| Ah mazi...
Şamil BAŞARAN
19 ARALIK 2007
İşler iyi gitmiyor. bir yıl öncelerini mumla arıyoruz. Geçen sene sıra dışı bir sezon geçirmiş olduğumuzu kabul ediyorum fakat sezona yaptığımız yavaş girişten sonra şu anda her yönüyle Dallas standartlarının çok altındayız. İçerde dışarda çizdiğimiz performans beklenilenden çok uzakta. Geçen sezon kendi sahamızda çok zor yenilen bir takımdık. 36-5'lik bir derecemiz vardı. Şimdiden iki yenilgi aldık bile (8-2). Deplasmanlarda da benzer bir çizgideydik (31-10), bu sezon halihazırda altı yenilgimiz mevcut (4-6). Doğu takımlarına karşı da, biri Arenas'sız Wizards'a ve evimizde, diğeri de Pacers'a karşı, iki yenilgimiz var. Herşey bir yana, artık bizim için maçları bir düello haline gelen Spurs'ü -hem de Tim Duncan'sız yakalamışken- yenemedik. Bu bile aslında herşeyi özetliyor.
Şimdi neden bu hale geldiğimizi irdeleyelim.
Sorunların Temeli
Avery Johnson takımın başına geldiğinden beri getirilen en büyük eleştirilerden biri, normal sezonu çok yüksek bir tempoda oynamamız ve playofflara yeteri kadar enerjimizin, sertliğimizin yansımaması (kalmaması?) idi. Bu sezon Avery takımın iplerini biraz serbest bıraktı. Fakat bu serbestlik takıma hiç mi hiç yaramadı. Takım sanki normal sezon değilmiş de sezon öncesiymiş gibi oynuyor. Savunma yapmayı unuttuk, savunma sertliğini bir kenara bırakıp çok yumuşak bir takım haline geldik. Denver maçıyla ilgili olarak Nowitzki'nin “Bi ara rakibin turnike antremanında olduğunu düşündüm” demesi, takımın aczini gözler önüne seriyor. Geçen senelerde böyle durumlar pek olmazdı. Savunma, bizi biz yapan en önemli özelliklerden biri, takım kimliğimizin geri planda kalan önemli parçalarından. Bir hücum takımı olduğumuz doğru ama savunmadaki kararlılığımız da bizi geçen sezonki lig birinciliğine, ondan önceki sene de NBA Finali'ne taşımıştı. Savunmanın temel prensiplerini unutunca da bu hale gelmeniz içten bile olmuyor.
Takımımızın en önemli özelliklerinden biri, adeta bizi biz yapan özelliğimiz takımdaki neredeyse tüm oyuncuların rakip takım savunmalarına adeta bıçak gibi saplanan bir biçimde potaya dikine gitmesiydi. Bu yüzden de, çok sayı atan bir takım olmamıza rağmen ligin en az asist yapan takımlarından olurduk. Bu sene bu potaya akma özelliğimizden de uzaklaşmış durumdayız. Kimliğinizi oluşturan özelliklerinizi unutursanız tanınmaz hale gelirsiniz. Şu anda bu durumdayız.
Avery ideal 5'ini bir türlü bulamadı. Sezon başında Jason Terry banktan geliyordu. Devin Harris gayet iyi oynarken sakatlanınca Jet tekrar ilk beşe yerleşti. Yenilgiler gelince geçen sene bizi lig birinciliğe götüren Harris-Howard-Terry-Dirk-Dampier beşine geri döndük. Bu da işe yaramadı. Avery bir ara Howard'ı banktan getirip bu senenin belki de bizim için en büyük artısı Brandon Bass'i ilk beşe yerleştirdi. İstikrarlı bir line-up başarı için kritik faktör. Sonuçta bir arayış olduğu çok belli. Bu arayışın bir an önce bitmesi gerekli zira takıma zarar verdiği gün gibi ortada.
