| Keltler nereye?
Ümit Can İLHAN
27 KASIM 2006
Doc Rivers: “Lotaryaya gidiyoruz arkadaşlar. Hedef, Greg Oden veya Kevin Durant'ı kadromuza ekleyerek yaş ortalamamızı 14'ün altına çekmek ve böylece ligin vereceği Creche Exception'ı kullanarak 13 yaşındaki bir oyuncuyu daha kadromuza katmak. Bekle bizi lotarya, geliyoruz!”

Sorunun cevabını aldınız... Yazı bitti, haydi dağılın bakayım!
Hakikaten nereye?
Celtics'in gidişatıyla ilgili olarak yukarıdaki resim yetersiz kalıyorsa, biraz da elimizdeki verilerden bahsedelim isterseniz.
Celtics'in derecesi 5-8... Bu dereceyle ve maç yapmadan Celtics, pazardan pazartesiye Doğu'da sekizincilikten üçüncülüğüne fırladı! Evet, Atlantik gerçekten berbat bir grup, fakat birinciliği konferansta diğer gruplarınkiyle aynı değerde, Boston da şu an için bu kontenjanı kullanıyor. (Çarşambaya kadar maç yok, acaba durduğumuz yerde Doğu liderliğini de bir tadar mıyız dersiniz?)
Şu tuhaf durumda dahi, adama, "Atlantik berbat merbat! Sonuçta bu grupta lider olmak -görüldüğü üzere- çok güç olmamalı. Bunu sezon sonunda başaran da playoffa üçüncü sıradan giriyor. Peki sen ne lotaryasından bahsediyorsun?" demezler mi?
Demezler efendim demezler, dememeliler. Şu ana kadarki 13 maçın sekizinin içeride oynandığı gül gibi fikstür, ancak bu kadar kötü geçilebilirdi. Bu süreçte, ligin kötü takımlarından Knicks ile iki, Bobcats ile iki, iyi takımlarından sayılamayacak Blazers ve Bucks ile de birer kez karşılaşıldığı düşünülürse, mevcut derecenin sindirilecek ve ilersi için ümit verecek bir yanını göremiyorum açıkçası. Bu dereceyle şu anda sıralamada üçüncü olmanın tek mânâsı, Doğu Konferası'nın ve hatta özellikle de Atlantik'in, kalite açısından Türkiye Basketbol Ligi ile yarışıyor olmasından ibarettir, başka da birşey değildir.
Belki henüz çok erken ama bu takımın bir kimliği yok maalesef. Paul Pierce iyi oynar, Wally eşlik eder, Rivers da içine etmezse, Celtics maçı kazanır. Bunlardan biri gerçekleşmediğinde de, sonuç kaçınılmaz bir şekilde mağlubiyet oluyor, maalesef. Kabul ediyorum, bir takıma kimlik kazandırmak zor bir iş ve sezon henüz yeni başladı, ama neticede takımın yaş ortalaması çok düşük de olsa birçoğu beraber üçüncü yılını geçiriyor... Ve artık bazı şeylerin oturması gerekiyor. Ama açıkçası gözle görülür ümit verici bir gelişme yok.
Doktorun teşhisi!
Doc Rivers'ın “Defansif setimiz yok” demesine henüz "Oha!" deme fırsatı bulamamışken bir de üzerine “Bu takımın rotasyonu yok” demesi, kendisinin beyin hücrelerinden bazılarının eksik olduğunu düşünmeme sebep oldu açıkçası. Yahut beyni yerine başka yerleri Rivers'a hükmediyor. İşin kötü yanı, bunlar Rivers tarafından yapılan 'itiraflar' değil maalesef. Neden maalesef?
Çünkü bunlar birer itiraf olsa; bazı şeylerin yanlış yahut eksik yapıldğı düşünülüp bunların düzeltilmesi istikametinde hareket edilirdi. Peki itiraf değil de nedir bu açıklamalar?
Adam çıkıp gururla(!) söylüyor "Setimiz yok, rotasyonumuz yok" diye ve bunda yanlış bir taraf görmüyor. Bu durumda bu açıklamalar bok yemekten başka bir şey değil, üzgünüm ama gerçek bu.
