NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
O
DEDİ, BU KODU!
KNICKS
TARİHİNDEN
ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı...
TRANSITION
NBA'dan kısa kısa...
TÖRKİŞBASKETBOL
YUROBASKET
COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler
vs.
|
MONZA'DA
HEYECAN YOK...
Bizimkinin
sezonu erken bitirmesinden dolayı artık bu sezonki yarışlardan
fazla bir tat alamamaya başladık. Zaten Schumi bu yarışa asılmadı,
bizi bayılttı. Schumi artık Barrichello'nun ikinci olması için
çalışıyor. Görüldüğü gibi Schumi gerekirse kendini takım arkadaşının
daha iyi yerlere gelmesi için kendi başarısını feda edebiliyor.
Şimdi diyeceksiniz ki "Sanki Barrichello'ya yol verdi".
Valla gerekirse vereceğinden şüpheniz olmasın.
Gelelim Montoya'nın sonunda istediği galibiyete ulaştığı Monza
Grand Prix'sine.
Sıralama
turları...
Monza'daki
sıralama turları başlamadan, BMW-Williams takımının karakterine
çok uyduğundan, JPM ile Ralf'in ilk iki sırada olacağını düşünüyordum.
Fakat Ferrariler beni şaşırtarak Montoya'nın arkasından ikinci
ve üçüncü sırada yer aldılar. Hem de Barrichello bu sezon ilk
defa Schumi'yi geride bıraktı.
Bu sezon sonu F1'e ara vereceğini açıklayan Hakkinen sıralama
turlarında kaza yaptı ve 7. sırada kaldı. Ben Hakkinen'in F1 kariyerinde
son yarışlarına katıldığını düşünüyorum, bence dönmeyecek. Çünkü
uçan Finli onu unutturacak gibime geliyor. Bakalım, hayırlısı.
Bu yarışta Yoong ilk defa Minardi ile yarışırken, Çek Enge de
Burti'nin yerini almıştı. Amerika'da yaşanan terörist saldırıyı
protesto etmek amacıyla Cuma günkü antremanlar öncesinde saygı
duruşunda bulunuldu. Ayrıca Ferrari takımı da büyük bir jest yaparak
Monza'da araçlarında hiçbir reklam olmadan yarıştı ve ön kanatlarını
siyaha boyadı. Bu arada, Schumi'nin bir dahaki yarış olan Amerika
Grand Prix'sine gitmeyeceğine dair dedikodular var, olay netleştikçe
size bilgi vermeye devam edeceğiz.
Gelelim
yarışa...
Start öncesinde
Heidfeld formasyon turundan önce kalkamayınca, yarışa son sıradan
başlamaya hak kazandı! Start verilince Ralf abisini altetmeyi
başardı fakat bu sevinci uzun sürmedi çünkü ikinci virajda Michael
tekrar üçüncülüğe oturdu. Sekizinci turda Coulthard, motoru iflas
edince yarış dışı kaldı. Bir tur sonra da Barrichello, Montoya'yı
geçerek liderliğe oturdu ve farkı açmaya başladı.
Barrichello'nun Schumi'den hızlı olduğu gözle görülüyordu. Tek
pit stop için uygun bir pist olan Monza'da Ferrari'ler erken pit
stop yaparak iki pit-stop yapılacağının sinyallerini veriyorlardı.
Ama Barrichello ilk pit-stop sırasında benzin pompasındaki sorun
yüzünden belki de yarışı kazanma şansını yitiriyordu. Kaybettiği
5 saniye ona pahalıya mal olacaktı.
21.
turda da Hakkinen yarış dışı kalınca, McLarenciler evlerine dönmek
için hazırlıklara başladılar. Otomobiller pit-stopları tamamlayınca,
Williamslar ilk iki sırada, Ferrariler ise hemen arkadaydılar.
Fakat Barrichello, Ralf üzerindeki baskısını iyice hissettirmeye
başlamıştı. Ve içten alarak Ralf'i geride bıraktı fakat Ralf şikanı
pas geçerek tekrar Barrichello'nun önüne geçti. Ama kurallar gereği
Barrichello'ya yol vererek üçüncü sıraya düştü.
Yarışın sonunda Barrichello, Montoya'ya çok yaklaşmasına rağmen
pitte kaybettiği zamanın faturasını ödeyip ikincilikle yetindi.
Schumi ise bu sezon ilk defa, bitirdiği bir yarış sonrası podyumda
değildi. Ve Montoya bu sezon çok yaklaştığı fakat yakalayamadığı
zafere sonunda ulaşmıştı.
McLaren
terliyor!
İkincilikte
rahat gibi gözüken Coulthard'ın yarış dışı kalmasıyla ve Barrichello'nun
6 puan almasıyla, McLaren takımı yine zor günler yaşıyor. Coulthard'ın
57 puanına karşılık, Barrichello'nun 54, Ralf'in de 48 puanı bulunuyor.
Takımlar şampiyonasında da manzara bundan farklı değil. Bu yarışta
14 puan alan Williams, puanını 71'e çıkarırdı. McLaren'in 81 puanı
bulunuyor. Son iki yarışta neler olacak göreceğiz.
Bu hesaplamalarda Schumi'nin ve Ferrari'nin adı geçmediği için
tüm F1'cilerden özür dileriz. Seneye valla en azından Amerika'ya
kadar sezonu bitirmeyeceğiz. Böyle işin zevki kaçıyor, seyredilebilirliği
düşüyor.
Bir sıkıcı
yarışın daha sonuna gelirken, Amerika'da görüşmek üzere iyi günler
diliyorum.
alim.karasu@webkartallari.com
Rekora sevinemedik
(3 Eylül 2001, Pazartesi)
Sonunda Schumi bekleneni gerçekleştirdi ve Alain Prost'un 51 yarışlık
kazanma rekorunu kırdı. Ama ne kendisi, ne de biz o kadar sevinçliydik
çünkü Brezilyalı pilot Luciano Burti yarışın 4. turunda inanılmaz
bir kaza geçirerek hastaneye kaldırıldı.
