|
Fırat
DEMİR
13 MART 2006, PAZARTESİ
Hanimini Hüppen Dezigi Banna!
Biliyorum, çok zaman oldu buralara uğramayalı. Son yazıdan sonra vuku bulan vizeler, kişisel yoğunluklar, finaller, eski sevgilinin kafa karıştırmaları, All-Star, üşengeçlik... derken kaleme vurmaz olduk. Bu yüzden öncelikle özür diliyor ve biriken konuların çokluğu nedeniyle toparlayamayacağımı tahmin ettiğim yazıma başlıyorum!
Savulun, New York geliyor!
Sene başında 'ligi sonuncu bitirmek' diye koyduğumuz hedefe, tıpkı geçen sezon olduğu gibi bu yıl da ulaşamayacağız anlaşılan. Çünkü New York Knicks bu gidişle lig sonunculuğunu kimselere bırakmayacak ve lotaryadaki en şanslı takım olacak. Varsın olsun! Ne olur ki? Zaten drafttan gelen adam akıllı birisi yok. Zaten bu durum bayağı çetrefilli oluğu için pek karıştırmayalım, günümüze dönelim.
Sakatlıklar, sakatlıklar, sakatlıklar...
Elbette hedef ligi sonuncu bitirmekti ama bunun ekstra şartları da vardı. Ne demiştik: Amaç bir yandan da takıma kimlik kazandırmak, yön vermek olmalı. Fakat bunu yapmamızı engelleyen pek çok sebep çıktı önümüze: Sakatlıklar...
-- Okafor bu sene hiç oynadı mı, inanın hatırlamıyorum. Ne zaman döneceğine dair de en ufak bir fikrim yok.
-- Sean May sezonu kapatalı aylar oldu. Kendisini gelecek sezona kadar göremeyeceğiz.
-- Gerald Wallace sakatlığı yüzünden çok iyi oynadığı bir dönemde bir araba maç kaçırdı.
-- Kareem Rush tam "istikrar yakaladı, ritmini buldu" dediğimiz dönemde sakatlığa kurban gitti. Şu sıralar kendisini toparlamaya çalışıyor.
Takımımız için son derece önem arz eden bu isimlerin sezonun başından sonra bir türlü bir araya toplanamaması, elimizi kolumuzu bağlayan en önemli faktör oldu. Bir kere Okafor için "en önemli oyuncumuz" diyoruz ama parke üzerinde tecrübe kazanması, liderlik vasıflarının gelişmesi gerektiği yerde, o mecburen Stern amcasının ısmarladığı kıyafetle bankın arkasından “oley, oley” demek zorunda kalıyor. Gelişi tartışmalara yol açan fakat gösterdiği performanslar ile yeteneğinin tartışılacak bir yeri olmadığını kanıtlayan Sean May sezonu kapatıyor. Nasıl bir uyum sağlayacak bu takım, bu şartlarda mı bir kimlik kazanacak? Takımın 'kilit' oyuncusu G-Wall sezon içerisinde zaman zaman sakatlık yaşadığı zaman mı bu takım maç kazanmayı öğrenecek? Yani takımın geleceği için çok önemli olan bu sezonu, bu şanssız şartlar altında oynamaktayız. Allahtan Felton-Knight ikilisi var da takım şarampole yuvarlanmıyor.
Raymond Felton & Brevin Knight
İkilinin sezon başında bankta oturanı (Raymond) zamanla -biraz da Rush'ın sakatlığı sebebiyle- ilk beşe yerleşti ve çok iyi performans sergiliyor. Brevin abisinin öğütlerinden ders almış olacak ki, Şubat ayında gösterdiği performansla Doğu'nun En İyi Çaylağı seçildi. Knight ise fizik dezavantajına rağmen o küçümencik boyuyla savunmada nasıl oynuyor garibim... Her maç 10'a yakın, hata bazı maçlarda daha fazla asist yapmasını geçtim, işin savunma tarafındaki gayreti alkışlanmalı... Hatta şu an ligin top çalma kralı. Bu ikili, tam bilemiyorum ama, şu anda ligin en kısa gard ikilisi olabilir. Takımın, oynadığı bir çok maçlarda rakiplerine karşı daha çok fast break sayısı bulmasının temel nedeni de, bu ikilinin bir arada oynamaları. Şunu söyleyebilirim ki, Knight başka bir takıma giderse ya da basketbolu bırakırsa, arkasından göz yaşı dökmeyeceğiz. Oyun kurucu pozisyonunu gelecek yıllar için garanti altına aldık diyebilirim. Ve gelecekte bunun için de en çok teşekkür edeceğimiz isimlerin başında da kuşkusuz Brevin Knight gelecek.
Sen bize lâzımsın Gerald
Yukarıda, yaşadığı sakatlıklardan bahsettim hatırlarsanız. Bir de sakatlık dışında ne yaptığına bakalım... Yine tekrarlıyorum, bence kendisi takımın 'kilit' oyuncusu. Şöyle ki, skor potansiyelinin yanında, takıma savunma tarafında boyut katabilir. Sonuçta biz savunması kötü olan bir takımız ve her maç yediğimiz sayı da ortada. Bu koşullarda savunmada bize az da olsa katkı yapacak birilerine ihtiyacımız var ve Wallace'ın Yılın Savunmacısı için en büyük adayım olduğu şu günlerde, Okafor da sakatken, bu ihtiyacı karşılayabilecek olan en iyi oyuncu. Ligin 2+ blok ve 2+ top çalma ortalamalarına sahip tek oyuncusu. Evet, "Yılın Savunmacısı için en büyük adayım" dedim ama karşısında ciddi rakipler de var şüphesiz. Tamam, kabul ediyorum, biraz duygusal davrandım...
