Bu sefer başka

Yalın ÖZTÜRK
29 KASIM 2007

Herkese çok uzun bir aradan sonra merhabalar. Yazarınız mekân değiştirdi bu arada, artık yorumlarımı Almanya'dan sizlerle paylaşacağım. Buradaki internet hızı ve League Pass sağolsun, daha çok maç izleme imkanım olacak ve bu da inanıyorum daha keyifli, daha bilgilendirici satırlar olarak yazılara yansıyacak.

Yeni sezon henüz bir çocuk olarak önümüzde duruyor, takımlar üç aşağı beş yukarı 15'er maçı geride bıraktı. Denver an itibarıyla 9-6 ile Kuzeybatı Grubu'nda Utah'ın 1½ galibiyet gerisinde 2. sırada. Batı Konferansı klasmanında 6'ncılığa denk geliyor bu vaziyet, New Orleans'in hemen altında, L.A. Lakers'ın az üstünde, yani gruptan tehdit yok, Portland'ın derecesi 5-10, Minnesota ve Seattle ise Knicks'ten kötü durumdalar, ayıptır söylemesi. Neyse, yeni sezona kafadan dalmadan, sezon öncesi neler yapıldı, biraz işin orasına bakmakta fayda var, sonra kaldığım yerden devam ederim.

Summertime...

Kadroda önemli değişiklik olarak ilk göze çarpan Chucky Atkins'in gelmesi olarak gözüküyor. Bunun dışında Philedelphia ile yapılan takas sonucu Steven Hunter ve Bobby Jones takıma katılırken, karşılığında Reggie Evans ile beraber Ricky Sanchez'in draft hakları 76ers'ın oldu.

Şu an için çok üzerinde durulacak değişiklikler değil. Ancak sezon ilerledikçe bu ufak değişikliklerin nasıl etkileri olacağını görebiliriz. Bobby Jones'un şu an kenardan gelerek verdiği olumlu enerjiyi gördükten sonra, benim fikrim, Evans'ın gönderilmesinin olumlu olduğu yönünde. Atkins için ise şüphelerim var, yaşı ve hücumda etkin olma isteğinin sorun yaratabileceğini düşünüyorum. Gene de kötü bir ekleme diyemeyeceğim, geçen sezonun sonunda takımın en önemli sıkıntısı 1 numaradaki kalite ve derinlik eksikliği olarak göze çarpıyordu çünkü.

Denver açısından off-season'ın merakla beklenen iki yönü vardı: Birincisi sakatlarımızın iyileşmesi, ikincisi ve bence en önemlisi de Melo ile Iverson'ın ilk defa beraber bir hazırlık dönemi geçirecek olmaları idi. Sırayla bunlara bakalım şimdi.

Sakatat

Sakatlar açısından durum maalesef pek parlak değildi gene, gardlar Anthony Carter ve Atkins sezona sakat başladılar. (Gerçi Carter geçen gün Minnesota maçı ile sahaya döndü.) Nene tam geldi, patlama yapacak derken tekrar sakatlandı , altı hafta yok. Ancak takımın fizyoterapistleri bu rehabilitasyon sürecinden sonra hiç görmediğimiz kadar iyi bir Nene'nin sözünü verdiler. Çok duyduk o sözleri ya, bekleyelim, bunu da görelim bakalım.

Steven Hunter dizinden ameliyat oldu, o da altı hafta yok.

Beni şahsen en çok üzen ise sezona gerçekten New Jersey'deki günlerini hatırlatırcasına başlayan K-Mart'ın Houston maçında şiddetli diz ağrısı çekmesi ve ikinci yarıda oynayamaması. Her ne kadar uzun forvet pozisyonu Kleiza ve Najera gibi sezona formda giren ve dolayısıyla etkili oynayan yedekler sayesinde yeterince derin gözükse de, Nene de ortada yokken Kenyon'un uzun süreli yokluğu takım için hırpalayıcı olurdu. Neyse ki sabıkalı dizde ciddi bir sakatlık çıkmadı. Martin'in bu geceki Lakers maçında oynaması bekleniyor. Nereden biliniyor? George Karl diyor.

