|
Değişim
Murat ERTAŞ
31 AĞUSTOS 2006
İşler yolunda gitmediğinde yönünüzü değiştirmek çok olağan bir tercihtir. Basketbol dünyasında da bunun aşırı uçlarda olmamakla birlikte varlığı bilinir. Özellikle yönetici kadronuzda oyunculuk kariyerini gelmiş geçmiş en başarılı basketbolcular listesinin ilk beşinde tamamlamış biri varsa başarısızlık anında değişimi getirir. Pacers için değişim anında olmadı belki ama şaşırtıcı ve bir o kadar da karmaşık gerçekleşti. Tüm oyuncu değişiminin ötesinde, özellikle Harrington konusunda yaşanan kaos, ilgili ilgisiz herkese pek dokundu. Neyse ki takım sahiplerinin Bird-Walsh ikilisinin otoritesini bozduğuna dair endişemiz, takasın gerçekleşmesiyle rafa kalktı.
Değişim konusunda söylenebilecek şeyler çok. Final oynayan takımın nasıl yenilendiğini gördükçe, benzer bir başarının tekrarının güç olduğunu itiraf etmek gerek. Mutlaka aradan geçen zaman bunu söyletiyor bize, çünkü O'Neal, Artest gibi adamlar bu takıma geldiklerinde de, beklentiler kesinlikle ortaya koyduklarının çok altındaydı. Üst üste doğru hamleler Indiana'yı pek de fedakarlık yapmadan yeniden başarıya kavuşturdu. Peki ama şimdi elimizdeki materyal benzer bir performans ortaya koyabilir mi?
Ne çok genç, ne de pek çok anlamda tamamlanmış bir takım var ortada. Son derece dengesiz, yetenekli oyuncuların pek çoğunun da aslında yetersiz olduğu gerçeği var. Geçen seneki kadronun üstüne gidilmesinin nedeni de buydu zaten. Eldekiyle iki ileri - bir geri gidileceği, büyük hedeflere ulaşılamayacağı, rahatça tahmin edilebilirdi. Asıl sorun değişim değil, onun doğru şekilde yapılıp yapılmadığı... Bu sorunun cevabını çok değil üç ay sonra bulmuş oluruz. O zamana kadar neler atıp tutabileceğimizi görelim.
Dönüşü tuhaf oldu
Takıma en önemli eklentinin Harrington olduğunu söyleyebiliriz. Ama en kritiği değil. Takımı bir üst seviyeye taşıma şansı olan tek oyuncu bence Daniels. Karşılıksız gönderdiğimiz Jones'un yerine yine karşılıksız sayılabilecek şekilde getirdiğimiz bu genç adam, üç ayrı pozisyonu oynamasından ziyade, kendi şutunu yaratması nedeniyle önemli. Takımda pozisyonuna göre bu konuda başarılı oyuncularımız da var aslında. O'Neal bir uzun için oldukça hareketli, adam geçme konusunda ilerliyor. Harrington da dış şutunu oldukça geliştirmiş, bunun faydasını görüyor. Jackson, kanayan bir yara olsa da, inişleri kadar çıkışları olan biri. Tinsley -eğer bu sene de takımda kalırsa- istediği zaman içeriye girip sayı çıkartıyor. Sarunas malumunuz.
Yani aslında göründüğü kadar kötü bir takım değil bu. Sadece sıradan. O sıradanlığı bozmak için de, Daniels gibi bir cambazın, kariyerinin bu en büyük fırsatını değerlendirmesi gerekiyor.
