları az da olsa rahatlamıştı.

BMW-Williams pilotlarının çilesi

Bu sene startta fazla problem yaşamayan Williamslar, bu yarışta tam anlamıyla çöktü. Çünkü bu sefer de formasyon turundan önce ikinci sıradaki Ralf'ın aracı çalışmayınca, o da son sıraya düştü. Böylece Schumi iyice rahatladı. Nihayet verilebilen starttan sonra Schumi yarışın sonuna kadar liderliği kimseye kaptırmadı. İlk pit stoplar sonunda 3. sırada bulunan Barrichello, Coulthard'a geçilerek 4'üncülüğe düştü. Bu olaydan birkaç tur sonrada ön kanadını kıran Barrichello, bir kez daha pite girince oldukça zaman kaybetti. Fisichella'yı çok zorlayan DC, sonunda geçmeyi başararak yarışı 2. sırada bitirdi. Yarış boyunca hiç lastik değiştirmeyen -hatta sanıyorum yarışa da kullanılmış lastiklerle başlamıştı- Fisichella, podyuma çıkarak büyük bir başarıya imza attı. Hakinnen 4, Barrichello 5. sırada yer alırken, Alesi ise Jordan takımı ile ilk puanını kazanıyordu. Ralf son sıradan başladığı yarışta 7'inciliğe çıkmasına rağmen daha öteye gidemeyince, Williams bu yarışı puan almadan tamamladı.

Bize rekor dayanmaz...

Herkesin dilinde sakız olan Alain Prost'un rekorunu kıran Schumi, şimdi gözünü yeni rekorlara dikti. İlk önce Nigel Mansell ile paylaştığı "bir sezonda 9 yarış kazanma" rekorunu kırmayı düşünen Schumi'nin, sezonun bitimine 3 yarış kala, 8 zaferi bulunuyor.
İkinci olarak yine Alain Prost'a ait olan "en çok puana sahip olma" rekoru da tarihe karışabilir. Prost'un 798.5 puanına karşın Schumi şu anda 782 puana sahip. Sanıyorum bu rekor da bu sezon tarihe gömülecek. Ayrıca Prost'un bu sayıya 202, Schumi'nin ise 159 yarışta ulaştığını söylemekte fayda var.
Evet sevgili F 1'ciler, üzücü bir haftayı daha geride bırakırken Burti'ye tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa zamanda tekrar kendisini pistlerde görmek istiyoruz.
15 gün sonra İtalya'da buluşmak üzere.

Not: Bizim 12 deve adamın İspanya maçındaki son çeyrekte, kendimi Portlandlı gibi hissettim! Allah'tan sonumuz benzemedi, zor da olsa yırttık.

alim.karasu@webkartallari.com



ŞAAAAAAAAMPİİİYOOON...

(20 Ağustos 2001, Pazartesi)

Evet sevgili F1'ciler, bir sezonun daha sonuna geldik. Hem sürücülerde, hem de markalarda şampiyonun bu kadar erken belli olması pek sık rastlanmayan bir olay. Fakat işin ucunda Schumi ve Ferrari olunca bu mümkün olabiliyor. Bize de bu mutluluğu doyasıya yaşamak düşüyor.

Sıralama turları...

Beklenen son daha Cumartesi gününden itibaren göz kırpmaya başlamıştı. F1 takviminin en zor 2. pisti (Monaco'dan sonra) olan Macaristan-Hungaroring 'de sıralama turlarında Schumi'nin şampiyonadaki rakibi DC'yi 0.8 sn. gibi bir farkla geride bırakması, Pazar günkü yarışın ne kadar kolay geçeceğini gösteriyordu. Barrichello da üçüncü cepten start alacaktı. Williamslar ise yine yavaş bir pist olan Hungaroring'de nal topladılar. Ralf dördüncü, Montoya ise sekizinci sıradan start almaya hak kazandılar. Bu Williamsları salacaksın çayıra, dümdüz gidecekler :)

Haydaa, Barrichello'ya bak!

Start verildiğinde gözlerime inanmadım. Önce erken start yaptığını düşündüm bizim Barrichello'nun ama sonra tekrar gösterimde inandım startta Coulthard'ı geçtiğine. Böylece yarış Schumi için biraz daha rahat geçti. Coulthard, Schumi ile çekişmeyi beklerken, yarış boyunca Barrichello ile uğraştı durdu. İlk pit-stop'ta geçtiği Brezilyalıya ikinci pit-stoplar sonunda boyun eğdi. Böylece bir kez daha duble yapan Ferrari de markalar şampiyonluğunu kazanmış oldu.

Söylenecek birşey yok...