Elini öpeyim Jumaine
En açık ifadeyle, ' eli öpülesi' adam. Takımın dış şut eksiği olduğunu çeşitli vesilelerle daha önce de dile getirmiştim. Hata üstüne üstlük bu eksikliği giderecek tek oyuncunun Rush olduğunu ve onun da hali hazırda tam olarak randıman veremediğini de söylemiştim. Meğer Jones bu işi pekâlâ idare edebilirmiş. Bunu son Dallas ve Golden State maçlarında gördük. Elbette koskoca bir takımın dış şut ihtiyacını tek başında karşılayabilecek bir oyuncu değil ama Philly, Boston ve LA Lakers günlerinden sonra bu şekilde bir katkı yapacağını da tahmin etmiyordum doğrusu. Bunun dışında, onun ribaundlardaki üstün katkısı sayesinde kısa bir ilk beşle oynuyoruz ve savunmada da kötü değil. Yani Jones gerçekten önemli bir oyuncu halini aldı bizim takım için.
Allah müstahakını versin Brezec
Elbette iki günde uzun zamandır arkasında durduğumuz adamı satacak değiliz de, yani sabrın da sonu vardır. Bu adam için ne methiyeler düzdüm, ona ne iltifatlarda bulundum. Adeta piyangodan çıktığı bir sezonda gösterdiği performans neticesinde “gelecek yıllarımızın pivotu” dedim kendisine. Ama o ne yaptı? Ne yapacak, bütün lafları yutturdu! Hayır yani, kötü değil hâlâ ama ne geçen yılki istikrarı var, ne de sağlam bir mizacı. Sanırım onu en çok etkileyen, pota altının iki kritik ismi Okafor ve May'in sakatlığa kurban gidişleri oldu. Onlar yokken kendisine daha iyi konsantre olan savunmalara karşı ekstra bir yetenek ve/veya mücadele ortaya koyamayınca da, Indiana macerasını yeniden hatırlattı. Yok canım, o kadar da değil. Şu haliyle bile o günlerdeki Brezec'in üç, hatta dört katı...
Keith Bogans - Lonny Baxter Takası
Hayır hayır, şaşırmayın, şaka değil bu. Şu bizim bildiğimiz, banktan -kimi zaman ilk beşte- bulduğu dakikaların daha fazlasını hak eden, 2 numara yedekliğini son derece iyi yapan, tam bir görev adamı olan Keith Bogans'ı, Houston formasıyla maçlarda ortalama 36 saniye civarı süre alan, bu sürede kullandığı üç şutun yanına sayı ekleyememesi bir kenara, yaptığı top kayıplarıyla bilinen, bankta havlu sallamaktan başka bi halt yiyemeyen -ki onu da ne kadar iyi yaptığı tartışılır- tam bir moloz, tam bir Fortson olan Lonny Baxter karşılığında takas ettik. Houston'ın Bogans ile neler yaptığı ortada... Kazmanın Charlotte ayağından ise hiç bahsetmeyeceğim. Velhasıl, 'iki yıllık kulüp tarihimizde yaptığımız en kötü hamle' diyebilirim bunun için.
Son sözler
Bu şartlarda yapılabilecek şey -zaten yapmakta olduğumuz gibi- maçlarda elden gelen tüm mücadeleyi ortaya koyup rakiplere teslim olmamak. Ayrıca Rush'ın banktan gelmesi ve iki oyun kuruculu kısa bir ilk beşle hızlı hücumlar kovalayan zihniyet daha tutarlı gibi geldi bana.
Son söz olarak ise ancak Bernard Robinson'a “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” diyebilirim, hepsi bu!
Kısa kısa
-- Her fırsatta kendisi için güzel sözler sarf ettiğim Melvin Ely, son günlerde alçak düşüşe geçmiş vaziyette. Kendisine sabah, öğlen, akşam tok karnına Analjezik Antienflamatuar Apranax Fort tavsiye ediyorum.
-- Bir ay önce üst üste üç maç kazarak kulüp tarihimizde ilk kez bunu başarmış olduk. Ne mutlu!
-- Charlotte yerel radyosunda maçları Ertem Şener anlatsın, Charlotte'a taşınmayan Sam Cassell olsun!
-- Detroit 6'ncı Adamı Öner Binbaş'a hoş geldin diyorum naçizane.
-- Sibel Tüzün meğerse Türkiye'nin en iyi bestecisiymiş (bkz: Süperstar), nasıl daha önce kendisini keşfedememişiz, hayret...
Hadi eyvallah...
(Hanimini hüppen dezigi banna: Usta tiyatrocu Naşit Özcan'ın sinirlendiği zaman sarf ettiği iddia edilen cümle. Nur içinde yatsın. Bu cümle aynı zamanda Cem Karaca'nın ‘Raptiye Rap Rap' adlı şarkısında da geçmektedir, ki benim keşfedişim de buradandır. Şimdi "Yazıyla ne alâka?!" diyeceksiniz, şöyle ki; başımıza bin bir türlü çorap ören şu sakatlık belâlarından sonra sinirlenmemek mümkün mü sayın seyirciler?!!)
firat@batug.org
5 ARALIK 2005, PAZARTESİ
Ah!
