Hulusi ÖNDER yazdı
NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

NBA WALLPAPERS

COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.

Şampiyonun yüreği

23 HAZİRAN 2005, PERŞEMBE

Bundan tam 10 yıl önceydi. 1994 yılının şampiyonu Houston Rockets takımı, 1994-95 sezonunda Batı Konferansı'nı ancak 6'ncı sırada bitirebilmiş, finallere kadar tüm serilerde ev sahibi avantajını kaybetmiş olmasına, hatta Phoneix serisinde 3-1 geriye düşmüş olmasına rağmen tüm zorlukların üstesinden gelip finalde Shaq ve Penny'li Orlando'yu 4-0 süpürerek ardarda ikinci şampiyonluğunu kazandıktan sonra, takımın head coach'u Rudy Tomjanovich şu efsanevi cümleyi sarfetmişti:
"Do not ever underestimate the heart of a champion!"

Bu; "şampiyon olmak çok kolay bir şey değildir, şampiyon takımları diğerlerinde ayıran çok önemli özellikleri vardır: Yüreklidirler! Kesinlikle boş bırakılmaya, hor görülmeye gelmezler" anlamında bir cümleydi.

Bu kapsamda önceki gün oynanan maçta da Detroit takımı, neden şampiyon olduklarını, nasıl kuvvetli ve dirençli bir takım olduklarını, sahalarında üzücü ötesi, hatta kahredici bir mağlubiyet aldıktan sadece iki gün sonra rakiplerini deplasmanda yenerek gösterdiler. Onlar gerçekten şampiyon yüreğine ve azmine sahip bir takım, bundan artık kimsenin şüphesi yok sanırım.

Ev sahibi olmanın avantajı ile birlikte San Antonio oyuna daha saldırgan bir tarzda başladı ama bir önceki maçın son çeyreğinde Horry'nin yaptığı gibi, bu maçta da muhtelif anlarda Detroit'ten bir oyuncu çıkıp ev sahibi takımın maçı koparmasına engel oldu. Bu oyuncular, birinci ve dördüncü çeyrekte Rasheed Wallace, ikinci ve üçüncü çeyrekte ise Billups ve Hamilton idi. Hamilton serinin en efektif maçını çıkarırken, Bowen savunmada ilk defa bu kadar etkisiz kaldı. Billups, genel toplamdaki düşük şut yüzdesine rağmen maç içinde attığı çok kritik 3-sayılık atışlarla takımının hep oyuna ortak olmasını sağladı. Son çeyrekte ise geçen maçtan sonra aldığı tüm eleştirileri tekzip edercesine oyuna ağırlığını koyan Rasheed, 5 faulle oynamasına rağmen kritik bir üçlük, bir hücum ribaundu, bir tip ve bir orta mesafe şut sokarak bir anda maçın kaderini değiştirdi. Son çeyrekte Tayshaun Prince'in hücum ribaundlarında yaptığı ekstra katkının da, maçın kazanılmasında çok önemli bir yeri vardı.

San Antonio'nun uluslararası yıldızları Parker ve Ginobili bu maçta daha saldırgandılar. İçeriyi her pozisyonda zorladılar. O kadar çok zorladılar ve yoruldular ki, Ginobili son çeyrekte arka arkaya yaptığı iki drive neticesinde top kaybı yaparak maçın da kaybedilmesine giden yolu açmış oldu.

Duncan'ın hücumdaki agresifliğine ve yüksek yüzdesine rağmen faul kaçıma sıkıntısının hala devam etmesi, Spurs'ün onun üzerine hücum kurmasını ve crunch time'da topların onun tarafından kullanılmasını engelledi. Duncan yine %50 ile faul attı, beş tane kaçırdı.

Nazr Mohammed diğer maçlarda olduğu gibi hemen hemen sıfır katkı ile oynadı. Bu maçta ekstra katkı yapan oyuncu Brent Barry idi. Parker'ın Billups karşısında savunmada ezilmeye başlaması ile birlikte Popovich, daha önceki yazıda belirttiğim gibi, Parker'ı bench'e çekip Barry'yi oyuna aldı. Ginobili Billups'ı savunurken Barry de Prince ile eşleşti. Bu kurgu belki savunma açısından yeterli idi ama takımın Barrry'nin PG oynamasına çok alışık olmaması ve Barry'nin skor katkısına rağmen düşük yüzdeyle şut atması nedeniyle Popovich zorunlu olarak Parker'ı oyunda tutmak zorunda kaldı. Bowen ise hem kendisi çok düşük bir yüzde ile hücum etti, hem de Hamilton'ın çok ekstra sayılar üretmesine engel olamadı.

Bu maç sonunda görünen önemli ayrıntılar ise şöyleydi:

1. Her ne kadar bir çok maçta teknik faul alsa da, agresif, sıra dışı, savruk ve asi görünse de, Rasheed Wallace aslında sorumluluk sahibi ve mücadeleci bir oyuncu olduğu gösterdi. Bu maçtaki performansı ile, geçen maçın sonrasında üstüne gelen tüm medya dünyasını püskürtmeyi başardı.

2. Robert Horry olmanın belki de en güzel yanı bu. Yani maç kurtaran sayıyı attığında ya da iyi oynadığında kahraman olup; kötü veya yetersiz oynadığında ise normal karşılanmak... Bu maçta Horry iki üçlük ile tehlikeli olduğunu gösterdi ama son saniyelerde attıklarını sokamadı ve vaziyet gayet normal karşılandı. Kaybedilen maçtan kimse onu sorumlu tutmadı ve tutmayacak da. Aslında tüm kariyeri boyunca böyle oldu. Yine de hakkını yememek lazım, Horry'nin San Antoino için en önemli katkısı şu oldu: Son çeyrekte Duncan üzerinden oynamak istediklerinde Wallace'lardan birisi Horry'i bırakıp Duncan'a yardıma gelemedi. Yani Duncan tek Wallace'a karşı oynadı. Belki de bu şekilde oynamaya devam etselerdi, maçı bile kazanabilirlerdi.

Görüş ve yorumlarınız için hulusionder@hotmail.com