NBA
TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
O
DEDİ, BU KODU!
KNICKS
TARİHİNDEN
ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı...
TRANSITION
NBA'dan kısa kısa...
TÖRKİŞBASKETBOL
YUROBASKET
EFVAN
COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler
vs.
|
Yeni sezona
girerken Efes Pilsen
Avrupa Şampiyonası'nın araya girmesiyle bu yazım biraz gecikti.
Geçen yazımda takımdan gidenleri anlatmıştım, bu yazımda yeni gelenler
ve oyuncularımızın Avrupa Şampiyonası'ndaki performanslarının değerlendirmesini
yapacağım.
Gelenler
Kaspars
Kambala: 24 yaşında, 2.05 boyunda ve 120 kilo ağırlığında
olan Kambala, Efes Pilsen'in sürpriz transferi olarak nitelendiriliyor.
Geçen sene NCAA' de UNLV formasını giyiyordu. UNVL'de dört
başarılı sezon geçiren Letonyalı oyuncu, NCAA kariyeri
boyunca 14.4 sayı, 7.9 ribaunt ortalamaları tutturarak Nevada
Üniversitesi tarihinin en iyi 17'nci oyuncusu oldu. Yine UNLV
tarihinde en iyi serbest atış yüzdesine sahip ve en çok ribaunt
alan dördüncü oyuncu ünvanlarını da kazandı. Bu sene drafte katıldı
fakat seçilmeyi başaramadı, bunun üstüne yaz liginde Memphis Grizzlies
formasını giydi, 8.3 sayı ve 5 ribaunt ortalamaları tutturdu.
Avrupa Şampiyonası'na kadar herkes tarafından, Kambala'yı alarak
Efes'in yanlış bir transfer yaptığı düşünülüyordu fakat o, turnuvada
gösterdiği performans ile Efes taraftarlarını umutlandırdı. Kambala,
turnuva boyunca 17.5 sayı ve 9 ribaunt ortalamaları tutturarak
kaliteli bir oyuncu, etkili bir uzun olduğu gösterdi. İlk başlarda
5 numara için kısa bir oyuncu olarak düşündüğüm Kambala, pota
altında fazla yer kaplamasıyla ve cüssesini iyi kullanmasıyla
savunmada etkili oluyor. Yine de boyunun biraz kısa olması Euroleague'de
bir dezavantaj yaratabilir.
Stombergas:
Stombergas'tan fazlaca bahsetmeye gerek yok sanırım, eğer geçmiş
senelerdeki Rus Karasev gibi uyum sorunu çekmezse Efes Pilsen'de
çok başarılı olacaktır. Efes'in Stombergas'ı transfer etmesinde
şans faktörünün de büyük rolü oldu. Litvanyalı oyuncu İspanya
liginde "yabancı" statüsüne düştükten sonra, Efes Pilsen
yıldız oyuncuyu beklediğinden çok daha ucuza transfer etti. Basketbola
Litvanyanın Atletas Kaunas takımında başladıktan sonra bir yıl
Çin'de oynayan, ardından ülkesine dönüp aynı kentin meşhur Zalgiris
takımının formasını giyen Stombergas, bu ekiple 1998'de Saporta
Kupası'nı, 1999'da Euroleague ve NEBL (Kuzey Avrupa Basketbol
Ligi) şampiyonluklarını kazandı. Daha sonra İtalyan Virtus Bologna
takımına transfer olan, burada beklediği başarıyı bulamayınca
Tau Ceramica'ya geçen Stombergas, Euroleague yarı final son maçında
AEK'ya tam dokuz üçlük atarak takımını finale çıkarmayı başardı.
Stombergas, geçen sene ACB liginde 14, Euroleague'de de 12 sayı
ortalamalarıyla oynadı, Avrupa Şampiyonası'nda ayağındaki ufak
bir sakatlıktan dolayı sadece üç maçta forma giyebildi. Stombergas,
Efes Pilsen'in geçen sene 3 numarada yaşadığı problemi unutturacaktır.