Ivy & 'Melo Co.

Yukarıda bahsettiğim ikinci nokta elbette beklentilerimizin artmasına sebep oluyor. Bizim Büyük İkili'nin sahadaki verimli ve akıcı oyunlarına şahit olduktan sonra da, Iverson ve 'Melo'nun birlikte geçirdikleri hazırlık kampının meyvelerini sezon boyunca yiyeceğimizi düşünüyorum. (Camby'yi de hesaba katıp Büyük Üçlü diyeceğiz ya, hele sakatlanmadan şöyle bir şubatı çıkarsın, ondan sonra. Neyse, bu nazarlık konuyu derhal kapatıyorum, açmamış bilin.)

Gerek yazın gerekse şimdi takımdaki pozitif hava hemen farkediliyor. Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, beklentiler sanki bu sezon karşılanabilir gibi duruyor. Hatta sezon başında 'Melo -biraz da uçarak- 60 galibiyet tahmini yaptı. Yapmasını koyun kenara, bunun lafta kalmaması için uğraştığını görmek çok sevindirici. Sadece hücumda değil savunmada da sorumluluk almak istediğini belirtti, hatta koçundan rakibin en önemli skorerlerini tutma görevini talep etti. Oyununu gözlediğini ve gelişimini değerlendirdiğini işaret eden bu tavır, eylemde hayat bulduğu takdirde, 'Melo'nun kariyerinin gelişimi açısından da çok yerinde olacaktır. NBA'e geldiği günden beri aynı sene seçildiği LeBron ve Wade'in gölgelerinde kalmayı, oyununun çok yönlülüğünü geliştirerek aşabileceğini gördü. Savunma atletizmden önce niyet ve gayret gerektirir, bu niyeti 'Melo'da görmek şahsen benim içimi rahatlatıyor.

Bu arada, George Karl oyuncusunun 60 galibiyet tahminini abartılı bulmuş olacak, hedeflerinin 55 galibiyet olduğunu söyledi, ki bu bile, başarılması halinde kulüp rekoru olacak.

Güçlü rakipler zorluyor

Başta belirttiğim gibi, takım sezona başarılı bir giriş yaptı. Gerçi rakipler arasında pek matah rakipler olduğu söylenemez, kayda değer tek galibiyetimiz 12'sinde Cleveland maçındaydı. Gene de en azından sahaya yansıtılanlar ilerisi için ümit verici. Moralleri bozan ise galibiyet yüzdeleri yüksek takımlarla yapılan maçlarda (New Orleans, Boston, Houston) şu an için bir galibiyetin gözükmemesi.

Takımın oyununda ilk göze çarpan hücumda top paylaşımı... Belki sıkıntılardan dolayı mecburi bir şekilde de olsa Iverson'ın 1 numarada oynaması, Carmelo'yla ikisinin sahayı ve topu daha verimli paylaşmalarını sağlıyor. İkisinin de saha içi şut isabet oranlarının, hücumda eline bakılan oyuncular için gayet iyi kabul edilebilecek %45 civarında olması ve bu verimlilikle maç başına 25 sayı civarında üretmeleri, bu ikilinin beraber oynamaya dair sorunları olmadığını gösteriyor. Tabii ki limitleri bu değil ama henüz sezonun başında olduğumuz da akıllardan çıkmasın.