Takımın -oyuncuların tüm gayretine rağmen- savunma yapamayışını gördüğümüzde, zaten bu takımın herhangi bir savunma seti olmadığını rahatça anlayabiliyoruz. Rivers'ın çıkıp bunu marifetmiş gibi lanse etmesi, gözümde zaten sıfır olan kredisini iyice yerin dibine geçirdi.
Misâl...
Rivers'ın her maç 12 kişiyle oynaması da marifet değil. Oyuncular, ne zaman girip ne zaman çıkacaklarını bilmedikleri için kendine takımda rol edinemiyor. En basitinden bir örnek vermek gerekirse; Tony Allen şu anda takımda görmek istemediğim adamlardan bir tanesi, oyuna girdiğinde saçmalıyor, takıma zarar verip çıkıyor. Peki Tony Allen bu kadar kötü bir oyuncu mu? Kesinlikle hayır. Takas etmeye kalksan, eminim çok sayıda talibi çıkar... Rakip takımın en iyi perimeter oyuncusunu savunmakla yükümlü kılsan, atletik özellikleri ve savunma yetisiyle ile bunu gayet güzel başarabilir ve takıma faydası olur, şahsi kanaatim. Zaten çaylak sezonunda da bu şekilde ilk beşte yer kapıp Ricky Davis'i kesmedi mi? Takımda Pierce ve Wally dışında kimse dakikalarını ve rolünü bilmediği için, Allen da oyuna girdiğinde saçmalayıp çıkıyor, maç başına süreleri 10 ilâ 30 arasında değişen tüm diğer Celtics oyuncularının yapabileceği gibi (iki maçta yedi dakika oynayan çaylak Ray hariç).
Neyse, burada Tony'nin kendisine çok fazla kızamıyorum açıkçası, yukarıda da kasdettiğim gibi, bence suçun büyüğü, bu kadar veledi biraraya getiren ve bütün yazın yanı sıra sezondan 13 maç içeriye kadar bir türlü onlara rol ve süre biçemeyen Ainge-Rivers ikilisinindir. Öyle ki, Tokatçı Delonte West gibi, geçen sezon çok sağlam bir performans gösteren ve performansıyla “Ben oyuncuyum, bu lig tam bana göre“ diye bas bas bağıran bir oyuncunun üzerine iki kuma birden getirip delikanlının tüm iştahını kaçırmayı başardılar.
Sezon henüz yeni başladı ve sıralamaya baktığında, çok da kötü durumda olmayan bir takımın koçu için çok mu ağır eleştiriler bunlar?
Eldeki malzeme birinci sınıf kalite değil, kadro daha çok genç vb. bahaneler üretebiliriz Rivers adına, ama bu, onun hiç bir oyun mentalitesine sahip olmayan kötü ötesi bir koç olduğu gerçeğini değiştirmez. Hatta koç olduğu bile tartışılır.
Rivers ile ilgili yeterince başınızı şişirdim, bu satırlarda bundan sonra Rivers'ın ne kadar kötü bir koç olduğuna dair cümleler göremeyeceksiniz, en azından bunun için elimden geleni yapacağım.
Sezon başında böyle bir yazı yazmak istemezdim sevgili Kelt taraftarı, ama maalesef benim gördüğüm bunlar ve açıkçası Rivers'ı kovmanın bu takım için en büyük adım olacağını düşünüyorum. Tabii bu işin bir an önce yapılması, ilâve olarak zaman da kazandıracaktır.
Peki koç kim olacak? Etrafta boşta olan çok fazla iyi koç yok. Adelman diyenler varsa lütfen hiç konuşmasınlar. Aman diyelim! Bence Danny Ainge'in kendisi gelsin. Suns'da yaptıklarını, bu takımı da kendisinin kurduğunu düşününce, en azından sezonun geri kalanı için iyi bir seçim olacağını düşünüyorum. Lakin geçen gün kendisi, Rivers'ın görevinin tehlikede olmadığını belirterek, tüm ümitlerimizi yıktı. Zaten benimki biraz fantazi. Ainge'in Rivers'ın her daim arkasında olduğunu bilen biri olarak, Rivers'ın gitmesinin ancak Ainge'in gitmesi ile gerçekleşeceğinin farkındayım. Kısacası, işkenceye devam.
