Uzun-ince bir takım

Murat ERTAŞ
21 KASIM 2006

Yeni sezonla birlikte sizlere taraftarı olduğu takım için umutlu ve hedefleri büyük tutan bir yazar sunamam. Ama aynı zamanda iddialıyım. Yine de şampiyon olamayız, biliyorum. Yoksa olabilir miyiz? Belki bir güzel takas yaparız. Eldeki imkanlarla, o da imkansız gibi. Olsun, çalışmayı bırakamayız.

İşte size, eğer Pacers'ı yakından gözlemleyen biriyseniz, kafanızdan geçmesi muhtemel düşüncelerin benzerleri. 2000 sonrasında yenilenen kadronun performans olarak zirve yaptığından bu güne üç yıl geçti ama elimizde bugün itibariyle, yeni sezona yapılan 5-5'lik vasat başlangıç ve uzun zamandır olmadığı kadar sıradan bir kadro var. Kötü de değil ama dengesiz ve ileriyi görebilmek için fazla belirsiz. Suns gibi yoktan varolma şansı da var, playoffa kalamama potansiyeli de. Kafamızın karışık olması normal yani.

Yönetim aşağı, yönetim yukarı!

Sezon başlamadan yapılan hamleleri hatırlıyoruz. Peja ve Johnson'ın gidişlerinin kayıp olmadığını, hatta güzel hamleler olduklarını söylemiştim. Hatta az sonra eleştireceğim yönetimin de başarısıdır ki, Hornets'in bize hediye ettiği büyük rakamlı trade exception sayesinde, pratikte Artest'i verip Harrington'i almış olduk. Aynı yönetim, Dallas 'ın elinden Daniels'i da çekip almıştır, Armstrong gibi örnek bir profesyoneli de takıma kazandırmıştır. Bunları yapan insanlar hakkında "Hata yaptılar" demek zor geliyor, ama yaptılar.

Bir kere, Jackson dediğimiz gereksiz adamı takımda tuttular. İyi oynadığı geceler de var belki, hatta kırk yılın başı çıkıp 40 sayı atabilecek bir potansiyeli de. Kötü takımın iyi oyuncusu işte. Bu takıma ise hiç bir faydası olamaz, zaten sezona bir giriş yaptı ki sormayın.

Dönelim yönetime: Elindeki bu sorunun farkındasın (eminim farkındalar), gidip dış gard olarak 30. sıradan birini seçiyorsun... İyi midir kötü müdür, bilemem. Bu sıradan gelen Arenas çok uç bir örnek olsa da, senin aldığın adamın da iyi olma ihtimali vardır demek oluyor. Alıyorsun White denilen atletik gardı ve kampın sonunda serbest bırakıyorsun, üstelik garanti kontratla! Yönetimin bu kararını anlaşılır (kimine göre 'kabul edilebilir', ki o takdirde 'şimdilik' de demeli) kılan tek şey, Dallas'tan gelen iki gencin şimdilik iyi durumda olmaları. Takımdaki rolleri artığında buna uyum sağlayıp sağlayamayacakları elbette ki şu an belirsiz.

Oyun

5-5'lik bir derece var ortada. Oynanan rakiplere bakıyoruz, hemen hiçbiri ligde önemli sayılacak takımlar değil. Evinde de son derece istikrarsızsan, bu ligde işin zor. En ciddi sorun: Takım ribaunt almıyor. Ben 'alamadığına' inanmıyorum... Sonuçta Foster, O'Neal ve Harrington sayesinde bu bölgede ortalama bir gücümüz var. Şimdiye kadarki tablo, başka kimsenin ribaundlara katılmaması ve de bu saydığımız isimlerin de standartlarından uzak olmalarından kaynaklı. O'Neal bloklarıyla çok konuşulsa da, ileride onu bir Ratliff özentisi olarak görmek istemiyorum. Ben, savunmasını yaptıktan sonra ribaundunu alan bir takım istiyorum. Çok şey mi istiyorum?

