|
Gözler yeniden yükseklerde
Çağatay ERDEM
11 TEMMUZ 2006
Kronolojik ilerlersek;
Playofflar
Başka herhangi bir takımdansa Miami Heat'in şampiyon olmasına sevindim. Hakikaten. Bana ne mi oluyor?
Kolay tahmin edilebilir -lakin aslında anlamsız ve saçma- neden: Şampiyona elendik. Hatta adamları birazcık daha itekleyebilseydik, pozisyonlarının en gülünç oyuncularından ikisi; Chandler ve Sweetney'e ek olarak, iki metre boyunda bir 3 numaradan (Nocioni) oluşan pota altı rotasyonumuzla bir yedinci maç görecektik. Şampiyon takımı, finale gelene kadar diğer turlarda en çok terleten takım olmamız da cabası, sevindirici.
Gerçek neden: Bir süredir Shaq'in kuyruk tayfası olarak kariyerlerini sürdüren Gary Payton ve Alonzo Mourning ‘nihayet' emekli olabilecekler. Olmalılar da. Bu lige ve bu seyirciye bu kadarını borçlular artık kaç yıldan sonra…
Draft
Daha sezon bitmeden takas edecek iyi bir veteran bulamazsak draft haklarımızı ne yönde kullanacağımız aşağı yukarı belliydi. New York'tan gelen lottery pick'le 'uzun bir uzun', çatır çatır playoff yaptığımız için çoook daha aşağılarda olan kendi hakkımızla da 'uzun bir kısa'.
Daha üst sıradaki seçim hakkımızla, günler boyunca Tyrus Thomas ve LaMarcus Aldridge arasında gidip gelen tercihimizi, nihayetinde Tyrus Thomas'tan yana kullandık. Muhtemelen biliyordunuz.
Thomas -neye dayanılarak varıldığını bir türlü anlayamadığım bir yargı sonucu- çok zayıf olduğu iddia edilen 2006 Sınıfı'nda yıldız olabilecek yegâne adam olarak gösteriliyor. Yani top sürmeyi, şut atmayı, pas vermeyi -ve elbette pas tutmayı-, savunmada düzgün yer tutmayı, her şuta blok niyetiyle atlamayıp sekiz pozisyonluk bir süreçte üç-dört faul yapmamayı vs. öğrenirse, kendini bir gün Shawn Marion olarak görebiliriz.
Aksi takdirde, şu an Ninja Kaplumbağalar'ın ünlü elemanı Michaelangelo'dan başkası değil. (Bu arada, her daim cıvık ve laubali üslubuyla Michaelangelo, dizide bütün o lanet mutantların da önünde en sevmediğim karakterdi. Umarım Tyrus böyle çıkmaz.) Adam gibi Shawn Marion, olmadı, bütün draft sitelerinin ağzındaki sakız tabirle "Stromile Swift'in bir üst modeli" falan olur.
Ruhumun senden, İlahi, budur ancak emeli.
Thabo Sefolosha ise her ne kadar liginde all-around bir görüntü çizmiş olsa da, NBA standartlarında hücum potansiyeli oldukça kısıtlı bir oyuncu. Açıkçası bu tercihi Tyrus Thomas seçimi kadar bile tuttuğumu söyleyemeyeceğim. Oyunda kaldığı süre içinde "hücumda bir kişi daha eksik" hissi vermemizi engelleyecek başka bir 2-guard, mesela Quincy Douby veya Rodney Carney çok daha mantıklı seçimler olabilirdi.
Sonuç olarak, bu sezonda, geçen seneki Eddie Basden'ınkine yakın bir seviyede katkı vermesi olası. Eddie Basden kim? Bilmiyorsunuz. Kötü yani.
Bizim perimeter shot'lar üzerine kurulu ve muhtemelen bu sezon da herhangi bir gelişmeye kavuşması beklenmeyen hücum sistemimizde, ofansif yönü zayıf kısaların elinden gelebilecek çok şey yok. Ancak adım gibi emin olduğum gibi, Skiles da sisteminden bir bok anlamadığı için, Thabo'yla beraber basın toplantısında fotoğraf makinelerine poz verirken pek bir neşeli görünüyordu. Tevekkeli değil.