Marcus
Brown: Aslında oyuncu kurucu olarak transfer edilen Marcus
Brown, daha çok 2 numarada oynuyor. Bu yüzden de Brown'ın transferi
bence Kerem'e olan güvenin simgesidir. 1996'da Murray State Üniversitesi'nden
mezun olduktan sonra Portland Trail Blazers tarafından 46. sırada
draft edilen Brown, bir yıl boyunca burada oynadıktan sonra Avrupa'yı
tercih ederek Pau Orthez'le anlaştı. Brown daha sonra iki ay gibi
kısa bir süre Detroit Pistons forması giydi, ardından tekrar Avrupa'ya
geldi, Limoges ve geçen sene Benetton'da oynadı. Görüldüğü gibi
çok sık takım değiştiren bir oyuncu Brown, geçen sene de Petsy
ile bazı sorunlar yaşamışlardı. Euroleague'de 20.3, İtalya liginde
ise 17.2 sayı ortalamalarıyla oynadı. İstatisliklerinden de görülüyor
ki çok skorer bir oyuncu. 2 numarada Efes Pilsen'e çok faydalı
olacağı kesin ama oyun kurucu olarak bir şey diyemem!
Bu üç transfer
Efes Pilsen' e 1.4 milyon dolara maloldu, vergileri de dahil edersek
bu rakam 2.4 milyon doları buluyor.
Arda
Vekiloğlu: Geçen sene kadroda forvet çokluğundan dolayı
Galatasaray'a kiralanan Arda, orada kendini buldu diyebiliriz.
Keşke geçen sene Kaya'yı da kiralasalardı... Hiç değilse oynar,
biraz tecrübe edinirdi! Bu sene daha çok süreler alabilecektir.
Ayrıca takıma, geçen sene Efes'in pilot takımı Muratpaşa'da oynayan
Erkan Veyseloğlu, Enver Ekmen ve Nicolay Pastal da katıldılar.
Eurobasket 2001'deki Efesliler
Avrupa Şampiyonası'nda
A Milli Takım kadrosunda dört oyuncumuz yer aldı. Bunlardan Mehmet
ve Kerem daha çok oynama şansı bulurken, Ömer ve Kaya çok kısıtlı
süreler aldılar.
Mehmet
Okur: İlk iki maçta fazla şans alamadıktan sonra İspanya
maçında Pau Gasol karşısında mükemmel bir performans gösteren
Mehmet, Hırvatistan maçında sakatlanmasına rağmen karşılaşmayı
tamamlayarak büyük bir özveri gösterdi. Mehmet zaten kalitesi
belli olan bir oyuncu.
Kerem
Tunçeri: Mehmet için yazdıklarımı ne yazık ki Kerem için
yazamayacağım, Çok iyi bir turnuva geçirmediği gerçek ama Almanya
maçından sonraki açıklamalarıyla herkesin sevgisini kazandı. ("Ben
çok kötü oynuyorum ama arkadaşlarım benim açıklarımı kapatıyorlar.")
Bu özeleştiriyi her oyuncu yapma cesaretini gösteremez. Bu turnuva
da gösterdiği performans onun için ölçü olmamalıdır.
Ömer
Onan: Ömer turnuvada çok az şans oynama şansı bulabildi,
Hırvatistan maçının ikinci yarısında Mula'yı durdurmak için görevlendirildi
ve oynadığı birkaç dakikada Mula'ya iyi savunma yaptığını söyleyebiliriz.
Kaya
Peker: Sadece Almanya maçında şans bulabildi. Nowitzki'yi
durdurmaya çalıştı ve bunu kısmen yapabildi. Zaten onu durdurmak
çok kolay değildir. Kaya eğer biraz daha hareketli bir oyuncu
olsaydı, onun için çok şey değişebilirdi.
Efes Futbola
doğru mu?
Son günlerde
birçok kişinin dikkatini çekmiştir, çoğu futbol maçında Efes Pilsen
reklamlarını görmeye başladık. Bunda tabii ki Carlsberg'in de
futbola yatırım yapmasında rolü var... Bu yatırımın üstüne herkesin
aklına gelen ortak soru şu: "Efes de mi işin kolayına kaçıp
futbola yönelecek?"