Bu yazıyı yazmak için Pazartesi sabahını bekledim, Burti'nin son
durumunu öğrenebilmek için... Çok şükür hayati bir tehlikesi yok,
kaza esnasında beyin sarsıntısı geçirdiğinden müşaade altında tutuluyor.
Bu haber hepimizin yüreğine bir nebze de olsa su serpti. Çünkü TV'de
kazayı görünce Burti'nin öldüğünü düşündüm. Yaklaşık 250-300 km/h
hızla bariyerlere çarpan bir aracın içinde olmak istemezdim. Şimdi
kazalar ve ilginçliklerle dolu Belçika Grand Prix'ine gözatalım.
Sıralama
turları...
Cumartesi
günü sıralama turları başladığında yağmur yağıyordu. Takımlar
yağmurun durmasını beklerken, Minardi, Arrows gibi takımlar yağmur
lastikleriyle tur atmaya başlamışlardı bile. Daha sonra tüm pilotlar
pistteki ilk turlarını tamamladıklarında, beklendiği gibi yağmur
ustası Schumi liderdi. Fakat sıralama turlarının sonlarına doğru
yağmurun kesilmesi ve yarış çizgisinin kuruması nedeniyle pilotlar
son 5 dakikada kuru hava lastikleri ile piste çıkıp birbiri ardına
daha iyi zamanlara imza atmaya başladılar.
SPA zaten hızlı bir pist olduğundan, avantajlı durumda olan BMW-Williamslar
ilk iki sırayı alırken, Montoya da kariyerinin ikinci pole pozisyonunu
kazanıyordu. Schumi 3. olurken, süpriz bir isim, Prost'un yeni
pilotu Frentzen 4. sırayı alıyordu. Sanıyorum bu hareket bile
Frentzen'in artık yaşlanan Alesi'den daha iyi bir pilot olduğunun
göstergesiydi. McLarenler yine hayal kırıklığı yaratarak 7. ve
9. ceplerden start alacaklardı. %107'lik hız barajını geçemeyen
Minardi ve Arrows takımları da hakemler kurulu kararıyla sonradan
yarışa dahil edildiler.
Mekanik
sorunlar...
Yarış günü
de yağmur beklenmesine rağmen start anında henüz pist kuruydu.
Bu da Williamsların istediği bir olaydı. Her neyse, Belçika'daki
aksilikler serisi ilk startta, start verilmeden Frentzen'in ellerini
kaldırarak otomobilinin çalışmadığını işaret etmesi ile başladı.
Böylece Frentzen 4. sıradaki avantajını kaybederek son sıraya
düştü. Tekrar bir formasyon turu atılacakken, bu kez aynı bela
ilk sıradaki Montoya'nın başına çattı. Onun da aracı çalıştırılıp
son sıradaki yerini aldıktan sonra bu kez yarış başladı.
Fisichella
sürprizi ve kaza
Startta 8.
cepten ama 6. sıradan start alan Renault pilotu Giancarlo Fisicihella,
inanılmaz bir atakla üçüncü sıraya yükseldi. Bu arada ikinci virajda
önündeki kardeşini geçen bizim Michael, liderliğe yükselirken
benim hiç beklemediğim biçimde farkı açmaya başladı. Fakat yarışın
4. turunda önündeki eski takım arkadaşı Irvine'ı geçmeye çalışan
Luciano Burti, ön kanadı kopunca inanılmaz bir hızla lastik bariyerlere
çarptı. Bu olaydan sonra piste safety car girdi fakat durumun
ciddiyeti anlaşılınca yarış ikinci kez durduruldu. Kazadan sonra
hemen hemen herkes Burti'nin durumunu merak ediyordu. Burti dakikalar
süren uğraştan sonra araçtan çıkartılıp sedyeye konduğunda, yaşadığına
dair ilk haberler gelmişti. Bu haber diğer pilotları az da olsa
rahatlamıştı.
BMW-Williams
pilotlarının çilesi
Bu sene startta
fazla problem yaşamayan Williamslar, bu yarışta tam anlamıyla
çöktü. Çünkü bu sefer de formasyon turundan önce ikinci sıradaki
Ralf'ın aracı çalışmayınca, o da son sıraya düştü. Böylece Schumi
iyice rahatladı. Nihayet verilebilen starttan sonra Schumi yarışın
sonuna kadar liderliği kimseye kaptırmadı. İlk pit stoplar sonunda
3. sırada bulunan Barrichello, Coulthard'a geçilerek 4'üncülüğe
düştü. Bu olaydan birkaç tur sonrada ön kanadını kıran Barrichello,
bir kez daha pite girince oldukça zaman kaybetti. Fisichella'yı
çok zorlayan DC, sonunda geçmeyi başararak yarışı 2. sırada bitirdi.
Yarış boyunca hiç lastik değiştirmeyen -hatta sanıyorum yarışa
da kullanılmış lastiklerle başlamıştı- Fisichella, podyuma çıkarak
büyük bir başarıya imza attı. Hakinnen 4, Barrichello 5. sırada
yer alırken, Alesi ise Jordan takımı ile ilk puanını kazanıyordu.
Ralf son sıradan başladığı yarışta 7'inciliğe çıkmasına rağmen
daha öteye gidemeyince, Williams bu yarışı puan almadan tamamladı.
Bize rekor
dayanmaz...
Herkesin dilinde
sakız olan Alain Prost'un rekorunu kıran Schumi, şimdi gözünü
yeni rekorlara dikti. İlk önce Nigel Mansell ile paylaştığı "bir
sezonda 9 yarış kazanma" rekorunu kırmayı düşünen Schumi'nin,
sezonun bitimine 3 yarış kala, 8 zaferi bulunuyor.
İkinci olarak yine Alain Prost'a ait olan "en çok puana sahip
olma" rekoru da tarihe karışabilir. Prost'un 798.5 puanına
karşın Schumi şu anda 782 puana sahip. Sanıyorum bu rekor da bu
sezon tarihe gömülecek. Ayrıca Prost'un bu sayıya 202, Schumi'nin
ise 159 yarışta ulaştığını söylemekte fayda var.