Tek ümidimiz, Rivers'ın kafasına taş düşmesi ve mümkünse adam fazlaca zarar görmeden, beyninin basketbola dair kısmının tamamen kullanılmaz hale gelmesi olarak görünüyor.
Tebessüm
Sezonun geride kalan taze kısmında hiç mi olumlu şey yok?
Olmaz mı...
Tabii ki ilk akla gelen Paul Pierce. Onu bir yana bırakırsak; Wally her zamanki istikrarlı oyununu oynuyor. Geçen yazıda bu iki oyuncunun ne yapacaklarını bildiğimizi belirterek, bunlara ek olarak birilerinin devreye girmesi gerektiğinden söz etmiş, hatta kimler olabileceğini tartışmıştık (Telfair ve Jefferson, akla gelen ilk isimlerdi). Telfair'in zaman zaman patlayıcı özelliği ile ön plana çıktığını gördük ve kazanılan maçlarda önemli performansları oldu, açıkçası bu çocukla ilgili fikirlerim de değişmeye başladı. Şu anda önündeki en büyük engel istikrar gibi görünüyor. Maçtan maça değişen performans bir yana, maçın çeyreğinden çeyreğine bile değişiyor.
Al Jefferson sakatlıklardan başını kurtarırsa bu sene çok önemli işler yapacak gibi görünüyor. Sezona gayet sağlam hazırlanmış olduğunu, fiziğinin daha bir oturduğunu gözlemleyebiliyoruz. Apandisit ameliyatı sebebiyle kaçırdığı iki hafta da onu yavaşlatmamış gibi görünüyor. Kendisinden kesiğim umutlar bu sene tekrar yeşerdi.
Ryan Gomes'in performansı zaten sürpriz değil ama geçen senenin üzerine abartılı derecede eklediği bir özellik yok. Meselâ, dış şutlarına biraz daha yoğunlaşabilirdi.
Diğer gençler ise bir var-bir yoklar maalesef. Perkins faul yapmayıp sahada kalabilirse Celtics iyi, kalamazsa kötü oynuyor. Jeff ve Perk'in ellerindeki bu şansı iyi kullanmaları gerek ama gelin görün ki zaman zaman hocalarını, Pierce'ı pivot oynatmak zorunda bırakıyorlar, sağolsunlar.
Çarşamba sabahı iki buçukta New Jersey ile Boston'da oynanacak maçın NBA TV'den canlı yayınlanacağını hatırlatıp bu iç karartıcı yazıyı sonlandırıyorum.
Sevgi-saygı eksik olmasın.
Sezon başlarken
Ümit Can İLHAN
27 EKİM 2006
Kesinlikle özlemişim Celtics ile ilgili bir şeyler yazmayı. Bu yüzden lafı fazla gevelemeden yeni sezon ile alakalı değerlendirmemize geçelim hemen.
"Kimler geldi kimler geçti, hiçbirisi Blount gibi değildi!" kısmı
GELENLER: Sebastian Telfair - Theo Ratliff ikilisi Portland ile yapılan takastan, Rajon Rondo - Leon Powe ikilisi drafttan, Luke Jackson Cavs'le yapılan takasından, çaylak Allan Ray ise (bu yaz draft edilmeyince) free agent olarak kadroya dahil edildi.
GİDENLER: Dan Dickau, Raef LaFrentz (takasla Portland'a), Dwayne Jones (takasla Cavs'e)
KALANLAR: Olowokandi (neler oluyor, bu adam neden geri geldi?). Diğerleri yerli yerinde, isimleri merak edenler http://www.nba.com/celtics/roster/ adresine gidebilirler. Yazdığım yeni isimleri çıkarın, işte size kalanlar + hayalet Kandiman. (Brian Grant ismini kaale almayınız zira takası veya takımdan kesilmesi an meselesi.)
Lig kurallarına göre, sezonun başlayacağı tarihte yani 31 Ekim'de kadronun 15 kişiye inmiş olması gerek, ki bu da, iki kişinin takımdan kesilmesi anlamına geliyor. Kuşbaşı edilecek isimlerden Brian Grant (Bundan öküz pirzola olur ancak bu saatten sonra! Zaten takımla beraber de değil) banko isim olarak görülürken, diğer kişinin Kandi (Bundan ne yemek olur, düşünemiyorum, bilemiyorum... Kokoreç?!.) veya Luke Jackson olacağı sanılıyor. Son bir ihtimal de Allan Ray olabilir. ESPN'deki bir yazıya göre, bazı GM'ler, Rajon Rondo veya Tony Allen gibi isimlerden biri waive edilirse (ihtimal dahilinde görüyorlar yani, pes!), bu oyunculara çok talip çıkacağını lütfetmişler. Ben de, tabii canım, olur, diyorum. Haydi Nash, Nash! (Oldu mu? İdare edin, sezon başı işte...)
