Draft gecesi ve sonrası

Barış Kutay ÖVÜN
13 TEMMUZ 2006

Draft gecesi, fazla heyecan yapmadan televizyonumun başına geçmiş, sakince sıranın bize gelmesini bekliyordum. Zayıf bir draftteki sekizinci sıra seçimi için heyecan yapmak gereksizdi. Nette sohbetin zirve yaptığı iki günden biriydi -diğeri de bizim turnuvanın drafti- ve oradaki muhabbet çok daha eğlenceliydi. Böyle gecelerin değişmez aksiyonu draft-loto oynanıyor, Mr. Stern'ün esprileriyle eğleniyor, Portland'ın maaşını yeni almış memur gibi her şeye atlamasıyla dalga geçiyorduk ki, takas haberi patladı: Sekizinci sıra seçim hakkımız, Shane Battier karşılığında Memphis'e yollanmıştı.

Sıradan bir çaylak karşılığında sağlam bir kısa forvet almıştık; Carrol Dawson'a övgüler düzüyor ve tebrikleri kabul ediyordum ki, birşeyi fark ettim. Beşinci sıra seçimi yapılmıştı fakat draftte beni heyecanlandıran tek oyuncu olan Rudy Gay henüz seçilmemişti.

Aslında Gay'in bize kadar düşeceğini sanmıyordum, üstelik ihtiyacımız olan oyuncuyu da almıştık, ama yetenekleri için 'sınırsız' denen Gay, insanda bir ‘acaba?' duygusu uyandırıyordu. Benim için gayet rahat ve stressiz başlayan gece, bir anda heyecan fırtınasına dönüşmüştü. Artık bizden önceki takımların seçimlerini de sıkıntı içinde bekliyordum.

Nihayetinde, seçim sırası bize geldiğinde Gay hâlâ Yeşil Oda'daydı ve sonunda Houston Rockets tarafından seçiliyordu.

O geceye kadar ihtimal vermediğim birşey olmuş ve Rudy Gay Rockets tarafından seçilmişti, ama biz de takasla yollamıştık bu star potansiyelli çocuğu. Bu durum için neler hissettiğime anlamaya çalışıyorken, takasa Swift'in de dahil olduğunu öğrendim.

Bu haberle takasa bakışım netleşti: Tecavüze uğramıştık.

Rudy Gay ve Stromile Swift'e karşılık Shane Battier

Draftten bu yana iki hafta geçti. Şimdi daha sakin ve mantıklı bir şekilde düşününce, durumun bir tecavüz boyutunda olmadığını rahatlıkla söylenebilir, belki biraz elletmiş olabiliriz.

Rudy Gay her ne kadar dikkat edilesi bir isim olsa da, henüz sadece potansiyeli olan genç bir oyuncu. Yine de, kendisinden önce seçilen bazı isimler gibi, pozisyonuna göre kısa-ince-zayıf değil. Ancak Gay'in neden sekizinci sıraya kadar düştüğünü de insan merak etmeden duramıyor.

Neyse, 'gelmeden giden' hakkında çok da konuşmaya gerek yok. Son olarak şunu da söyleyeyim; Rockets'ın hemen katkı verebilecek bir oyuncu istemesi de böyle bir takası gerekli kıldı.

Takasın elletme kısmına gelirsek; elimizdeki tek genç uzun back-up oyuncusu olan Stromile Swift'i cap filler olarak verdik, karşılığında da hiç bir ek varlık almadan. Ne bir draft hakkı, ne de güdük kadromuza destek olabilecek, Memphis'de oynayamayan genç bir oyuncu. Hakim Warrick ya da Dahntay Jones iyi olurdu, güzel dururdu.

Swift'in gidişi ile ilgili olarak da; kesinlikle geçen senenin en büyük hayal kırıklığıydı ama değeri bu kadar da düşmemişti. Yine de asıl canımı sıkan, ondan bu kadar çabuk vazgeçmemiz. Jeff Van Gundy, kanının hiç ısınmadığı Swift'i nihayet paketledi. Bir de çocuğu eski takımına postaladık ki, Olajuwon'un takas edilmesine yakın bir adilik oldu. Bu kadar profesyonellik bana fazla.