-- Yarış hakkında fazla kayda değer birşey yoktu. Ama Hakkinen'in ikinci pit-stop'ta az benzin alıp yarışın sonunda bir kez daha pite girerek benzin alması beni çok güldürdü. McLaren'in daha beter olması dileklerimle.
-- Sauberler yine göz doldurdular. Heidfeld altıncı olarak yine bir puanı almayı başardı. Uçan Fin Raikkonen de yedinci sırayı aldı.
-- Yeni takımıyla ilk kez yarışan Alesi, takım arkadaşı Trulli'ye göre çok kötü bir görüntü çizdi fakat takımında finiş görebilen tek pilottu. Sanıyorum zamanla açılacaktır.
-- Neredeyse hiç kaza olmamasına rağmen sadece 12 pilot yarışı bitirebildi.

Efsane oldun, tarih yazdın Schumi

Evet, ağzımızda sakız ettiğimiz Prost'un 51 yarışlık rekorunu Schumi nihayet yakalamayı başardı. Artık sırada kırmak var, sanıyorum o da bu sezon içinde gerçekleşecek. Yarıştan sonra podyumdaki görüntü müthişti. Geçen senenin aksine kırmızı peruk takmayan takım direktörü Jean Todt, sanki iki öz evladını bağrına basarcasına Schumi ve Barrichello'yu kolunun altına almış öpüp kokluyordu (yanda), gözlerim yaşardı vallahi, ağlamamak için kendimi zor tuttum :)

Seneye neler olacak...

Acısıyla tatlısıyla bizim için bir sezon sona erdi, gerisini Williamslar ile uğraşacak McLaren ve McLaren'ciler düşünsün artık. Bizim altımız kuru, keyfimiz yerinde. Ama seneye Williams bizim için büyük tehdit oluşturacak.
Efsane Schumi'nin önünde saygıyla eğilerek huzurlarınızdan ayrılırken, tüm formulacılara sevgi saygı sunuyorum efendim.

alim.karasu@webkartallari.com

Not
: Şu Mason'ı alsak da ben de birşeyler karalasam...

Nota not: Biladerim sen Mason'ı ne mazeret yapıyorsun? Bak yazan yazıyor, bunun fikstür yorumu var, season preview'ı var, grup ve konferans rakipleriyle kıyaslanması var, var oğlu var. Yani yazmak istedikten sonra, konu bulmak zor değil. Eheh! Yaa... - batuğ



Olağandışı bir Pazar...

(30 Temmuz 2001, Pazartesi)

Sevgili Efvancılar, öncelikle köşemizi bizimle paylaşmaya başlayan Emre Yalçın'a hoşgeldin diyoruz ve çok ilginç geçen Almanya-Hockenheim Grand Prix'sinin incelmesine geçiyoruz.

Sıralama turları...

Sıralama turlarında BMW-Williamsların Silverstone'daki kadar kötü olmayacağını tahmin etmiştim. Çünkü pist gerçekten çok hızlıydı ve bu BMW'ler için büyük avantajdı. Fakat iki Williams'ın grid'in ilk sırasından start alacağını hiç tahmin etmiyordum. Hatta Ralf ve JPM, olayı abartarak 1 saniyeye yakın fark attılar en yakın rakipleri olan Hakkinen'e.
İlk olarak Silverstone'da sıralama turlarında kullandıkları yeni 840 beygirlik motoru ilk defa bu yarışta kullanacak olan Ferrari ise bekleneni veremedi. Schumi dördüncü, Barrichello da altıncı sıradan start alacaklardı.
Coulthard ise şampiyonadaki rakibinin arkasında, beşinci cepten kalkacaktı. (Bu arada Williamsların motorlarının 865, McLarenlerin ise 810 beygir olduğuda söyleyeyim, Williamsların düzlüklerdeki performansının en büyük nedeni işte bu fark.)

Uçtu uçtu, Burti uçtu!

Start verildiğinde herşey normal gibi gözüküyordu ama tahminimce vites kutusunda problem olan Schumi'ciğim aniden yavaşladı. Arkasından gelen pilotlarsa güç bela Schumi'nin yanından geçiyorlardı. Ama önü bir anda açılan Prost pilotu Luciano Burti, inanılmaz bir hızla Schumi'ye arkadan bindirdi. Tam anlamıyla dağılan Prost'un parçaları un ufak olurken, inanılmaz iki takladan sonra pist dışına uçtu. Kazadan hemen sonra aracından fırlayan Schumi, Burti'ye doğru koşarak arkadaşının durumuna baktı. Bu esnada iki pilot arasında gerçekten çok sportmence görüntüler vardı. (Schumi'ye laf edenler utansın!)
Tabii bu kazadan hemen sonra safety car piste girdi ve bir tur sonra da yarış durduruldu. Ballı Schumi, yarış baştan başladığı için yeniden start alabilecekti. Hemen yedek aracına koşarak piste döndü, aynı şekilde ölümden dönen Burti'de yeni aracıyla cebindeki yerini aldı.

