Ne iyi ettin de geldin yeni sezon
15 KASIM 2005, SALI
Yeni sezonun arz-ı endam edişiyle birlikte, NBA TV'nin verdiği Greatest Games, 3-5 yıl öncenin NBA Action ve Inside Stuff programlarını izlemek zorunda kalan NBAsever insanlarımız, tekrar gerçek maç izleme zevkine eriştiler. Hazırlık döneminin yavan ve mücadeleden uzak, yalandan adam denendiği maçlarından sonra normal sezon bile ilaç gibi geldi. New Orleans şehrinde hayatın durması ile birlikte kendine şehir arayan Hornets takımı Oklahoma City'ye yerleşmesine yerleşti ama takımda herkes bu hayattan fazla memnun olmadığını belirtti. Takımda istifa etmeyen yönetici veya takas istemeyen oyuncu kalmadı nerdeyse. Buna rağmen yaptıkları başlangıç ve özellikle içi boşalmış da olsa Sacto karşısındaki farklı galibiyetleri kayda değerdi.
Önce 'bizimkiler'
Mirsat'ın ilk oynadığı dakikadan beridir NBA maç istatistiklerinde baktığım ve görmek istediğim Türk oyuncu istatistiklerini Mehmet Okur bu yıl gerçekleştirmeye başladı. Başladı başlamasına ama sanırım bunlar beni Mirsat'ın 2 dakika, 2 sayı, 1 ribaunt performansı kadar bile mutlu etmedi açıkçası. Kendimi sebep bulmak için zorlamıyorum ama herkes gibi ben de Mehmet'ten, Utah'ın Mormon halkı için ortaya koyduğu performansın herhalde en az yarısını bizim için de ortaya koymasını beklemiştik. Belki daha kötü bir başlangıç yapmış olsa idi formsuzluğuna falan verecektik ama sezona bomba gibi girmesi, tüm resmin değişmesine neden oldu. Bu konuda belki de oyucusundan verim alamayan coach'da aramak lazım suçu, ya da Mirsat kadar kendisine zıt gitmeyen(!) Carlos Boozer veya Ostertag'i tebrik etmek lazım.

Olayın Hidayet yönünden analizinde ise sorun yok. Milli takımda ne oynadıysa ya da ne oynamadıysa, aynısını Orlando'da da yapıyor. Üstelik o artık bir süreliğine de olsa ilk beş oyuncusu. Sergilediği istatistikler ise milli takımdaki performansı ile hemen hemen aynı.
Asıl sürprizi ise diğer bir Türk oyuncumuz yaptı. Hayır, bu oyuncu Ersan değil tabii ki, Bucks onu NBDL'e memur etti, ikinci bir emre dek orada 'daha iyi' olmaya çalışacak. Bahsettiğim oyuncumuz ise Zaza... Yeni takımı Atlanta Hawks'da 30 dakika seviyesinde süre alan Zaur Pachulia (sağda), her maç double-double'ı zorlayan bir ilk beş oyuncusu olarak giriş yaptı sezona. Gelecekte iş yapabilecek gencecik bir takımın çok önemli bir parçası oldu. Yaptığı transferin ne kadar başarılı ve mantıklı olduğunu göstermiş oldu.
Batı-Kuzeybatı
Batı'da geçen senenin flaş takımı, Kuzeybatı birincisi Seattle Supersonics, artık sıradan bir takım oldu sayılır. Sürpriz flaş takım rolünü bir başka gruptaki LA Clippers'a devretmiş gibi görünüyor. Ki Clippers (5-2) şu anda Pasifik'in lideri. Golden State ise zaten beklendiği gibi Pasifik'te bir diğer flaş takım (5-3, 2nd); ligin en başarılı birkaç gard ikilisinden birine (Baron&J-Rich) sahip olmanın avantajıyla.
Kuzeybatı ile başladık, onunla devam edelim:
Denver Nuggets geçen seneyi müthiş bitirip (49-33, Kuzeybatı'da Sonics'in ardında 2'nci) bu seneye de bomba gibi girecek gözüyle bakılırken, aslında tam da istenen yerde olmadıkları anlaşıldı. Nene'nin sakatlanması da tuzu biberi oldu. Yine de iyileşen Voshon Lenard ve sezona müthiş başlayan Camby'ye bir şey olmadıkça (ki bunu beklemek de zor), Batı'nın bu çok güçlü olmayan grubunda liderliğe, dolayısıyla playoffların ilk üç sırasına oynayabilirler. Ne de olsa geçen sene birinciliği kaptırdıkları Sonics'in bu seneki hali mâlum.
