NBA
TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler
vs.
|
Lakers
ayağa kalkabilir
1 NİSAN 2005, CUMA
Hayalkırıklığı... Bir Laker için bu sezonun tek tanımı...
Sorsanız birçok kişiye göre bu son, sezon başından aşikardı ama
ben, bizim beklentilerimize göre yapıyorum değerlendirmeyi. Kaldı
ki sezon başında Lakers'ın ilk 8'e giremeyeceğini öngörenler,
bunu ''Divac sakatlanır, koç yarı yolda ayrılır, Kobe de sakatlanır''
gibi etkileri hesaplayarak söylemiyorlardı. Herneyse... Neydi
bizim beklentimiz? Şampiyonluk mu? Hayır, benim tanıdığım ya da
okuduğum hiçbir Lakers taraftarı o kadar yükseği hedeflemedi,
emin olun. Ama en azından kabul edilebilir bir sezon geçireceğimizi,
üst düzey takımlardan biri olarak kalabileceğimizi düşünüyorduk.
Örneğin Houston gibi... Ne var ki, sezona çok kötü başlayan Rockets
değişiklikler ve takviyelerle raya otururken, biz şanssız akışımıza
müdahale edebilecek bir hamle de yap(a)madık ve bugüne geldik.
Kendi elinde olmayan ciddi sebeplerin sonucunda da olsa, Lakers'ın
playoff yapamaması kolay kabul edilebilir bir durum değil. Hele
ki sansasyonel değişikliklerin sonrasında... Devasa kontratının
sorumluluğundan kaçılarak tercih edilmeyen adam takımıyla kuvvetli
bir şampiyonluk adayı haline gelmişken sıra takımı olmak hazmı
zor bir durum. Peki Lakers'ın geçen yaz yaptığı tercihin değerlendirmesi
bu sezonla birlikte mi sonuçlanmaktadır? Hayır. Çünkü zaten Lakers
bir nevi yeniden yapılanmaya kalkışırken bunun meyvesini hemen
almayı beklemiyordu, yukarıda da söz ettiğim gibi. Çeşitli nedenlerle
bu sezon hedeflenen yerin uzağında kalınsa da, o hedefe varmanın
Lakers'a yalnızca manevi katkıları olacaktı. Bu yüzden, ben Lakers'ın
çok vahim bir kaybı olduğunu düşünmüyorum. Dahası, bu başarısızlık
Lakers'ın geleceğindeki olumlu bir parçaya da dönüşebilir. Geleceğiz
oraya...
Öncelikle
sezon başına dönelim ve off season'ı şimdi bir kez daha yorumlayalım.
Tabii ki esas hamle Shaq'ın gidişi... Burda bir parantez açmak
gerekiyor. Shaq'ı gönderen Kobe değil, Lakers yönetimiydi.
Phil Jackson'ı da... Lakers'ın Jackson'la anlaşamama sebebi istediği
yüklü miktarda para mıydı, Jackson'ın Kobe'yi istememesi ve Lakers'ın
onu tercih etmesi mi, yoksa Kobe'nin Jackson'ın kalması halinde
takımla tekrar kontrat imzalamayacak olması(?) mı? ''Kitabı''
ikinci seçeneği işaret ediyor ama hadi biz sorumluluğu Kobe'ye
yükleyen üçüncüyü düşünelim. Bu durumda bile tercihi yapan Lakers
yönetimidir. Ve eğer, Jackson'la yollar ayrıldıktan sonra Shaq'ın
bunu televizyondan öğrenmesi, ona haber verilmemesi de kasıtlıysa
(ki bu durumda da, ''madem Lakers Shaq'ı küstürmek istiyordu,
neden yeni koç Tomjanovich onu arayıp kalması için ikna etmeye
çalıştı?'' sorusu akılda takılı kalacak) bu yine Lakers'ın
tercihidir. Bu noktada, yapılan seçimin basitçe ''NBA'in en
güçlü oyuncusunu bıraktılar, Kobe'yi tuttular'' şeklinde yorumlanmaması
gerekir. Bu zor seçim; 32 yaşında, bu sene 27 buçuk, seneye 30
buçuk milyon dolar kazanacak ve o kontrata uzatma isteyen, ayrıca
her ne kadar bu yaz kişisel hırsı nedeniyle sıkı bir diyet yapsa
da önceki yıllarda tatilden hep fazla kilolarla dönen ve sürekli
ağırlaşan bir adamla; 26 yaşında, önümüzdeki iki sezon boyunca
diğer oyuncudan toplam 28 milyon dolar daha az para alacak, tatillerden
de çalışmış olarak dönen bir başka adam arasında yapıldı. Lakers'ın
yaptığı seçim illa ki doğrudur demiyorum ama değerlendirmenin
bu koşullar üzerinden yapılması daha sağlıklı gibime geliyor.
