|
Her neyse...
Çağatay ERDEM
21 KASIM 2006
Bu takımın şu ana kadarki bütün mağlubiyetlere bahane gösterilebilecek dört temel zayıflığı, hücumda felaket alan paylaşımı, birbirinden aptal ve genelde ardı ardına sıralanan top kayıpları, vasat adam adama pota altı savunması ve acınası pick & roll savunması. Ve bütün bunların yanında Michael Sweetney'nin daha çok süre alması gerektiği tarzı fikirler ya da "Chandler'ın gönderilmesi hataydı" ve benzeri yorumlar şu noktada cidden pek bir şey ifade etmiyor, kimse kusura bakmazsa. Lafı dolandırarak demek istediğim şey: Takımın sorunları şunlar şunlar ve bu ikisinin o sorunların çözümleriyle uzaktan yakından alâkası yok şimdilik.
Kirk Hinrich ve Andres Nocioni ikili olarak nitelendirmeye çok uygun değiller belki de ama ikisinin bu sezon daha da kötü bir hal alan şut seçimlerini aynı yerde inceleyeceğim.
Zaman zaman Deng'in de katıldığı trendde, öyle ki, fast-break'lerde artık nerdeyse potaya doğru düzgün gidilmiyor, rastgele bir yerde frene basılıp acele bir tuğla yollanıyor potaya. Koçunsa iki buçuk sezondur bu alanda hiç bir katkısı olmadı henüz, malum. Misal, Nocioni en az biri potayı, panyayı ya da şut saatini ıskalayan üç saçma şutun ardından derhal kenara alınıyor -şahane-, hatta bazen sahadakilerden biri daha beter sıçmadıkça, uzun bir süre de orda kalıyor. Tamam. Sonra aynı şey bir sonraki maçta tekrar ve tekrar oluyor ve anlıyoruz ki sorunun çözümü aslında daha başka.
İstatistiklere bakılıp da yapılmış "Ben Wallace transferi fos çıkmış gibi, keh keh" sallama yorumlar gördüyseniz, hatta siz de bir tane yaptıysanız (utanmayın) burası tam size göre.
Ben Wallace şu an her maç aşağı yukarı 2 top çalıyor, 2 blok yapıyor, 3,5 civarında hücum faul yaptırıyor. Tabii box score'u açıp 25 ribaunt görmeyince insanlar, sayfanın sol üst köşesindeki x kutucuğuna tıklarken pek memnun ayrılmıyor belki, ama ilk on maç sonrasında takımdaki en verimli ve istikrarlı katkıyı sağlayan oyuncu kesinlikle Wallace. Chandler'la karşılaştırılamaz bile. Halen 100+ sayılar yiyor olmamız ise takımın geri kalanının ruhsuz/beceriksiz oyununun meyvesi.
Oyuncuların aldıkları sürelerin halen rüzgârın estiği yöne göre belirlenmesi de, savunma uyumunun sağlanamamasındaki önemli etkenlerden biri.
Malik Allen eğer şut atamıyor olsaydı, bu işin içinde olması için de hiç bir neden olmazdı, demiştim sanırım daha önce. Aslında bu sanki oldukça gerekli, gerçekte de.
Her itiraza, hatta elleri havaya kaldırıp bir yandan ağzın açık bırakılması tarzı jestlere jet hızıyla teknik faul çalma kuralının uygulaması, şu ana kadar son derece istikrarsız gidiyor. Dallas maçında Skiles, Hinrich, PJ Brown, Duhon, Nowitzki -dört defa- ve dahi oynamadığı halde Mbenga'ya teknik fauller çalınabilirdi. Ama özellikle, şutu girsin girmesin iki pozisyondan birinde hakeme dönüp önceden ekşittiği suratıyla viy viy viy bir şeyler söyleyen (o surata bu replik, kusura bakmayın) Nowitzki'ye ilaç için tek bir düdük ötmedi.
Brown on maça kalmadan kenara çekildi, zaten sanırım beklenen de birşeydi. Artık uzun forvet için oldukça ağır kalıyor, hücumda zaten sınırlı. Bir de Ben Wallace'la aynı anda oyunda olunca kâbus gibi bir ikili oluşturuyorlar. Brown bence bu takım için büyük ölçüde yedek pivot olarak kullanılmalı. 4 numarada ise artık Khryapa daha fazla süre almalı. İki sebep:
Tyrus Thomas şu an oyuna, takıma, herhangi bir şeye konsantre görünmüyor.
PJ Brown.
Ben Gordon iki maç berbat oynayınca tekrar bench'e çekildi ve nispeten toparlandı. Ancak buradaki asıl problem, Gordon banktan gelirken (bu beylik lafı kullanırken gözümün önünde, sahanın kenarlarında bir çift Emlâk Bankası yazılı tahta oturak belirmedi değil) onun yerine Chris Duhon'ın oyuna başlaması. Duhon tabii ki tamamıyla çer-çöp değil ancak oldukça verimsiz hücum eden Nocioni ve açık bir şekilde hücum etmeyen Wallace'ın yanına koymak için fazla lüks. Duhon'ın skor gücü belki aşağı yukarı her maç soktuğu birkaç boş üçlükten ibaret, ancak bununla da ilgili esas problem kendine güvensizliği. "Bunu atsam mı ki şimdi?" eminsizliğini bir sonuca bağlayabildiğinde, o şut çoktan savunmacı tarafından rahatsız edilmiş oluyor genellikle. Görünen bu.
Aslında tam da bu sebepten Sefalosha Duhon'ın yerini alamıyor. Thabo oldukça zeki ve ilerde belki kaliteli bir oyuncu olacak ama şu an güvenilir olmaktan çok uzak. Yani en azından Duhon (tıpkı bizim gibi) sınırlarını biliyor, ne yazık ki.
Knickswatch
Bu depresif yazının belki en mutsuz kısmı burası herhalde. Mâlum, bu sene de New York'la draft sıralarını değiş tokuş etme hakkımız var, iki sene önceki Eddy Curry takasından gelen. Bu köşede de her hafta Knicks'in yine ne kadar kötü gittiğinden, önümüzdeki günlerdeki fikstürünün daha kim bilir ne kadar zorlaşacağından bahsetmemiz, Tanrı bilir ne kadar yüksek bir sıradan seçeceğimize değinip lafı sonlandırmamız gerekiyordu.
Sadede geliyorum, New York şu an Chicago'dan daha iyi bir dereceye sahip. Ha, sonuç olarak yine bir lottery pick'imiz olacak gibi görünüyor, ama istediğimiz tam olarak bu değil.
|