Oyun kurucu pozisyonunda sorunumuz var. Harris sezona çok iyi başlamasına rağmen takımın gidişatına ayak uydurdu ve çok kötü bir dönem geçiriyor. Özellikle sırayla CP3, Hinrich, Tony Parker ve AI'a karşı adeta sahadan silindi. Rakipleri sezon ortalamalarının üzerine çıkarken 27,3 sayı ve 8 asist ortalamasıyla oynadılar. Devin kâbus gibi akşamlar geçirdi. Potaya dikine gidilmemesi Devin Harris özelinde daha da ortaya çıkıyor. Spurs, Grizzlies, Raptors, Rockets ve Pacers maçlarında toplam 42 kez faul çizgisine gitmiş acar gard. 1-3'lük son dört maçta ise bu rakam sadece dört kez. Onun kendine gelmesi takımın gidişatı açısından çok önemli.
Dirk bir türlü istenilen MVP düzeyine gelemedi. Beklenenden çok uzak bir performans sergiliyor. Takımın ihtiyacı olan zamanlarda ortaya çıkan bir lider rolü oynaması gerekirken bu rolünü unutmuş gibi gözüküyor. Eee, lider böyle ise gerisini siz düşünün.
Çözüm ve Takas Senaryoları
Bana kalırsa tüm bu sıkıntıların çözümü yine takımın kendisinde. Unuttuğumuz melekelerimizi tekrar kazanmamız gerekiyor. Bunu da yapabiliriz. Başarının reçeteleri, anahtar faktörler belli. Takımda herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi ve kendine gelmesi gerekiyor. Buna herkes dahil. İdeal ilk beşimizi bir an önce bulup belirli bir sistematiğe oturmamız şart. Dengeli, özellikle dikine hücum ve sert savunmayı hatırlamak olmazsa olmaz. Playoff temposunda oynamayalım ama böyle de olmayalım, bir ortasını bulalım artık. Bu kalibrasyonu sağlamak Avery'nin görevi. Tekrar ayağa kalkmamız için biraz zamana ihtiyacımız var.
Takas mı? Takas senaryoları beni heyecanlandırmıyor değil. Özellikle işin içinde Jason Kidd var ise. Kidd'in gelmesi takımın çehresini oldukça değiştirecektir. Kidd beraber oynadığı oyuncuları sınıf atlatan bir süper star. Onunla oyun kurucu sorunumuz tamamıyla ortadan kalkacak ve asist ortalamamız da yükselecektir. Kidd'in savunmasını da göz ardı etmemek gerek. Onun gelişi takım içinde bazı felsefelerin de değişmesine yol açacaktır. Şu andaki liderimiz Nowitzki'nin, egosunu frenleyerek Kidd'in önderliğini kabul edebileceğini düşünüyorum. Peki ya Avery?..
Peki Kidd karşılığında kimi ya da kimleri vereceğiz? Daha da önemlisi, Nets bunu kabul edecek mi? Verebileğimiz parçalardan en önemlisi Josh Howard gibi gözüküyor. Onun yanına da birkaç ekleme belki Nets'in iştahını kabartabilir. Fakat Carter ve Jefferson'ın olduğu bir takıma Howard eklemesini Nets kabul eder mi, bilemiyorum. Bir ihtimal Josh'ın yanına Harris'in de eklenmesi ya da yüksek ihtimal bir uzunun. Kidd'in gelmesi bizi mutlu eder orası kesin ama Dallas'ın Geleceği olarak gördüğümüz oyuncuları da kaybetmenin düşüncesi dahi derhal burukluk yaratıyor aslında. Bekleyip göreceğiz.
Uzun Lafın Kısası...
İşler kötü gittiği zamanlarda bunun üstesinden gelmek ve daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmak da bir karakter özelliğidir. Mavs'ın bu özelliğe sahip olduğuna inanıyorum ve önümüzdeki günlere daha olumlu bakmak istiyorum. Bunu kendi içimizde çözüp çıkış yolunu bulabiliriz ya da o çıkışın anahtarı Kidd'de de olabilir. Bunu ilerleyen zamanlarda yaşayarak öğreneceğiz. Umarım bir an önce özlediğimiz gerçek Dallas Mavericks'i izleyebiliriz. Yolumuz açık olsun.
|