Takasta Lakers'ın hiç All-Star alamaması konuşuldu ama esas problem,
Brian Grant'in, ortaya koyduğunun yaklaşık üç katını ödeten kontratıydı.
Neyse, o gün daha iyi neler alabileceğimiz, konuyla alakalı değil.
Diğer hamlelere gelince... Shaq gidince öncelikli ihtiyaç tabii
ki pivottu ve mevcut cap space'le Dampier ya da Mehmet alınamayacağından,
mid-level exception'la getirilebilecek en iyi adama yöneldik ve
Divac'ı aldık. Her ne kadar ilerleyen yaşı nedeniyle artık ribaundlarda
defekt yaratsa da Divac; pas yeteneği, oyun görgüsü, pota altı
bire bir üretimi ve orta mesafe şutuyla hücuma bir zenginlik katacak,
savunmada da en azından kalın fiziğiyle hem kütle, hem de Ilgauskas,
Shaq gibi adamlarla boğuşma katkısı yapacaktı; bu nedenle iyi
iş yaptığımızı düşünüyordum. Tek sorun, 36 yaşındaki bir adamın
bütün sezon boyunca tek başına o pozisyonu kapatamayacağıydı,
ki daha sonra gelen Boston takası buna da çözüm getirdi. Özellikle
savunmada artık yetersiz kalan Payton (ve zaten kurtulmak için
gün saydığımız Fox) gönderildi, burukluk yaşadık ama gelen üç
adamdan bir tanesi çok kritikti, o da Chris Mihm. Mihm,
Divac'ı yedekleyebileceği gibi, 4 numara da oynayabilir ve maç
içinde dönem dönem uzun bir pota altı ikilisi elde etmemizi, 3
numaradaki 2.08'lik Odom'un da katılımıyla, Shaq'tan doğan boşluğu
farklı tarzda, oldukça uzun bir front court'la kapamamızı sağlayabilirdi.
Mihm'le beraber takıma katılan diğer iki oyuncu ise iyi şutör
oluşuyla Kobe ve Lamar'ın yanına ofansif olarak daha uygun düşecek
tarzdaki Atkins ve hem atletik, hem şutör bünye Jumaine Jones'tu.
Sezon öncesi görüntü, Lakers'ın oyun kurucular dışında dengeli
ve opsiyonlu bir kadro kurduğunu gösteriyordu. Ki oyun kurucular
da fazla aktif hücum rolleri üstlenmeyeceğinden, Atkins'in yanına
NBDL MVP'si Tierre Brown ve çaylak Sasha Vujacic yeterli bulundu.
Fakat planları çok büyük ölçüde bozan durum, Divac'ın hazırlık
kampı öncesi sakatlığı oldu. İlk etapta bir ay içinde döneceği
söyleniyordu, o süre uzadı, nihayet döndü ama tam olarak atlatamadığı
görüldü ve ameliyat için bir kez daha kızağa çekildi. Halen dönmesini
bekliyoruz, birkaç gün içinde de dönecek ama sezon bitti. Bu sakatlık
Lakers'ın pivot sayısını bir'e düşürdü. 36 yaşındaki Divac o pozisyonu
tek başına sırtlayamayacağı gibi, çabuk faul problemine girebilen,
istikrarsız Mihm'in de tüm sezon boyunca tek başına mücadele etmesi
beklenemezdi. Ama mecburen beklendi.
Burada bir atlama yapalım... Sezon başında şahsen Odom'un 3,
Grant'in 4 numara oynayacağını ve Butler'ın benchten gelen skorer
olacağını düşünüyordum. Belki Butler ayarında bir oyuncuyu benchte
bırakmanın lüks olduğunu düşündüğünden, belki de zaten zengin
olan 2-3 numara rotasyonundan Odom'u alıp geçen sezondan alışık
olduğu yerde oynatarak pota altı kadrosunu da zengin tutmak istediğinden
Rudy Tomjanovich düşündüğümü yapmadı ve Miami'deki gibi Butler
3, Odom da 4 numarada devam etti. Bence ciddi bir hata yaptı Rudy
T; en azından ısrar ederek... Butler ilk beş'teki üçüncü skor
opsiyonu olarak takıma pek kaydadeğer bir avantaj sağlayamadı.
Atlanta, Charlotte gibi traş takımlara karşı iyi maçlar çıkarırken,
San Antonio veya Detroit gibi zorlu rakiplere karşı hep sırıttı,
Kobe'nin çok bela savunmacılara karşı oynadığı bu maçlarda rakiplere
bir terslik yaratamadı. Diğer tarafta ise Odom; Duncan, Brand,
Rasheed gibi güçlü uzunlara karşı hep zor duruma düştü, hem savunmada
yeterli olamadı, hem de hücumda potansiyelinin altında kaldı.