Portland yeniden yapılanıyor ve bu sezon 'artık adam gibi coach getirelim de şu ham malzemeyi bir işlesin, toparlasın' safhasına geldiler. Minnesota da biraz daha toparlanmış durumda geçen yıla oranla. Mark Madsen'in süper performansı ve ilk 4 maça sığdırdığı üç double-double, bir de triple double performansı umut verici... Tabii ki şaka yapıyorum. Dünya tersine dönmedi ya. T-Wolves'da Jaric belki biraz yavaş bir başlangıç yaptı ama sakatlıktan yeni çıktığını da dikkate alarak kanaat kullanıyorum ve kendisini geçiriyorum.
Batı-Güneybatı
Güneybatı'ya bakalım şimdi de: Memphis, yaşlı ve tecrübeli bir yöne gitti ve görünen o ki, istediğini de almış oldu. Eddie Jones, Bobby Jackson ve Damon Stoudamire, NBA'de gelebilecekleri en üst noktaya gelmiş ve yavaş yavaş inişe geçmiş oyuncular ama zaten takımda herkes genç olunca da fazla bir başarı yakalanmadığı konusunda herhalde en tecrübeli takım Grizzlies'tir artık. Yazın dinlenen Gasol sanırım kışın da sakallarını dinlendirecek. Gençlik sivilceleri hâlâ yok olmadıysa sakal iyi bir yöntem, karizma da katıyor.
Houston, T-Mac'in sakatlığıyla birlikte kabak çekirdeği gibi açıldı tabir-i caizse. Demek ki T-Mac'in sırtı incinmesin diye birkaç arkadaş özellikle çanta-bavul taşınması ve pazar alışverişi olayında kendisine yardımcı olacak. Şaka bir yana Rockets 2-4 ile grubun dibinde ve bu da onları ters açıdan 'sürpriz takım' yapıyor sezona giriş itibarıyla. Rafer Alston ve Stromile Swift'in Van Gundy sistemine uymaları zaman alıyor, T-Mac sağlam kalırsa ve bu iki hususa Bob Sura'nın basketbola dönmesi de eklenirse (ki pek şüpheli), o zaman Batı'nın bu en güçlü grubunda sezon başı beklentilerine cevap verecek duruma gelebilirler. (Beklenti dedik, bunun Spurs'ün ardından grup ikinciliği olduğunu da ekleyelim.)
Grubun diğer başagüreşeni Dallas ise bu yıl biraz daha oturmuş bir görüntü çizdi sayılır (4-2, 2nd). Mavs, ligin belki de en derin kadrosuna sahip. Christie'nin zayıf başlangıcına rağmen back court'da sıkıntıları yok, Nowitzki bildiğiniz All-Star Nowitzki. Zayıf görünen tek tarafları C pozisyonu; Diop kendine Dampier'ı örnek aldıkça da düzelecek görünmüyor. Van Horn ise sağlam Mavs benchi'nin skoreri olarak başladı sezona. Bu kadroya Nash de eklenmiş (yani hiç gitmemiş) olsaydı tadından yenmezdi ama artık Harris ve JT ile idare edecekler.
Nash demişken Phoenix'ten bahsetmek lazım ve bu da bizi Pasifik Grubu'na yolluyor.
Batı-Pasifik
Yukarıda belirttiğim, Batı'da sezonun iki flaş takımı Clippers ve Warriors da bu grupta ama biz geçişi Nash ile yaptığımız için Phoenix Suns ile devam ediyoruz. Amare genç atletik bir arkadaş ama umarım bu career-ending ihtimali olan sakatlıktan döner, yoksa Suns'ın değil bu yıl, önümüzdeki birkaç yıl playoff şansı zora girer. Barbosa yazı iyi değerlendirmiş, belli oldu. J-Jones da iyi şut atıyor ama içerdeki Kurt Thomas ve Brian Grant artık kariyerlerinde uzatmaları oynuyorlar. Amare olmadan oradan onlara Nedim Dal bile zarar verir. Boris Diaw biraz daha basketbol açısından inceltilebilirse iyi bir kazanç olur. Sonuç: İllâ da Amare.
Pasifik'in dibinde yer alan Sacramento Kings (2-5), yıldan yıla güç kaybederek nihayet bu yıl tabana vurdu sayılır (2-5, sonuncu). Shareef ve Bibby bir zamanlar Vancouver Grizzlies'te beraber oynarken ve o takımın en iyi oyuncuları iken, takımları bırakın playoff oynamayı, 'en az galibiyet alan' durumundan bile kurtulamamışlardı. Bu yıl o kadar kötü olmasa da playoff yapamamaları sürpriz olmaz benim için. Nerede Webber-Divac-Bibby-Christie-Stojakovic ilk 5'i, B-Jax-J.Jackson-Heio-Pollard bench'i. Şimdiki oyuncular bu kadrodaki eşlerinden hep bir kaç gömlek daha düşükler.