Hoşgeldin Shane

Swift'e kanı ısınmayan Van Gundy, eski Duke oyuncusu Shane Battier'a aşık olabilir! Savunmayı severek yapan Battier, ilk beşte eksikliğini hissettiğimiz sertliği ve gençliği takıma verecektir.

Shane'i, 10.6 sayı - 4.7 ribaunt kariyer istatistiklerine sahip olsa da, "10-5'lik oyuncu" diye tanımlamak yeterli değil. Öncelikle, Battier'in yapamadığı şey yok. Üçlük mesafesi var, post up oyunu iyi, ribaunt alır, top çalar, oyun kurar; joker gibi adam. Daha da önemlisi, sağlam karakterli, oyun bilgisi yüksek ve lider özelliklerine sahip bir oyuncu. Geçen sene David Wesley'den beklenen ve istenen katkıdan daha fazlasını -hem de daha uzun süreli olarak- yapacağı kesin.

Battier, taraftarın takasa tepkisini ise “Onları anlıyorum, draft gecesi her şey potansiyelle ilgilidir. O yüzden üzgün değilim. Çok çalışacağım ve düşüncelerini değiştireceğim” diye değerlendirmiş. Bu sözler insanı rahatlatıyor.

Battier'ın gelişinin, McGrady'yi SG pozisyonuna çekebilmemizi sağlamak gibi güzel bir de yan etkisi olacak. Bir ara -Mike James'in dönüşü gündemdeyken- Battier'in 4 numarada oynaması konuşulmuştu, ama bu çok gereksiz ve saçma bir hareket olurdu. Neyse ki James gelmiyor da, gereksiz bir tartışmadan kurtulduk.

Mike James, free agent, off-season... Evet evet, birşeyler hatırlıyorum.

Offf-sezon hamleleri

Battier Takası ile taraftarlar arasında oluşan fikir ayrılığı, Mike James'in dönüş ihtimaliyle tavan yaptı. Geçen sene bankta yaşadığımız sıkıntılar yüzünden, James'in dönüşünü istiyordum. Altıncı adamlık görevini üstlenince, Toronto'daki gibi serbest oynayabilir, ilk beştekiler dinlenirken yaşadığımız kuraklığı sona erdirebilirdi. Yapacağı savunma da kadayıfın üzerindeki kaymak olacaktı.

Lakin öğrendik ki, paşam hem uzun kontrat, hem de ilk beşte başlama garantisi istiyormuş. Yukarıda da kısaca bahsettiğim "İlk beş: Rafer - James - McGrady - Battier - Yao" düşüncesi ortaya çıktı bu sözlerden sonra. Kısa ama koşan takımların başarısını gören future-ex-gm Carroll Dawson, çok sevmiş bu fikri. Yaşlılık kötü şey diyebiliyorum sadece. Tamam şu an oynadığımız oyunu hızlandırmalıyız ama başkasının fikirleriyle nereye kadar. Önce yeni Shaq-Kobe ikilisini oluşturuyorduk, şimdi de yeni Suns olacakmışız... Onların da iki senedir neler başardığını ve başaramadığını gördük, ne gerek var böylesine büyük çaplı bir karakter değişikliğine. Süper yıldız bir big man'e sahip olmadan şampiyon olan son takım, Jordan'lı Bulls idi. Senin elinde Yao Ming var. McGrady'nin kariyeri bugün bitse bile hâlâ şampiyonluk adayı olabilirsin. Öyleyse bu aptalca fikirler neden?

Her neyse; James'in Timberwolves'u seçmesiyle, bu konu kapandı artık.