Bu arada Thabo (soyadı şimdilik çok uzun ve karışık), İsveçli ressam bir anne ile Güney Afrikalı müzisyen bir babanın aşkının meyvesi. Christine Hanım ta Güney Afrika'lardan bulmuş bu tuhaf soyadlı herifi. Neyse ki adı Patrick; az buçuk aşina olduğumuz bir isim.
Şu yanda gördükleriniz Thabo'nun annesinin resimleri, alttakiler de fotoğrafları. Çok hoş bir hanımefendi, fark etmişsinizdir. Hay Allah…

Baba Patrick S. Grubu'nda saksafon ve perküsyon çalmakta aynı zamanda vokal yapmaktaymış. Ancak onun mp3'lerini vermem söz konusu olamaz, aksi takdirde adres çubuğuna sitemizin adresini yazıp enter'a bastığınızda eşşek kadar "BU SITEYE ERISIM MAHKEME KARARI ILE ENGELLENMISTIR!!!" ibaresini görmeniz işten bile olmazdı. O yüzden burada duruyorum.
Bu kadar ıvır zıvırın ardından varmaya çalıştığım sonuç, Thabo'nun böyle bir ailede yetişip de kazma olmasının utancını ne yapıp edip temizlemesi gerektiği. Youtube'deki videolarından iğrenç, estetik kaygılardan bihaber şut mekaniğini görüp "Annen sana böyle mi öğretti?" ya da "Mum dibine ışık vermemiş" geyiklerini yapmayı da size bırakıyorum. Höh, yeter.
Bu arada, Thabo Sefo…'yu, 16'ncı sıra seçim hakkımız ve çok çok az bir miktar nakit para karşılığı drafttan hemen önce Philadelphia'dan takas ettiğimiz 13'üncü sıra seçim hakkı ile seçtik. Meğersem Utah da istiyormuş adamı. Duy da inanma…
Ve Viktor Khryapa... Yukarıda bahsetmediğim takasla, LaMarcus Aldridge ve geleceğe ait bir ikinci tur draft seçim hakkına karşılık, Tyrus Thomas'la beraber Portland'dan geldi. Darius Songaila'yla oyun stili bazında pek öyle benzerlik göstermese de, rotasyonda onun yerini ve dakikalarını dolduracağı için, "Songaila'nın yerine geldi" yorumu çok da yanlış olmaz. Uzun ve atletik bir kanat oyuncusu. Her yerinden yetenek fışkırmıyor ancak işin savunma yönünde verimli olabileceğine inanıyorum.
Free Agency
İşin en keyifli kısmına geldik sonunda. Gün geçmiyor ki takımımızdan şenlikli bir transfer haberi almayalım.
Önce biraz Fotomaç gazeteciliği, biraz fotoşop gövde gösterisi:
Ben Wallace: Açıkçası, Predrag Stojakovic'in yıllık 13 milyon dolar alacağı, sözleşmesinin sonuna kadar dizlerinin üzerinde dikili vaziyette durma yeteneğini muhafaza edeceği muamma olan Matt Harpring'in yıllık 6 küsur milyon doları garantilediği, geçen senekinden bile daha bir çıldırmış olan piyasada, sistem-mistem bir şekilde son beş sezonda dört defa Yılın En İyi Savunmacısı seçilmiş Ben Wallace'a verilen 60 milyon dolar kesinlikle abartıldığı kadar fazla değil. Bu konuda anlaşalım öncelikle.
Yaş hususundaki eleştirileri bertaraf etmek içinse yeni tez arayışlarına girmeyeceğim, zira yapılmışı var: Ben Wallace 27 yaşına kadar starter süreleri almadığı için, yıpranma payı da ona göre azmış. Budur. Biz daha iyisini yapana kadar da en iyisi bu.
