|
Selamlar batug.com eşrafı, sevgili Michigan’lılar.
Kaan
abiden bugüne kadar Pistons ile ilgili üç kere telefon
aldım yanlış hatırlamıyorsam. İlki, şampiyon olduğumuz
sabahın sonrasındaki insancıl bir saatte, şampiyonluk
hakkında yapılmış hoş bir muhabbetti. İkincisi ise iki
yıl sonra, ben kursta, dersteyken “Oğlum sizde Tayshaun
gelmeden önce şaka gibi bir adam oynuyordu neydi onun
ismi” sorusuydu. Acurun ismini benim unutmamın mümkünü
yoktur elbette. Sonuncusunu ise dün, maçın devre
arasında aldım, içeriğini de dünkü maçı (Knicks) izlemiş
olanlar tahmin edebiliyordur. Geldiğimiz nokta budur
sevgili cemaat; şampiyonluktan, Acur’un felakete dört
nala bir kısrak gibi koşturduğu aciz takım.
Yanlış ellerin eline geçen silah
Bundan altı ay önce konferans finali oynayan bir takımın
bugün Wolves gibi, 76’ers gibi genel amaçlarının ne
olduğunu kendilerinin bile bilmediği takımlara farklı
kaybetmesini ya da önde olduğu zamanlarda güvenlerini
yitirip yenilmesini yapılan takasa bağlayabiliriz ama bu
kolaya kaçmak olur. Kaldı ki takasla gelen adam da
Şemsettin Baş değil, tek başına takımı köreltsin. Kötü
oynadığını kendisi de kabul ediyor ancak kötü
oynamasının sebebini, alışmış olduğu gibi çok süre alıp
topla çok oynamasına izin verilmemesine bağlıyor.
Iverson bu konuda haklı mı?
Haklı
çünkü takımdaki görevi tam olarak belirlenmemiş, alelade
bir adam muamelesi görüyor. Iverson gibi yüksek egolu
bir oyuncuyu takıma katıyorsanız onu mutsuz edecek
faktörleri de ortadan kaldırmanız lazım. Yapamıyorsanız
da böyle bir riske girmeyeceksiniz. Ivy, çaylak sezonu
da dahil olmak üzere maç başına en az süreyi Pistons’ta
alıyor. Maç başına 14.6 şut kullanıyor, bu sayı
geçtiğimiz sezon 18.9.
Haksız çünkü ne kadar süre alıyorsa alsın, hücumda
mutlaka top eline geçiyor. Setlerden çok fazla anlamam
ancak Iverson’ın topu eline geçirdiği her hücumda
takımın aynı oyunu oynadığını anlayabiliyorum. Bu hücum
düzeni diğer oyuncuları da olumsuz yönde etkiliyor.
Örneğin maraz çıkarmaya yer arayan Rasheed’in eline
lütfen top geçiyor, çoğu zaman da uygunsuz bir
pozisyonda geçiyor. Aynı şekilde Billups’la beraber
bal-kaymak ikilisini oluşturan Rip şut için 15 saniye
deliler gibi koşsa bile pas alamıyor.
Bunların üstüne Şükran Günü’nde yaşanan antrenmana
katılmama hareketi de Iverson’ı haksız duruma düşürdü.
Knicks’i The Palace’da yendiğimiz günün ertesine sabah
10’da kondüsyon antrenmanına katılmayan Iverson hem ceza
aldı hem de bir sonraki Bucks maçında da yedekten oyuna
girdi. Bu konuyu daha önce de belirttim ama takımın bu
olaydan sonra Iverson’a biraz dargın olduğunu da eklemek
gerek.
Ivy
dertli, Ivy üzüntülü, Ivy mutsuz da diğerleri ne âlemde?
