Emirhan ERİNGEN yazdı

NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

ENCORE

NBA WALLPAPERS

COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.


Refleks frenlenebilir mi?

Olayları baştan sona anlatacak bilmem kaçıncı yazar olmak istemiyorum. Zaten bu işe yıllarını vermiş insanların yazıları üstüne, çömez bir altıncı adam olarak yazı yazmak haddim değil. Ancak içimde kalan birkaç seyi söylemek istiyorum.

Öncelikle, hiçbir oyuncu tribüne çıkıp bir seyirciye dalamaz. Şartlar ne gerektirirse gerektirsin, profesyonelce davranmalıdır... Bunlara eyvallah. Ama şöyle bir nokta var: Biz her ne kadar olayın üstünden günler geçtikten ve ölçüp biçtikten sonra konuşsak da, düşüncelerimizi kafamızın içinde döndürüp dolaştırsak da, bilmeliyiz ki bu gibi olaylar bir-iki saniye içerisinde gerçekleşiyor. Bu iki saniye içerisinde bir sporcunun -ne kadar profesyonelce davranmak zorunda olsa da- kendini kontrol edememesi, onun "suçu" değil, "zayıflığı"dır. Cezasız kalmalı mı? Tabii ki kalmamalı ama bu kadar ağır da olmamalı.

Steve Kerr, konuyla ilgili yazısında belirtmişti: Kendisi Arizona State University maçında kenarda ısınırken, konuşma mesafesinde duran bir eleman, Kerr'ün daha yeni ölmüş babası ile ilgili olarak duyabileceği şekilde küfür ediyor. Bir düşünün, böyle durumlarda arabanın plakasını mı alırsınız, yoksa haddini kendiniz mi bildirirsiniz? Bakın, bu gurur veya delikanlılık meselesi değil. Karşınızdaki insanın cezasız kalmaması da değil; içinizdeki öfkeyi, bu öfkeyi yaratan kaynağın üstüne geri püskürtmek. Kendiniz için yaptığınız bir şey. Bir profesyonel sahaya adım attığında takımını, mensup olduğu organizasyonu temsil eder. Bu yüzden duygularını soyunma odasında bırakmalıdır. Bırakır da. Çünkü duygularını aklıyla frenleyebilir. Ama reflekslerini nasıl frenlesin?

Profesyonel yaşamak... Profesyonellerin saha dışındaki hayatını ne kadar biliyoruz. NBA Action'larda izlediğimiz kadar basit olaylarla dolu değil onların hayatları. Sabah kalktıklarından maç saatine kadar, oyuncu belki kötü bir haber aldı, belki bir şeye sinirlendi, belki bir takım arkadaşından kötü bir söz işitti, karısıyla-kız arkadaşıyla kavga etti. Bunları bilemiyoruz. ("Pacers deplasmanda ama, nasıl kavga etsin?" gibi yorumlar yapmayalım lütfen.)

Bu ufak duygusal- inişler ve çıkışlar birikip maç saatinde son raddeye ulaşmış olabilir. Bilemiyoruz.

Normali oyuncunun bunu sahaya yansıtmamasıdır, yansıtmaz da. Çünkü ne kadar bir köşede aldığı milyon dolarlar, spor arabalar, lüks evler dursa da, "basketbol hala onun sığınağıdır", en kötü gününde dahi olsa ona saygısızlık etmez. Oyununu oynar. Bundan haz da duyar. Ancak çıkan bir kavga ve hak etmediğini bildiği halde (nerden geldiğinin önemi yok) kafasına gelen bir cisim, duruma, koşullara göre sabır taşını çatlatabilir. Ve yerinden fırlayıp tribüne uçarken, ne aldığı para, ne profesyonellik umrundadır. Aslında umrundadır ama bu kısa sürede onu düşünemez. Bu onun refleksidir, cevabı değildir. Onuru, gururu değildir. Üstünde düşünecek zamanı olsa, o da bizim gibi, bira şişesini atanın zavallının teki olduğunu anlar. Ama oyuncu anlayamaz. Çünkü elinde sadece iki saniye vardır. Bu tepki, Steve Kerr'ün, yüzüne daha yeni ölmüş babası hakkında küfür eden taraftara verdiği tepkiye dönüşür.

Bir varsayım: Minnesota herhangi bir takımla oynuyor. İki metre boyunda yarma bir seyirci gelip Kevin Garnett'a yumruğu koyuyor. Ne olur? Garnett onu adalete mi teslim eder, yoksa... Sonucu doğru tahmin ettiniz. Peki ne olmuş olur? Minnesota'nın şampiyonluk hayalleri suya düşer, NBA'in en iyi oyuncusu, en salak (akıllı) taraftarı tarafından safdışı bırakılmış olur.

Buradan şu noktaya gelinir: Bira bardağını atan seyirci, Pistons şampiyon olursa Dumars'tan gidip yüzüğünü istemez mi?

Olayı bir de ters tarafa çevirelim: Olay Conseco'da gerçekleşse, Ben Wallace'ın kafasına bir madde gelse ne olur? (Zaten ortada bir durum yokken durup dururken sinirlenmişti Big Ben.) Ben söyleyeyim: "Wallace kardeşler tribünde: Üç yaralı var, birinin durumu ağır."

Stern aynı cezayı verir mi? Vermez. Çünkü şampiyon takımın kaptanıyla, evin yaramaz çocuğuna aynı şekilde yaklaşmaz.

NBA bir sektör değil mi? Müşteri her zaman haklı mı? O zaman Pistons seyircileri (taraftar değil) film yarım kaldığı için Stern'den bilet paralarını geri istesinler...