Tekrar start...

Yaklaşık 25 dakikalık bir aradan sonra verilen start ile yarış başladı. Bu sefer ikinci viraja kadar herşey normaldi... Jim Clark adı verilen viraja girilirken McLaren ve Ferrariler yan yana gelmiş, büyük bir mücadele yaşıyorlardı. Bu virajda Schumi Hakkinen'i geride bırakırken, bir tur sonra da Barrichello, önce Coulthard'ı, sonra da Hakkinen'i geçiyordu.
Artık iki pit-stop yapacağını adeta bağıran Barrichello, Schumi'yi de geçerek üçüncü sıraya kadar yükseldi.
Williamslardan bahsetmiyorum, zira onlar önde uçarcasına gidiyorlardı fakat Montoya da Ralf'le arasındaki farkı git gide açmaya başlamıştı.
Tek pit-stop stratejisi ile yarışmayı tercih eden McLarenler, bence hata etti. Zaten arkada yarışa başlamışlardı, az yakıt ile hızlı giderek rakiplerini geçmeyi tercih etmek yerine, tek pit-stop'la sonuca gitmeye çalıştılar fakat başarılı olamadılar. Bu arada zaten Hakkinen daha pite giremeden motor arızası sebebiyle yarış dışı kaldı.

Pit-stop kabusu...

Yine iki pit-stop stratejisini uygulayan Williamslarda, önce pite Montoya girdi ama zor çıktı! Benzin pompasında yaşanan sorun nedeniyle yaklaşık 20 saniye kaybeden Montoya 4. sıradan piste geri döndüğünde liderliği Ralf almıştı.
İki tur sonra pite giren Schumi, çıkar çıkmaz mekanik bir sorun nedeniyle sağa çekerek yarış dışı kalıyordu. Fakat işe bakın ki, ilk startta Schumi'ye çarparak bir bakıma Schumi'nin yarışa tekrar dönmesini sağlayan Burti de aynı turda yarış dışı kalıyordu. Anlaşılan Almanya'da kaderleri ortaktı.
Bu olaydan hemen bir tur sonra bu sefer Montoya'yı sağa çekmiş gördük... Yine bir motor arızası ve JPM. Bu sene birlikte görmeye alıştık bu ikiliyi.

Süpriz podyum...

Tabii bu arızalardan sonra üçüncülüğe çıkan Coulthard bize hafif bir panik yaşatsa da, yine aynı şekilde pitten çıkar çıkmaz bir motor arızasıyla yarış dışı kalınca yüreğimize su serpildi. Böylece rahatlayan Ralf, açık ara liderliğini finişe kadar sürdürdü ve bu sezonki üçüncü galibiyetini kazandı.
Bu arada ikinci kez pite giren Barrichello'nun da benzin pompasında sorun çıktı.
Çok atraksiyonlu ve ilginç bir hafta sonuydu. E böyle bir yarışta da podyuma Villeneuve yakıştı hani.
Bu arada dördüncü ve beşinci sırayı alan Benettonlar, beş puan birden kazanarak büyük başarıya imza attılar. Emektar Alesi ise yine puan alarak hem bizi, hem kendisini mutlu etti. Tebriker usta...

Tatil zamanı...

Şimdi Macaristan'a kadar üç haftalık bir ara var. Tatil, pilotların da hakkı değil mi?
Son beş yarışa girerken artık Coulthard "hala umudum var" derse çakacağım ağzına iki tane.
Bu arada Barrichello'dan gelen 6 puanla Ferrari de aradaki farkı 58 puana çıkartı (yuh!)
McLaren, artık yetişme hesapları yapacağına, 10 puan arkasındaki BMW'yi nasıl yerinde tutacağını düşünsün.

Haberler...

-- Jordan'dan kovulan Frentzen, Formula'nın yeni takımı Toyota ile anlaştı. Diğer pilot ise Mika Salo. Bu arada Toyota, sporsorluk için Uzakdoğulu elektronik devi Panasonic ile 5 yıllık sözleşme imzaladı. (Yahu bizim Toshiba niye sinek avlıyor anlamadım ama neyse...)
-- Raikkonen için "2003'den itibaren Ferrari'de" diyebiliriz.
-- Rusya, F1 pisti inşaatına başladı. 2003 yılında bitmesi bekleniyor. (Biz hala benzine zam yapıyoruz:)
-- BAR takımı seneye yine Villeneuve-Panis ikilisi ile devam kararı aldı.

Evet Efvan fanatikleri, bir renkli yarışı daha geride bıraktık. Macaristan öncesinde yeni haberlerle görüşmek dileğiyle.

alim.karasu@webkartallari.com





Mika haketti...