Bu konuda Sayın Özorhun'dan aldığım bilgilere göre, bunun Efes
Pilsen Basketbol Kulübü'yle hiçbir alakası yokmuş! İkisinin bütçeleri
tamamen ayrı. Yani Efes Pilsen taraftarları, içiniz rahat olsun.
Hazırlıklar
Slovenya'da
Efes Pilsen,
Rogaska kentinde ilk özel maçını 18 Eylül'de KK Zadar ile yapacak,
19 Eylül'de de Pivovarna Lasko ile oynayacak. Buradan Ljubljana'ya
geçerek 22-24 Eylül tarihleri arasında Partizan, Cibona Zagreb
ve evsahibi Union Olimpija'nın katıldığı dörtlü turnuvada mücadele
edecek. Efes Pilsen, 25 Eylül Salı günü Türkiye'ye dönecek.
Bu takımlardan dördü gelecek sene Eurolaegue'de mücadele edecek.
Son olarak,
Efes Pilsen geçen sene Muratpaşa Antbirlik ile yaptığı gibi bir
pilot takım anlaşmasını bu sene 2. Lig'den Pertevniyal ile yapacak
ama tam olarak kesinleşmiş değil, görüşmeler sürüyor.
Bir dahaki
yazıda görüşünceye dek hoşcakalın.
o_kilincel@hotmail.com
(22
Ağustos 2001, Çarşamba)
Gidenler
Merhaba sevgili Efes Pilsen taraftarları. Bundan sonra düzenli olarak
sizlerle birlikte Efes Pilsen'i değerlendireceğiz!
Geçen sene sürpriz bir şekilde kaybettiğimiz şampiyonluk kupasını
buradan Fatih Söylemezoğlu'na ithaf ederken, "Efes'in misyonunu
artık Ülker üstlenecek" diyenlere de bir çift sözüm var. Şimdi
onlara soruyorum:
"Siz takımınızın Avrupa 3. olmasını mı tercih edersiniz yoksa
kendi liginde şampiyon olmasını mı?"
***
Türkiye'deki
ekonomik kriz ile beraber oyuncular bir bir yurtdışına gidiyorlar.
Gelecek sene için şu anda 8 Türk oyuncu, yabancı takımlarla anlaştı.
Bu 8 oyuncudan 4'ü (Hidayet, Mirsad, Hüseyin, İbo) geçmişte Efes
Pilsen forması giydi. Ayrıca Mehmet Okur da NBA draftinde 38.sıradan
seçildi. Şu ana kadar NBA'de draft edilen Türk oyuncuların hepsinin
Efes Pilsen'den çıkmış olması bizim için ayrı bir gurur. Eğer Kerem
de draft edilseydi, Avrupa'dan NBA'e 4 oyuncu veren 4. takım olacaktık.
Şimdi gelelim bu sene takımdan ayrılan oyunculara...
***
Predrag
Drobnjak (Seattle): Şu an bu oyuncuyu kaybettiğimiz için
öyle içim yanıyor ki... Drobnjak Efes'e geldiğinde daha tecrübesizdi,
gençti ve Yugoslavya Milli takımının 12. adamı durumundaydı. Ama
Efes Pilsen'de geçirdiği 3 sene sonunda Yugoslavya milli takımının
değişmez ismi oldu. Geçen sene Suproleague'de 16.7 sayı ve 6.3
ribaunt ortalamaları ile oynayan Drobnjak, eğer Efes'teki formunu
sürdürürse Seattle'da başarılı olur.
Hüseyin Beşok (Maccabi Tel Aviv): Efes Pilsen'de
oynadığı 8 sene sonunda geçen sezon kaptanlığa kadar yükselen
Hüseyin, son 3 yılda çok başarılı performans gösterdi. Bu sene
kaptanlığın verdiği yükle geçen senelerdeki performansını gösteremese
de, 11.7 sayı ve 8.4 ribaunt ortalamaları tutturarak Avrupa kapılarını
kendisine açtı. Hüseyin'in Euroleague'de Maccabi Tel Aviv formasıyla
Efes Pilsen'e karşı oynayacak olması da olayın başka bir ilginç
yanı.