Evet sevgili F 1'ciler, üzücü bir haftayı daha geride bırakırken
Burti'ye tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa zamanda
tekrar kendisini pistlerde görmek istiyoruz.
15 gün sonra İtalya'da buluşmak üzere.
Not:
Bizim 12 deve adamın İspanya maçındaki son çeyrekte, kendimi Portlandlı
gibi hissettim! Allah'tan sonumuz benzemedi, zor da olsa yırttık.
alim.karasu@webkartallari.com
ŞAAAAAAAAMPİİİYOOON...
(20 Ağustos
2001, Pazartesi)
Evet sevgili F1'ciler, bir sezonun daha sonuna geldik. Hem sürücülerde,
hem de markalarda şampiyonun bu kadar erken belli olması pek sık
rastlanmayan bir olay. Fakat işin ucunda Schumi ve Ferrari olunca
bu mümkün olabiliyor. Bize de bu mutluluğu doyasıya yaşamak düşüyor.
Sıralama
turları...
Beklenen son
daha Cumartesi gününden itibaren göz kırpmaya başlamıştı. F1 takviminin
en zor 2. pisti (Monaco'dan sonra) olan Macaristan-Hungaroring
'de sıralama turlarında Schumi'nin şampiyonadaki rakibi DC'yi
0.8 sn. gibi bir farkla geride bırakması, Pazar günkü yarışın
ne kadar kolay geçeceğini gösteriyordu. Barrichello da üçüncü
cepten start alacaktı. Williamslar ise yine yavaş bir pist olan
Hungaroring'de nal topladılar. Ralf dördüncü, Montoya ise sekizinci
sıradan start almaya hak kazandılar. Bu Williamsları salacaksın
çayıra, dümdüz gidecekler :)
Haydaa,
Barrichello'ya bak!
Start verildiğinde
gözlerime inanmadım. Önce erken start yaptığını düşündüm bizim
Barrichello'nun ama sonra tekrar gösterimde inandım startta Coulthard'ı
geçtiğine. Böylece yarış Schumi için biraz daha rahat geçti. Coulthard,
Schumi ile çekişmeyi beklerken, yarış boyunca Barrichello ile
uğraştı durdu. İlk pit-stop'ta geçtiği Brezilyalıya ikinci pit-stoplar
sonunda boyun eğdi. Böylece bir kez daha duble yapan Ferrari de
markalar şampiyonluğunu kazanmış oldu.
Söylenecek
birşey yok...
-- Yarış hakkında
fazla kayda değer birşey yoktu. Ama Hakkinen'in ikinci pit-stop'ta
az benzin alıp yarışın sonunda bir kez daha pite girerek benzin
alması beni çok güldürdü. McLaren'in daha beter olması dileklerimle.
-- Sauberler yine göz doldurdular. Heidfeld altıncı olarak yine
bir puanı almayı başardı. Uçan Fin Raikkonen de yedinci sırayı
aldı.
-- Yeni takımıyla ilk kez yarışan Alesi, takım arkadaşı Trulli'ye
göre çok kötü bir görüntü çizdi fakat takımında finiş görebilen
tek pilottu. Sanıyorum zamanla açılacaktır.
-- Neredeyse hiç kaza olmamasına rağmen sadece 12 pilot yarışı
bitirebildi.
Efsane
oldun, tarih yazdın Schumi
Evet, ağzımızda
sakız ettiğimiz Prost'un 51 yarışlık rekorunu Schumi nihayet yakalamayı
başardı. Artık sırada kırmak var, sanıyorum o da bu sezon içinde
gerçekleşecek. Yarıştan sonra podyumdaki görüntü müthişti. Geçen
senenin aksine kırmızı peruk takmayan takım direktörü Jean Todt,
sanki iki öz evladını bağrına basarcasına Schumi ve Barrichello'yu
kolunun altına almış öpüp kokluyordu (yanda), gözlerim
yaşardı vallahi, ağlamamak için kendimi zor tuttum :)
Seneye
neler olacak...
Acısıyla tatlısıyla
bizim için bir sezon sona erdi, gerisini Williamslar ile uğraşacak
McLaren ve McLaren'ciler düşünsün artık. Bizim altımız kuru, keyfimiz
yerinde. Ama seneye Williams bizim için büyük tehdit oluşturacak.
Efsane Schumi'nin önünde saygıyla eğilerek huzurlarınızdan ayrılırken,
tüm formulacılara sevgi saygı sunuyorum efendim.
alim.karasu@webkartallari.com
Not: Şu Mason'ı alsak da ben de birşeyler karalasam...
Nota not: Biladerim sen Mason'ı ne mazeret yapıyorsun?
Bak yazan yazıyor, bunun fikstür yorumu var, season preview'ı
var, grup ve konferans rakipleriyle kıyaslanması var, var oğlu
var. Yani yazmak istedikten sonra, konu bulmak zor değil. Eheh!
Yaa... - batuğ
Olağandışı bir Pazar...
(30 Temmuz
2001, Pazartesi)
Sevgili Efvancılar, öncelikle köşemizi bizimle paylaşmaya başlayan
Emre Yalçın'a hoşgeldin diyoruz ve çok ilginç geçen Almanya-Hockenheim
Grand Prix'sinin incelmesine geçiyoruz.
Sıralama
turları...
Sıralama turlarında
BMW-Williamsların Silverstone'daki kadar kötü olmayacağını tahmin
etmiştim. Çünkü pist gerçekten çok hızlıydı ve bu BMW'ler için
büyük avantajdı. Fakat iki Williams'ın grid'in ilk sırasından
start alacağını hiç tahmin etmiyordum. Hatta Ralf ve JPM, olayı
abartarak 1 saniyeye yakın fark attılar en yakın rakipleri olan
Hakkinen'e.
İlk olarak Silverstone'da sıralama turlarında kullandıkları yeni
840 beygirlik motoru ilk defa bu yarışta kullanacak olan Ferrari
ise bekleneni veremedi. Schumi dördüncü, Barrichello da altıncı
sıradan start alacaklardı.