Taze haber: Paxson, yakın geçmişte Cleveland GM'liği de yapan ağabeyi Jim'i Basketbol Operasyonları Danışmanı diye tamamen uydurma bir göreve atadı. Kadrolaşma sadece ülkemizde değil yani ve her yerde de mide bulandırıcı. Aynı mantığı takip ederek; bunun oğlu da Harvard'da okuyor şu an muhtemelen. Haram olsun.
PJ Brown ve Chandler (ve dahi JR Smith)
Chandler'ın kalan kontratı, beş yıl için 54 milyon dolar. Takıma da Ben Wallace ve Tyrus Thomas gibi kendisiyle aynı işleri yapan ve o işleri açık bir şekilde kendinden çok daha iyi yapan iki oyuncu getirilince, pek bir 'fazlalık' konumuna terfi etmişti, kabul. Ancak ligdeki savunmacı uzun açığını göz önünde bulundurarak düşünülmeli ki, sadece biten kontrata karşı takas edilecek bir oyuncu değil. Yine böyle bir takas için de, değerinin taban yaptığı bir dönemi seçmek de kesinlikle akıllıca değil. Bütün bunların ışığında, şu aralar onu ne pahasına olursa olsun takımdan takasla sepetlemeye çalışmak, Paxson'ın göreve geldiğinden beri yaptığı en basiretsizce hareket olarak gösterilebilir.
Paxson'ın kafasından geçen diğer şeyleri bilmiyorum ama Chad Ford'un yumurtladığı üzere, Troy Murphy ve Pietrus'a karşılık Chandler teklifini kabul etmemişiz. Burada insan daha derin düşüncelere dalıyor, zira Murphy tek başına üç Chandler eder, Pietrus da kafa kafaya kapışır. Gelecek yaz da Hinrich ve Nocioni'nin ikisiyle birden vedalaşmadığımız takdirde salary cap'te en ufak bir boşluk olmayacak. Yani, kendini gelecek senenin çıtır free agent'larına saklama muhabbeti de yalan…
Bu durumda, eli yüzü düzgün bir anlam yükleyebileceğimiz tek ihtimal olarak, Reinsdorf'un gelecekte Deng, Hinrich, Nocioni ve Gordon'dan oluşan çekirdek kadroyu (Thomas'ı da ekleyebiliriz bir ihtimal) muhafaza ederken payroll'un astronomik rakamlarla cilveleşmesini istememesi kalıyor geriye. Bunu da anlarız biraz.
Sonuç olarak, Chandler olasılıklar dahilinde mümkün olan en kötü takasla takımdan ayrılıyor. Neyse.
PJ Brown: Skiles'ın âşık olduğu oyuncu tipi. Sert, olgun, maço, kodu mu oturtan vs... Sezona ilk beşte başlayıp bütün sene öyle gideceğini tahmin ediyorum. Antonio Davis'ten sonra aradığımız (ya da aramadığımız) veteran lideri bulmuş olabiliriz. Farklı olarak Brown, saha içinde de, kaşar yaşıtlarının aksine, hâlâ istikrarlı ve yüksek katkı verebilen bir oyuncu. Aksi takdirde 31 dakika süre alıp 9 sayı - 7,5 ribaunt gibi tatminkar istatistikler üretemezdi. Babanın da hakkını verelim iki laf arasında.
JR Smith: Bir takasla yaz bitmeden gönderilmesini bekliyorum. Smaçlarını Tyrus yapar, kaçıracağı boş üçlükler için de Chris Duhon var elimizde mis gibi. Bu kalibredeki bir oyuncu için berbat olan savunmasını ve top hâkimiyetini es geçiyorum. Süre alıp üç-beş güzel hareket yaparak smaç yarışmasına davet edilebilmesi için elverişli bir takıma gider umarım. Arkadaşım ol yeter, böylesi daha güzel.
Hoşça kalın.
cagatay@batug.org
|