(16 Temmuz 2001, Pazartesi)

Sezonun sondan yedinci yarışı olan İngiltere-Silverstone Grand Prix'sini üstüste üçüncü kez McLaren kazandı ama bu sefer, Silverstone'da ilk birinciliğini yaşayan Hakkinen'le... Böylece Hakkinen, bu sezon ilk defa bir yarış kazanarak 14 haftalık suskunluğuna son vermiş oldu. Zaten geçen hafta Schumi'nin burada yarışı kazanmasını beklemediğimi söylemiştim, öyle de oldu. Ama Trulli babanın Coulthard'a çarpmasıyla, bu günümüz de bayrama dönüştü!

Sıralama turları...

Hafif yağmur eşliğinde başlayan sıralama turlarında ilk 20-25 dakika boyunca hiçbir araç piste çıkmadı, pist kurumaya başlayınca ise pilotlar yavaş yavaş er meydanına döküldüler.
Hemen göze çarpan, McLarenlerin performansıydı. Sanki geçen seneki sıralamaları izliyorduk. Mika, David'den daha iyiydi ve ikisi de Schumi'yi zorluyorlardı.
BMW-Williams pilotları ise İngiltere'de hayal kırıklığı yarattı. Geçen ayki yarışlara göre çok tutuktular.
Jordanlar ilk altıda yer bularak istediklerini aldılar...
Ve bir saat sonunda Schumi kariyerindeki 40. pole pozisyonunu kazandı... İkinci cepten Hakkinen, üçüncüden Coulthard, dördüncüden Trulli, beşinciden Frentzen ve altıncıdan da Barrichello start alacaklardı. Montoya sekiz, Ralf da onuncu sıradan yarışa başlamaya hak kazanmışlardı.

Trulli'sin sen, bizim canımız...

Schumi iyi start alarak yerini korudu, hemen arkasında Mika vardı. Bu arada Jarno Trulli kardeşimiz, DC'yi geçmeye çalışırken güzel bir temas ile spin attı ve yarışdışı kaldı, zor toparlanan DC de son sıraya düştü. Bu arada bu önündeki kaza nedeniyle yavaşlayan Frentzen de gerilerde kaldı.
İlk virajda sıralama, Schumi-Hakkinen-Montoya-Barrichello-Ralf şeklindeydi.
İlk turdan itibaren Hakkinen, Schumi'nin ensesine yapışarak onu zorlamaya başladı. Schumi'nin bu kadar yavaş olması, tek pit-stop yapacağının göstergesiydi. Bence Ferrari'nin taktiği, Hakkinen'i olabildiğince arkada tutup tek pit-stop yaparak yarışı kazanmaktı. Yarışın üçüncü turunda, son sıradaki Coulthard, kazada hasar gören arabasının azizliğine uğrayarak spin attı ve yarışdışı kaldı. Böylece rahatlayan Schumi, bu olayın rehavetiyle midir bilinmez, beşinci turda Hakkinen'e geçildi.
Zaten bundan sonra Hakkinen resmen uçtu. Adam her tur başına nerdeyse 2-3 saniye farkı açtı ve gözden kayboldu. Yine aheste aheste giden Schumi, 18. turda bu sefer de Montoya'ya geçilerek üçüncülüğe düştü.
Daha sonra, Allah'tan tek pit stop yaptığı için tekrar ikinciliğe çıkan Schumi, en yakın rakibinin yarış dışı kalmasıyla, sezonun bitimine altı yarış kala farkı 37 puana çıkardı. Sanıyorum artık David de pes etmiştir.
Bu arada puan almaya çok yakınken yarış dışı kalan Ralf ise araçtaki sorunun motordan mı, yoksa vites kutusundan mı olduğunu anlamadığını, sadece içerden garip sesler geldiğini söyledi.
Hakkinen ise ilk galibiyetini, podyumda iki Ferrari pilotunun arasında doyasıya kutladı.

Yarıştan notlar...

-- Ferrari motoru kullanan Sauber'in iki pilotu da yarıştan puan almayı başardı. En büyük hayalinin Ferrari takımında yarışmak olduğunu söyleyen Raikkonen beşinci, Heidfeld ise altıncı olarak büyük başarı kazandılar.
-- Minardi pilotu Marques sıralama turlarındaki %107'lik hız barajını geçemeyince yarışa katılmaya hak kazanamadı.
-- Schumi, Silverstone'da ilk kez pole pozisyonda yer aldı.
-- Yarışın en ilginç anı, Alonso'nun otomobili virajı alırken, sol ön tekerleğinin dönmeyi reddetmesiydi! Böylece Alonso, pit alanına kadar üç tekerlek ile gitmek zorunda kaldı.