Profesyonellik konusunda örnek bir adam olan Tayshaun da
mutsuz. The Palace’da kaybettiğimiz Portland maçının
dördüncü periyodunun tamamında kenarda oturmak bir
basketbolcuyu pek sevindirecek bir durum değil. Maç
sonrası Acur’un “Tay iyi oynamıyordu, ilk beşin tamamı
kötü oynuyordu ben de maçı kazandırabilecek bir şey
deniyordum” mealinde gevelemesi tuz biber oldu.
(Yazarınız burada kopuyor...)
(Ziya
Şengül mode on) Lan arkadaş; Prince’i çıkardığın zaman
skor 67-56 Portland lehine. Peki maç bittiğinde skor ne?
96-85, yani fark hâlâ 11. E neyi deniyordun be
eşşoğlueşşek? Anlayacağın gibi anlatayım; roket bilimi
mi anasını satayım bu, kapattığın fark tekrar açılıyorsa
başka şeyler denersin. Mesela takımın bireysel
savunmadaki en iyisini oyuna geri sokmak gibi şeyler.
Yapılan mallıkları saymakla bitiremiyorum; takımın ilk
beşinin maçı tamamlaması, yani oyunun son dakikalarında
ilk beşin sahada kalması alışkanlığı da yerle yeksan
oldu. Farkın açılıp alkışlatılmak üzere kenara alınanlar
dışında, genelde maça kim başladıysa o bitirirdi. Şimdi
ise kim Curry’e hoş gelen oyun oynuyorsa o sahada
kalıyor. Bunun Will Bynum olması, Allen Iverson olması
önemli değil. Acur beğensin yeter. Böyle yaparak
gençlere fırsat sunduğunu zannediyor olabilir ama
Iverson gibi, Rasheed gibi, Rip gibi arıza çıkarmaya
meyilli adamlara önayak olduğunu farkedemiyor.
Bununla da bitmiyor vatandaş; McDyess geldiğinde
kenardan başlatacağı muştusunu da veriyor Acur. Sebep
ise Rasheed ile birlikte oynamasını istememesi. Bir
“paşa gönlüm kuralı” anlayacağınız. Hadi McDyess’ı
yedekten sokacaksın, o kısmı kabul ettik diyelim. Peki
bu adamlar neden beraber oynayamıyorlar? Sheed’i pivot
oynatmak istemiyorsan Kwame’yi 48 dakika oyunda
tutacaksın çünkü başka adam yok elinde oraya
koyabileceğin. Amacın Sheed’i dinlendirmekse (Eleman 34
yaşında ve Kwame öküzün teki olduğu için gereğinden
fazla süre alıyor ve bacakları isyan noktasına gelmiş
durumda) teorin yine götünde patlıyor çünkü McDyess da
pivot oynatabileceğin bir adam değil. Ya kısa beş ile (Stuckey-Ivy-Rip-Tay-McDyess) koş-koş oynayacaksın –ki bu takımın daha önce yaptığı ve
bundan sonra da yapabileceği bir şey değil- ya da
Maxiell’in bacaklarından sen kollarından Rasheed tutup
çocuğu 15 cm. falan sündüreceksiniz ki pivot mevkînde
oynayabilsin. Yumurta kafandan ne düşünceler geçiyor
bilemiyorum sevgili Acur ancak McDyess ile en fazla
Sheed’i dinlendirirsin, götünü kurtaramazsın.
Takımda sesini çıkarmayan elemanlar da var, örneğin
Maxiell. McDyess’ın olmamasına rağmen süreleri geçen
sezona oranla düştü. Bunda Amir Johnson’ın süresinin
artmasının rolü de var ama Kwame’nin maç başına 15
dakika süre aldığını düşünürsek bir şeyler ters gidiyor.