Yazıya başladık başlamasına ama aşağıda ne okuyacağınızı şu an inanın ben de bilmiyorum... Belki "bir franchise'ın geleceğe dair nasıl sağlam adımlar attığını" okuyacaksınız bu yazıda, belki de ligde bulunması 'lûtuf' diye yorumlanan bir takımın makus halini; ya da bir kâhinin hayat felsefesini, belki de sıradışı bir aşk hikâyesini... Belki de hiç birisini! Kısacası size söz veremeyeceğim ne yazacağım hakkında ama bir şeyler yazmak için klavyeyle cebelleştiğim de ortada... Ne demişler; başlamak bitirmenin yarısıdır. Bir şekilde başladığımıza ve insan olduğuma göre, yazının yarısını tamamlamış oluyorum böylelikle, bir paragraf daha attırsam olup bitecekmiş gibi görünüyor.
Damdan düşer gibi girmiş olacağım ama idare edin artık; 5 galibiyetimiz ve 13 mağlubiyetimiz var şu an.
Başlangıç kötü değil
Ligin kendi adımıza ilk maçı olan Chicago maçını uzatma sonucunda 109-105 kaybettik. Bu maçta Gerald Wallace 28 sayı ile benim kendisinden beklemediğim derecede iyi oynadı. Brezec'in pek iyi olmadığı bu maçta, benchten gelerek bulduğu dakikaları çok iyi değerlendiren Melvin Ely 13 sayı ve 15 ribaunt üretti. Ely gibi benchten gelen çaylağımız Raymond Felton da 22 dakika oyunda kaldı ve 10 sayı üretti. Yıldızımız Emeka Okafor ise 16 sayı ve 12 ribaunt ile double-double gerçekleştirdi. Fakat Chris Duhon'un bu maçtaki üstün performansı ve gard rotasyonumuzda çektiğimiz sıkıntılar ile karşılaşmayı dediğim gibi Chicago kazandı.
Burada asıl amacım kazandığımız maçlara değinmekti fakat uzatmada verilen bu maçı beraberlik bazında alıp 'yarı galibiyet - yarı mağlubiyet' şeklinde değerlendirdiğim için ayrıntıya girmeyi tercih ettim. Bir bakıma çakallık yaptım kendi çapımda, ki normalde pek becerebildiğim söylenemez. Neyse...
Ardından 4 Kasım'da Philadelphia'ya konuk olduk. Bu maçta Bulls maçının aksine pek iyi olmayan Gerald Wallace'a rağmen galip geldik (110-93). Okafor, Rush ve Knight oldukça iyiydiler bu maçta ve Brezec de vasatın üstündeydi diyebiliriz. Öyle ki Sixers Doğu Konferansı'nın önemli ekiplerinden biri ve bu takım karşısında ortaya konulan mücadele de takım hakkında öngörüde bulunabilmemiz için son derece önemliydi. Nitekim takım halen lotarya takımı ama bir kimliğe bürünmek de oldukça kritik bir konu. Bunu başarıyla yerine getirdiğimize, en azından getirmekte olduğumuza, bu konuda ciddi olarak çaba gösterdiğimize ve karşılığını almaya başladığımıza, kısa zamanda çok yol katettiğimize inanıyorum (araya iyi sıkıştırdım lafı). Dönelim sezona...
Savunmayı oturtma zamanı geldi
Ertesi gün yine uzatmaya gidecek fakat bu kez Bulls maçındakinin aksine, kazanacağımız bir maça, Boston deplasmanına çıktık. Maç oynanalı bayağı oldu ama skor 107-105 idi herhalde. Bu maçta takımımız adına faydalı oynayan oyuncular ise; 25 sayı ve 7 ribaundla Gerald Wallace, 12 sayı ve 12 ribaundla Emeka Okafor, 21 sayı ve 7 asistle Brevin Knight idiler.
Geçen yılki mücadele gücümüzü devam ettirirken savunmada sıkıntı çektiğimiz bir gerçek. Aslında geçen yıl çok iyi savunma yaptığımız, yediğimiz sayıya bakılarak söylenemez. Ancak geçtiğimiz sezon ligde ilk yılını geçiren bir takıma göre savunmada kötü değildik. Bu sezon savunma bazında gelişme göstereceğimizi umuyordum ancak pek gelişme gösteremediğmiz ortada. Hele ki oyunun savunma tarafında öne çıkabilecek oyuncular elimizde mevcutken.
7 Kasım'daki Utah maçını yine uzatmaya giden bir oyunun ardından 95-91 kaybettik. Kareem Rush'ın yokları oynadığı ve Mehmet Okur'un coştuğu bu maç belki de Sean May'in kıvılcımının çaktığı karşılaşma oldu. (Sonraları May beni çok kez mahçup edecekti.) Bu maçtan sonra sırasıyla San Antonio, Dallas, Miami ve Orlando mağlubiyetleri geldi. Özellikle sadece 77 sayı üretebildiğimiz Orlando maçı, hatırlamak istemeyeceğimiz düzeydeydi.
Devi devirmek...