Ya bundan sonrası...

Evet yine turistik amaçlı geziler devam ediyor, her yerde şampiyonlar belli, klasman mücadelesi sürüyor. Sıradaki yarış olan Almanya Grand Prix'sinde, bir aksilik olmazsa Schumi'nin Alain Prost'un rekorunu egale edeceğini düşünüyorum. İnşallah yanılmayız.
Bir F1 haftasını daha geride bırakırken tüm formulacılara sevgiler sunarım efem.

Not: Milwaukee sokaklarında yaprak bilem kıpırdamadığından, e doğal olarak Ray Allen'ın da hangi tatil köyüne gittiğini yazamayacağımızdan, 6th Man'deki Bucks yazılarına bir süredir ara verdik. Kayda değer bir dedikodu olduğu takdirde hemen patlatırız yazımızı, içiniz ferah olsun.

alim.karasu@webkartallari.com





Schumi cila çekti, Hakkinen "İyi ki üç kardeş değiller" dedi

(2 Temmuz 2001, Pazartesi)

Geçen haftaki yarıştan sonra ne demiştik:
"Bu iş burada bitti, Fransa'da da cila çekilecek!"
Haklı çıktık ve Schumi şampiyonluğunu unoffical olarak ilan etti.Yine kendisini en çok zorlayan kardeşi oldu, podyumda da kardeşi ve takım arkadaşı ile çok mutlu gözüküyordu.
Şimdi yarışın geneline bir gözatalım.

Sıralama turları...

Sıralama turları Ferrari'nin beklediği gibi geçmedi, Williams'ın doğru lastik seçimi ve iyi performansıyla Ralf, ağabeyini saniyenin yüzde gibi gibi küçük bir farkla geçerek Fransa-Magny Cours pistindeki yarışta pole position'ı elde etti. Bu sefer üzerlerindeki şanssızlığı atmış görünen McLarenlar 3. ve 4.sıraları aldılar. Trulli beş, Montoya altı, Frentzen yedi ve diğer Ferrari pilotu Barrichello ise sekizinci sırada yarışa başlamaya hak kazandılar.

Aman Hakkinen, yandım Hakkinen!

Oldukça güneşli bir havada yapılacak yarış öncesinde, tüm pilotlar grid'deki yerlerini aldığında herşey normal gözüküyordu, ta ki "formation lap" başlayana kadar.
Dördüncü cepten start alan Hakkinen yine çekiş kontrol sisteminin azizliğine uğrayarak motorunu çalıştıramamıştı. Hemen pit'e çekilen arabada McLaren teknikerleri son uğraşlarını verirken, Mika Hakkinen kaskını çoktan çıkartmış, yarışa başlamadan bitirmenin hüznünü yaşıyordu.

Ve start...

Start verilir verilmez üçüncü sıradaki David Coulthard, Michael Schumacher'i sıkıştırmış, hatta burun farkıyla da öne geçmişti. Fakat tecrübeli Schumi ilk virajda içerden dönmenin avantajıyla, ikinci sırayı şampiyonadaki en büyük rakibine bırakmamış oldu. Her zaman "kötü start alıyor" diye eleştirdiğimiz Barrichello ise startta Frentzen'i, starttan hemen sonrada Trulli'yi geçerek bizi utandırıyordu. Barrichello'nun gelecek sezon için de Ferrari'de kalacağını parantez içinde belirtelim.

Yine yarışın kaderini ilk pit-stop belirledi

İlk pit-stop'a kadar sıralama değişmemişti. İlk üç pilot arasındaki farklar 3 sn. civarında seyrediyordu. 24, 25 ve 26. turlarda sırasıyla Ralf, Michael ve DC pite girdiler.
Kanada'da pit-stop stratejisi ile yarışı kaybeden Ferrari, Almanya'dan sonra Fransa'da da pit-stoplar ile başarıya ulaşıyordu. Üç pilot tekrar yarışa döndüklerinde Schumi kardeşinin 5 sn. kadar önündeydi. Pit bölgesindeki hız limitini bilgisayar yardımı olmasına rağmen aşmayı başaran(!) DC,10 saniye cezası alınca gerilere düştü. Michael de Ralf ile arasındaki farkı her tur arttırarak birinci sıradaki yerini korudu.
Tüm pilotların aksine "üç pit-stop" taktiği ile yarışan Barrichello için bu tam bir zafer olmuş, üçüncü pit-stop sonrası sekizinci sırada başladığı yarışta üçüncü sıraya yükselmişti. Son 15 turda DC'nin ataklarına başarıyla karşılık vererek kürsüye çıkma başarısını da göstermişti.

Göze çarpanlar...