Coulthard ise şampiyonadaki rakibinin arkasında, beşinci cepten
kalkacaktı. (Bu arada Williamsların motorlarının 865, McLarenlerin
ise 810 beygir olduğuda söyleyeyim, Williamsların düzlüklerdeki
performansının en büyük nedeni işte bu fark.)
Uçtu uçtu,
Burti uçtu!
Start verildiğinde
herşey normal gibi gözüküyordu ama tahminimce vites kutusunda
problem olan Schumi'ciğim aniden yavaşladı. Arkasından gelen pilotlarsa
güç bela Schumi'nin yanından geçiyorlardı. Ama önü bir anda açılan
Prost pilotu Luciano Burti, inanılmaz bir hızla Schumi'ye arkadan
bindirdi. Tam anlamıyla dağılan Prost'un parçaları un ufak olurken,
inanılmaz iki takladan sonra pist dışına uçtu. Kazadan hemen sonra
aracından fırlayan Schumi, Burti'ye doğru koşarak arkadaşının
durumuna baktı. Bu esnada iki pilot arasında gerçekten çok sportmence
görüntüler vardı. (Schumi'ye laf edenler utansın!)
Tabii bu kazadan hemen sonra safety car piste girdi ve bir tur
sonra da yarış durduruldu. Ballı Schumi, yarış baştan başladığı
için yeniden start alabilecekti. Hemen yedek aracına koşarak piste
döndü, aynı şekilde ölümden dönen Burti'de yeni aracıyla cebindeki
yerini aldı.
Tekrar
start...
Yaklaşık 25
dakikalık bir aradan sonra verilen start ile yarış başladı. Bu
sefer ikinci viraja kadar herşey normaldi... Jim Clark adı verilen
viraja girilirken McLaren ve Ferrariler yan yana gelmiş, büyük
bir mücadele yaşıyorlardı. Bu virajda Schumi Hakkinen'i geride
bırakırken, bir tur sonra da Barrichello, önce Coulthard'ı, sonra
da Hakkinen'i geçiyordu.
Artık iki pit-stop yapacağını adeta bağıran Barrichello, Schumi'yi
de geçerek üçüncü sıraya kadar yükseldi.
Williamslardan bahsetmiyorum, zira onlar önde uçarcasına gidiyorlardı
fakat Montoya da Ralf'le arasındaki farkı git gide açmaya başlamıştı.
Tek pit-stop stratejisi ile yarışmayı tercih eden McLarenler,
bence hata etti. Zaten arkada yarışa başlamışlardı, az yakıt ile
hızlı giderek rakiplerini geçmeyi tercih etmek yerine, tek pit-stop'la
sonuca gitmeye çalıştılar fakat başarılı olamadılar. Bu arada
zaten Hakkinen daha pite giremeden motor arızası sebebiyle yarış
dışı kaldı.
Pit-stop
kabusu...
Yine iki pit-stop
stratejisini uygulayan Williamslarda, önce pite Montoya girdi
ama zor çıktı! Benzin pompasında yaşanan sorun nedeniyle yaklaşık
20 saniye kaybeden Montoya 4. sıradan piste geri döndüğünde liderliği
Ralf almıştı.
İki tur sonra pite giren Schumi, çıkar çıkmaz mekanik bir sorun
nedeniyle sağa çekerek yarış dışı kalıyordu. Fakat işe bakın ki,
ilk startta Schumi'ye çarparak bir bakıma Schumi'nin yarışa tekrar
dönmesini sağlayan Burti de aynı turda yarış dışı kalıyordu. Anlaşılan
Almanya'da kaderleri ortaktı.
Bu olaydan hemen bir tur sonra bu sefer Montoya'yı sağa çekmiş
gördük... Yine bir motor arızası ve JPM. Bu sene birlikte görmeye
alıştık bu ikiliyi.
Süpriz
podyum...
Tabii bu arızalardan
sonra üçüncülüğe çıkan Coulthard bize hafif bir panik yaşatsa
da, yine aynı şekilde pitten çıkar çıkmaz bir motor arızasıyla
yarış dışı kalınca yüreğimize su serpildi. Böylece rahatlayan
Ralf, açık ara liderliğini finişe kadar sürdürdü ve bu sezonki
üçüncü galibiyetini kazandı.
Bu arada ikinci kez pite giren Barrichello'nun da benzin pompasında
sorun çıktı.
Çok atraksiyonlu ve ilginç bir hafta sonuydu. E böyle bir yarışta
da podyuma Villeneuve yakıştı hani.
Bu arada dördüncü ve beşinci sırayı alan Benettonlar, beş puan
birden kazanarak büyük başarıya imza attılar. Emektar Alesi ise
yine puan alarak hem bizi, hem kendisini mutlu etti. Tebriker
usta...
Tatil zamanı...
Şimdi Macaristan'a
kadar üç haftalık bir ara var. Tatil, pilotların da hakkı değil
mi?
Son beş yarışa girerken artık Coulthard "hala umudum var"
derse çakacağım ağzına iki tane.
Bu arada Barrichello'dan gelen 6 puanla Ferrari de aradaki farkı
58 puana çıkartı (yuh!)
McLaren, artık yetişme hesapları yapacağına, 10 puan arkasındaki
BMW'yi nasıl yerinde tutacağını düşünsün.
Haberler...
-- Jordan'dan
kovulan Frentzen, Formula'nın yeni takımı Toyota ile anlaştı.
Diğer pilot ise Mika Salo. Bu arada Toyota, sporsorluk için Uzakdoğulu
elektronik devi Panasonic ile 5 yıllık sözleşme imzaladı. (Yahu
bizim Toshiba niye sinek avlıyor anlamadım ama neyse...)
-- Raikkonen için "2003'den itibaren Ferrari'de" diyebiliriz.
-- Rusya, F1 pisti inşaatına başladı. 2003 yılında bitmesi bekleniyor.
(Biz hala benzine zam yapıyoruz:)
-- BAR takımı seneye yine Villeneuve-Panis ikilisi ile devam kararı
aldı.