La-La land'de işler yeniden başladı. Kobe bomba gibi girdi sezona ama diğerleri beklendiği gibi girinc, haliyle süper bir başlangıç olmadı Lakers için. Phil Jackson, Lamar Odom için biçtiği Scottie Pippen rolüne o kadar önem verdi ki, Lamar'ın bu rolü anlaması için bizzat Pippen'ı takıma asistan olarak aldı. Aynı kıyağı Kwame'ye de yaparak Kareem'i kadroya dahil ettiler. Aslında bu kadardan sonra onların da biraz kıpırdanması lazım. Ama sanırım Kwame, Kareem'i değil de Dampier'ı kendine role model olarak seçmiş (Diop'tan sonra etti iki! Dampier'da algılayamadığımız bir karizma var herhalde).
Doğu-Güneydoğu
Diğer yakaya Güneydoğu Grubu ile giriyoruz... Off-season takaslarıyla 'toplama takım' haline gelen Miami'deki belirsizlik, Shaq'ın sakatlığıyla iyice arttı. Acaba maya tutacak mı, yoksa Antoine potayı döverken J-Will kafayı havluya gömüp bench'te oturacak mı? (bakınız 5 yıl önceki Kings benchi). Bence Zo ve Shaq antrenmanda arkadaşları sıkıştırıp biraz korku verseler fena olmaz. Aksi halde Shaq dönene kadar Wade çok yorulacak. Heat için daha önemli olan Wade'in ilk yarı performansıyla All-Star olması mı, yoksa onun playoff performansıyla takımın final oynaması mı? Heat şu an için sahaya Shaq'ın sadece gölgesini (sağda) çıkartabilerek, 4-3 dereceyle, Arenas'ın sürüklediği Washington Wizards'ın (5-1) ardında Güneybatı ikincisi; ve fakat grubun diğer takımlarının Orlando Magic, Charlotte Bobcats ve Atlanta Hawks olduğu düşünüldüğünde, playoff çerçevesinde Güneybatı'nın iki takımlık bir grup olduğunu ve Heat'in de şu an grupta sonuncu olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Özetle, Hughes'un ve uyuz Kwame'nin gidişlerinin ardından Arenas-Jamison-Daniels üçlüsünün sırtladığı, Caron Butler'ın da omuz verdiği Wizards'a liderlik ne kadar yakışıyorsa, mevcut kadrosuyla ikincilik de Heat'e bir o kadar yakışmıyor.
Charlotte Bobcats ufaktan diğer takımları ısırmaya başladı sayılır. Okafor ve Brezec geçen seneki performanslarından henüz biraz uzaklar ama yine de kadro oturdu gibi, maç kazanmak daha da kolaylaştı. Mehmet'in 33&17'lik kariyer maçındaki mağlup takımdılar ama unutmamak lazım ki uzatmada kaybettiler. Mehmet'in Brezec karşısındaki performansı keşke Avrupa Şampiyonası'nda Kasun ve Femerling'e karşı olsaydı (yine aynı yara kanıyor sanırım).
Kasun demişken Hidayet ve ve Orlando'ya geçeyim. Head coach olarak Brian Hill geldi ama Grant Hill yine gitti. Cins bir karın sakatlığından dolayı bir süre takımdan uzak kalacak. Hidayet biraz daha iyi performans gösterir mi, diye düşünüyorum ama sanırım şu kanaate varmaktan kendimi de alamıyorum: Hido kendi zirvesini yakaladı, bundan daha iyi olamayacak, yani 20 sayı civarı bir sezon ortalaması hiç olmayacak. O, 12-13 sayı civarının oyuncusu. Bu arada Mehmet'i milli maçta denize döken Mario Kasun'un bu sefil Magic'teki istatistikleri ise şöyle: 1 maç, 0 sayı, 2 ribaunt! Bir de takım istatistiği vereyim, Magic 2-4 ile grup üçüncüsü.
Atlanta Hawks elinden gelenin en iyisini yaptı ama bu yılların takımı değiller. 3-5 seneleri daha var önlerinde. 3-5 demişken, 2-5 dereceli Bobcats'in arkasında, 0-6 ile grup sonuncusu Hawks.
Doğu-Atlantik
Doğu'da dolaşmaya devam edelim biraz yukarılara çıkalım...