"Maça kim başlar, kim bitirir, kim havlu sallar?" kısmı
Telfair - Pierce - Wally - Gomes - Perkins (sağlam olursa Ratliff) başlar ve West'in içinde olduğu bir beş bitirir gibime geliyor. İhtiyar Ratliff muhtemelen sezonun yarısına yakın kısmını sakatlıklar sebebiyle muayenehanede (bu kelimeyi hayatımda ilk kez yazıyorum sanırım, pek bir zorlandım) geçireceğinden, Perkins bir hayli dakika alacaktır. Bu noktada, bir üstteki kısımdaki, Kandi'nin bu takımda ne işi olduğuna dair bir sorumuza ilişkin beyin jimnastiği yapabiliriz: Müzmin sakat Ratliff ve forvetten bozma genç Perk, mevcut pivotlar. Yani henüz takımdan kesilmemesini tamamen pivot yokluğuna borçlu, yoksa basında çıkan "Kandiman'in hayata ve basketbola olan bakışı değişti" masalına inanmayın. Can çıkar huy çıkmaz, hele ki bahsi geçen kişi Olowokandi ise, unutmayın.
Rotasyon, bu beşe ek olarak, West, Ratliff, Allen, Jefferson ve Rondo'dan oluşacaktır. Sabit bir rotasyon olmayacağı için (http://celtics.bostonherald.com/celtics/view.bg?articleid=163657), bazı maçlarda Gerald Green'i de sahada göreceğiz sanırım. Ve maalesef Scalabrine'i de, tabii. Kısmet olursa da yazabilirsem, gelecek yılki sezona giriş yazımda, “Kimler geldi kimler geçti, hiçbirisi Scala gibi değildi” başlığını kullanmak isterim. (Blount dedim gitti, Raef dedim gitti, Dickau dedim gitti. Sanırım birileri Ainge okusun diye çeviri yapıyor buradan.)
"Sezondan ne bekliyoruz?" kısmı
Üstüste üç maç kazanabilmeyi!
Hakikaten, neydi o geçen seneki kabus? Düşündükçe mideme kramplar giriyor. Ainge gençlik aşısını gereğinden fazla abarttı kesinlikle. Bu kadar çocuk nasıl gelişecek, onlara birşeyler öğretecek birileri olmadıktan sonra? Bir kreş düşünün ama içinde sadece bebekler olsun, etrafta onlarla ilgilenecek öğretmen, bakıcı filan olmasın. Ya açlıktan ölürlerdi, ya da herhalde mağarada filan mı olurlardı (Birbirlerini öldürüp yeme ihtimalleri de var tabii, Sineklerin Tanrısı hesabı... Konu açılmışken, Rondo, Jefferson ve Powe'un tipleri de insanı tedirgin etmiyor değil!)
Özetle, kesinlikle bir temizlik şart. Eldeki malzeme fena değil, şöyle ikiye bir veya üçe bir bir takas yapılabilirse, takım için hayırlı olacaktır kanaatimce.
Neyse beklentilerimize geri dönelim; Gerçekçi olmak gerekirse çok fazla bir şey beklemiyorum, geçen yılki hayal kırklığından sonra, şayet ki Wally-Pierce dışında birileri ekstra performans göstermez ise... Kim olabilir bu? Koynunda 50 bin dolarlık zincirle gezip çaldıran akıllı adam Telfair, en muhtemel isim gibi görünüyor şu anda (nedense bu velede kanım ısınmadı bir türlü). Al Jefferson olabilir, diye düşünüyorum ama çok küçük bir ihtimal, bu çocuktan her geçen gün ümidimi kesmeye başladım. Gerçi bunda çocuğun kabahati az, zira sürekli sakatlıklar, çok küçük bir liseden (binasını kastetmiyorum) hazır olmadan geliyor olması ve yaşının daha 21 olması, fikrimi oluşturan etkenler. Aslında sakatlık biraz kendi kusuru, bileklerini bantlamaması vs. Bu sene patlama yapmasa bile artık bir atılım yapması şart, diye düşünüyorum, yoksa kendisini kapıda bulacak, ki adı Carlos Boozer ile ilgili takas dedikodularına karıştı bile.