Velakin, ne yazık ki hamleler bu kadar işte... Tamamen James'e konsantre olan Rockets'ın bir B planı yok. Full MLE ve 4,2 milyon dolarlık trade exception'ımız var; 9 milyon doların üzerinde para yapar. Elbet birileriyle anlaşılacaktır ama kalan serbest oyuncular arasındaki önemli isimlerden birinin geleceğini de sanmıyorum, ki bunlar; Bonzi Wells, Al Harrington, Drew Gooden, Chris Wilcox... Anlaşma ihtimalimiz olanlar ise Keith Van Horn, Jared Jeffries, Marcus Banks, Trevor Ariza ve Melvin Ely... Yaz liginde harika oynayan John Lucas III ile de anlaşma ihtimalimiz yüksek. Chuck Hayes ile anlaştık bile. Tabii ikinci tur seçimimiz Steve Novak'ı da unutmayalım.

Novak 6'9" boyunda, forvet ve şutör. Hatta sadece şutör desek de yeterli olur. Atletik özellikleri oldukça sınırlı ama şut atmaya başlayınca kendinden geçen bir adam! Kolej kariyerinde 266 serbest atıştan sadece 18'ini kaçırmış. Üçlüklerde ise 793'te 368 (%46.4) isabeti var. Eğer Van Gundy'nin gazabına uğramazsa, oyunda olduğunda iyi iş yapar. Geçen sezon Head'in yanına koyamadığımız ikinci güvenilir şutör olabilir.

Bir de draft gecesi Orlando Magic'den bir miktar para karşılığında takasla aldığımız Lior Eliyahu var. Henüz 20 yaşında. 6'8" boyunda ve iki forvet pozisyonunda da oynayabiliyor. Geçen sene İsrail liginde 16.5 sayı - 6 ribaunt - 3 asist ortalamalarıyla oynamış. Okuduklarıma göre, içeriden oynamayı seven, pas yapabilen biri, ama sertlikten hoşlanmıyor. Doğal olarak savunmada da sıkıntı yaşıyor. Eğer kendini geliştirebilirse, sağlam bir oyuncu olabilir...

Rockets'ın yeni bir Avrupalı projesi işte. Bu sene bizde oynayacağını sanmıyorum. Badiane'i ve Spanoulis'i düşünüyorum da, epey sürer bu gencin aramıza katılması.

Kadroya bakış

Rafer - McGrady - Battier - Howard - Yao beşi, gayet sağlam ve iş yapabilecek bir beş. Ama hâlâ eksiklerimiz var. Head, Hayes, Bogans ve durumları netlik kazanmasa da Wesley ile Sura, kısa rotasyonunda güven veriyor. Uzun rotasyonu için sayabileceğimiz tek isim ise yaşı bilinmeyen Mutombo! Hayes, Lampe, Bowen, Novak da 4 numarayı yedekleyecektir ama sağlam ve diğer uzun forvetler karşısında undersized duruma düşmeyecek birine daha ihtiyacımız var. Eğer doğru parçayı bulursak, tekrar playoff yarışına gireriz.

Sakatlarımızın hepsi iyileşmiş durumda ve oynamaya hazır. Evet, söylenenler bunlar ama -acı tecrübelerimle sabittir- görmeden inanmam! Yedek oyun kurucu olarak harika olurdu ama Sura dönemese de sorun değil, yeterince gardımız var.

McGrady sırtının hiç acı vermediğini ve böyle oynamanın ne kadar güzel olduğunu söylemişti bir yerde. Kaynağı bulamadığım için, aklımda kalanların çevirisini yaptım. Bu gerçekten çok güzel bir haber ama… ama işte. NBA temposu ve sertliği karşısında nasıl tepki verecek o sırt, asıl mesele bu. Bekleyip göreceğiz. Umut fakirin ekmeği.

Ming de iyileşti ve çalışmalarına başladı. Onunla ilgili sorun ise Çin'in 2006 Dünya Şampiyonası'nda oynamasını istemesi. Sakatlık, yorgunluk dedik ama dinletemedik yine.

Son söz

Rockets'da sakatlıklar ve gelebilecek yeni oyuncular gibi önemli konular belirsizliğini koruyor. Daha önce olanlara bakarak karamsarlığa kapılmak mümkün. Fakat bunun bir yararı olmaz, ben bu takıma inanıyorum. Son bir yıldır ne kadar kızdırmış olsa da, Dawson hâlâ çok iyi bir GM ve yapacağı birkaç numarası daha var.

Sevgi, saygı…