Gardlar, takım kimliği, oyun tarzı
Yazın önemli olaylarından biri Johnson'ın gönderilmesiydi. Nets karşısında tek başına savaşan Johnson, basketbolun akıl işi olduğunuen güzel şekilde göstererek ayrıldı takımdan. İki genç isim karşılığında gönderildi ama bu hareketin asıl amacı finansal rahatlama ve belki Sarunas'ı zorla Carlisle'ın önüne itmekti. Gerçi takım kampa dört oyun kurucuyla girecek ama Tinsley'in bahsettiğim yapılanmadan bu kez de sıyrılması artık olası görünmüyor. Başka bir takımda hem kendisine, hem o takıma, hem de bize daha faydalı olur. Zaten Sarunas'tan istediğimiz verimi almamızın tek yolu onun liderliğini kabullenmek gibi görünüyor.
Johnson'ın ayrılmasında en önemli sebepler olarak bunları saymakla beraber, üst yönetimin bunu yapmaktaki bir diğer amacı da, takımın oyun hızını artırmaktı. İlginçtir, Bird koçluk yaptığı takımı savunma - yarı saha basketbolu üzerine kurmuştu. Şimdi elinde O'Neal gibi üst düzey bir pota altı silahı varken koşan bir takım yaratma isteği, ve bunu besleyecek şekilde Daniels-Harrington gibi görev adamı olmaktan uzak, savunmaları zaman zaman soru işareti olan oyuncuları tercih etmesi, bana tuhaf geldi.
Koç Carlisle'ın takımda yaratılan değişiklikleri nasıl karşılayacağını tahmin etmek güç. Elbette Harrington'ı ve Daniels'ı elinin tersiyle itmeyecektir. Hele bu sene draftten gelen iki oyuncunun ve Granger'ın potansiyel olarak yükseklerde olmaları sayesinde forvet açısından yaşadığımız zenginliğin doruk yapması, kısa takım tercihi yapmasını zorunlu kılacaktır. Bunu yapmayı sevmediğini biliyoruz, yani ortaya 'bir Suns yaratmak' amacı konuyorsa, Carlisle inandığı basketboldan farklı birşey sunmaya zorlanacak demektir ki, başarıyı bu şekilde yakalamak oldukça zor olacaktır. Tüm bu koşan takım geyiğinin de, takımın iki senedir tepetaklak olan bilet satışlarıyla alakalı olduğu düşüncesini taşıyorum doğrusu.
Unutmadan söyleyeyim, Johnson'ın gidişi tuhaf gelse de, Armstrong'un gelişi çok güzel hamle. Elbette eski günlerinden uzak ama belki profesyonellik adına takımda yanlış giden şeyleri düzeltmede yardımcı olacak kişidir.
İhtiyaç ve imkan
Birkaç takasla takımın kadrosu yeniden şekillendi. Ama bence dönüşüm henüz tamamlanmadı, yarım bırakılmamalı. Elimizde yetenekli gençler olsa da, henüz beklenen noktada olmadıkları ortada. Ayrıca forvet pozisyonları haricinde kimin ne vereceği çok belirsiz. O halde elimizdeki mid-level exception'ı mutlaka kullanmalıyız. Şu an piyasada işimize yarayacak oyuncu sayılı. Zaten forvet ve gard konusunda kadro dolup taştı. Öyleyse bir uzun arayabiliriz. Evans ve Ely göze çarpan isimler. İkisi de büyük kazançlar olmazlar doğrusu. Bir de Indiana yerlisi gard-forvet Wells var. Henüz hiç bir takım ona ciddi bir ilgi göstermedi ama geçen sene ortaya koyduğu performansın karşılığını alacaktır. Ufak ihtimal onu alıp takasla Jackson'ı yollasak mesela, çok hoş hamle olabilir. Eminim bu ihtimaller gözden geçirilmiştir.
Bu arada milli takımı da buradan kutlayayım. Hatta belki ortaya koydukları başarıda Mehmet ve Hidayet'in de payı olduğu için, onlara da teşekkür edelim. Bu takımın bu kadar istekli oynamasının onların isteksizliği neticesinde doğduğuna inananlardanım. Bu bir suçlama değil elbette. Oluşan manzarada yer almak için şu an pek çok şeyi feda edebileceklerine eminim. Görüşmek üzere.
|