Neticede, geçen sezon üç maç üst üste kazanamadan ulaştığımız 33 galibiyet derecesini kesin geçeriz. Ama çok uzağına da zor gideriz. 38-45 aralığında bir galibiyet derecesi ile bitiririz gibi geliyor. Atlantik Grubu'nun ikincisi, eğer Kidd sakatlanırsa Atlantiği alıp Doğu dördüncüsü oluruz herhalde. Bu arada ESPN yazarlarından Hollinger sağolsun bizi Atlantik birinciliğine layık görmüş, buradan kendisine Fahri Kelt Taraftarı ünvanını veriyorum, böyle bir hakkı bende görenler nezdinde tabii. Kararsız olanlara not: Yazılarımla Ainge'in kararlarına olan tesirim düşünülürse, evet, sanırım böyle bir hakkım var.
Hepinizin geçmiş bayramını kutlar, pazar günkünü de peşinen tebrik eder, etrafınızdan sevgi ve saygının eksik olmamasını temenni ederim.
Sezon başlasın, yine görüşürüz. Hadi sağlıcakla kalın.
Draftın ardından
Ümit Can İLHAN
4 TEMMUZ 2006
Takip ettiğimiz takım beş yıl aradan sonra play-off dışı kalınca, ister istemez geçen hafta içerisinde yapılan drafta daha bir konsantre olmuştuk. 2000 Draftı'ndan bu yana en zayıf görünen, herkesin seçim hakkını aşağıya çekmek için veya bir takasta kullanmaya çalıştığı bir draftta Ainge'in ne yapacağını kestirmeye çalışarak harcadık biz de vaktimizi. Aslında Ainge'in yaptığı açıklamalardan yedinci sıranın draft gecesi takas edileceğini kestirmek güç değildi ve nitekim drafttan birkaç saat önce hakkımızı ve Dan Dickau'yu Portland'da, Sebastian Telfair karşılığında takas ettiğimiz dedikoduları çıktı piyasaya.
Telfair'i açıkçası iki yıllık NBA kariyerinde çok fazla takip etmemiş biri olarak hakkında aklımda kalanlar; en iyi oyun kurucusu Steve Blake olan bir takımda üçüncü oyun kurucu konumunda kaldığı ve havaalanına getirdiği silahıydı... Hal böyle olunca, sadece kötü yönleri aklımda kalmış olan Telfair için Dickau'nun kontratından kurtulmuş olmak bile, yedinci sırayı kaybetmenin üzüntüsünü gideremedi. Açıkçası, takası o haliyle pek beğenmedim.
Daha sonra takasın "Ratliff + Telfair + Blazers'ın 2008'deki ikinci tur hakkı = Celtics'in yedinci sıra seçim hakkı + Dickau + LaFrentz" olduğu ortaya çıktı. Uzunca bir süre LaFrentz-Blount geyikleri ile kafanızı şişirmiş biri olarak elbette Raef'in gidişine sevindim, ki siz de bu mide bulandırıcı LaFrentz geyiğinden kurtulmuş olacağınızdan, duruma benim kadar sevinmişsinizdir diye tahmin ediyorum. Ne yapalım, artık biz de kendimize takılacak, sinirimizi çıkaracak başka birilerini buluruz. Scalabrine en büyük aday görünüyor şimdilik.
Ne oldu? Bu takas takıma yarar mı?
Ainge'in şu ana kadar sorgulamadığım yegâne yönleri, yetenek tespiti ve draft başarılarıy idi. Bu bakımdan, Telfair'i -efsanelerden duyduğumuz yönü hariç- çok tanımasam da, Ainge'in yedinci sırada bir Telfair bulamayacağını düşünmesi, benim için bu takası makul kılmaktadır. Üstüne LaFrentz ve Dickau gibi iki yastığın bu takasla gitmiş ve salary cap'i toplamda 13 milyon dolarlık yükten kurtarmış olmaları da cabası.
