|
Forumdan takip edenler
belki bilir, benim Pasifik Okyanusu’nun ötesinde
tuttuğum iki takım var: NBA’de Golden State Warriors
ve NHL’de Ottawa Senators... Öyle hikaye
taraftarlıktan bahsetmiyorum. Sabah namazı sırasında
“Allah’ım şu anda Carolina Hurricanes’le oynayan
Senators’ın kazanmasını nasip eyle” diye dua
ettiğimi hatırlarım. Öhm neyse…
2006-2007
sezonu benim için rüya gibiydi: Warriors play-off
çıktı, Dallas’ı eledi. Senators ise daha iyisini
yapıp finale çıktı (Ancak finalde, benim tiksinti
derecesinde nefret ettiğim Anaheim Ducks’a
kaybetti).
2007-2008 de iyiydi: Warriors son yılların en iyi
derecesini elde etti ama play-off’a kalamadı.
Senators süper başladığı sezonun sonunda güç bela
play-off’a girdi (Sonrasında benim ölümüne nefret
ettiğim Pittsburgh Penguins’e elendi).
2008-2009: Warriors berbat. Senators da.
Golden State Warriors berbat durumda. Gerçekten
kötüyüz. Ben uzun zamandır kendimi taraftar olarak
bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Takıma yararlı
oyuncuların gönderilmesi, beş para etmez isimlerin
alınışı, mevcut oyuncuların salak saçma
rotasyonlarla küstürülmesi, yönetim seviyesindeki
büyük gerginlik takımı bu hallere getirdi.
En tepeden başlayalım. Yönetim - Chris Mullin
gerginliği had safhada. Başkan Rowell’ın Mullin’i
istemediğini artık sağır sultan duydu. Önceki
yazımızda belirttiğimiz üzere Don Nelson da
kendisini takıma kazandıran Mullin’e kazık attı. Şu
anda izlediğiniz Warriors, kesinlikle Don Nelson’ın
takımı. Chris Mullin hali hazırda takıma fazla
karışmıyor. Tek patron Don Nelson. O da 2 yıllık mis
gibi sözleşmesini doldurmadan gitmeye hiç niyetli
değil.
Takımın en büyük sorununun sakatlıklar olduğu
söyleniyor. Ben inanmıyorum. Gerçekten sakatlıklar
çok, ama benim anlamadığım şu. Geçtiğimiz 2 sezon
takımda çok az sakatlık oldu. Sakatlık konusunda
sabıkalı Baron Davis bile aslanlar gibi oynadı
(2006-2007’de 63, geçen sezon tüm maçlar). Harika
geçen iki sezonda yıldızlarımız neredeyse hiç
sakatlanmadı. Ama şimdi şu takıma bakıyorum herkes
sakat. ‘Franchise player’ımız (!) Stephen Jackson
bir sakatlanıp bir iyileşiyor, yeni süper
starımız(!) Corey Maggette de ‘sakatım’ ayağına epey
bir yattı. Diğer oyuncular da değişimli olarak
sakatlanıp duruyor. Vallahi kimse kusura bakmasın
ben bunda bir art niyet ararım. Play-off’a giderken
kimse sakatlanmazken takım çöktükçe herkes
sakatlanmaya başlıyor. Eh, batan gemiyi önce fareler
terk edermiş.
Geride bıraktığımız 1 aylık dönemde aldığımız en
ilgi çekici sonuç Boston Celtics’i evimizde
yenmemizdi. İlgi çekici olan kısmı nadir bir
galibiyet olması, yoksa Celtics’e karşı evimizde
zaten üstünüz. Ama bunun dışında çoğunlukla
mağlubiyet.
İsterseniz takıma bir göz atalım kısaca:
Jamal Crawford: En skorer ismimiz. İyi
niyetle mücadele ediyor gibi görünüyor ama kendisine
ısınamadım.
