NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ


NBA WALLPAPERS

COURTSIDE
Öner BİNBAŞ
13 TEMMUZ 2006, PERŞEMBE

Güle güle Big Ben

Telafisi zor hatalar yapıp sıkıntılı günler geçirirsiniz, içinizden hiçbir şey yapmak gelmez…

Anlık duygu patlamaları yaşayıp; hayata küsmekle, yeniden ayağa kalkmak arasındasınızdır…

Kurtuluş yolları aramakla geçen boş günler içindesinizdir hani…

Selam ya Cemaat-i Detroit, Ahali-ül batug.com... Benim için böyle karmaşık bir zaman işte. Detroit'i de kendi hayatıma benzetmeye başladım galiba. Yaşanan gelişmelere, en önemlisini ve yeni haberleri sona bırakarak, beraberce bir bakalım.

Miami'deki 6'ncı maç

İlk üç çeyreği, önceki maçlarda son nefesimizi vermiş gibi oynadık. Alışılmış savunma ve mücadele gücümüzden eser yoktu. Ne sezon içinde oynadığımız hücum basketbolu sahadaydı, ne de geçtiğimiz iki senedeki play-off sertliğimiz. Bambaşka, hiçbirimizin tanıyamadığı bir takım vardı sahada. Maç öncesinde takımdaki uzunların bıdı bıdı'ları bazı şeylerin yolunda olmadığını bize gösteriyordu ama Larry Brown'dan rahatsız olan Chauncey Billups bile önceki sezonlarda bunu takıma yansıtmamıştı. Kaptanın etrafında takımın bir şekilde bu sıkıntılardan kurtulmasını bekledik hep. Özellikle takımın yumurta kapıya dayandığı zaman gösterdiği performanslar, umudumuzu sürdürmek için bir sebepti. Maalesef olmadı, belki de takımdakiler ve biz taraftarlar fazla semaya çıkmıştık. Sert bir inişle yerdeyiz şimdi. Popolar acımadan akıllar başa gelmiyor (gerçekten kendime benzetmeye başladım bu takımı).

Draft

Pek anlamam draft işlerinden. NCAA'i takip etmeye vakit bulamıyorum. Zaten 60. sıradan tek seçme hakkımız vardı. Bu seneki draftin kalitesiz olduğu söylentilerini ve Dumars'ın draft olayından benim kadar anladığını düşünürsek, umutlanacak bir sebep göremiyordum.

Sonuç olarak 60. sıradan Will Blalock isminde nur topu gibi bir oyun kurucumuz oldu. Her ne kadar Amerikanyalıların abartılı yorumlarına güvenemesem de, okuduklarımın ışığında size biraz tanıtayım kendisini.

Öncelikle bizim ekip, 1,82 boyunda ve 93 kilo olan Will Blalock'ın ikinci turun başlarında draft edilmesini bekliyormuş. Oyun kurucu arayışında olanlar, gözde oyun kurucular üst sıralarda seçilmediği için (haşarı çocuk Marcus Williams örneğinde olduğu gibi), kendilerine kalan nispeten daha hazır oyuncuları seçmişler ve eleman da bize kalmış. Hücumda pas yeteneğinin ve saha içi liderliğinin iyi olduğunu belirtiyorlar. Savunmada çabuk elleriyle rakiplerine zor anlar yaşattığını da ekliyorlar. Atletik olduğunu ve rakip savunmadaki açıkları penetre ederek veya smaçla cezalandırdığını da söylüyor, diyar-ı internet (tamam, gelişmesi gerekiyor" yazıyor ama iyimserlik arıyorum bugünlerde). Zayıflıkları ise istikrarsızlık (iktidarsızlık diyenler utansın), şutunun yetersizliği ve kritik anlarda sorumluluktan kaçması olarak gösteriliyor. Bu eksiklikler zamanla kapatılabilir, ayrıca kritik anlarda sorumluluk almaması, Amerikanyalıların her oyuncuda Jordan tohumları araması sınırsız döngüsünün fonksiyonel çıkarımları olduğunu vs. vs... Anladınız siz.

Draft gecesi, Lakers'ın 51. sıra seçimi Cheick Samb karşılığında Maurice Evans'ı verdik. Tayshaun'un aldığı süreyi azaltmak isterken, böyle bir takas nereden çıktı anlayamadım. Takım sahibi Büyük Dede'nin "Ücret sınırını aşmayın" uyarılarını da düşününce, bu hamle daha bir anlamsızlaştı. Tabii o zamanlar Dumars Baba'nın, Big Ben'e verilecek kontrat sonrasında, orta seviye hakkımızı (MLE) ikiye bölerek yedek oyun kurucu ve kısa forvet için harcama planları vardı sanki, ama Big Ben hesapları alt üst etti.

Gelen oyuncu hakkında yapılan yorumları, henüz takımda yer bulamayacak kadar ham olduğu ve muhtemelen bir-iki sene daha Avrupa'da (üst seviyede oynamaya başlarsa Barselona ama bu seneki kadroda yer bulması zor gibi) kalacağı için, şimdilik yazmıyorum. Avrupa'da kayda değer bir şeyler yaparsa yazarım.

Mâlum mesele

Gelelim esas meseleye. "Vay sen misin bizi satan?!.", "Üç kuruşa sattın ulen bizi!", "Adam dedik başımıza koyduk, gözümüzü oydu!", "Yüz verdik deliye, geldi sıçtı halıya" gibi serzenişleri bu satırlarda yazmayacağım! Big Ben'in bizim için yaptıklarını, onun varlığıyla kaydettiğimiz gelişimi ve kazandıklarımızı unutacak değilim. Güle güle Big Ben, yolun açık olsun…

Dumars'a da kızamıyorum çünkü verdiği sözü tuttu ve Big Ben'i 'takımda en fazla kazanan oyuncu' haline getirecek bir teklif yaptı. Big Ben bile olsa bu yaşta daha fazlası verilmezdi, verenlere hayırlı olsun.

Bu noktada, çeşitli platformlarda dile getirilen "Big Ben'in gidişiyle, onun takıma kazandırdığı kazanma ruhu ve mücadele eskisi gibi olamaz" düşüncesine cevap olarak, 25 Mayıs'ta yazdığım yazıdan bir alıntı yapayım;

“Detroit Pistons, başarılı olduğu dönemlerde, takım oyununun en iyi örneklerini sahaya sürmüştür hep. Başarıda pay sahibi olarak bir-iki oyuncunun ismi gündemde olmamıştır hiç bir zaman. Takım oyunu içinde herkes üstüne düşen görevi yerine getirmiştir. Oyuncular takım için ellerinden geleni yapmışlardır. Şehirde yaşayan insanların ruhu oyunculara da yansımıştır bu dönemlerde, oyuncuların ruhu da tribüne yansımıştır hatta zaman zaman.“

Başarısız olduğumuz dönemlerde bile seyircilerimiz, takımı yazdıklarım doğrultusunda oynamaya teşvik etmiştir hep. Sahada her şeyini ortaya koymayan oyuncular, bu takımda uzun süre barınamazlar. Bu doğal seçilimin sonunda Detroit'e yakışan oyuncular kadroda uzun vadeli yer bulurlar.

Naz'r Mohammed

Nazr Mohammed'le beş yıllık (son yılı oyuncu opsiyonlu) 30 milyon dolarlık (MLP yani mid-level exception oluyor) sözleşme imzaladık. Farklı takımlarda başarılı ve başarısız dönemleri oldu. Bu yüzden bizdeki oyunu soru işareti şu anda, ancak alternatifi Joel Przybilla'dan daha iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum. Oyun yapıları farklı iki oyuncu, ancak kısa vadede Nazr'ın bizim yardımlaşmalı ve değişimli savunmamıza daha çabuk ayak uyduracağını düşünüyorum. Hücum yönüyle de Big Ben'den daha iyi olabilecek kadar gelişime açık bir görüntü veriyor. Neyse, hariçten gazel okumayı sevmem. O yüzden bekleyelim ve görelim.

Kısa kısa

-- Hunter Dede bir yıl daha oynamayı kabul etmiş, kısa vadede Big Ben'in kaçırdıklarını o kazanır umarım. Hayatta bazı şeyler rakamlardan önemlidir.

-- Dale Davis'i uygun bir takas ile gönderebilirmişiz; ilk tercih, 1 veya 2 numara yedeği alabilmek.

-- North Carolina State Koleji Basketbol Takımı'nın başına geçen yardımcı antrenör Sidney Lowe'un (devre arası yorumlarından hatırlıyoruz kendisini) yeri için Terry Porter ile temas halindeymişiz. Portland Trail Blazers'ı satın almaya çalışan bir girişimci grupta yer alan Porter, öncelikle bu girişimin sonucunu beklemekte imiş.

Görüşmek üzere, kalın sağlıcakla.

binbas@yahoo.com

Dip dip not: Unutmadan; bu yazıyı okuduktan 30 saniye sonra, bütün okuduklarınız ve yazarın adı belleklerinizden silinecek. Sonra inkâr ederim, demedi demeyin…
MESAJ LİSTESİ: Üye olmak için http://groups.yahoo.com/group/batugpistons/join'e tıkla.