Ardından sezon sonuna kadar unutmak istemeyeceğimiz bir maç oynadık Indiana ile. Bu maça Felton, Knight'ın sakatlığı nedeniyle ilk 5'te başladı ve 18 sayı, 10 asist ve 5 ribaunt üretti. Takımı oynatma konusunda başarılı olduğu gözlemlenen Felton, 35 dakika oyunda kaldı. Felton'ın etrafında; sezon başında hakkında "2 numarayı kapatabilecek kapasiteye sahip ama kapasitesini yansıtamıyor" diye yorum yaptığımız Kareem Rush 12/15 FG, 6/7 3P ve 5/5 FT ile 35 sayı, Okafor da 20 sayı ve 12 ribaunt ile oldukça iyi bir maç çıkardılar. Bu maçta takımın en bu zamana kadarki en iyi oyuncusu gibi gözüken Greald Wallace'ın da oynamadığını belirtelim. Tabii maç bu arada 122-90 bizim üstünlüğümüz ile sonuçlandı.
Sonraki iki maçta, önce bu kez deplasmanda oynadığımız Indiana'ya, ardından da Minnesota'ya mağlup olduk...
Deveyi devirmek!
23 Kasım'da kendi sahamızda New York Sivrihisarspor'a karşı oynadık ve ligde zor durumlar geçiren rakip takıma bir çelme de biz taktık; 108-95... Bu maçta Rush başta olmak üzere Wallace, Okafor ve Knight iyi oynadılar. Rakip takımın bench'inin ilk beşten 13 sayı daha az üretmesini de yazmayacağım.
İki gün sonra Boston deplasmanında 90-89 mağlup olduk ve 26 Kasım'da kendi sahamızda Washington Wizards'ı konuk ettik. Bu maçta Gerald Wallace'ın 26 sayısı ve 14 ribaundu, Kareem Rush'ın 23 sayısı, Emeka Okafor'un da 10 sayısı ve 17 ribaundu ile Wizards'ı 100-82 yendik.
Daha sonra günümüze kadar tümü deplasmanlarda olmak üzere 4 maç daha oynadık. İlkinde Sacramento'ya 110-92, ikincisinde Seattle'a 104-94, üçüncüsünde Golden State'e 107-100 ve son olarak da dün, son anlarına önde girdiğimiz maçta LA Lakers'a son saniyede 99-98 kaybettik... Bu sonuncusunda Knight maç biterken ve 1 sayı öndeyken iki faul atışını sokamadı, ardından genç Bernard Robinson da Kobe'ye faul yapmak zorunda kaldı, eleman bunları sayıya çevirince maçı da kılpayı ile kaybetmiş olduk.
Bugüne kadar oynadığımız maçları kabaca bir gözden geçirdik. Belki bilmeyenler, unutanlar veya anımsamak isteyenler bulunabileceğinden.
Bilen bilir; bana göre Charlotte'ın maç kazanması önemli değil. Önemli olan kaybettiği maçlarda ortaya koyduğu oyundur. Ama ben yukarıda kazandığımız maçlara değindim kısaca. Diğer maçlara değinmememin nedeni de sanırım üşengeçliğim. Halbuki kaybettiğimiz maçlar da kazandıklarımız kadar önemli bizim için. Belirteyim dedim.
Şimdi biraz da oyunculara değinelim...
Gençlerin ara karneleri
Gerald Wallace: Takımın şu ana kadar ki en iyi oyuncusu bana göre, her ne kadar sakatlığından dolayı bazı maçlarda oynayamamış olsa da. Takıma her alanda katkı yapıyor, savunmada da fena değil. Geçen sezon yaşadığı istikrar problemini aşmış gözüküyor. Zaten kendini ne kadar geliştirdiğini de, şu satırlarda kendisine laf sokmamamdan anlayabilirsiniz. Eksikleri elbette var (serbest atış, üçlük diyebiliriz bunlara) ama o yüzden eleştiri yapmak için biraz daha beklemek gerekiyor. Top çalma kategorisinde lig ikincisi ayrıca. İstatistikleri ise; 16.4 sayı, 6.5 ribaunt, 2.1 asist, 2.45 top çalma ve 1.55 blok. 6'ncı adamının ona verdiği not ise 10 üzerinden 8...
Emeka Okafor: Sezona iyi başlamıştı. Aslında kötü de gitmiyor ama ilk maçlardaki kadar da iyi değil şu sıralar. Hücumda pek sorumluluk almıyor gibi gözüküyor ama Wallace'ın da iyi gidişinin sorumluluğunu azalttığı ortada. Mücadelesi aynen devam. Takımın her zamanki gibi 'olmazsa olmaz'ı... Performansını geliştireceğini umuyoruz. 10 üzerinden 6 verelim şimdilik...