Savunma ve yedekler ümit verdi

Denver'ın ne kadar başarılı olacağını belirleyecek olan ise kanımca hücumdan ziyade savunma. Daha açık olmak gerekirse, arka alan müdafaası. Çünkü pota altında (tabii eğer sağlam kalırlarsa) geçen senenin en iyi savunmacısı Camby ile ligin en etkili 4 numara ikililerinden K-Mart ve Nene bekliyorlar. (bekleyecekler, diyelim). Bu noktada da 'Melo'nun isteğini görmek içimizi açıyor. Hakikaten de maçlarda Bowen esintilerini Melo'da kısa kısa da olsa görebiliyoruz. Sezon ilerledikçe enstantanelerin maç içlerinde uzun süreçlere dönüşeceğine dair inancım var, tabii ki başımıza her sene gelen sakatlıktı kavgaydı, türlü felaketler gene bizi bulup motivasyon kaybına yol açmazsa.

Iverson'ın defansif zaafları ise bunca yıldan sonra artık kabul edilip çözümü için başka çareler üretilmesi gereken bir konu. Şu ana kadar Koç Karl ilk beşe Diawara'yı monte edip Bobby Jones ve Mike Wilks gibi defanstan ekmek yiyen oyucuları kenardan getirerek arka alanda takımın her zaman belirli bir sertlik düzeyini tutturmasını amaçladı. Sezon başı itibariyle de işe yaramışa benziyor. Fakat savunmamız hâlâ ligde saygı uyandırabilecek bir düzeyde değil, çizgimizi biraz daha yukarı çekmemiz şart, eğer başa oynayacaksak. Bu arada, Wilks de dün serbest bırakıldı, Anthony Carter'ın gözü aydın denilebilir herhalde.

Kenardakilerden bahsetmişken, geçen sene Iverson Takası'na kadar takımın sürpriz oyuncusu olarak öne çıkan J.R. Smith'den de söz edeyim. Sezon öncesi gene "bar çıkışı" olaylarına karışan Smith'i takım yönetimi ilk üç maçta oynatmayarak cezalandırdı. Sonrasında takıma dahil olan Smith de Kleiza ile beraber bench'ten skora katkı sağlayanlar rolünde hiç de fena iş yapmıyorlar. Smith'in bu dakikaların önemli bir kısmını point guard mevkiinde aldığını da ekleyelim. Bu kıtlıkta vereceği her katkı Nuggets için cidden çok önemli olacak. Najera da Najera işte, yeteneği sınırlı ama isteği, konsantrasyonu tavanda oyunuyla standart katkısını bu senede yapıyor, yapacaktır.

Fikstür zorlaşacak

Yazıyı bitirmeden programa göz atalım. Nuggets, bu akşamki Lakers deplasmanından sonra Denver'a dönüp Clippers ve Heat ile oynayacak. İki gün aradan sonra çarşamba bu kez Lakers geliyor, ertesi akşamsa Dallas'a yolculuk var. Cumartesi günü Denver'daki Kings maçından sonra da üç gün ara.

Eğer 'Melo'nun dediği (Koç Karl'ın ise katılmaya tırstığı) gibi 60 galibiyetlik bir takımsak, bu maçlara artık ağırlığımızı koymamız gerekir. Bunlar sezonun ötesine dair mesaj maçları. Normal sezon ile playoffların havası tabii ki farklı ama geçen nisandaki Dallas-Golden State serisini de unutmamak lazım; Warriors bir-iki maç kazandığı zaman, sezonda rakibine karşı kaybettiği maçların etkisinin katlanarak Mavericks'in üzerinde nasıl bir ağırlık oluşturduğunu gözden kaçırmayalım. Kaldı ki, yıllardır ilk turda elenen Denver'ın, taraftarının güvenini sağlaması ve herşeyden önemlisi özgüvenini arttırması açısından da bu maçlar çok önemli.

Takıma şu an pozitif bir hava hakim, dedik ama, şu önümüzdeki maçlarda gelebilecek başarısızlıklara bir de sakatlıklar eklenirse, filmi aynen başa sararız, ona göre. Dost acı söyler.

Nuggets için bu sezon ilk söyleyebileceklerimiz bunlardı. Herkese zevkli maçlar diliyor, yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum.