efvan - İlker DALGIÇ (arşiv)

NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ



O DEDİ, BU KODU!

KNICKS TARİHİNDEN

ENCORE
Haftanın lafı, gafı ve safı...

TRANSITION
NBA'dan kısa kısa...


TÖRKİŞBASKETBOL

YUROBASKET


COURTSIDE

Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.







Malezya GP'si

Herkese yeniden selamlar. F1'de sezonun ikinci yarışı olan Malezya Grand Prix'si tamamlandı. Yarışın öyküsünü Emre'ye bırakıyoruz ve tek tek takımların yarış performanslarını inceliyoruz.

Ferrari: Önceliği takımım alıyor. Avustralya GP'sinin sıralama turlarının aksine, bu sefer gayet güzel bir havada sıralama turu yapıldı. Yine F-2001 ile yarıştık. Buna rağmen -veya sayesinde- Michael Schumacher ilk sırayı aldı. Rubinho'da 3. sırayı. Mâlum kaza Schumi'yi yarışın hemen başında son sıraya düşürse de, araba ve sürücü faktörü onu podyuma çıkartmaya yetti. Schumi'nin bu performansı gösterdi ki, eğer erken pit-stop yapmak zorunda kalmasaydı yarışı kanımca yine 1. bitirecekti. Ancak Schumi'nin Bernoldi'ye geçilmesi oldukça değişik bir espriydi. Acaba Schumi yaşlanıyor mu? Barrichello motor problemi yüzünden yarışı terketmek zorunda kaldı. Bu tür şeyler Ferrari'nin de başına gelebilir elbette.

McLaren Mercedes: Her haliyle McLaren için kötü bir hafta sonuydu. Cumartesi günü sıralama turlarında yaklaşık 1.2 saniye geride kaldılar. Ancak 5. ve 6. sıraları alabildiler. Yarış günü ise şans onlara güldü. Montoya ve Schumi olayının ardından 3. ve 4. sıralara kadar çıktıktan sonra motorları onları yüzüstü bıraktı. Demek ki neymiş? Ferrari'nin yaptığı gibi, önce güvenirliliğinden emin olmadan, bütün yarışı kaldırıp kaldıramayacağını görmeden motoru kullanmamak gerekiyormuş. "Biz yeni 90 derece açılı motoru kullanıyoruz" demesi kolay. "Hani, icraat nerede?" diye sormazlar mı adama?

BMW Williams: Artık rahatlıkla söyleyebiliriz ki McLaren'ı geride bıraktılar. Onlar artık 2. takım. Ferrari'yi zorlayabilecek tek takım. Duble ile gövde gösterisi de yaptılar. Geçen yıl da böyle çok hızlıydılar. Ancak bu yıl görüldü ki artık arabaları sadece hızlı değil, ilâveten dayanıklı. Montoya'dan 2 yarışta 2 ikincilik... Ralf geçen sefer kaza yüzünden yarışdışı kalmıştı, bu sefer birinci. Ayrıca Williams'ın pit ekibi de müthiş çalışıyor.

Sauber: Nick Heidfeld artık gerçekten olgun bir pilot. Prost'taki günlerini çoktan geride bırakmış. Cumartesi günü 7. en iyi zamanı yaptı. Yarışı da 5. bitirdi. Çaylak pilot ise Cumartesi günü tecrübesizliği yüzünden kaza yaptı, yedek otomobil ile ancak 14. sırayı aldı. Ancak Pazar günü başarılı bir performans ile puanını aldı. Haftasonunu güzel geçiren 3 takımdan biriydi bana kalırsa Sauber.

Jaguar: Tek kelimeyle berbatlar. 3 yıldır beklenen çıkışı bir türlü gerçekleştiremediler. Geçen yarışta aldıkları 4'üncülüğün maalesef tesadüf olduğunu bize bu haftasonu gösterdiler. Sıralama turlarında ancak 17 ve 20. sıraları alabildiler. De la Rosa yarışı 10. tamamladı. Irvine ise mekanik problem yüzünden yarış dışı kaldı. Brezilya GP'si öncesinde takım Barcelona'da test yapacak. Şu anki araçları R3 ile geçen yılki araçları R2'yi karşılaştıracaklar. Bu testler sonucunda Brezilya'da hangi araçla yarışa katılacaklarını belirleyecekler. Hangisi ile katılırlarsa katılsınlar, sonuçta Jaguar için birşey farkedeceğini sanmıyorum. Neden hâlâ gerçeği göremiyorlar, anlamıyorum. Bir de pişkin pişkin açıklama yapıyorlar: Neymiş; Jordan'dan, BAR'dan daha hızlılarmış, De La Rosa ön kanat problemi yaşamasa puan alabilirmiş. Hâlâmın sakalı olsaydı...

Renault: Görünen o ki, bu yıl Sauber'in tahtını sarsabilecek tek takım onlar. Button, Williams'daki performansını hatırlatan bir görüntü çizdi hafta sonu. Önce Cumartesi günü 8. sırayı aldı, yarışta ise son 2 turdaki süspansiyon problemi olmasa kürsüye çıkacaktı ama olmadı. Yine de Jenson için büyük başarı. Diğer pilot Trulli'ye gelecek olursak... Herkes onun iyi bir pilot olduğunu biliyor ama neden hâlâ istenilen seviyede değil? Sıralama turlarında ancak 12. olabildi. Motor problemi yarışta onun da başını yaktı ve yine finiş göremedi.

Minardi: Minardi hep bildiğimiz, en ezik takım. Avustralya GP'sinden sonra bayağı bir sevindirik olmuşlardı ama rüya bitti artık. En yavaş araba onlarda. Maalesef griddeki son 2 yer yine onlarındı. Ayrıca bir önceki sezonun dayanıklığından eser kalmamış. Bitime daha 22 tur varken Minardi için yarış bitmişti.

Toyota: Tamam adamların tonla parası var ama kim ilk sezonunda bu kadar başarılı olmalarını beklerdi ki? Sıralama turlarında Salo kimsenin beklemediği bir şekilde 10. sırayı aldı. Ancak otomobildeki elektronik problemi yüzünden önce garaja girdi. 2 tur sonra yarışa döndü ve 12. oldu. Pazar gününün adamı ise McNish idi. Yarışa 19. başlamasına rağmen 7. bitirdi. Son pit-stopunda sorun yaşamasa (yanlış hatırlamıyorsam 30 saniye falan sürdü) puan alması işten değildi. Herşeye rağmen ümit verici bir haftasonu oldu Toyota için.

Arrows: Cumartesi günü bence iyi bir sonuca imza attılar. HHF 11, Bernoldi ise 16. oldu. Ancak Frentzen startta kalkış kontrol sisteminde problem yaşadı. Bernoldi ise geçen yıl Monako'daki performansına benzeyen bir performans gösterdi. Ama yarışı tamamlayamadı.

Jordan ve BAR: İki Honda motoru kullanan takım, 2 yıldır Honda'nın öncelikli takımı olmak için birbirleriyle yarışıyorlar ama ikisi de birbirinden kötü.
-- Jordan ile başlayalım... Fisichella gridde 9. sırayı kaptı, Sato ise 15. Ancak iki takım arkadaşı yarış içinde birbirleriyle çarpıştı ve Fisichella da olası puan alma şansını kaybetti. İki araç da yarışı tamamladı ama ben performanslarını kötü olarak nitelendiriyorum.
-- BAR tam bir hayal kırıklığı. Villneuve yarışa ancak 13. başlayabildi. Panis'in sıralama turları ise tam komediydi. Zaten yarışta da varlık gösteremedi ve 9. turda vites kutusu problemi ile yarış dışı kaldı. Villneuve ise vasattı, ancak 8. oldu.

Son olarak şunu ekleyeceğim: Başta Serra Demirkol olmak üzere NTV ekibinin McLaren sempatizanı oldukları zaten bilinen birşey. Ancak bu yarış öncesi vaziyeti iyice abarttılar... Yahu yarışın başlamasına 15 dakika kala gösterdikleri şeye bak... Adam emekli olmuş, çoluk-çocuğa karışmış, onlar hâlâ Mika Hakinen'in 1997'e ait reklam filmini yayınlıyorlar. Pes doğrusu! .

Benden bu haftalık da bu kadar. Sevgiler, saygılar.

(19 Mart 2002, Salı)

ilker136@yahoo.com

Yeni sezona girerken

Herkese selamlar. Formula 1'de sezonun başlamasına çok az bir süre kaldı. Takımlar yeni otomobillerini tanıttılar, test sürüşleri oldu ve artık Avustralya GP'sini bekliyoruz. Emre kardeşim çok güzel bir review yapmış, eline sağlık. Bu yazıda, takımlar off-season'ı da neler yapmış, yeni sezona nasıl giriyorlar, onları inceleyeceğiz. Buyurun başlayalım:

Ferrari: Öncelik kendi takımımda. Son 3 sezonu büyük başarılarla kapatan Ferrari teknik ekibi, kışın boş durmamış... Arabayı daha da iyi hale getirmişler. Ferrari'nin İtalya'daki pistinde yaptığı antrenmanlarda pist rekorunu kırması, bunun en büyük göstergesi. Şasideki değişiklikler sonucu aracın ağırlığı azaltılmış durumda. Aerodinamiği sürekli tutabilmek için süspansiyonlarda iyileştirme yapılmış. Ferrari'nin bu yılki bilgisayar sistemlerini ise CPU üreticisi AMD üstlenmiş durumda. Ayrıca AMD, Ferrari'nin sponsoru da oldu. Ekibin pilotları değişmedi. Bu yıl da Michael Schumacher ve Rubens Barrichello, Ferrari takımı adına yarışacaklar. Luca Badoer ve Luciano Burti takımın test pilotları.

McLaren Mercedes: McLaren yeni sezon hazırlıklarına en erken başlayan ekiplerden biriydi. Daha 2001 sezonu bitmeden Hakkinen'in bir senelik ara vereceği, yerine Sauber'de harika bir sezon geçiren genç Raikonnen'in geçeceği kesinlik kazanmıştı. Yıllardır McLarenlerin koltuğunda hep aynı pilotları gören taraftarlar için sanırım radikal bir değişiklik olmuştur. Yalnız burada sorulması gereken bir soru var: Raikonen'in altında artık daha iyi bir araba ve bir yıllık bir tecrübe var. Geçen yıl ki performansını katlarsa, bir sonraki sezon Hakkinen geri dönebilir mi? Şu an Raikonnen için her şey parlak gözüküyor ancak F1'de geçmişte buna benzer vakalar görülmüştü. Örneğin "geleceğin şampiyonu" diye adlandırılan Jan Magnusen... McLaren'de pilotlardaki bu değişiklikler otomobile yansımadı. Sadece ön süspansiyonlar ve civarında modifikasyonlar görülüyor. Takım bu yıl lastiklerini değiştirdi, artık onlar da Michelin kullanıyor. Bu onlara yol tutuşunda ilerleme kaydettirecek.

BMW Williams: 1997'deki şampiyonluktan bu yana fazla sesi çıkmayan Williams, geçen yıl oldukça iyi bir sezon yaşamıştı. Ekibin çok hızlı bir otomobili var, zaten geçen yıl 4 pole pozisyon ve 8 en hızlı tur zamanı elde ederek bunu kanıtladılar. Sorun şu ki, otomobilin istikrarı yok. Çoğu kez yarı yolda bırakıyor. Bu kış takım daha çok motoru geliştirmek ile uğraştı. Yeni P82 motorları daha dayanıklı ancak yine de çekiş kontrol sistemi üzerine çalışmaları gerekiyor. Takımın pilotları bu yıl da aynı. BMW test sürüşlerinde oldukça iyi sonuçlar aldı.

Sauber: Geçen yılın en büyük süksesini yapan takım hakkında pek olumlu konuşamayacağım. Bir kere geçen yıl kullandıkları C20'yi tasarlayan Sergio Rinland ekipten ayrıldı. Bu yılki C21'de, C20'deki mükemmel dayanıklılığın korunacağından kuşkuluyum. Sonra genç yetenek Raikonnen de artık McLaren'de. Yerini Euro 3000 serisinden gelen Felipe Massa ile doldurmaya çalışacaklar. Ben geçen yılki dördüncülüklerini koruyabileceklerini tahmin etmiyorum. Tabii sezon sonu bu lafları yutup yutmayacağımı göreceğiz.

Jaguar: Büyük Kedi'de görülen en büyük değişiklik teknik müdürde oldu. Yeni şasisi olan R3'ün tanıtımından sadece bir ay sonra takım, Steve Nichols ile yollarını ayırdı. Söylentilere göre, yeni şaside görülen problemler takımı bu kararı almaya itti. Jaguar, Castrol ile bir teknik destek anlaşması imzaladı. Yeni sezonda Castrol ekibe malzeme desteği verecek. Takımın pilotları değişmedi: Eddie Irvine ve Pedro de la Rosa.

Renault: Renault, 1985'den bu yana ilk defa F1'de ekip olarak yer alıyor. Ancak motor olarak 1992'den 97'ye kadar 6 yıl imalâtçı şampiyonu oldu. Takımın bu yılki birinci pilotu, Jarno Trulli. Diğer pilotu ise Jenson Button. Test pilotu da Fernando Alonso. Geçen yıl R21 motoru ile dayanıklık problemi yaşayan takım, sezonun son yarışlarına kadar kötü sonuçlar almıştı. Bu yıl R22 motoru ile bu sorunları aştıklarını söylüyorlar. Teknik şef Jean-Jacques His, hedeflerinin ilk 4 olduğunu söyledi. Esasında geçen yılki hayal kırıklığından sonra biraz fazla iddialı bir demeç gibi geldi bana ama neler olacağını göreceğiz.

BAR: Bu yıl oldukça mütevazi bir şekilde sezonu açtılar. Bunun en büyük sebebi, 3 yıldır takımda bulunan Craig Pollock'un ayrılması. Takım elemanları arasında bundan doğan sıkıntı göze çarpıyor. Pollock yerine 1998'de Benetton'un başında bulunan David Richards getirildi. Ancak Richards uzun zamandır F1'in dışında yer alıyordu. Takım hakkında söyleyebileceğimiz tek olumlu şey, Honda ve Bridgestone ile yeniden anlaşılıp istikrarın sağlanması. Pilotlar yine Villeneuve ve Panis. Görüldüğü gibi BAR yeni sezona sorunlu giriyor.

Minardi: Minardi yeni sezona olumlu ve büyük değişikliklerle giriyor. Ama Minardi yine bildiğimiz Minardi. Takımın tek amacı, 1999'dan bu yana ilk defa puan almak. Ekip bunun için umut veriyor. Bir kere Prost'un düştüğü hataya düşmedi ve zor durumdayken pahalı motor kullanmadı. Kısıtlı bütçesiyle yollarına devam ediyorlar. Takımda herşey iyi gözüküyor. En önemli değişiklik motorda: Geçen yıl Ford Zetec'in 98 model motorunu modifiye edip kullanmak zorunda kalmışlardı, bu yıl Asiatech AT02 motorunu kullanacaklar, ki bu geçen yıl Arrows'un kullandığından daha iyi. En azından 2002 dizaynı bir motora sahipler. Yeni şaseleri PS02'nin geçen yıldan çok farklı olduğu iddia ediliyor. Ayrıca Alex Yoong'un takıma katılması ile Malezyalı şirketlerle sponsorluk için anlaşmaya varıldı. Takımın diğer pilotu, geçen yıl F3000 ikincisi Mark Webber. Eleman, basına verdiği demeçlerde bu sezon mutlaka puan alacağını iddia etmiş.

Toyota: Bu sezon kimse onlardan birşey beklemiyor zaten. Amaçları ellerinden geldikçe yarış bitirebilmek. Sürüsüyle problem ile uğraşmak zorundalar. Bir kere rüzgar tünellerine hâlâ kavuşamadılar. Anlaşılan, bütün sezon boyunca aerodinamik ile ilgili problem yaşayacaklar. Bunun dışında, otomobil çok ağır. Bunun için ekip fazla bir çalışma yapmamış yani. Sonra ne diyeyim ki başka... Motor ve şase uyumu nasıl olacak, tam bir soru işareti. Ve buna benzer sorunlar... Takımın pilotları ise Mika Salo ve Allan McNish.

Arrows: Takımdaki en büyük farklılık, son günlerde yapılan pilot değişikliği oldu. Son 2 sezondur Arrows'un topladığı puanların %75'ini tek başına alan Jos Verstappen, sezonun başlamasına 3 hafta kala tekmelendi yerine batan Prost'un pilotu Frentzen getirildi. Peki neden yeteneksiz Bernoldi dururken Verstappen kurban edildi? Yanıt gayet basit: Tabii ki Bernoldi'nin sponsoru Red Bull sayesinde.

Jordan: Ya bu adamlar hâlâ lansman yapmadılar! Ortalıkta yeni otomobil EJ12 haberlerinin özellikleri yerine paso sponsor problemleri dolaşıyor. "Sigara devlerinden Benson&Hedges artık takımdan ayrılmak istiyor" diye dedikodular çıktı. Ayrıca HHF'nin takımdan ayrılmasıyla birlikte Deutsche Post Worldnet'de sponsorluğa sıcak bakmıyor. Bunu takip eden günlerdeki dedikodulara göre DHL takımın yeni baş sponsoru olacakımış. Bu da sezon açılışı yapılırken resmen açıklanacakmış.

Prost: Zavallı Alain Prost'un yöneticilik macerası kötü sonla bitti ve takım iflâs etti. Ortalıkta dolaşan büyük bir dedikodu var, şöyle: BAR'dan ayrılan Craig Pollock'un £500.000 karşılığında tüm ekipmanlarıyla (Magny Cours'daki rüzgar tüneli dahil) satın alacağı iddia ediliyor. Eğer takım FIA tarafından 2002'de yarışlara kabul edilirse -ki sadece 3 haftadan daha az bir süre kaldı, o yüzden pek mümkün gözükmüyor- ilk sene için Prost'un geçen yılki şasesini, motor olarak da Ferrari'nin 2000 yılında kullandığı motoru kullanacakmış. Pilot olarak da Arrows'dan olaylı bir şeklide ayrılan Verstappen düşünülüyormuş. Batuğ ağabeyin deyimiyle, tam bir balon! Gerçekleşme olasılığı 0'a yakın.

Sezon öncesi takımları kısaca tanıtmaya çalıştım. Benden bu kadar.

Sevgiler, saygılar.

(1 Mart 2002, Cuma)

ilker136@yahoo.com