Udonis Haslem veya Juwan Howard gibi çok güçlü olmayan, fiziksel
olarak dişine göre 4 numaralara karşı çok iyi maçlar da çıkardı
(NTV'den herkes izleme fırsatı bulduğu için bu iki maçı örnek
verdim özellikle) ama herkesin 4 numaralı pozisyonu o kadar hafif
değildi.
Lamar'ın
kapasitesini hemen istatistikle somutlaştırmaya çalışalım: Sophomore
yılında (21 yaşındaydı) Clippers'ta 17.2 sayı, 7.8 ribaunt, 5.2
asist ve 1.6 blok. Sonra iki sezonluk bir sıpalık süreci oldu
ama atlattı neyse ki. Elinizde dengeleri lehinize bozabilecek,
rakibe terslik yaratacak bir koz varsa, onu yerinde kullanırsınız.
Örneğin Detroit'in bu sezon Tayshaun Prince'i hücumda iyice öne
çıkarmasının kendilerine sağladığı katkıları görüyoruz. Prince
birçok rakibe fiziksel olarak o pozisyonda üstün geliyor. Lakers'ın
elinde benzer avantajı bulunan, üstelik daha yetenekli bir oyuncu
var ama Caron Butler'ı da araya sıkıştırmak adına bu kozu, kendisinden
güçlü adamlara karşı harap etti sezon boyunca. Bu arada dediğim
gibi, Butler da belli seviyenin altındaki maçlar haricinde hiçbir
artı getiremedi. Getiremediği gibi, Lakers o pozisyonda sıradanlaştı
hatta Rashard Lewis, Prince gibi oyunculara karşı çok başı ağrıdı.
Oysa Spurs ya da Pistons, Lakers'ın en önemli hücum silahını ligin
en iyi iki savunmacısıyla ölümüne yıpratırken Lakers Odom'la bu
takımların başına sorun açabilirdi. Mesela Pistons, Tayshaun'u
Odom'la eşleştirmek için Kobe'nin üzerinden çekmek zorunda kalabilir,
sıkı Spurs savunmasına karşı bir anahtar elde edilebilirdi. Bu
arada Butler da benchten skor desteği sağlar, ilk beş oyuncularının
dinlendiği anlarda (ki Lakers'ın en önemli problemlerinden biri
de buydu sezon boyu) takıma nefes aldırırdı. Belki ortalaması
2-3 sayı düşer ama çok daha kritik bir görev üstlenir, çok daha
faydalı olurdu. Ayrıca rakibe göre lineup değiştirilebilir, üstte
örneğini verdiğim Houston, Miami gibi rakiplere karşı yine Butler-Odom'la
başlanabilirdi.
Bir atlama yapmıştık, ondan önce "Mihm sezon boyu tek pivot
kaldı" diyorduk, oraya dönelim. Mihm'in yedeği olarak Brian
Grant kullanıldı. Grant zaten Miami kariyerinden bu göreve alışmış
durumda ama bu onu bir pivot yapmaz. Doğu'nun daha uygun uzunlarına
karşı idare ediyordu ama Batı'da şartlar farklı. Esasında Grant
PF olarak bence hiç de fena olmazdı. Senelerdir kendinden 5-10
cm. uzun adamlarla mücadele ettiğinden hep olduğundan daha az
gözüktü. Kontratı elbette fazla ama bu onu kullanmamayı gerektirmez.
Bence Grant overpaid olmanın yanında diğer taraftan da underrated
bir oyuncudur şu anda. Güçlü bir oyuncu olarak 4 numarada bu kadar
ezilmememizi sağlardı, ribaundlara ciddi yardım ederdi ve bence
ilk beş çıkıp ortalama 30 dakika civarı bir süre alsaydı 9-10
sayı, 8 ribaunt civarı katkı sağlardı. Bu kadar az istifade edebilmek,
onu daha fazla overpaid kılmaktan başka bir şeye yaramıyor. Mihm'i
yedekleme kaygısının da Grant'i kullanmamada etkili olduğunu söyleyebiliriz,
zira hakikaten o işi yapacak başka kimse yoktu (Medvedenko 4 için
bile yumuşak). Yine de dakikası daha fazla tutulabilirdi, bütünüyle
geçerli bir mazeret değil bu. Fakat dönüp yine Divac'ın sakatlığına
geliyor işte mevzu.