-- Sauber Petronasların başarısı bu yarışta da sürdü. Heidfeld bir puan almayı başarırken, Raikkonen de yedinci sırayı aldı. Bu puanla Heidfeld, pilotlar şampiyonasında 6. sıraya yükseldi.
-- Alesi'nin yarış bittikten sonra kendi seyiricilerine yaptığı şov gerçekten görülmeye değerdi.
-- Henüz puan kazanamayan tek takım olan Minardi, bu sezon ilk defa iki pilotuyla birden finiş gördü fakat yine puan alamadı.

Gerisi formalite...

Bu yarıştan kazandığı 10 puanla Coulthard'ın tam 31 puan önüne geçen Schumi, son 7 yarışa girilirken şampiyonluğu kazanmıştır. Vatana, millete hayırlı olsun.
Takımlarda ise durum daha vahim: 108 puanlı Ferrari'nin en yakın takipçisi, 56 puanla McLaren.Yani orda da sonuç belli. Sezonun gerisi, "turistik amaçlı geziler" şeklinde geçecek!
Bu arada, 50. yarışını kazanan Schumi, bir yarış daha kazanırsa, "en çok yarış kazanan pilot" olan Alain Prost'u yakalayacak. Ama bu, önümüzdeki yarış olan İngiltere-Silverstone'da olmayabilir... Schumi bunu kendi evi olan Almanya'ya bırakır gibime geliyor. Bakalım, hayırlısı. İnşallah yanılırız da Silverstone'dan da zaferle ayrılan bizimki olur.
Haftaya Silverstone öncesi dedikodular ve haberlerle tekrar beraber olacağız.
Yazımızı Hakkinen'in bir sözüyle bitirelim: "İyi ki üç kardeş değiller!"

alim.karasu@webkartallari.com




Beklenen oldu... Schumi işi bitirdi!

(25 Haziran 2001, Pazartesi)

Evet sevgili Formula fanatikleri, Avrupa Grand Prix'sini de beklendiği gibi usta Alman pilot Michael Schumacher kazandı. Schumi böylece F1'de, 51 galibiyetle "en fazla yarış kazanan pilot" olan Alain Prost'un rekoruna bir adım daha yaklaştı. Eğer iki yarış daha kazanmayı başarabilirse Prost'u yakalayacak olan Schumi'nin bu rekoru daha yukarılara taşımasını beklemek yanlış olmaz.
Şimdi sıcağı sıcağına Almanya'daki yarışa bir göz atalım.

Sıralama turları…

Cumartesi günü yapılan sıralama turlarında Schumacher inanılmaz bir dereceye imza atarak, Nurburgring pistinde 1.15'in altına inen ilk pilot oldu. Sıralama turlarının ilk yarım saatinde Ralf'ın üstünlüğü vardı fakat zamanın bitimine 20 dakika kala piste çıkan Schumi, 1.14.960 gibi bir dereceyle en hızlı süreyi eline geçirdi. Son 2 dakikada ise tüm pilotlar aynı anda piste çıktığından, yoğun trafik altında hiçbir pilot ilk sırayı ele geçiremedi. McLarenler ise yine beklenenin altında bir performans sergilediler.
Sonuçta sıralama 1-M.Schumi, 2-R.Schumi, 3-Montoya, 4-Barrichello, 5-Coulthard, 6-Hakkinen şeklinde oluştu.
Aynı Kanada'daki gibi, iki kardeş start gridinin en ön sırasından start alacaklardı. Ama bu sefer bir fark vardı: Kendi seyircilerinin önündeydiler.
Yarıştan önce yapılan ısınma turlarında Schumi'nin aracı bozulunca, yedek otomobiline yetişebilmesi için sayılı dakikaları vardı çünkü pit alanı kapanmak üzereydi. Bunun üzerine motosikletle pit alanına yetişen Schumi'nin bu görüntüsü, uzun yıllar hafızalardan silinmeyecektir. Her neyse, traşı kısa keselim de yarışa geçelim.

Startta neler oldu?

Startta Schumi için arkasındaki iki BMW-Williams pilotu, gözardı edilemeyecek bir tehditti. Beklenen oldu ve Ralf daha iyi bir start aldı. Fakat usta pilot Schumi, kardeşinin yolunu keserek liderliği kaptırmadı. Sanıyorum yarıştan sonra Ralf bu yüzden abisine sitem etti ama alışması lazım artık böyle şeylere. Montoya 3'üncülüğü kaptırmazken, start özürlü Brezilyalı Barrichello ise tam 3 sıra birden kaybederek 7'nciliğe düştü.
Hiçbir pilotun problem yaşamadığı start sonrasında Schumi farkı açmaya başladı. Fark tur başına ortalama 0.5 saniye açılırken, Ralf lastiklerinin de ısınmasıyla önce farkın açılmasını önledi, sonra da abisinin tamponuna kadar geldi.
Yine Kanada'daki senaryo vardı, Ralf zorluyor fakat geçemiyordu. Fakat Micheal bu sefer çok akıllı bir taktikle kardeşini bekledi.