Brevin Knight: Sezon başlamadan tahmin ettiğimiz gibi Felton'ın önünde ilk 5'te başlıyor. Daha sonra tahmin ettiğimiz gibi yerini Felton'a bırakır mı, şimdilik bir şey söyleyemeyeceğim. Hücumda aldığı sorumluluklar çok az. Bazı maçlar öne çıkmayı başarsa da, genelde takımı oynatma düşüncesinde. Yaptığı asistler geçen sezondan kalma bir şekilde devam. Tek kötü mevzuu Felton'ın sürelerinden çalması... Ama bireysel performansına bakarsak kötü değil. Ona da 10 üzerinden 6 veriyorum... (batuğ'un notu: Ben burada muhalefet şerhi koyuyorum. Fırat biladerimin sezon başından beri yazdığı yazılarında Brevin abisinin hakkını biraz gözardı ettiğini düşünüyorum, tabii ki kasıtlı olarak değil. Knight, Snow gibi, basketbol oyununu tamamen çözmüş, içselleştirmiş ve fiziksel durumları izin verdiği ölçüde en iyi biçimde oynayan, çevresindekilere de oynatan, amaçları arkadaşlarını daha iyi yapmak ve takımı daha iyi yere getirmek olan adamların her takımda herhangi bir pozisyonda varlıkları büyük şanstır, hele ki Bobcats gibi genç, yetenekli ve fakat öğreneceği çok şey olan bir kulüpte... Knight'ın Felton'ın süresinden çalmakta olduğu iddiası bence Fırat'ın düştüğü bir yanılgıdır. Önemli olan Felton'ın şu anda çok süre alıp çok iyi (Chris Paul gibi mesela) istatistiklere ulaşması değildir, onda bu potansiyel olsa bile... Daha mühimi, Bobcats ileride playofflarda baskı altında üst düzeyde mücadele verirken Felton'ın o istatistikleri yakalaması ve buna gerek fiziksel, gerek zihinsel olarak hazır olmasıdır. Bu bir oyuncunun gelişimindeki atlanmaması gereken son derece önemli psikolojik süreçtir. Raymond 3-4 sezonu ilk 5'te 40 dakika ortalamayla ve süper istatistiklere geçirip bir anda genç ve oturmamış kişiliğini etkileyecek para, erken başarı vaadi gibi tuzaklara kanarak başka bir takıma tüyebilir, bu da hem onun kariyerini, hem de Bobcats kulübünü ciddi biçimde olumsuz etkileyebilir. O zaman Fırat biladerimin Raymond'ın arkasından küfretmemesi için bu adamın şu anda Brevin'den bu oyuna dair bilmediği bir çok şeyi öğrenmesi çok gereklidir. Umarım Raymond da bu durumun farkındadır. Belki tam bir örnek teşkil etmeyecek ama Nash'in senelerini kimin arkasında geçirdiğini unutmayalım. Şu anda playofflarda yer alacak bir çok takımda mevcut PG'lerin yerini alıp çok daha etkili ve başarılı olabilecekken Brevin'in Bobcats'de bu yeni camiaya ve basketbola hizmet vermesi, üç kuruşun hesabı değil, yaptığı isabetli bir tercihtir. Zaman geçtikçe Fırat'ın, Raymond'ın gelişiminde Brevin'in payının ne kadar büyük olabileceğini daha iyi göreceğini ve Bobcats Felton-Okafor ikilisi liderliğinde başarılara ulaşırsa ona müteşekkir olacağını düşünüyorum.)
Keith Bogans: Hani "yiğidi öldür, hakkını yeme" diye bir söz vardır ya... Şimdi kendisinin 2-3 numara back up'ı için tatmin edici bir isim olmadığını söyleyeceğim ama adam G-Wall'ın sakatlığında bulduğu süreyi çok güzel bir şekilde değerlendirdi. Şimdi kendisine 10 üzerinden 8 vereceğim, kimse darılıp gücenmesin...
Primoz Brezec: Belki de bu sezon kafamızın bozulduğu tek nokta Prizz... Aslında performansı çok kötü değil ama geçen sezonki kadar da iyi değil. Ribaundlarda sıkıntı çektiği ortada, hücumda yine elinden geleni yapıyor. Hayır, peformansını bilmesek kötü diyemeyeceğim ama neler yapabildiğini de hatırlıyoruz geçen sezondan, 4 maalesef...
Kareem Rush: "Aslında Rush kötü bir oyuncu değil. Son derece sağlam bir şutu var ve gününde oldu mu her an 20 sayının üzerine çıkabilir. Ama geçen sezon gördüğümüz gibi sakatlık sorunlarıyla başımızı ağrıtacaksa, Rush'ın bu takımda yeri yok. Ama eğer Rush bütün bir sezonu gerçek potansiyeliyle geçirebilecekse, bu takımın kilit oyuncularından biri olabilir" demişiz sezon başında. Başta Indiana maçı olmak üzere potasiyelini yansıttı. Bazı maçlarda tökezledi ama bunu da görmezden gelebiliriz pekala. Şu an iyi oynuyor, 7...
Sean May: May ile ilgiili olarak forum sayfalarında istanBULL nick'li arkadaşımızın yaptığı bir yorumu taşıyacağım şimdi buraya: "He ne kadar May alındığında hayıflananlar ve takımda yer alamayacağını iddia edenler olmuşsa da, May oynadığı maçlarla 'Charlotte pota altında benim koca dötüme her zaman yer vardır' mesajını vermiştir" Burada "hayıflananlar" diyerek kimi kasdettiğini tam olarak bilemiyorum ama ben de o alındığında hayıflananlardan biriydim... Ama şu anki performansıyla oldukça memnun edici bir görüntü içerisinde. Yorum yapamayacağım onun hakkında pek. 10 üzerinden 7...
Raymond Felton: Takımının geleceğinin kilit isimlerinden biri şüphesiz. Knight'ın yaşı aldı gidiyor... Ne kadar kaliteli olduğunu Indiana maçında gördük... Ama aldığı süreler şu sıralar hakettiğinden daha az. Daha sonra Brevin'i kesip ilk 5'e yerleşir mi, bilemem; ama yavaş yavaş yerleşmesi gerektiği de ortada. Şimdilik puanı 6, sonra yükseltecek nasılsa...