Damir Mulaoverovic (Panathinakios): Mula için "Efes'te
iki güzel sezon geçirdi" diyebiliriz ama zaman zaman egolarını
ön plana çıkarması oyun planımızı bozsa da, İbrahim geçen sene
AEK'ya gittikten sonra takımın lideri olup 19.1 sayı ve 5.8 asist
ortalamaları tutturmuştu. Yine de Efes, Mula'nın boşluğunu doldurmakta
çok zorlanmaz. Mula Panathinakios'da tabii ki takımın lideri olmayacak
ama o çarkın önemli bir dişlisi olacağı kesin. İki sene önce Efes
Pilsen'de pek anlaşamayan İbrahim ve Mula'nın yolları, bu kez
Yunanistan'da kesişti.
Vlado Scepenovic (Partizan): Efes'te, geçmiş yıllarda
olduğu gibi, yine bir yabancı fiyaskosu yaşandı. Zaten çok az
hatırlarım Efes'te bu konuda hata yapılmadığını. Gönderdiğimiz
oyuncuların çoğu yıldız oldu veya olacak (mesela Mason, Marc Jackson)
ama yine de "gitmesinden tek memnun olduğum oyuncu"
diyebilirim Scepenovic için. Oktay Mahmudi ona verdiği şansı Alper'e
verseydi, Alper belki şu an Milli Takım'ın 12 kişilik kadrosundaydı.
Umarım Partizan'da Efes Pilsen'de yaşadığı problemleri yaşamaz
ve güzel bir sezon geçirir.
Mirsad Türkcan (CSKA Moskova): Mirsad geçen sene
bilindiği gibi Ergin Ataman tarafından kadro dışı bırakılmıştı
ve özür dilemesine rağmen kadroya alınmadı. Bu sene sonunda da
Engin Özorhun, "Mirsad'ın Efes'te oynayamayacağını"
söyledi. Mirsad yıldız oyuncu; yıldız oyuncunun egosu olur. Yıldız
oyuncuyu herkes idare edemez. Mesela Mirsad'ı Aydın Örs çok iyi
idare ediyordu. Fakat Ergin Ataman'ın daha kendi egolarını yenememiş
olduğunu anladık. Oktay Mahmudi geldi, "tamam," dedik
"o egolarını yenmiştir." Gördük ki Mahmudi de pek becerememiş
o işi. Koçluğundan memnunum ama Mirsad'ı takımda tutsa iyi olurdu.
Mirsad, CSKA'da başarı olacak kapasitede bir oyuncu. Zaten Mirsad'a
daha büyük takımlardan da teklif vardı ama o CSKA'yı seçti.
Erdal Bibo (Fenerbahçe): Erdal hakkında söylenecek
fazla bir şey yok.Türk Telekom'da çok başarılı 2 sezon geçirdi
ama Efes Pilsen'de bench'i ısıtmaktan başka pek birşey yapmadı.
Erdal daha çok orta seviyeli kulüplerin oyuncusu. Efes Pilsen'e
bir daha döneceğini sanmam. Fenerbahçe'de ise Telekom'daki sezonuna
yaklaşabilir.
Tufan Ersöz (Beşiktaş): Geçen sene Efes Pilsen'de
oynamadı, Muratpaşa'da kiralık oynadı. Muratpaşa'da 19.0 gibi
yüksek bir sayı ortalaması tutturan Tufan'ın bonservisinin tamamiyle
Beşiktaş'a verilmesi bir hata. Önce Ülker'e bak bir, onlar genç
Fatih Solak'ın bonservisini vermişler mi? Ülker üstüne Muratcan
ile Eley'i alıyor sudan ucuza (400 bin $), gerçi orada BJK'nın
hatası vardı ama ya bizim yaptığımıza ne demeli?
İlk yazımızı
da burada bitirdik sevgili Efes taraftarları. Gelecek yazımda
Efes'in yaptığı transferleri ve kadroyu inceleyeceğiz. Bir dahaki
yazıda görüşünceye dek hoşçakalın!
o_kilincel@hotmail.com
 |