Yarışın kaderi belli oluyor...

28'inci turda start-finish düzlüğünden önceki son virajı döndükten sonra Micheal, dikiz aynasından 0.3 saniye arkasında bulunan Ralf'ın pit'e yöneldiğini görünce, ani bir kararla hemen işaretini verip onun önünden pite girdi. Pit-stop'u yaklaşık olarak aynı zamanda bitiren iki kardeşten Micheal, piste yine ilk sırada döndü. Fakat Ralf çok acemice bir hata yaptı ve pit bölgesinin çıkışını pistten ayıran beyaz çizgiyi erken geçerek 10 saniye cezası alınca, yarışın kaderi de belli oldu.
Ralf'ın bunu yapması için geçerli bir nedeni de yoktu, çünkü ne soldan bir araç geliyordu, ne de abisini sollayabilirdi.
Bu hatanın Ralf'e çok pahalıya patladığı bir gerçek. Bu hatadan sonra liderliği yarış sonuna kadar kaptırmayan Micheal Schumacher, rahat bir galibiyete daha imza attı.

McLarenler nal topladı, hoşgeldin Williams

Yarışın yarısı geçildiğinde, McLaren pilotlarının tek pit-stop ile yarışı tamamlayacakları, çok geride kalmalarından belliydi. Ama bu strateji de yine işe yaramadı ve ancak Ralf'ın hata yapmasıyla 3. olan David Coulthard'ı podyuma çıkartabilen Mercedes için bir haftasonu daha kötü geçti.
Yavaş yavaş Ferrari'yi zorlama görevini McLaren'den devralan BMW için de işler iyi gidiyor. Yeni motorları ve Michelin lastikleri ile bu sene çok büyük çıkış gerçekleştirdiler. Eğer hesapta olmayan 10 saniye cezası olmasaydı, Ralf ile Montoya 2. ve 3. sıraları alacaklardı ki, bu da gerçekten kendileri ve takım açısından büyük başarı sayılacaktı.
Bu sezon geç açılan Williams gelecek sezon şampiyonluğu alırsa buna şaşırmamak gerekir. Çünkü bunun için yeterli teknolojileri, pilotları ve de yürekleri var.

Yolun sonu görünüyor...

Yarışı evinde kazanmanın sevincini doya doya kutlayan Schumi, DC ile arasındaki farkı 24 puana çıkarttı ve kanımca bu sene de şampiyonluğu almıştır. Bu iş, bu yarışta, Avrupa Grand Prix'sinde bitmiştir. Haftaya yapılacak olan Fransa Grand Prix'sinde ise cila çekilecektir, haberiniz olsun.
Ama Ferrari'nin ve Schumi'nin işi seneye bu kadar kolay olmayacaktır, onu da şimdiden söyleyeyim.

Biraz da dedikodu...

-- Seneye F1'e dahil olacak Toyota takımının resmi başvuruyu Kasım ayının sonunda yapacak olması nedeniyle, diğer takımlar "test yasağı" sebebiyle test sürüşü yapamazken, test sürüşleri yapacak olması Toyota için bir avantaj olarak görülüyor.
-
- Yine seneye, Schumi'nin Benetton takımından eski arkadaşı Jos Verstappen'in Ferrari'de Schumi ile yanyana yarışacağı kulaktan kulağa dolaşıyor. (Hani fena da olmaz, en azından Verstappen start alabiliyor!)
-
- Ralf Schumacher, McLaren'e geçeceği yönündeki dedikodulara son vererek, kendisini 2004 yılına kadar BMW-Williams takımına bağlyan sözleşmeye imza attı. İyi de yaptı!

Haftaya yapılacak olan Fransa Grand Prix'inin hemen ardından, bu yarışın değerlendirmesi ile buluşmak üzere, hoşçakalın.

alim.karasu@webkartallari.com




Avrupa Grand Prix'si öncesinde
oradan, buradan, takımlardan...

(18 Haziran 2001, Pazartesi)

Merhaba Sevgili Formula'cılar, bundan böyle bu sayfalarda da birlikte olacağız. Bu hafta sezonun tam ortasındayken takımların durumlarını ve F1 dünyasından son haberleri paylaşacağız.