(Kwame konusuna hiç girmek istemiyorum bile) Elindeki
tek oyun kurucuna (o da pass-first değil zaten) yeterli
süre veremiyorsun çünkü onu oynatabileceğin
pozisyonlarda Ivy ve Rip var. Iverson’ı kestiğinde herif
“az süre alıyorum, alışık değilim, ritim bulamıyorum”
diye sızlanmaya başlıyor. Haklı ya da haksız, Iverson’ı
sızlandırmayacaksın madem böyle bir işe el attın. Eh,
Rip’i de kesemiyorsun çünkü Iverson ilk çeyreğin
sonlarında tıkanıp kalınca ve Sheed’in de bacaklar
hareket etmemeye başlayınca hücumda kullanabileceğin iki
adamdan (diğeri Tay) biri. Kwame’ye internetten hücum
gücü indirebilirsen Rip’i sahada tutmak zorunda
kalmazsın tabii ki. Stuckey bilek sakatlığı, baş dönmesi
vs. derken toparlandı ve oynamak istiyor. Bir süre o da
sızlanmaya başlayacaktır.
Acur,
Knicks maçı sonrası ilk beşte değişiklik yapacağı
müjdesini basın yoluyla biz değersiz kullarına bildirdi.
Yumurta kafasından geçen düşünce ise Tayshaun’ı PF
oynatıp Amir Johnson veya Hermann’ı, Kwame yerine ilk
beşte başlatmak (Be adam, Hermann’ı PF oynatsana o
zaman?) ya da yine Kwamal yerine Stuckey’i PG başlatmak.
Bu
durumda Tayshaun’un üstünde aygır gibi PF’ler
olabilecekken, Stuckey’li versiyonda da ribaund alamayıp
saçmasapan bir kurguyla oynayacağız. Bu süper fikirler
ise Knicks’in farkı kopartıp saldığı dönemde oyuna
soktuğu Hermann’ın, Amir’in ve Stuckey’in görece iyi
oyunları sonrası gelmiş. Ben bu adamın aklına tuvalette
neler geldiğini tahayyül bile edemiyorum.
Şen
olasın Acur...
Big picture
Genel
durumu sıralayalım;
- Allen Iverson – Az süre
alıp az top kullandığından yakınıyor. Az süre aldığı
kısmen doğru, Pistons gibi statik hücumu olan bir
takımda kullandığı top sayısı bana göre yeterli ama
Ivy’yi mutsuz edersen adam da Mateen Cleaves gibi oynar.
- Rip Hamilton – Takımda en
az sesi çıkanlardan biri ama son Knicks maçında gördük
ki stresli. Onu oynatan bir Billups olmadığı için oyuna
katkısı çok azalmış. Olur da bir takas yapacak olursak
gidebilecek ilk adam.
- Tayshaun Prince – Vasat
oynadığı bir maçta dördüncü çeyreğin tamamında kenarda
oturtulup üstüne “Kötü oynuyordu, çıkardım” diye koçtan
laf yiyince benim bu adama saygım iki kat arttı. Bana
Acur böyle konuşsa ağzını yüzünü si.. Neyse...
- Rasheed Wallace – 34
yaşında bir adamı yokluktan 40 dakikaya yakın bir süre
oyunda tutuyorsunuz sonra adamın her hareketi göze
batmaya başlıyor.
- Kwame Brown – Ya ben sana
bi’ şey demiyorum arkadaşım...
- Rodney Stuckey – İyi
oyuncu ama yanlış takımda. Rip bir yere gitmezse duruma
alışacak ya da isyan çıkaracak.
-
Jason Maxiell – Acur’un
harcadığı isimlerden bir diğeri. McDyess geri dönmeseydi
Sheed’i dinlendirirken takıma da çok katkı
sağlayabilirdi ama durum onun için de boka sarmış halde.
Sezon başında 2012’ye kadar kontrat uzatması da cabası.
Mirgün Cabas’ı hem de...
-
Amir Johnson & Walter
Hermann ve diğerleri – Ellerinden geleni yapıyorlar,
haklarında negatif bir şeyler yazsam ayıp olur.
-
Michael Curry – Seninle
harcanan zamana yazık.
|