Evet Efvan
fanatikleri, bir renkli yarışı daha geride bıraktık. Macaristan
öncesinde yeni haberlerle görüşmek dileğiyle.
alim.karasu@webkartallari.com
Mika
haketti...
(16 Temmuz
2001, Pazartesi)
Sezonun sondan yedinci yarışı olan İngiltere-Silverstone Grand
Prix'sini üstüste üçüncü kez McLaren kazandı ama bu sefer, Silverstone'da
ilk birinciliğini yaşayan Hakkinen'le... Böylece Hakkinen, bu
sezon ilk defa bir yarış kazanarak 14 haftalık suskunluğuna son
vermiş oldu. Zaten geçen hafta Schumi'nin burada yarışı kazanmasını
beklemediğimi söylemiştim, öyle de oldu. Ama Trulli babanın Coulthard'a
çarpmasıyla, bu günümüz de bayrama dönüştü!
Sıralama
turları...
Hafif yağmur
eşliğinde başlayan sıralama turlarında ilk 20-25 dakika boyunca
hiçbir araç piste çıkmadı, pist kurumaya başlayınca ise pilotlar
yavaş yavaş er meydanına döküldüler.
Hemen göze çarpan, McLarenlerin performansıydı. Sanki geçen seneki
sıralamaları izliyorduk. Mika, David'den daha iyiydi ve ikisi
de Schumi'yi zorluyorlardı.
BMW-Williams pilotları ise İngiltere'de hayal kırıklığı yarattı.
Geçen ayki yarışlara göre çok tutuktular.
Jordanlar ilk altıda yer bularak istediklerini aldılar...
Ve bir saat sonunda Schumi kariyerindeki 40. pole pozisyonunu
kazandı... İkinci cepten Hakkinen, üçüncüden Coulthard, dördüncüden
Trulli, beşinciden Frentzen ve altıncıdan da Barrichello start
alacaklardı. Montoya sekiz, Ralf da onuncu sıradan yarışa başlamaya
hak kazanmışlardı.
Trulli'sin
sen, bizim canımız...
Schumi iyi
start alarak yerini korudu, hemen arkasında Mika vardı. Bu arada
Jarno Trulli kardeşimiz, DC'yi geçmeye çalışırken güzel bir temas
ile spin attı ve yarışdışı kaldı, zor toparlanan DC de son sıraya
düştü. Bu arada bu önündeki kaza nedeniyle yavaşlayan Frentzen
de gerilerde kaldı.
İlk virajda sıralama, Schumi-Hakkinen-Montoya-Barrichello-Ralf
şeklindeydi.
İlk turdan itibaren Hakkinen, Schumi'nin ensesine yapışarak onu
zorlamaya başladı. Schumi'nin bu kadar yavaş olması, tek pit-stop
yapacağının göstergesiydi. Bence Ferrari'nin taktiği, Hakkinen'i
olabildiğince arkada tutup tek pit-stop yaparak yarışı kazanmaktı.
Yarışın üçüncü turunda, son sıradaki Coulthard, kazada hasar gören
arabasının azizliğine uğrayarak spin attı ve yarışdışı kaldı.
Böylece rahatlayan Schumi, bu olayın rehavetiyle midir bilinmez,
beşinci turda Hakkinen'e geçildi.
Zaten bundan sonra Hakkinen resmen uçtu. Adam her tur başına nerdeyse
2-3 saniye farkı açtı ve gözden kayboldu. Yine aheste aheste giden
Schumi, 18. turda bu sefer de Montoya'ya geçilerek üçüncülüğe
düştü.
Daha sonra, Allah'tan tek pit stop yaptığı için tekrar ikinciliğe
çıkan Schumi, en yakın rakibinin yarış dışı kalmasıyla, sezonun
bitimine altı yarış kala farkı 37 puana çıkardı. Sanıyorum artık
David de pes etmiştir.
Bu arada puan almaya çok yakınken yarış dışı kalan Ralf ise araçtaki
sorunun motordan mı, yoksa vites kutusundan mı olduğunu anlamadığını,
sadece içerden garip sesler geldiğini söyledi.
Hakkinen ise ilk galibiyetini, podyumda iki Ferrari pilotunun
arasında doyasıya kutladı.
Yarıştan
notlar...
-- Ferrari
motoru kullanan Sauber'in iki pilotu da yarıştan puan almayı başardı.
En büyük hayalinin Ferrari takımında yarışmak olduğunu söyleyen
Raikkonen beşinci, Heidfeld ise altıncı olarak büyük başarı kazandılar.
-- Minardi pilotu Marques sıralama turlarındaki %107'lik hız barajını
geçemeyince yarışa katılmaya hak kazanamadı.
-- Schumi, Silverstone'da ilk kez pole pozisyonda yer aldı.
-- Yarışın en ilginç anı, Alonso'nun otomobili virajı alırken,
sol ön tekerleğinin dönmeyi reddetmesiydi! Böylece Alonso, pit
alanına kadar üç tekerlek ile gitmek zorunda kaldı.
Ya bundan
sonrası...
Evet yine
turistik amaçlı geziler devam ediyor, her yerde şampiyonlar belli,
klasman mücadelesi sürüyor. Sıradaki yarış olan Almanya Grand
Prix'sinde, bir aksilik olmazsa Schumi'nin Alain Prost'un rekorunu
egale edeceğini düşünüyorum. İnşallah yanılmayız.
Bir F1 haftasını daha geride bırakırken tüm formulacılara sevgiler
sunarım efem.
Not:
Milwaukee sokaklarında yaprak bilem kıpırdamadığından, e doğal
olarak Ray Allen'ın da hangi tatil köyüne gittiğini yazamayacağımızdan,
6th Man'deki Bucks yazılarına bir süredir ara verdik. Kayda değer
bir dedikodu olduğu takdirde hemen patlatırız yazımızı, içiniz
ferah olsun.
alim.karasu@webkartallari.com
Schumi
cila çekti, Hakkinen "İyi ki üç kardeş değiller" dedi
(2 Temmuz 2001, Pazartesi)
Geçen haftaki yarıştan sonra ne demiştik:
"Bu iş burada bitti, Fransa'da da cila çekilecek!"