Ratliff'in 33 yaşında ve sezonun yarısında hep sakat olması problem gibi görünüyor belki ama sahada kaldığında 3 sayı çizgisinin gerisinden ayrılmayan ve takıma faydadan çok zarar getiren bir adamdan da daha iyidir, diye düşünüyorum. Bir de sağlam kalabilir ise bu takımın en büyük zaaflarından biri olan sertlik konusunda hayli ilerleme göstereceğimiz kesin. Sağlam kalmasa bile, takımda Raef olmayacağı için yine kazançlıyız, diye düşünüyorum. (Sanırım son Raef geyiğimdi. Yine de söz veremiyorum tabii.)
Geçtiğimiz sezonun ortasında iki overpaid ve uzun kontratlı, aynı zamanda ruhsuz ve takıma faydadan çok zarar getiren uzunumuz vardı. Bana 1 Temmuz'da ikisinin de takımda olmayacağı, ikisi birden gittikleri halde bu takaslar esnasında Pierce'ı kaybetmeyeceğimiz ve gidişlerinin takıma hiç bir yük getirmeyeceği söylense, benle dalga geçiyor diye -hiç tarzım olmamasına rağmen- tekme tokat girerdim hehalde bunu söyleyene. Ainge'e sadece şapka çıkarabiliyorum şu durumda. Umarım yüzüne gözüne bulaştırmaz daha sonra.
Yedinci sıraya kalan Rudy Gay için, "bu drafttaki ileride bizi pişman edebilecek tek adam" diye düşünüyorum, hatta açıkçası Raef'i izlemeye üç yıl daha bile katlanabilirdim Rudy Gay için, ama Ainge sanırım Gerald Green ve Pierce varken Gay'e ihtiyaç duymadı. Veyahut Gay'in yedinci sıraya kalacağını tahmin etmediği için bu takası yaptı... Son seçenek olarak, Gay'i hiç tutmuyordu (en azından benim kadar). Herneyse, umarım Telfair'den dolayı Gay'i seçmediğimize pişman olmayız.
Diğer takas
Rajon Rondo 21'nci sıraya kaldığında gözü dönen ve Delonte West'in olduğu bir takıma Telfair'i getirdiğinin bilincinde olmayan Danny Ainge, hemen Suns'dan 21'inci sırayı ve Brian Grant'in bir yılı kalmış kontratını (1,8 milyon dolar), Cleveland'ın ilk 10 korumalı 2007 pick'i karşılığı takas etti, böylece, yedinci sırayı takas etmememiz halinde burada seçmeyi düşündüğü Rondo'yu 21'inci sıradan seçmiş oldu. Cavs'in draft seçim hakkının gelecek yaz 20-25'inci sıralar arasında olacağı düşünülürse, Ainge'in yedinci sıradan seçmeyi düşündüğü bir adamı draft etmesi mantıklı bir hareket gibi görünüyor. Fakat bu seçimle beraber takımda üç genç oyun kurucunun olması, ortalarda hararetli bir şekilde konuşulan muhtemel Iverson Takası'nı akıllara getiriyor. Acaba Telfair ve Rondo hareketleri, olası bir Iverson Takası için yatırım mı?
Rondo'dan, ikinci turda seçtiğimiz Leon Powe'dan ve yaz ligi kadrosuna çağırdığımız undrafted Allan Ray'den biraz bahsettikten sonra, olası Iverson Takası hakkında da fikirlerimi beyan edeceğim... Az sonra!