Bana göre başarısızlıktaki en kritik noktalar bunlar. Bunlara
tabii ki Tomjanovich'in ani rahatsızlığı nedeniyle takımdan ayrılması
veya Kobe'nin içerde oynanacak ve avantaj sağlanabilecek bir seri
ve hemen ardından gelen zorlu Doğu turu öncesinde, sezonun belki
de en kritik virajında sakatlığı nedeniyle oynayamaması da eklenebilir.
Öte yandan Rudy-T'yi zaten şahsen başarısız bulduğumdan, bu sezon
için gidişi etkilese de, yazın yerine başka birinin gelme durumundan
ötürü uzun vadede olumlu sonuç verebilir.
Şu ana kadar, başarısızlığın kendimce nedenlerinden bahsettim.
Şimdi bunları bir kenara koyalım. Dediğim gibi, Lakers için zaten
sezonun kaybı manevidir ve bu başarısızlığın aslında bir
de getirisi oluyor. Nedir bu? İlk tur draft hakkı... Lakers'ın
kazancı, playoff'a girse en erken 15'nci sıradan seçebilecekken
şimdi 12-13'lere ilerlemesi değil yalnızca. Hiç seçemeyecekken
bir anda o hakkı cebinde tutmuş olması, zira sezon başında Boston'la
yapılan takasta bu sezonun ilk tur hakkı, lottery korumasıyla
birlikte Celtics'e gönderilmişti. Şimdi o koruma bize bir ilk
tur hakkı sağladı. Çok da iyi oldu, çünkü elimizde mid-level exception'dan
başka takıma ciddi bir katkı yapacak adam almak üzere hiçbirşey
yoktu; başka oyuncuları takasta kullanmaktan başka, ki ona da
geleceğim. Şimdi ise, iyi seçim yapıldığı takdirde en geç ikinci
sezonundan itibaren takıma eli değecek, çok iyi seçim yapılırsa
(ve tabii şans da yanımızda olursa) daha kısa vadede işimize yarayarak
nefes aldıracak bir genç adam daha alabiliriz. Şu an itibariyle
11'nci sıradan seçim yapacağız, sezon sonunda kadar 10-13 arası
değişebilir, 9 ya da 14 çok ekstrem durumlar olur. Tabii ki azıcık
topumuzla ilk üç'e kapak atma şansımız da var ama onun üstünde
durmamak gerekir.
Görünen o ki Lakers draftteki hakkını bir uzun almak için kullanacak,
çünkü seçeceği sıralara tatmin olacağı bir gard kalmayacağı söyleniyor
ve mid-level'ıyla da point guard mevkiine ekleme yapmaya çalışacak,
çünkü mid-level'la bağlayabileceği en uygun uzun Stromile Swift,
o da belki ve dahası o da ince. Öte yandan gard listesi daha fazla
seçenekli; Marko Jaric, Antonio Daniels, Earl Watson gibi... Eğer
ikisiyle de iyi adamlar alınabilirse takım yine bu sezon başındaki
noktaya gelir beklentiler açısından. Ve ondan sonra bir sonraki
aşama düşünülmeye başlanır. O aşama da gelecek iki sezonun sonunda
bitecek kontratlar. Gelecek sezon toplam 18,5 milyon dolarlık,
ertesi sezon da 18 milyon dolarlık kontrat sona eriyor Lakers'ta.
Bu kontratların sezon sonu bitmesi Lakers'ı cap'in çok altına
indirmeyecek (2007 yazı geyiği dolaşıyor her tarafta, iyi de 2007
salary'sinde Lakers'ın üç tane kontratlı oyuncusu var, o yüzden
o kadar rahat gözüküyor. Sanki iki sene boyunca hiç çaylak ya
da mid-level alınmayacakmış, kadro böyle kalacakmış gibi) ama
sezon içinde değerlendirilebilir. Tıpkı bu sezon Golden State'in
Baron Davis'i, Boston'ın Antoine Walker'ı bedavaya alabildiği
gibi. Benzer koşulların oluşma garantisi elbette yok. Ama her
trading deadline illa ki hareketlidir ve önümüzdeki iki sezon
boyunca Lakers'ın elinde, sezon sonu cap'ini temizlenmiş görmek
isteyen takımlar için son derece cazip şeyler olacak. Bir başka
deyişle, bu sezon Boozer'ı almak isterken cazip bir teklif sunamayan
Lakers, gelecek iki sezon bu kadar kısıtlı olmayacak.
Şimdi
ipler Kupchak'in (ya da kovulması halinde ipler kime teslim edilecekse
onun) elinde...
Kötü bir sezon geçirildi ama kaybedilmiş bir şey yok. Akıllı bir
yönetimle Lakers düşünülenden çok daha erken dönebilir ait olduğu
yere.
orkunco@batug.org
|