Haklı çıktık ve Schumi şampiyonluğunu unoffical olarak ilan etti.Yine
kendisini en çok zorlayan kardeşi oldu, podyumda da kardeşi ve takım
arkadaşı ile çok mutlu gözüküyordu.
Şimdi yarışın geneline bir gözatalım.
Sıralama
turları...
Sıralama turları
Ferrari'nin beklediği gibi geçmedi, Williams'ın doğru lastik seçimi
ve iyi performansıyla Ralf, ağabeyini saniyenin yüzde gibi gibi
küçük bir farkla geçerek Fransa-Magny Cours pistindeki yarışta
pole position'ı elde etti. Bu sefer üzerlerindeki şanssızlığı
atmış görünen McLarenlar 3. ve 4.sıraları aldılar. Trulli beş,
Montoya altı, Frentzen yedi ve diğer Ferrari pilotu Barrichello
ise sekizinci sırada yarışa başlamaya hak kazandılar.
Aman Hakkinen,
yandım Hakkinen!
Oldukça güneşli
bir havada yapılacak yarış öncesinde, tüm pilotlar grid'deki yerlerini
aldığında herşey normal gözüküyordu, ta ki "formation lap"
başlayana kadar.
Dördüncü cepten start alan Hakkinen yine çekiş kontrol sisteminin
azizliğine uğrayarak motorunu çalıştıramamıştı. Hemen pit'e çekilen
arabada McLaren teknikerleri son uğraşlarını verirken, Mika Hakkinen
kaskını çoktan çıkartmış, yarışa başlamadan bitirmenin hüznünü
yaşıyordu.
Ve start...
Start verilir
verilmez üçüncü sıradaki David Coulthard, Michael Schumacher'i
sıkıştırmış, hatta burun farkıyla da öne geçmişti. Fakat tecrübeli
Schumi ilk virajda içerden dönmenin avantajıyla, ikinci sırayı
şampiyonadaki en büyük rakibine bırakmamış oldu. Her zaman "kötü
start alıyor" diye eleştirdiğimiz Barrichello ise startta
Frentzen'i, starttan hemen sonrada Trulli'yi geçerek bizi utandırıyordu.
Barrichello'nun gelecek sezon için de Ferrari'de kalacağını parantez
içinde belirtelim.
Yine yarışın
kaderini ilk pit-stop belirledi
İlk pit-stop'a
kadar sıralama değişmemişti. İlk üç pilot arasındaki farklar 3
sn. civarında seyrediyordu. 24, 25 ve 26. turlarda sırasıyla Ralf,
Michael ve DC pite girdiler.
Kanada'da pit-stop stratejisi ile yarışı kaybeden Ferrari, Almanya'dan
sonra Fransa'da da pit-stoplar ile başarıya ulaşıyordu. Üç pilot
tekrar yarışa döndüklerinde Schumi kardeşinin 5 sn. kadar önündeydi.
Pit bölgesindeki hız limitini bilgisayar yardımı olmasına rağmen
aşmayı başaran(!) DC,10 saniye cezası alınca gerilere düştü. Michael
de Ralf ile arasındaki farkı her tur arttırarak birinci sıradaki
yerini korudu.
Tüm pilotların aksine "üç pit-stop" taktiği ile yarışan
Barrichello için bu tam bir zafer olmuş, üçüncü pit-stop sonrası
sekizinci sırada başladığı yarışta üçüncü sıraya yükselmişti.
Son 15 turda DC'nin ataklarına başarıyla karşılık vererek kürsüye
çıkma başarısını da göstermişti.
Göze çarpanlar...
-- Sauber
Petronasların başarısı bu yarışta da sürdü. Heidfeld bir puan
almayı başarırken, Raikkonen de yedinci sırayı aldı. Bu puanla
Heidfeld, pilotlar şampiyonasında 6. sıraya yükseldi.
-- Alesi'nin
yarış bittikten sonra kendi seyiricilerine yaptığı şov gerçekten
görülmeye değerdi.
-- Henüz
puan kazanamayan tek takım olan Minardi, bu sezon ilk defa iki
pilotuyla birden finiş gördü fakat yine puan alamadı.
Gerisi
formalite...
Bu yarıştan
kazandığı 10 puanla Coulthard'ın tam 31 puan önüne geçen Schumi,
son 7 yarışa girilirken şampiyonluğu kazanmıştır. Vatana, millete
hayırlı olsun.
Takımlarda ise durum daha vahim: 108 puanlı Ferrari'nin en yakın
takipçisi, 56 puanla McLaren.Yani orda da sonuç belli. Sezonun
gerisi, "turistik amaçlı geziler" şeklinde geçecek!
Bu arada, 50. yarışını kazanan Schumi, bir yarış daha kazanırsa,
"en çok yarış kazanan pilot" olan Alain Prost'u yakalayacak.
Ama bu, önümüzdeki yarış olan İngiltere-Silverstone'da olmayabilir...
Schumi bunu kendi evi olan Almanya'ya bırakır gibime geliyor.
Bakalım, hayırlısı. İnşallah yanılırız da Silverstone'dan da zaferle
ayrılan bizimki olur.
Haftaya Silverstone öncesi dedikodular ve haberlerle tekrar beraber
olacağız.
Yazımızı Hakkinen'in bir sözüyle bitirelim: "İyi ki üç kardeş
değiller!"
alim.karasu@webkartallari.com
Beklenen oldu... Schumi işi bitirdi!
(25 Haziran
2001, Pazartesi)
Evet sevgili Formula fanatikleri, Avrupa Grand Prix'sini de beklendiği
gibi usta Alman pilot Michael Schumacher kazandı. Schumi böylece
F1'de, 51 galibiyetle "en fazla yarış kazanan pilot"
olan Alain Prost'un rekoruna bir adım daha yaklaştı. Eğer iki
yarış daha kazanmayı başarabilirse Prost'u yakalayacak olan Schumi'nin
bu rekoru daha yukarılara taşımasını beklemek yanlış olmaz.