Melvin Ely: Bogans'a söylediklerimi bir kez daha okuyun... Son Lakers maçında bench'ten gelerek 28 dakikada 20 sayı üretmesi başta olmak üzere son derece iyi maçlar oynadı. Puanı da.. e Bogans'a yazdıkalrımı okudunuz ya!
Carroll, Jones, Robinson gibi elemanlar da Bobcats gibi bir takımda buldukları şansları değerlendirme derdindeler... Performansları kritik olmadığından önemli görmüyorum. Ama başımızın üzerinde yerleri var, o ayrı...
Bu yazıyı bitirmek zorundayım... Zaten kimsenin yazıyı buraya kadar takip etmediğini tahmin edebildiğim için, buralarda şekilli bir kapanış yapma çabasıyla vaktimi harcamayayım boşuna.
Ama bitirmeden takım için söylemek istediğim bir şey var: Şu an ligde hangi takım kaçıncı, hangi takım neler yapıyor, bizim umurumuzda değil. Bize göre San Antonio da aynı, Toronto da. Biz kendi içimizde bir takımız, yaptıklarımızın sevabı da, günahı da kendi üzerimize... Bu sözleri Duman'ın bir parçasıyla bağlayıp bitireyim;
Ah eğleniyor kendi başına,
Ah neşesi yeter...
Ah umurunda mı sandın bu dünya,
Ah neşesi yeter...
Hadi eyvallah.
1 KASIM 2005, SALI
Vezir Parmağı
Tamam itiraf ediyorum üşengeç birisiyimdir ama inanın uzun zamandır yazı yazmamamın (bir öncekini yazıdan saymıyorum) üşengeçlikle alâkası yok. Bunun tek bir sebebi var, o da geçen yıl sezon başından sezon sonuna kadar güvendiğimiz tek şey olan draft piyangosunun bize kelek yapması. Bütün sezon ilk iki içinde seçim yapma planları kurup beşinci sıranın sahibi olmamızın ardından yazabilecek tek şey, Emine Beder'den Vezir Parmağı tatlısının tarifi olurdu herhalde (tabii bu versiyonunun 'tatlı' olup olmadığı tartışılır). Haliyle bu da pek işinize yaramazdı. Onun için yazı yazmam gecikti ve üzerimdeki gerginlik atılana kadar ara verildi...
... Ama bunlar geride kaldı nasılsa. Sinirimiz de geçti sayılır. Artık önümüze bakmamız gerek. Çünkü önümüzde yazılmak üzere bizi bekleyen tertemiz sayfalar var. Sorunsuz bir takım(!), milyon dolarlık bir bebek.. pardon salary cap, temiz yüzlü iyi savunmacı bir yıldız, gelecek vaadeden bir çaylak... Daha ne olsun ki?!. Dertsiz tasasız(!) bir sezon başlangıcı yapmak bizim hakkımız. Söke söke alırız!
KALANLAR
Keith Bogans, Primoz Brezec, Melvin Ely, Jason Hart, Brevin Knight, Emeka Okafor, Kareem Rush, Gerald Wallace, birkaç kişi daha var da yazmaya değmez, Petek Dinçöz, Carmen Electra...
GİDENLER
Jason Kapono, Jason Hart
GELENLER
Jumaine Jones, Raymond Felton, Sean May, bir-iki çaylak daha (Antonio Meeking, Kevin Burleson, Alan Anderson), Jake Voskuhl, Gülşen, Jessica Simpson (bomba)... |
Tahmini ilk beş
G - Raymond Felton: Kanaatime göre ilk iki hafta ya da ne bileyim üç hafta ilk beşteki bu yer Brevin Knight'ın olacak ancak Felton daha sonra ilk beşte yer alacak. Sezonun büyük bir bölümünde ilk beşte Felton oynayacağı için de buraya onun ismini yazdım. Oldukça hızlı bir oyuncu, top hakimiyeti, saha görüşü vs. oldukça iyi. Takım içinde de savunması gelişecektir kuşkusuz.
G - Kareem Rush: Şutlarında istikrar sağlaması şart. Zaten kendisinden beklenen başka bir şey yok... Aslında biraz daha sert olsa iyi olur ama...
F - Gerald Wallace: Geçen sezon yaşadığı istikrar problemini bu sezon da yaşarsa işimiz var demektir. Fakat kafasını oyuna verdiğinde ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Burada 30 dakikada 15 sayı söz konusu, boru mu?
F - Emeka Okafor: Fazla bir şey söyleme gerek yok sanırım...
C - Primoz Brezec: Slovenya ve Brezec her ne kadar Avrupa Şampiyonası'nda istediği yerlere gelemedilerse de, Brezec'in önümüzdeki sezonu da geçtiğimiz sezonki gibi başarılı geçireceğini düşünüyorum. Ribaunt istatistiğini de biraz daha yükselteceğini de tahmin ediyorum ayrıca...
Bench'ten katkı sağlayacaklar
Melvin Ely: Brezec'in yedeği olacak haliyle ve bulduğu dakikalarda en iyisini sahaya yansıttığına da geçtiğimiz sezon şahit olmuştuk. Umarım bazen patlak veren istikrar sorununu gidermiş bir şekilde çıkar karşımıza.
Jason Hart: Hart'ı Felton'ın backup'ı olarak düşünüyorum. Çünkü Knight'ın pek fazla kalmayacağını hissediyorum.