Schumi favori, Mika şaşırttı, DC iyi

Sezonun dokuzuncu yarışı olan Avrupa Grand Prix'si öncesi bizim Schumi, sampiyonluğun en büyük adayı. Ama kanımca DC de sezon sonuna kadar Schumi'yi rahat bırakmayacak.
Bu sezonun en büyük şaşkınlığını (hayal kırıklığı demiyorum çünkü çok memnun oldum) soğuk Finli de yaşadım. Formula'da bilinen bir istatistik vardır ki, o da "pilotların çocuk sahibi olduktan sonra eskiye oranla tur zamanlarının daha kötüye gittiği"dir.
Ben de Mika için böyle birşey bekliyordum ama birisi sezon öncesi "Mika bu sezon podyuma ilk kez 8. yarışta çıkacak" dese, herhalde ben bile inanmazdım. Oysa gerek mekanik sorunlar, gerekse çekiş kontrol sisteminin azizliğine uğrayan Mika, biraz da yavaşlayınca, 8 yarışta sadece 8 puan alabildi.
Coultrhard ise aksine, 8 yarışın 7'sinde puan almayı başardı (iki yarışa son sırada başlamasına rağmen.)

Ferrari yine takımlar şampiyonu olur

Ferrari ise yine bildiğimiz gibi, diğerlerine göre daha sağlam araçlar ve kalkış kontrol sisteminde kullandıkları iyi bir yazılımla, bu sene kazalar hariç fazla bir mekanik sorun yaşamadılar. Ama Ferrari, geçen seneki en büyük avantajı olan "pit stop stratejisi"ni bu sene kaybetmiş gibi görünüyor; son 2 yarışta pitte rakiplerine geçilen Ferrari'nin bu işe bir an önce çözüm bulması lazım. Herşeye rağmen bu sene takımlar şampiyonu olmaları yine garanti gibi.

Ve sezonun süprizi...

Bu sene formula pistlerine geri dönen Michelin lastiklerini kullanan BMW-Williams ekibi, 16 startta sadece 4 kere finiş görebilmesine rağmen, 2 yarış kazanıp 28 puan toplayarak önemli bir başarıya imza attı. Hırçın Kolombiyalı pilot Montoya, gerçekten gelecek vadediyor. Bu sene Schumi'yi geçip bir anda dikkatleri üzerine toplayan Montoya, biraz daha sinirlerine hakim olabilirse gelecek sezon çok canlar yakabilir.

Ralf, Raikkonen, Sauber...

Gelelim junior Schumi'ye... Bu sezon 2 yarış kazanarak ağabeyinden eksik yönünün olmadığını kanıtlayan Ralf'ın, özellikle son yarış olan Kanada'daki inanılmaz performansı çok etkileyiciydi. Bu sezona iyi bir giriş yapamayan Willams'ın gelecek sezon için takımlar ve pilotlar şampiyonasında önemli bir şansının olduğunu düşünüyorum.
Bir paragraf da diğer Finli Raikkonen ve Sauber için açalım... Gerçekten bu sezon çok iyi bir performans yakalayan Sauber, Raikkonen'in de üstün pilotajı ile Jordan takımını geride bırakarak 4. sıraya yerleşti. Bu çocuğu iyi belleyin! Bana göre en geç 3 sene içinde şampiyonluğa oynayacak. Hatta Barrichello yerine Schumi'nin yanına gelirse, değmeyin keyfime.

İyi ki doğdun Alesi

Geçtiğimiz hafta 37 yaşına basan sıcakkanlı Fransız pilot Jean Alesi'ye, Ferrari adına yarıştığı yıllardan beri sempatiyle bakarım. Spor ahlakı, hırsı ve amatör ruhuyla tüm genç pilotlara örnek olan Alesi'nin son olarak Kanada'da kazandığı 2 puandan sonra yaşadığı sevinç, gerçekten görülmeye değerdi.
Bu arada Alesi, Formula'da yarışmaya devam edeceğini de açıkladı. Böylece bu usta pilotu izlemeye birkaç sene daha devam edebileceğiz.

Arap saçına dönen Newey meselesi

Haziran ayı başında McLaren teknik direktörü Adrian Newey'in Jaguar ile anlaştığı haberleri F1 dünyasına bomba gibi düşmüştü. Ardından Newey'in sezon sonuna kadar McLaren'de kalacağı açıklandı. Daha sonra da McLaren, Newey'i bırakmayacağını söyledi.
Jaguar ise Newey'in kendileri ile bağlayıcı bir sözleşmeye imza attığını öne sürerek mahkemeye başvurdu. Sonunda, Jaguar bugün mahkemeye yaptığı itirazı geri çekerek büyüklük göstermiş oldu. Böylece Newey denen yanar-döner adam, McLaren'de kalmış oldu. Jaguar'a da hayallerini başka bahara saklamak düştü.

Haftaya Avrupa Grand Prix'sinin değerlendirmesi ve son dedikodularla tekrar beraber olacağız.
İçinizdeki F1 ateşi hiç sönmesin.

mobiller@superonline.com