Racona ters bir adam
Rajon Rondo (6'1" - 171 lbs., oyun kurucu, Kentucky Üniversitesi)
Rondo, müthiş sürati, üstün atletik yetenekleriyle Ainge'i büyüleyerek kendisini seçtirdi diyebiliriz. Şut atamayan gardlara zerre kadar sempati duymayan ve desteklediği takımda izlemek istemeyen biri olarak Rondo seçimine de açıkçası çok sıcak bakmıyorum. Ama…
Bu adam hakikaten racona ters işler yapıyor. İnanılmaz atletik özellikleri sayesinde kısacık boyuna rağmen bir uzun gibi ribaunt çekiyor, hatta bu sene kaybettikleri bir maçta 19 ribaunt çekerek dudak uçuklatmıştı (sezon ortalaması 6.1). Bu kadar çok ribaunt çekip bu kadar hızlı olan bir gard, öldürücü bir silah halini alabilir ve her zaman bu ligde iş yapar, şut atamasa bile... Savunması da cabası - ki 1986 doğumlu olduğunu ve şutunu geliştirmek için önünde çok zaman bulunduğunu düşündüğünüzde, bu adam hakkında olumsuz birşeyler yazmak çok zorlaşıyor (en büyük sorun şut mekaniği gibi görünüyor, ama Marion bile o stille şut sokabiliyorsa, Rondo'da sokabilir, tahmin ediyorum). Belki boyu savunmada post-up yapmayı rakip gardlarla eşleşmesinde problem yaratabilir, ama hızı, gücü ve abartılı uzun kolları sayesinde bu dezavantajı da ortadan kaldıracak gibi. Rondo'yu izlemeyi heyecanla bekliyorum (tabii takas edilmez ise).
Leon Powe (6'8" - 245 lbs., uzun forvet, Kaliforniya Üniversitesi)
"Halamın bıyıkları olsa, amcam olurdu" dedirten adamlardan biri daha. "İki santim daha uzun olsa, dizleri sorun çıkarmasa, kesin ilk turdan giderdi" diye düşündürten cinsten bir genç, bu Powe. Esasen, tıpkı geçen sene 50'nci sıradan seçtiğimiz Ryan Gomes gibi, lige tamamen hazır ve direkt takıma katkı yapabilecek bir oyuncu... Ve yine Gomes gibi, undersized bir uzun forvet. Gerçi bu adam Gomes gibi kısa forvet oynayamıyor ama uzun forvet pozisyonunda takıma katkı sağlayacağından pek şüphe duymuyorum.
Neticede Gomes varken çok da gerekli bir hamle değildi Powe ve ben bunu yine bir takas yatırımı olarak görüyorum (Gomes'in gidebileceği bir takas). Ayrıca Leon 'the Show' Powe, Leon 'the Lion' ve Leon 'show the power' Powe filan gibi rahat lakap takılabilecek bir isim kombinasyonuna sahip olması da güzel yanlarından biri. Bu arada unutmadan, istatistik sevenlere NCAA ortalamaları; 20 sayı - 10 ribaunt.
Allan Ray (6'2" - 205 lbs., şutör gard - Villanova Üniversitesi)
Celtics, seçilmediği draft sonrasında Ray'i hemen yaz ligi kadrosuna çağırarak, çok şık bir hamle yaptı kanaatimce. Ainge, draft edilmeyen bu kadar yetenekli bir oyuncu daha görmediğini beyan ederken, onun ligde bazı şeyleri kanıtlayacağını sandığını da belirtti. Ben de benzer fikirleri paylaşıyorum Ainge ile... Takım arkadaşları Lowry ve Foye'un ilk turda seçildiğ bir draftta, aynı takımda 18.5 sayı ortalaması tutturmuş, o ikisi kadar atletik, daha iyi savunmacı ve ikisinden kat be kat daha iyi bir şutör olan bir adam, nasıl oluyor da seçilmiyor? Anlamak mümkün değil. (Zaten Renaldo Balkman'ın 20'nci sıradan gittiği, Pittsnogle gibi bir adamın seçilmediği bir drafta fazlaca kafa yormamak lazım, zira kafayı yiyebilirsiniz.)
Ray'in oyun kurucu boyunda bir 2 numara -yani pozisyonu için undersized- olması büyük problem şüphesiz, fakat bu da, bu çocuğun -Ray Allen kalibresinde olmasa bile (tamam, isim benzerliğinden ötürü yaptım bu benzetmeyi, ama sempatik geliyor değil mi ismi?)- çok iyi bir şutör olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu kadar iyi bir şutör ve atlet olan ve iyi bir iş ahkalına sahip olduğu söylenen Ray'in bu ligde işsiz kalmayacağını düşünüyorum. Celtics olmazsa başkası olur, ki bence Ray sezon başladığında kadromuzda olacaktır. En azından öyle ümit ediyorum.
Nedir bu Iverson geyiği
Bilen bilir; Iverson'ın ne oyunundan, ne kendisinden hazzederim. Hatta "Celtics formasını giymesini istemeyeceğin iki isim söyle" deseniz, Kobe'ninkiyle beraber aklıma gelen ilk isim Iverson olur.