Keith Bogans: Bu da 2 numara yedeği. Tıpkı Ely gibi, bulduğu şansları kullanmakta başarılı.
Sean May: Bu da malumunuz...
Brevin Knight: Aşağıya gel!
Artılar
Savunma, Okafor...
Eksiler
Tecrübesizlik, Atlanta'da ziyadesiyle bulunan kısa forvet...
En çok yenmek istediğimiz takım
Yok aslında. Kimseye bilenmiş durumda değiliz. Ama illâ bir takım söyleyeceksek, son şampiyon San Antonio diyeyim ama kimse alınmasın. Yoksa San Antonio'yu severim, sırf şampiyonu yenmenin ayrı bir havası olduğundan.
Yenmemiz gereken takımlar
Şaka mı bu? Geçiniz...
Takım için en önemli oyuncu
Emeka Okafor.
Takımı sezon sonunda nerede görmeyi umuyoruz?
Playoff treninde 6'ncılığı elde edebilirsek, 3'üncüyü eleme şansımız oldukça yüksek. He he şaka... Bu kez işimizi şansa bırakmayacağız ve sanırım ligi sonuncu bitireceğiz.
Kimler geldi, sorma sakın kimler geçti...
Yeni bir sezona girerken, off-season bizim için diğer takımlara göre biraz hareketsiz geçmiş olsa da, kritik hamleler yapıldığını görebiliyoruz. Zaten kimse bizden köklü değişikliklere gitmemizi, tüm takımı takas etmemizi beklemiyordu. Beklenenler dahilinde sorunsuz bir off-season yaşadığımız kesin.
En önemli takviye kuşkusuz çaylak oyun kurucu Raymond Felton oldu. Gelecek sezon playoffa girme gibi bir hedefimiz olmadığı için Felton'ın kusursuz ve bol süreli bir sezon geçireceği garanti. Ligdeki ilk yıllarını geçirmek için mükemmel bir takıma geldiğini söylemek zorundayım. Öyle ki, lotarya yollarında geçecek yıllarda kazanacağı tecrübelerin karşılığını ilerki sezonlarda alacak/alacağız. Zaten Sean May dışında da bir halt yiyemedik. Dediğim gibi, sakin bi ölü sezon oldu bizim için... Küçük bir ayrıntı dışında tabii...
Sean May n'oluyo? Gözün, kaşın oynuyo!
Küçük ayrıntı dediğimde aha bu oluyor! Zaten başından beri kafama yatmıyordu şu Sean May olayı. Bizim yönetim sakın sağda solda North Carolinalı biri görmesin. North Carolinalı olsa eminim Nedim Dal'ı, Önder Külçebaş'ı, hatta Latrell Sprewell'i bile takıma katabilirler. Neyse, hemşehrilik uğruna Gerald Green ve Danny Granger'a yan bakmayan zat-ı muhteremler, 13. sıradan bildiğiniz üzere Sean May'i seçmişti. Bunun nedeninin maddiyat olduğunu anlamak için zeki olmaya gerek yok. Bu toprakların çocuğu diye üç-beş tane fazladan forma satılacak ama bunun götürüsü önümüzdeki yıllarda fazlasıyla olacak. Çünkü May kanımca sıradan bir -yedek- 4 numaradan öteye fayda etmeyecek. Zaten pozisyonu için boyu oldukça kısa ve fazla da hızlı olduğu söylenemez. NCAA'de gücüyle çömezleri rahatça harcıyordu fakat burada çömez olan kendisi. Halbuki yukarıda ismini zikrettiğim iki oyuncudan (Green - Granger) birisi seçilmiş olsa, kısa forvette G-Wall'a talim etmek zorunda kalmayacaktık. Üstelik yıldız olabilme kapasiteli bir oyuncuyu takıma katacaktık.
Neyse, yukarıda attığım başlık altında asıl incelemek istediğim konuya geleyim: May'in diz sakatlığı. May'in sakatlığı olduğu zaten biliniyordu. Üstelik sakatlığın, diz gibi kronikleşmeye müsait bir organdan patlak vermesi olayın acı boyutu. Geçtiğimiz haftalarda dizinden atroskopi olan May, yine hakkında düşünmemize neden oldu. Sezona sağlıklı bir şekilde başlayacağı söylendi, hazırlık sezonu maçlarını kaçırdı, sonuncusunda iyileşip yedekten 18 dakika süre aldı ve 10 sayı atıp 8 de ribaunt aldı... Şu son bölüm iyi de, biz baş tarafından devam edersek; sezon içinde bu sakatlığından ötürü problem yaşamayacağı ne malum? O sakatlıkla kapasitesinin ne kadarıyla oynayacağı da tartışılır. Hoş, tartışılacak başka bir konu da May'in kapasitesinin ne olduğu... Gerçi herkes bu genç konusunda benim kadar karamsar değil ama ben şu an için öyleyim işte!
El salla el salla, 2 numara el salla...
Takımımızda geçen sezon gördüğümüz sorunlardan biri, 2 numaralı pozisyondan yeterince katkı alamadığımızdı. Ama geride kalan koskoca off-season'da bu sorunu giderecek bir hamleyle karşılaştığımız söylenemez. Bu sezon da Kareem Rush ile idare etmeye çalışacağız belli ki.