Detroit'in ve New York'un gündüz ile gece gibi farklı olan performansları ise Larry Abi'nin herhalde uykularını kaçıyordur, Marbury'i gördüğü yerde dövmemek için kendini zor tutuyordur. Daha enteresan bir durum ise herhalde Jerome James'in bu kadar erken yatmaya başlaması oldu. İnsan biraz utanır be kardeşim, 1-2 dakika oyna bari, sayı olmazsa da ribaunt falan al. Kalbi tekleyen bir center, satıcı bir (üç bile denebilir ya!) gard ve bir ton nerede oynadığı belli olmayan adam ile yine yanlış kimya oluşturma konusunda ders vermiş oldu cümle aleme Knicks. (Bu kepaze takıma sezonun ilk galibiyetini, hem de deplasmanda tattıran Kings'e ise zaten yukarıda diyeceğimizi dedik; ikinci galibiyeti veren Utah Jazz'e ise Memo'nun süper başlangıcından dolayı şimdilik iltimas geçiyoruz fakat düşüş sürerse sonraki yazının Sacramento'su Utah olabilir tabii ki.).
Toronto Raptors zaten hazırlık maçında Maccabi Tel-Aviv'e yenilerek hangi seviyeye yaklaştığını göstermişti. Avrupa'da 20 sayı ve 10 asist yaptığı nadir görülen Calderon bu sayılara bench'ten gelip ulaştığına göre, varın siz değerlendirin takımın halini. (Bosh'ver Chris, Jalen utansın, Mike James 36 attı, biz ona sevinelim!)

Philly, eski yıldızı, yeni head coach'u Maurice Cheeks (sağda) ile birlikte Chris Webber'ı da oyun planının içine çekerek Doğu, en azından Atlantik Grubu için iyi bir ekip oluşturmuş oldu - şu an 4-3 dereceyle lider olmaları da bunu doğrular nitelikte. Webber ve dizi her maç aynı performansa yakın gösterirse 76ers Doğu'da ilk dört için güçlü bir aday olur. AI'nın sağlam kalma gerekliliğini artık saymıyorum, o bir olmazsa olmaz durum zaten.
Boston bu yıl da yap-boz ile geçirecek gibi duruyor sezonu. Oyuncular hâlâ ısınamadılar, kimya hâlâ tam olarak oluşmadı. Walker'ın boşluğu dolmadı... (Tamam bu da şaka.) Bir de üstüne üstlük Pierce, hem de sezona 26-8-5 ile girmiş olmasına rağmen takas gündeminden düşmüyor. İnsan anlayamıyor.
Bu grupta (ve belki de Doğu genelinde) en göze hoş gelen oyunu ise herhalde New Jersey Nets oynuyordur. Üç tane müthiş ilk beş oyucusu var ellerinde. Cliff Robinson da yaklaşık bir 20 yıl genç olsa ne güzel olurdu ama... Krstic'in 20, Cliff'in de 40 yaşında olduğunu düşününce insan kuşak farkının ne olduğunu anlıyor. Bu ikisinin bence en büyük ortak özellikleri, aynı yıllarda, yani yaklaşık 15 sene önce kısa şort giyiyor olmalarıdır.
Doğu-Merkez
“Yok artık LeBron James” cephesinde, kağıt üzerindekinin aksine, gözle görülür bir gelişme yok. Cleveland Cavaliers'da Hughes aşısı tutmamış görünüyor ve Marshall da Toronto'daki performansından uzak. Takımda hâlâ yolunda gitmeyen bir şeyler var, beklemek lâzım. Her ne kadar 5-2 dereceleri iyi görünse ve onları Doğu playoff potasında 5'inci sıraya koysa da, en güçlü grupta olduklarını ve bu dereceyle orada ancak 3'üncü olduklarını unutmamak lâzım. Zaten şu anki playoff potasında dört takım Merkez'den, grup sonuncusu Chicago Bulls da konferansta 9'uncu sırada.
Chicago Bulls demişken, muhtemelen bu yıl geçen yıla göre daha iyi olmayacak. İçerisi çok boşaldı ve bu boşluk Chandler tarafından dolacak cinsten değil, Songaila hele hiç dolduramaz. Genç gard ve forvetlerinin sığ tecrübeleriyle götürebildikleri yere kadar giderler, o kadar.
Indiana Pacers'ta kardeşler, Türk taksi ve dolmuş esnafı gibi toplu adam dövme teşebbüslerinde bulunmazlarsa, bu yıl sonuna kadar gidebilirler. Ukala Saras'ın takıma katılması iyi oldu ama arkadaşın burnun sürtülmesi bence daha iyi oldu. İstanbul'daki maçta Tutku'ya yaptıkları unutulmadı.
NBA magazininde ise Kenny Smith, Charles Barkley ve Mark Cuban arasında geçen 'idiot' tartışması şu aralar gündemde. Cuban için “poor man's Ali Şen” ve Barkley için de “poor man's Ahmet Çakar” dersek fazla yanılmamış oluruz.
Görüş ve yorumlarınız için hulusionder@hotmail.com