Drafttan bir gün önce başlayan Iverson'ın Celtics'e takas olacağı haberleri sıcaklığını koruyor. Ainge'in ligde en beğendiği oyuncunun Iverson olduğunu daha önce çok kereler söylemesi, bu takasın en azından konuşulmuş olabileceğini gösteriyor.
Açıkçası Iverson'ın gelmesi fikri beni pek heyecanlandırmıyor. Pierce-Iverson ikilisinin bu takımı şampiyonluğa taşıyabileceğine çok fazla ihtimal vermiyorum, hatta geri tepip çok kötü sonuçlar bile doğurabileceğini düşünüyorum. Her ne kadar Pierce bencil bir oyuncu olmasa da, hep birinci adam olmaya alışmış egosu yüzünden, an gelip Iverson'ın tavır ve davranışlarına, sahadaki bencilliklerine katlanamayabilir ve patlayabilir. Bu da Ainge'in üç yıldır üzerinde uğraştığı herşeyi bir anda yok edebilir. Peki böyle bir riske girmeye değer mi?
Her ne kadar Ivy'i pek -hatta hiç- sevmesem de, Celtics'i daha iyi hale getirecek bir takas tabii ki beni mutsuz etmez.
Söz konusu takasın temel parçaları Iverson ve Wally olarak görünüyor. Gerçekleşmesi halinde muhakkak yanda başka oyuncular verilir ama bunu makul düzeyde tutmak gerekir. Sözümona draft gecesi konuşulan paket "Jefferson + Gerald Green + yedinci sıra + Wally" idi, ki sadece "Oha!" diyebildim okuduğumda. Takımın tapusu da verilseydi bari!
Ainge bu kadar gerzek olamaz kanaatimce. Bir kere Jefferson veya Green'den değil ikisinin, birinin bile verilmesinden yana değilim ve açıkçası böyle bir takasın yapılması fikrine karşıyım. Şayet Wally + Telfair veya Rondo (ya da, hiç istemesem de, West dahi olabilir) ve Allen ya da Gomes olacaksa onaylayabilirim; ama Green veya Jefferson'dan birinin veya ikisinin birden olduğu bir takası, 31 yaşında, sıfırın altında çalışma etiğine sahip ve her an takımı yalnız bırakacak bir adam için makul görmem.
Ha, peki "Wally + oyun kuruculardan biri + Gomes / Allen"dan oluşan bir paketi Philly kabul eder mi? Pek sanmam ama Ainge fazlasından kaçınmalı diye düşünüyorum. Iverson çok sakat bir aşı; hastayı öldürme ihtimali, iyi sonuç vermesi ihtimalinden daha fazla. Bu sebeple yapılacak fedakarlık kısıtlı bir düzeyde tutulmalı. Ama tabii bu, Ainge'in Iverson'ı çok beğendiği ve takas için gözünü kararttığı takdirde önemli fedakarlıkta bulunacağı gerçeğini değiştirmiyor maalesef.
Son olarak bir de şu açıdan bakmakta fayda var; ismi takımıyla özdeşleşmiş, taraftarın sevgilisi, büyük gelir kaynağı bir oyuncuyu, bir takım neden tarihteki en büyük rakibine ve taraftarın nefret ettiği aynı gruptaki bir takıma takas etmek istesin ki?
Bir yerlerde çok büyük yanlışlar olmalı. Herşey aslında apaçık ortada, Ainge bunları göz önünde bulundurarak bu takasa girmeli ve bunu kullanmalı. Yoksa Allah sonumuzu hayretsin, ne diyeyim.
Allen Iverson'ın bu saatten sonra değişeceğini, gençlere iyi örnek olup idman kaçırmayacağını, şampiyonluk yolunda kişisel performansını en ön planda tutmaktan vazgeçeceğini düşünen sevgili Kelt kardeşlerimiz varsa eğer, bunu kafalarından bir an önce çıkarsınlar. Çünkü böyle birşey mümkün değil. Huylu huyundan vazgeçmez, can çıkar huy çıkmaz ve bir adam yedisinde ne ise yetmişinde de odur diyerek yazıyı noktalıyorum.
Sevgi, saygı.
|