Şimdi sıcağı sıcağına Almanya'daki yarışa bir göz atalım.
Sıralama
turları…
Cumartesi
günü yapılan sıralama turlarında Schumacher inanılmaz bir dereceye
imza atarak, Nurburgring pistinde 1.15'in altına inen ilk pilot
oldu. Sıralama turlarının ilk yarım saatinde Ralf'ın üstünlüğü
vardı fakat zamanın bitimine 20 dakika kala piste çıkan Schumi,
1.14.960 gibi bir dereceyle en hızlı süreyi eline geçirdi. Son
2 dakikada ise tüm pilotlar aynı anda piste çıktığından, yoğun
trafik altında hiçbir pilot ilk sırayı ele geçiremedi. McLarenler
ise yine beklenenin altında bir performans sergilediler.
Sonuçta sıralama 1-M.Schumi, 2-R.Schumi, 3-Montoya, 4-Barrichello,
5-Coulthard, 6-Hakkinen şeklinde oluştu.
Aynı Kanada'daki gibi, iki kardeş start gridinin en ön sırasından
start alacaklardı. Ama bu sefer bir fark vardı: Kendi seyircilerinin
önündeydiler.
Yarıştan önce yapılan ısınma turlarında Schumi'nin aracı bozulunca,
yedek otomobiline yetişebilmesi için sayılı dakikaları vardı çünkü
pit alanı kapanmak üzereydi. Bunun üzerine motosikletle pit alanına
yetişen Schumi'nin bu görüntüsü, uzun yıllar hafızalardan silinmeyecektir.
Her neyse, traşı kısa keselim de yarışa geçelim.
Startta
neler oldu?
Startta Schumi
için arkasındaki iki BMW-Williams pilotu, gözardı edilemeyecek
bir tehditti. Beklenen oldu ve Ralf daha iyi bir start aldı. Fakat
usta pilot Schumi, kardeşinin yolunu keserek liderliği kaptırmadı.
Sanıyorum yarıştan sonra Ralf bu yüzden abisine sitem etti ama
alışması lazım artık böyle şeylere. Montoya 3'üncülüğü kaptırmazken,
start özürlü Brezilyalı Barrichello ise tam 3 sıra birden kaybederek
7'nciliğe düştü.
Hiçbir pilotun problem yaşamadığı start sonrasında Schumi farkı
açmaya başladı. Fark tur başına ortalama 0.5 saniye açılırken,
Ralf lastiklerinin de ısınmasıyla önce farkın açılmasını önledi,
sonra da abisinin tamponuna kadar geldi.
Yine Kanada'daki senaryo vardı, Ralf zorluyor fakat geçemiyordu.
Fakat Micheal bu sefer çok akıllı bir taktikle kardeşini bekledi.
Yarışın
kaderi belli oluyor...
28'inci turda
start-finish düzlüğünden önceki son virajı döndükten sonra Micheal,
dikiz aynasından 0.3 saniye arkasında bulunan Ralf'ın pit'e yöneldiğini
görünce, ani bir kararla hemen işaretini verip onun önünden pite
girdi. Pit-stop'u yaklaşık olarak aynı zamanda bitiren iki kardeşten
Micheal, piste yine ilk sırada döndü. Fakat Ralf çok acemice bir
hata yaptı ve pit bölgesinin çıkışını pistten ayıran beyaz çizgiyi
erken geçerek 10 saniye cezası alınca, yarışın kaderi de belli
oldu.
Ralf'ın bunu yapması için geçerli bir nedeni de yoktu, çünkü ne
soldan bir araç geliyordu, ne de abisini sollayabilirdi.
Bu hatanın Ralf'e çok pahalıya patladığı bir gerçek. Bu hatadan
sonra liderliği yarış sonuna kadar kaptırmayan Micheal Schumacher,
rahat bir galibiyete daha imza attı.
McLarenler
nal topladı, hoşgeldin Williams
Yarışın yarısı
geçildiğinde, McLaren pilotlarının tek pit-stop ile yarışı tamamlayacakları,
çok geride kalmalarından belliydi. Ama bu strateji de yine işe
yaramadı ve ancak Ralf'ın hata yapmasıyla 3. olan David Coulthard'ı
podyuma çıkartabilen Mercedes için bir haftasonu daha kötü geçti.
Yavaş yavaş Ferrari'yi zorlama görevini McLaren'den devralan BMW
için de işler iyi gidiyor. Yeni motorları ve Michelin lastikleri
ile bu sene çok büyük çıkış gerçekleştirdiler. Eğer hesapta olmayan
10 saniye cezası olmasaydı, Ralf ile Montoya 2. ve 3. sıraları
alacaklardı ki, bu da gerçekten kendileri ve takım açısından büyük
başarı sayılacaktı.
Bu sezon geç açılan Williams gelecek sezon şampiyonluğu alırsa
buna şaşırmamak gerekir. Çünkü bunun için yeterli teknolojileri,
pilotları ve de yürekleri var.
Yolun sonu
görünüyor...
Yarışı evinde
kazanmanın sevincini doya doya kutlayan Schumi, DC ile arasındaki
farkı 24 puana çıkarttı ve kanımca bu sene de şampiyonluğu almıştır.
Bu iş, bu yarışta, Avrupa Grand Prix'sinde bitmiştir. Haftaya
yapılacak olan Fransa Grand Prix'sinde ise cila çekilecektir,
haberiniz olsun.
Ama Ferrari'nin ve Schumi'nin işi seneye bu kadar kolay olmayacaktır,
onu da şimdiden söyleyeyim.
Biraz da
dedikodu...
-- Seneye
F1'e dahil olacak Toyota takımının resmi başvuruyu Kasım ayının
sonunda yapacak olması nedeniyle, diğer takımlar "test yasağı"
sebebiyle test sürüşü yapamazken, test sürüşleri yapacak olması
Toyota için bir avantaj olarak görülüyor.
-- Yine
seneye, Schumi'nin Benetton takımından eski arkadaşı Jos Verstappen'in
Ferrari'de Schumi ile yanyana yarışacağı kulaktan kulağa dolaşıyor.