Corey Maggette: Bu adamın bubble-head
biblolarını Oakland’da gerçekten alan var mı merak
ediyorum. Oysa takımın web sitesinde satmaya
çalışıyorlardı. Artık Mike Dunleavy’den sonra kentte
yeni bir nefret figürümüz var, hayırlı olsun. Kings
maçında sağlam yuhalandı. En azından içeri drive
ediyor, serbest atışları iyi diyorduk. En çok
ihtiyaç duyduğumuz başa baş giden Kings maçında 4/12
serbest atış isabeti vardı. Gönderin artık şu adamı!
Stephen Jackson: Canı istediği zaman oynuyor,
istemezse takımın canına okuyor. Extension kaptı
tabi salak mı kendini zorlasın? S-Jax son iki
sezonda topladığı sempatiyi yavaş yavaş kaybediyor.
Andris Biedrins: Takımımızın gözbebeği, her
şeyi. En istikrarlı oyuncumuz ama tek başına çabası
yeterli olmuyor. Maç başına 13 sayı 12 ribauntla
oynuyor ve henüz daha 22,5 yaşında.
Ronny Turiaf: 82games sitesine göre takımın
aldığı dakika başına en istikrarlı oyuncusu. Çok
seviyoruz kendisini çünkü biliyoruz ki gerçekten
uğraşıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor. Özellikle
blok konusunda açığımızı kapatıyor.
Marco Belinelli: Nelson efendi nihayet
hatasını anladı. ‘Rambo’ artık ilk beşte sahaya
çıkıyor ve ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğu cümle
aleme gösteriyor. 1-2 sene içinde canavar gibi bir
guard olacak.
Kelenna Azubuike: Maç başına 13.8 sayı ile
oynuyor ama bence bunun tek nedeni adam yokluğundan
fazla süre alması.
CJ Watson: Bu adam NBA oyuncusu değil. Çok
silik, hiç bir özelliği olmayan basit bir oyuncu.
Aynı Azubuike gibi adam yokluğundan oynuyor.
Anthony Morrow: Çok istikrarsız görünse bile
onun suçu değil. Bir maçta 25 dakika oynarken bir
sonrakinde 2 dakika oyunda kalıyor. Şut yüzdesi
güzel ama fazla top kullanmıyor. Seviyoruz
kendisini.
Brandan Wright: Bence kendisine verilen şansı
iyi değerlendiremedi. Hayal kırıklığı.
Anthony Randolph: Bir ışık var ama daha fazla
süre almalı.
Rob Kurz: Sezon başında Çin’de Milwaukee’yle
oynadığımız maçı kazanmamızı sağlayan 3 sayılığından
başka bir numarasını göremedik.
Marcus Williams: Ya şimdi kadroya bakınca
hatırladım böyle bir oyuncumuz olduğunu.
Jermareo Davidson: Anlamadığım şey, madem
oynatmayacaksın, niye adamı NBDL’den alıp sözleşme
imzalıyorsun?
İnanın bana DunMurphy Sisters’ı (Mike Dunleav & Troy
Murphy) özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Bazı
konularda yetersizdiler ama Allah için çocuklar
uğraşıyorlardı. Şu anda elimizdeki kadro 3-4 oyuncu
dışında tamamen salmış durumda. Elbette bunda ilk
suç onların başındaki adamda. Adamı oraya takımı
motive etsin, kazandıracak taktikler versin diye
koyuyorlar ama fazla kurcalamayalım, adamın seveni
çok. Efendiler rahatsız oluyorlar.
İnanın ben şu kadrodaki oyuncuların yarısına
yakınından nefret ediyorum. Bu formayı hak etmeyen,
iş ahlakı düşük, formayı sevmeyen işgüzar adamlar.
Biliyorum ki Pasifik’in diğer ucundaki birçok
Warriors’lı da benimle aynı fikirde. Bizi bu duruma
getirenler utansın. En çok umut vaat eden
takımlardan biri dağılmış, dibe batmış durumda.
Çok yazık.

|