Tabii bu bölge için Keith Bogans da var. Belki Bogans'ın öne çıkan bir özelliği yok ama elinden gelenin en iyisini sahaya yansıtacağı da kesin. Bulduğu sürelerde yaptıklarını geçen sezondan hatırlıyoruz. Bu mevkiin diğer elemanı Alan Anderson ise Eylül sonunda operasyon geçirdi ve henüz oynayacak durumda değil.
Peki Rush aradığımız biri mi?
Aslında Rush kötü bir oyuncu değil. Son derece sağlam bir şutu var ve gününde oldu mu her an 20 sayının üzerine çıkabilir. Ama geçen sezon gördüğümüz gibi sakatlık sorunlarıyla başımızı ağrıtacaksa, Rush'ın bu takımda yeri yok. Ama eğer Rush bütün bir sezonu gerçek potansiyeliyle geçirebilecekse, bu takımın kilit oyuncularından biri olabilir. Kıssadan hisse diyeceğim şudur ki; Rush eğer gerçek kapasitesiyle oynarsa aradığımız biri, eğer bu sezonu da geçen sezon gibi geçirecekse yolu açık olsun...
Elveda Jasons
Bizim takımımızın en fazla sırıtan parçalarından biriydi Jason Kapono hiç kuşkusuz. Son derece etkileyici olan şutları ile skor üretme konusunda önemli katkıları olmuştu aldığı sürelerde. Gel gelelim işin savunma tarafında iptal olduğunu görmezden gelemezdik. Hatta geçtiğimiz sezon bu konuya bayağı değinmiştim yanılmıyorsam. Aha bir de alıntı yaptım eski yazılardan, tarih 9 Mart; "Çok fazla süre bulamaması, savunma yapamamasından kaynaklanıyor. Doğal olarak 'UCLA'de savunma yapmıyor muydu?' diyebilirsiniz. Ben de size 'UCLA'in onun şutör katkısına ihtiyacı vardı, diğer arkadaşları onun adına da savunma yapıyorlardı' derim. Fakat burası Kapono'nun çöplüğü değil. Burada savunması güçlü bir takım sözkonusu ve savunmadan zerre kadar bile çakmayan herifin 17.8 dakikadan fazla süre alması zor." Miami ile offer sheet imzaladı ve biz de bunu karşılamadık haliyle. Miami'de neler yapacağını dikkatle izleyeceğim.
Kings'e giden Jason Hart da geçen sezon Bobcats'de güzel işler yapmış ve yapmaya devam edebilecek bir adamdı, yeni takımında pek bu tip şansları olmayacak, üzgünüm kendisi için.
3 numaraya takviye: JuJones
Yukarıda, geçen sezon sıkıntı yaşadığımız noktadan bahsetmiştik. Önümüzdeki sezon sıkıntı yaşamamız muhtemel bir nokta da vardı ki; üç-beş gün önce bu sorunu takasla çözdük... Şöyle ki; 3 numaralı pozisyonda Gerald Wallace'dan başkası yoktu, Wallace'ın istikrarı da mâlum... Yönetim ne yaptı; bir ikinci tur draft pick karşılığında Lakers'dan Jumaine Jones'u aldı. Pek diyecek bir şey yok, tecrübeli Jones, Wallace ile aynı anda sahada etkili olabileceği gibi, bu genç ve huzursuz adamın sorunlu yahut formsuz olması durumunda ilk beşteki 3 numara pozisyonunu idare edebilecektir.
Brevin Knigth kaldı, ne olacak şimdi?
Tahminen ligin ilk birkaç haftasında Brevin Knigth ilk beşte yer alacak. En azından Felton lige alışma sürecini atlatana dek. Daha sonra tecrübeli beyefendimiz bench'e çekilecek ve hiç kuşku yok ki saha dışında Felton'a ağabeylik edip işin inceliklerini öğretecek.
Tabii bunlar benim kendi tahminlerim, daha ziyade düşüncelerim. İşler daha da farklı olabilir haliyle. Kuşkusuz Brevin Knight'ın bir paket haline getirilip başka bir paket karşılığında değişik takımlara postalanma olasılığı var, ki ufukta bunu görebiliyorum. En azından Felton'a çok süre verecek bir takımda -ki bu takım hiç bir hedefi olmayanlardansa- kalmak istemeyeceği ve hedefleri olan bir takımda oynama arzusunun olduğu unutulmamalı. Ben olsam yeni yıla girmeden Knigth'ı takas ederdim. Ama ipler benim elimde değil kuşkusuz.
Hedef nedir tam olarak?
Hedef ligi sonuncu bitirmek ama bunu da güzel bir şekilde yapmak. Takım savunmada direnç göstersin, oyuncular istikrarlı bir şekilde oynasın, takım bir kimlik kazansın. Yani gelecek yıların temelleri atılsın... En önemlisi bu. Olay takıma bir yön vermek, gelecek için altyapı hazırlamak. Neyse, siz anladınız zaten ne demek istediğimi.
Sevgi kelebeklerim tekrar omzuma kondu, usulca. Aşkın, şuursuz bedenimi alıp götürmesi için pek kısa bir süre kaldı. Belki de en güzeliydi çekip gitmek, arkaya bile bakmadan. Hatta vardığın yerin koşullarını düşünmeden. Gitmenin tatlı hüznü yüreğini yakarken, yanaklardan dökülen sahte göz yaşlarının hiçbir anlamı kalmıyordu. Geride bir dağ bıraksan da, ya da bir çiçek...
Sue Bird, seni seviyorum...
Hadi eyvallah.
|