(Hani fena da olmaz, en azından Verstappen start alabiliyor!)
-- Ralf
Schumacher, McLaren'e geçeceği yönündeki dedikodulara son vererek,
kendisini 2004 yılına kadar BMW-Williams takımına bağlyan sözleşmeye
imza attı. İyi de yaptı!
Haftaya yapılacak
olan Fransa Grand Prix'inin hemen ardından, bu yarışın değerlendirmesi
ile buluşmak üzere, hoşçakalın.
alim.karasu@webkartallari.com
Avrupa Grand Prix'si öncesinde
oradan, buradan, takımlardan...
(18 Haziran 2001, Pazartesi)
Merhaba Sevgili
Formula'cılar, bundan böyle bu sayfalarda da birlikte olacağız.
Bu hafta sezonun tam ortasındayken takımların durumlarını ve F1
dünyasından son haberleri paylaşacağız.
Schumi favori, Mika şaşırttı, DC iyi
Sezonun dokuzuncu yarışı olan Avrupa Grand Prix'si öncesi bizim
Schumi, sampiyonluğun en büyük adayı. Ama kanımca DC de sezon
sonuna kadar Schumi'yi rahat bırakmayacak.
Bu sezonun en büyük şaşkınlığını (hayal kırıklığı demiyorum çünkü
çok memnun oldum) soğuk Finli de yaşadım. Formula'da bilinen bir
istatistik vardır ki, o da "pilotların çocuk sahibi olduktan
sonra eskiye oranla tur zamanlarının daha kötüye gittiği"dir.
Ben de Mika için böyle birşey bekliyordum ama birisi sezon öncesi
"Mika bu sezon podyuma ilk kez 8. yarışta çıkacak" dese,
herhalde ben bile inanmazdım. Oysa gerek mekanik sorunlar, gerekse
çekiş kontrol sisteminin azizliğine uğrayan Mika, biraz da yavaşlayınca,
8 yarışta sadece 8 puan alabildi.
Coultrhard ise aksine, 8 yarışın 7'sinde puan almayı başardı (iki
yarışa son sırada başlamasına rağmen.)
Ferrari yine takımlar şampiyonu olur
Ferrari ise yine bildiğimiz gibi, diğerlerine göre daha sağlam
araçlar ve kalkış kontrol sisteminde kullandıkları iyi bir yazılımla,
bu sene kazalar hariç fazla bir mekanik sorun yaşamadılar. Ama
Ferrari, geçen seneki en büyük avantajı olan "pit stop stratejisi"ni
bu sene kaybetmiş gibi görünüyor; son 2 yarışta pitte rakiplerine
geçilen Ferrari'nin bu işe bir an önce çözüm bulması lazım. Herşeye
rağmen bu sene takımlar şampiyonu olmaları yine garanti gibi.
Ve sezonun süprizi...
Bu sene
formula pistlerine geri dönen Michelin lastiklerini kullanan BMW-Williams
ekibi, 16 startta sadece 4 kere finiş görebilmesine rağmen, 2
yarış kazanıp 28 puan toplayarak önemli bir başarıya imza attı.
Hırçın Kolombiyalı pilot Montoya, gerçekten gelecek vadediyor.
Bu sene Schumi'yi geçip bir anda dikkatleri üzerine toplayan Montoya,
biraz daha sinirlerine hakim olabilirse gelecek sezon çok canlar
yakabilir.
Ralf, Raikkonen, Sauber...
Gelelim junior Schumi'ye... Bu sezon 2 yarış kazanarak ağabeyinden
eksik yönünün olmadığını kanıtlayan Ralf'ın, özellikle son yarış
olan Kanada'daki inanılmaz performansı çok etkileyiciydi. Bu sezona
iyi bir giriş yapamayan Willams'ın gelecek sezon için takımlar
ve pilotlar şampiyonasında önemli bir şansının olduğunu düşünüyorum.
Bir paragraf da diğer Finli Raikkonen ve Sauber için açalım...
Gerçekten bu sezon çok iyi bir performans yakalayan Sauber, Raikkonen'in
de üstün pilotajı ile Jordan takımını geride bırakarak 4. sıraya
yerleşti. Bu çocuğu iyi belleyin! Bana göre en geç 3 sene içinde
şampiyonluğa oynayacak. Hatta Barrichello yerine Schumi'nin yanına
gelirse, değmeyin keyfime.
İyi ki doğdun Alesi
Geçtiğimiz hafta 37 yaşına basan sıcakkanlı Fransız pilot Jean
Alesi'ye, Ferrari adına yarıştığı yıllardan beri sempatiyle bakarım.
Spor ahlakı, hırsı ve amatör ruhuyla tüm genç pilotlara örnek
olan Alesi'nin son olarak Kanada'da kazandığı 2 puandan sonra
yaşadığı sevinç, gerçekten görülmeye değerdi.
Bu arada Alesi, Formula'da yarışmaya devam edeceğini de açıkladı.
Böylece bu usta pilotu izlemeye birkaç sene daha devam edebileceğiz.
Arap saçına dönen Newey meselesi
Haziran ayı başında McLaren teknik direktörü Adrian Newey'in Jaguar
ile anlaştığı haberleri F1 dünyasına bomba gibi düşmüştü. Ardından
Newey'in sezon sonuna kadar McLaren'de kalacağı açıklandı. Daha
sonra da McLaren, Newey'i bırakmayacağını söyledi.
Jaguar ise Newey'in kendileri ile bağlayıcı bir sözleşmeye imza
attığını öne sürerek mahkemeye başvurdu. Sonunda, Jaguar bugün
mahkemeye yaptığı itirazı geri çekerek büyüklük göstermiş oldu.
Böylece Newey denen yanar-döner adam, McLaren'de kalmış oldu.
Jaguar'a da hayallerini başka bahara saklamak düştü.
Haftaya
Avrupa Grand Prix'sinin değerlendirmesi ve son dedikodularla tekrar
beraber olacağız.
İçinizdeki F1 ateşi hiç sönmesin.
mobiller@superonline.com
|