Bu ciddi ve genel sorunun ardından bireysel takıntılarıma gelelim... Jackson dediğimiz adam nedir, basketbolcu mudur, kovboy mudur? Her ne ise, mümkünse de değilse de şu takımdan gönderilsin. Artık iyice cılkını çıkarttı, hem saha içinde, hem saha dışında problem üstüne problem. Hani iyi oynar, "Vazgeçilmez" derim, "ben gördüğüme inanırım" derim, katlanırım. Ama zamanında 20 sayı ortalama yapmış bir insanoğlu %32 isabet ile şut atıp delicesine top kaybedemez. Bunları yaparsa, son maçta olduğuı gibi kenara çekilir. Bu da çare olmazsa süresi azaltılır. Bahsettiğim son maçın kazanılmasına büyük katkısı olsa da, artık ya akıllanıp rolünü kabul etsin, ya da kapı şurada.

Olumlu şeyler

Sonunda güvenilir bir oyun kurucu grubuna sahibiz. Tinsley, istatistiklerine pek yansımasa da, sanki daha bir kendini veriyor. Zaten yeni ve hızlı sistemimiz de onsuz yürümez. Sarunas, iyi şut attığı günler dışında pek göze batmıyor. Armstrong ise beklentilerin çok üstünde. Hani bir lider olmasını bekliyorduk, öyle de olduğunu biliyorduk, ama sahaya koyduğu oyun, benim gibi bir hayranını bile şaşırttı. Gerektiği yerde gerekeni yapan, sınırlarını zorlamayan ve bunun mükafatını alan bir ağabeyimiz. Jackson'a da akıl versin!

O'Neal şimdilik blok kategorisi dışında istediğimiz gibi değil. Aslında çok garipsemiyorum çünkü geçmişte dönem dönem benzer sıkıntıları olmuştu. Sıkıntı da denemez, devreye girmek konusunda isteksiz diyelim. Yakın arkadaşı Harrington'ı devreye sokmaya çalışıyor, sanki onun ihtiyacı varmış gibi böyle bir müsaadeye. Bol bol skor yapıyor, fırsattan istifade. Tabii bu durumun sezon ilerledikçe dengeye kavuşacağına şüphe yok.

Gençler

Daniels'a da bir paragraf açalım. Son üç maçına kadar -en azından benim için- hayal kırıklığıydı. Elbette sezon başı biliyorum, neyse ki son maçlarında daha bir görünür oldu. Sayı, savunma, top çalma, ribaunt… Gösterdiği çok yönlülük sürekli olabilir ve zaman zaman yaşadığı oyundan soğuma zaafını giderebilirse faydalı olacak, bir Artest tadı verecektir.

Granger da benzer sorunları yaşıyor mesela. O'Neal'in bu kadar pasif kalmayı tercih ettiği hücumda Jackson'dan daha çok rol alması gerekirken, sadece ceza şutörü olarak kalması büyük bir hata. Hatanın sahibi de kendisi! Rol oyuncusu olmak başka şeydir, potansiyelini harcamak başka...

Sonuçta, bu ikiliyi gerektiği gibi kullanabilirsek ve verimlerini arttırabilirsek, tek ciddi sıkıntımız olarak uzun pozisyonundaki incelik kalır geriye. Ama geçtiğimiz seneye göre gözle görülür şekilde çabaladığımız hızlı hücumlar bu ligdeki yerimizi belli edeceğine göre, kısalarımızın ribaunt katkılarıyla bu durumu sorun olmaktan çıkarabiliriz.

İlk izlenimler böyle. Pacers cephesinde şaşırtan ve sevindiren pek fazla şey yok. Tamamen hedefsiz olmamakla beraber, kimliğini bulmaktan uzak bir takım söz konusu. Bunun yarın değişeceğini ummak pek kolay olmasa da, birkaç ufak kıpırtıdan faydalanmak durmundayız. Bekleyip görelim.

Görüşmek üzere.